0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
54
Okunma
Bizim mahallenin çocukları hep ilk aşkından vurulur.
Benimki kurşun yarası değil ama, fena sızlıyor.
Doktor "Röntgen temiz" dedi, gülesim Tahta tabure
Bu mahallenin çocukları hep ilk aşkından vurulur.
Benimki kurşun yarası değil ama, fena sızlıyor.
Doktor "Röntgen temiz" dedi, gülesim geldi;
İçimde kırılan o kadar heves varken,
Bu makineler sadece kemiğe bakıyor, insandan ne anlar.
Kalbin kırık dökük yerlerini hangi film gösterir ki zaten?
...
Dünyaya hep ters köşeden dahil oldum ben.
Millet takım elbise peşindeyken,
Ben delinen o tek dizimin, o kanayan kabuğun yasını tuttum.
Şimdi otuzunu geçmiş bir adamım, boyum posum yerinde,
Ama gökyüzü aniden kararsa,
Hâlâ o kaçan topun peşinden tel örgülere tırmanan çocuk gibi kalakalıyorum.
Üstelik o teller artık paslı ve kalbimin etrafında,
Ne içeri bir ses alıyor artık, ne dışarıya bir kelime bırakıyor.
Afili masaların, büyük hesapların, cebi dolgun adamların uzağındayım.
Beni hep bir dükkan önündeki o alçak, tahta tabure teselli etti.
Sıcak bir çay bardağına elini vurunca geçer sanıyor insan dünyanın soğukluğu,
Geçmiyor; çay bitiyor, cam soğuyor,
Geriye sadece parmak uçlarında kurumuş bir sızı kalıyor.
Sonra bir bakıyorsun, takvimler devrilmiş,
Babamın yaşındayım artık, onun gibi bakıyorum aynadaki adama;
Göz altlarımda aynı yorgunluk, sesimde aynı eski hatıra.
Sanki bu hayatın provasını yapmadan sahneye fırlatmışlar beni,
Sıramı şaşırmışım da, bütün seyirciler bana bakıp susuyormuş gibi.
Ceketimin düğmeleri eksik, cebimde buruşuk faturalar ve eski bir hırs.
Zaman diyorum, ne arsız bir berbermiş meğer,
Biz daha büyümeden gençliğimizi tıraş etmiş, önümüze koymuş.
Yine de ocağın altını açtım, rüzgara karşı bir tütün ateşledim.
Bizim gibi adamların ağrısı ne ilaçla geçer ne pansumanla,
Biz ancak bir dostun "Geçecek be usta" deyişinde soluklanırız;
Ki o dostun da çoktan başka bir şehirde,
Başka bir rüzgara karşı, kendi yarasına tütün bastığını biliriz.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.