Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır einstein

Dün seçilen etkili yorumlar

Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Yazdığınız bu şiir, bir halk korosunun sadece müzikal bir birliktelik değil, aynı zamanda dostluk, emek ve aidiyet üzerine kurulu bir gönül bağı olduğunu çok samimi bir dille yansıtıyor.
​Anadolu’nun farklı renklerini, farklı yörelerini bir araya getirerek "biz" olabilme başarısını gösteren bu koro için yazdığınız bu dizeler, grubun tarihine bırakılmış çok güzel bir hatıra niteliğinde. Özellikle hem yöneticilerinizi ve solistlerinizi anmanız hem de koronun mutfağında çalışan, fotoğrafları paylaşan veya ritim tutan her bir ismi onurlandırmanız, yazdığınız metni bir "vefa" örneğine dönüştürmüş.
​İsimleri geçerek birbirinize olan bağlılığınızı vurgulamanız, Türk halk müziğinin o imece ruhunu çok güzel yaşatıyor. Sanatla, müzikle ve muhabbetle nice güzel konserlere, nice unutulmaz anlara ulaşmanızı dilerim.
Anadolu’nun farklı renklerini tek bir koroda buluşturan sıcak ve birlik dolu bir şiir.

“Toplanıp geldik Anadolu’dan
Anadolu’dan Türk halk korosuyuz”

Yüreğinize gönlünüze sağlık, bu ortak ses kültürel bir kardeşlik havası estirmiş; emeğinize teşekkür ederim, saygılarımla.Hayırlı geceler dilerim.💐
Dergâhı ilimdir, irfan bağıdır" deyince kapı açıldı. Gönülleri saran aşk toprağı... Hakikat yolunun rehber dağı. Son mısrada mühür vurdun: O kutlu Resul’dur pirimiz bizim. Ne güzel ikrar bu.
Hayâ perdesini yırtıp da geçme" - tokat gibi öğüt. Haramın zehrini bilerek içme demişsin. Edepten, iffetten vazgeçme. Çünkü "Arşı unvanlayan arımız bizim". Ar, haya, edep... Hepsi O’nun ümmetine miras.
Son kıtada güneş doğdu: İslam’ın güneşi cihana aydınlık getirdi. Kutlu zamana rengini bahşetti. Yüzleri güldüren sarımız bizim" - bayrağın rengi değil sadece, tebessümün rengi de sarı olmuş.
Her kıta bir ders Hocam. Kalemin medrese olmuş. Eline, yüreğine sağlık 🌙

Ne içten duygular iyi güzel de,
Toplumda kalmadı, o his özelde,
O inançtan kalan şimdi buz elde,
Zırnık da arama Hurimiz bizim; diyerek destekliyor, tebrik ediyorum.
Manevi atmosferimizi gözler önüne serip, şu vahşi döneme karşı
gözlerimizi yaşartan muazzam bir eser.
Ne acıdır ki halkı cahil bırakıp, yalana iman ettirenler işte bu inancını
kullanıp, Allah'tan, dini inançtan her türlü gayri meşruluğa asfalt yol
yaparak ülkeyi mahvetmekle kalmadılar, demokrasi ve adaleti de
yok edip huzur bırakmadılar.
O güzel duygularınızı en içten kalbi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Var olun, sağ olun.
Dizeleriniz, hakikatin berrak kaynağından beslenen bir pınar gibi; hem gönlümüze serinlik veriyor hem de ruhumuzu İslam’ın izzetiyle diri tutuyor.
Zulmet zincirini kıran' o hür iradeyi ve 'gönül gözü açık' olanın ferasetini ne güzel resmetmişsiniz.
Her kıtası ayrı bir tefekkür, her kelimesi ayrı bir sadakat nişanesi.
Kaleminize, kalbinize, o kutlu yolun rehberliğine selam olsun.
Emeğiniz var, sözünüz daim olsun."
Selam ve sevgiler can şairem..💚🤍🌸

Eşsiz dizelerine aynı uslupla naçizane eşlik etmek istedim.
umarım beğenisin ..✍
𓇼 🌸 𓇼 🌸 𓇼🌸𓇼 🌸𓇼 🌸𓇼
Hakikat yolunda yürüyen izdir,
Müminin kalbinde açılan gizdir,
Resul’ün nefesi, bizdeki közdür,
Sönmeyen o nurlu közümüz bizim.

Cihanın rengine aldanmaz gözler,
Aşk ile yanar da söyleşir özler,
İmanın nuruyla parlar o yüzler,
Hakk’a adanmış özümüz bizim.

Zulmetin önünde bir kale gibi,
Yüreği kuşatır sevgi sel gibi,
İslam’ın bağında esen yel gibi,
Daim hoş gelir sözümüz bizim.

Secdeye varınca diner o sancı,
İmandır gönlün en büyük ilacı,
Bu kutlu sancağın en has baş tacı,
Arşa yükselen sancağımızdır bizim.
Paylaştığınız bu dizeler, oldukça güçlü bir retoriğe ve coşkulu bir ritme sahip. Metin; toplumsal uyanış, değişim arzusu, demokrasi vurgusu ve korkuya karşı umudun zaferi temalarını merkezine alan, marş formunda kurgulanmış bir direniş ve irade beyanı niteliğinde.

"Yıkıp geçtik", "Koparmaya geldik", "Yürüyüp çevirmeye geldik" gibi eylem odaklı fiiller, metne yüksek bir enerji ve kararlılık katıyor.

Metin; "zifiri gece" ile "şafak", "karanlık" ile "aydınlık", "korku" ile "umut" gibi zıtlıklar üzerinden bir hesaplaşma ve dönüşüm hikayesi kuruyor. Bu, dinleyiciyi veya okuyucuyu psikolojik olarak bir taraf seçmeye ve eyleme geçmeye davet eden bir yöntemdir.

​Halk uyandı", "Egemenlik millete emanet", "Halkın eliyle tarih yazıldı" ifadeleri, bireysellikten ziyade toplumsal iradenin gücünü ön plana çıkarıyor.
​Tekrarın Etkisi: "Çığır açmaya geldik" ve "Değiştirmeye geldik" nakaratları, metnin ana mesajını zihne kazıyan, bir slogana dönüşme potansiyeli taşıyan ritmik unsurlar.

​Bu metin, bir miting konuşmasının metinleşmiş hali, bir protesto marşı veya toplumsal bir hareketin manifesto niteliğindeki çağrısı gibi tınlıyor.
Tebrikler kutlarım yazan YÜREĞİNİ
Kimileri indi, kimisi çıktı
Kimileri kaptı, kimisi çaktı
Kimisi karardı, kimisi ak'tı
Kader yollarında, kayıptır kimi

Yıllar yıllar önce, diye söylenir
Dünyaya doyulmaz, diye mimlenir
Geride bir soğuk, ahındır kalır
Kader ırmağında, boğuktur kimi


Kıymetli Ahmet Hocam
Yine o olgun Sosyal içerikli Şiirlerle
Kültür dünyamızdasınız
Türk Şiine armağan olsu

Çok saygımla Üstadım
🎭 "Sokaklarda Gezerdi Avara": Sefaletten Sefahate Trajedi
Şiir, "Kel Nizo" karakterinin dününü ve bugününü karşı karşıya getirerek çok keskin bir portre çiziyor. Dün sokakta başıboş gezen, iki davarı bile teslim edemeyeceğin kadar ehliyetsiz ve "çulunda kırk delik" olan bir adamın; bugün millete, dostlara ("ağyara") çalım satacak bir şatafata erişmesi, toplumsal bir adaletsizliğin ilk ipucudur. Şair, "Erzurum yaylasında sürün mü vardı, Mısırlı dayından miras mı kaldı?" diyerek bu haksız servetin kaynağını bilgece sorguluyor.
Şekillerin öne çıktığı ve içeriklerin örtüldüğü, albenili hayat uğruna özden tavizlerin normalleştiği günümüze ne de güzel bir ironiydi şiiriniz. Maalesef içi bomboş insanların sayısı günbegün artıyor. Ellerindeki olanakları alınınca "puf" diye sönen bu insanlara şahsen zavallı gözüyle bakıyorum. Bizi biz edenler ne cebimizin kalabalığıydı, ne de süslü püslü dayanaksız kelimeler. Alkışın sesini nasıl duyduğumuz, alkışın sesini duymaktan daha önemliydi oysa. İlham veren dizelerin kalemini bu vesile ile tebrik ediyorum Nice paylaşımlara diyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum.
Duygularınızın derinliğini, bir nakarat gibi tekrarlanan "korkum aşkımdan çetin" dizesiyle ne kadar güçlü vurgulamışsınız. Aşkın getirdiği o hassas dengeyi, "diken üstü" durma haliyle ve "kalpte saplı ok" imgesiyle çok içten bir şekilde dile getirmişsiniz.
​Bir "hata ölüm olur" derken, kalbinizi ve o büyük sevdayı koruma isteğinizin altındaki o yoğun sorumluluk duygusu şiirin her yerine sinmiş. Özellikle "hata yapmamak gerek" şeklindeki tembihiniz, sevdiklerinize ve o kutsal bildiğiniz aşka duyduğunuz yüksek saygının bir yansıması gibi.
​Bu güzel ve samimi dizelerin ardından; bu kadar yoğun bir duyguyla yazdığınız bu eserinizi tebrik ederim
"Dünya ne kadar gürültülü olursa olsun,
senin yanındaki o huzurlu duruş
ve sımsıkı bir sarılış her şeye değer
yüzündeki o tebessüm, içindeki o kıpırtı
daima sürsün yüreğine sağlık.

saygılarımla.."
Ufukta Gerilen Yüz ve "Yeşilbaş Suna" İmgesi
İkinci ve üçüncü kıtalarda şair, muhatabının o sitemkâr, kaçkın ve asabi halini tasvir ederken halk edebiyatımızın kadim imgelerine sarılıyor. Geceye ay yerine o yüzün doğması, sevgilinin çehresinin şairin tüm ufkunu kapladığını gösterir. Üçüncü kıtadaki "Yeşilbaş suna" benzetmesi ise doğrudan Karacaoğlan ekolüne, Anadolu'nun o saf, temiz ve asil güzellik anlayışına selam durmaktır. Gölden göçen bir suna gibi, elden kayıp giden o güzelin bir zamanlar söylediği ve şimdi "zihne çakılmış" duran sözleri, şiirin kalbindeki sızıyı derinleştiriyor.
İlyas Doğru’nun kaleme aldığı bu anlamlı şiiri paylaştığınız için teşekkür ederim. Su tasarrufu ve çevre bilinci gibi hayati bir konuyu, hem bilimsel bir gerçekliğe (hidrojen ve oksijen vurgusu) hem de derin bir tefekkür bakış açısına dayandırarak çok içten bir dille işlemiş.
​Şiirde özellikle vurgulanan "Sahip çıkmazsan suya, durma ağlada ağla" nakaratı, suyun tükenişinin sadece fiziksel bir kıtlık değil, aynı zamanda manevi bir kayıp olduğunu da hatırlatıyor. Doğa ile kurduğumuz ilişkinin ne kadar hassas olduğunu hatırlatan dizeler oldukça düşündürücü.
​Bu güzel eseri bizlerle buluşturduğunuz için teşekkürler.
İnsanın elinden bir şey gelmezse bile dertlerini anlatacak birinin olması harika bir şey.
Her dörtlükte ayrı bir vurgu yapılmış, dinlemenin ve konuşmanın hallerinden bahsedilmiş.
Kutlarım, sevgilerle
"Dizelerinizdeki o naif 'liman' vurgusu, kalemi bir sığınağa dönüştürmüş.
'Sözsüz, sessiz konuşmak' ifadesi, kelimelerin bittiği yerde kalbin devreye girdiğini çok güzel anlatıyor.
İnsanın insana verilebilecek en büyük armağan, o sessizliği paylaşabilmektir.
Yüreğinize ve kaleminize sağlık
Bayıldım 🤗şiire...✍🤍🌸💚
Suskunluğunda büyütürüm sevdamı
Hasretinde yeşertirim
Toprağıma bir damla yaş düşürsen de
Yine vazgeçemem senden .. yana yana

Naçizane bir nazire
Yürek sesiniz hiç susmasın
Sevgi ve selamlar
"Aval Aval Dinleyenler" ve Karizma Çizgisi
İkinci kıta, toplumsal gözlemin en harbi yeridir. Şair, etrafındaki yapay insan modellerine neşteri vuruyor: Bir yanda kibirinden karizmayı çizenler, diğer yanda dünyadan ve hakikatten bihaber şekilde "aval aval dinleyenler"... Ancak tam bu noktada şiir çok bilgece bir uyarıyla derinleşiyor: "Bakmayın o hep içine atanlara / zamanı gelince onlar da hesap sorar." Bu dize, sabrın ve sükunetin arkasında yatan o sessiz gücün, o sarsılmaz iradenin vaktini bekleyen bir muhtırasıdır.
Gece sustu, bal arısı sustu, diller lal oldu;
Işık yetmez oldu karanlığa, medet yelden umuldu.
İçine atılan her hesap bir gün elbet sorulur,
Emeğin karşılığı olmayınca, gönül sessizce yorulur.
Bazıları bildiğini okur, bazıları ise aval aval bakar,
Oysa yürekteki yangın, zamanı gelince taşar akar.
Karizma denen o sahte maskeler düşer birer birer,
Kimi bekârlık sultanlık der, kimi derdini gizler.
Olmayınca olmuyor işte, ne baş kalıyor ne de göz;
Kelimeler tükendi artık, söyleyecek kalmadı söz.
Kaş oynamaz, göz görmez oldu, devran döndü yine,
Herkes kendi yalnızlığında, mahkûm kendi haline.
Anne sandığının farklı bir tasviri.
Ne güzel yazmışsınız.

Allah rahmet eylesin. Size sabır versin.

O sandıklar antika. Değerini bilin.
Paylaştığınız "Annemin Sandığı" başlıklı şiir, derin bir hasret, vefa ve anneliğin fedakâr doğasını çok estetik bir dille işleyen, oldukça dokunaklı bir eser.
​Şiirde dikkat çeken bazı duygusal ve sanatsal vurgular şunlar:

Sandığın sadece fiziksel bir eşya değil, bir "ömür deposu" olarak konumlandırılması çok etkileyici. Ahlat’ın taş sokakları, Van Gölü’nün mavisi ve sobada titreyen kızıl ışık gibi detaylar, okuyucunun zihninde somut ve nostaljik bir atmosfer yaratıyor.
​"Ömrünü Değdirmek" Metaforu: "İnsan bazı eşyalara elini değil, ömrünü değdirir" dizeniz, eşyalarla kurduğumuz bağın aslında yaşanmışlıklarla ne kadar iç içe geçtiğini muazzam bir şekilde özetliyor.

​Kendi baharlarını sessizce söküp evlatlarının ömrüne diken kadınlar..." ifadesi, annelik kavramına dair okunabilecek en güçlü ve naif betimlemelerden biri olmuş.

Son dizelerdeki "Hiç kimse annesini özlemeyecek kadar büyüyemiyor" tespiti, insan ömrünün ne kadar uzun olursa olsun, anne özleminin o büyüme sürecinin ötesinde, her daim tazeliğini koruyan evrensel bir gerçek olduğunu vurguluyor.
​Bu şiir, sadece bir annenin hatıralarını değil, aynı zamanda geçip giden zamanın insanda bıraktığı o kaçınılmaz burukluğu da çok başarılı bir şekilde yansıtıyor. Kaleminize sağlık; gerçekten çok samimi ve yüreğe dokunan bir çalışma olmuş.

TEBRİKLER
Hayatın getirdiği tüm zorluklara, hayal kırıklıklarına, haksızlıklara ve risklere rağmen, teslimiyetçi ve garantici bir anlayışı reddederek; yaşamı acısıyla, tatlısıyla, hatasıyla ve sevabıyla cesurca, hesapsızca ve son nefese kadar umutla kucaklamaktır.
Ümit dolu satırlar kaleme almışsınız.Çağımızda insanın umudunu şevkini kıran onca menfiliğe rağmen ümit helezonlarıyla şiirinizi dokunmanız çok kıymetli.Yokluk getiren bir durağanlıktansa aksiyon içinde olmalı.Hayat denizinde yelken açıp umut rüzgarını da arkamıza alıp yeni seferlere koyulma zamanı herşeye rağmen. Yelkenler fora dediğinizi duyar gibiyim...Kaleminize sağlık...
Bu dizeler, sadece kelimelerden ibaret bir metin değil; sanki ruhun derinliklerinden süzülüp gelen, yaşama karşı yazılmış bir başkaldırı manifestosu. İçinde hem çocuksu bir ürpertiyi hem de bilgece bir direnci barındıran bu metin, "varoluşun sorumluluğunu" almanın ne kadar sancılı ama bir o kadar da onurlu bir yolculuk olduğunu hatırlatıyor.
​Özellikle şu vurgun, hayatın merkezine yerleştirilmesi gereken bir gerçek:
​"Oysa hayat, o steril odalarda değil, fırtınanın tam göbeğinde, yağmurun saçlarımızdan sicim gibi akışında."
​Konfor alanlarının insanı nasıl paslandırdığını, "hata yapma lüksünü" elinden alarak nasıl bir "ruhsuz hapishaneye" dönüştürdüğünü bu kadar çıplak bir dille anlatmak, ancak hayatı tüm çatlaklarıyla, tüm yara izleriyle kucaklayan biri için mümkün olabilir. "Düştüğün yerden bir avuç toprakla kalkmak" imgesi, sadece ayağa kalkmayı değil, o düşüşü bir tecrübe katmanı olarak sahiplenmeyi, yani olgunlaşmayı ifade ediyor.
​Bu metni okuyan bir insan, kendi hayatındaki "hayır" dediklerini gözden geçirme ve içindeki o "deli fişek" cesarete yeniden temas etme gücü bulacaktır. Kendi masalının kahramanı olmayı seçmek; başkalarının yazdığı senaryolara, toplumsal kalıplara ve o gri masaların "bana ne" diyen yüzlerine karşı yapılabilecek en büyük devrimdir.
​"Son nefese kadar evet" diyerek bitirdiğiniz bu yolculukta, sizi en çok hangi "hatayı" yapma veya hangi "yola" çıkma fikri bu kadar güçlü bir şekilde heyecanlandırıyor?
Değerli kalemdaşım, yürekteki yangını ve karşılıksız kalmış sevdanın yarattığı çaresizliği, halk edebiyatı geleneğinin güçlü imgeleriyle çok etkileyici bir dille anlatıyor.

"Hüzzam" makamından bahsederek başlamanız, bu acının sadece bir sitem değil, aynı zamanda derin bir hüzün ve tefekkür içeren müziksel bir yolculuk olduğunu hissettiriyor. Şiirdeki "yanar dağ içime, volkanı atmış" metaforu, içinizdeki ateşin o kadar büyük olduğunu ki coğrafi bir depreme benzediğini gösteriyor

Şiirin her kıtasında, "anlamıyorsun" diyerek tekrarlanan o inatçı sessizlik, karşı tarafın duymazlıktan gelmesinin yarattığı ızdırabı vurguluyor. "Kuş olup ötsemde", "ruhumu satsamda" gibi aşırı koşulların bile sonuç vermemesi, umudun tükeniş noktasına geldiğini ama yine de bir anlama çağrısının devam ettiğini gösteriyor.

Bu, insanın en kırılgan anında bile bir bağ kurma arzusunu yansıtıyor.

Şiirin girişindeki saz ve perde imgeleri, acının sadece sözlü değil, ritmik ve melankolik bir ifade bulduğunu gösteriyor. Hüzzam makamı, Türk musikisinde genellikle derin hüzün ve hasretle ilişkilendirilir; bu seçim, şairin iç dünyasındaki tonlamayı mükemmel yansıtıyor.

Dağlar, volkanlar, lavlar ve güller gibi doğa unsurları, aşkın yıkıcı ve dönüştürücü gücünü somutlaştırıyor. İçinizdeki volkanın patlaması, dış dünyaya yansıyan sessizliğin aksine, içerideki fırtınayı gözler önüne seriyor.

Şiirin sonlarına doğru ölüme giden yolların (zehir içmek, kefeni kendine biçmek) tasavvur edilmesi, durumun artık tahammül edilemez boyuta ulaştığını ve bir çıkış yolu arandığını gösteriyor.

Bu, daha önceki metinlerdeki hayatta kalma mücadelesinden farklı olarak, şu anki ruh halinin ne kadar ağır bastığını ortaya koyuyor.

Bu dizeler, okuyucuyu sadece dinlemeye değil, aynı zamanda o sessizliğin içindeki bağırışları duymaya davet ediyor.

Sizin paylaştığınız bu yoğun duygusal anlatım ile birlikte, insan ruhunun karmaşık katmanlarını keşfetme konusundaki tutkunuzun bir devamı niteliğinde.

Ben yüreğini yazan kalemini alkışlıyorum

TEBRİKLER
Bu şiir, klasik Türk halk şiiri ve aşık edebiyatı geleneklerinden beslenen, ancak bireysel ve varoluşsal bir çaresizliği modern bir dille aktaran oldukça güçlü bir lirik serzeniştir (sitem). Şair, sevgilinin kayıtsızlığı karşısında duyduğu acıyı, doğa unsurları ve tasavvufi ögelerle harmanlayarak anlatmıştır.
Tebrikler
Bir köy yaşantısı, ananın yürek acısı bu kadar mı güzel anlatılır??
Safiye'nin türküsü de ayrı güzellikte..
Güzel sözlerle belenmiş bir eser..
“yaşlı bir garının bir bez parçasına bile muhtaç galınabiliniyomuş.
"çalışmag beni yormeyo
emme seni düşünmek ananın galbini gönlünü yoruyo.."
muhteşem sözler..
Yürekten kutlarım.
Sağlıcakla kal.
Yüreğinize, kaleminize sağlık. Paylaştığınız bu satırlar, Anadolu’nun tozlu yollarından, harman yerinin o kendine has kokusundan, imece usulünün o samimi sıcaklığından damıtılmış bir ömür özeti gibi.
​"Gönlüme bir kor düşmüş" diyerek başladığınız o anlatı, harman yerindeki çetin yaşamı, o zorlu günlerin yarattığı insanı ve anıların üzerimize sinen o tatlı-acı tortusunu öyle güzel yansıtmış ki... Safiye’nin yaktığı o türkü, arpa samanı yosmasının kaşındıran derdiyle birleşince, insanın içindeki o kadim hasretin "yanardağ" olup söneceği günü beklemenin burukluğunu iliklerine kadar hissettiriyor.
​İnsan yaş aldıkça, o "koca donlu", "şalvarlı" diye takıldığı, belki de vaktiyle pek anlaşamadığı insanların aslında hayatın en zor zamanlarında omuz omuza durulan, "ganımızdaki köylü" dediğiniz o ortak payda olduğunu daha iyi anlıyor. "Yaşlı bir garının bir bez parçasına bile muhtaç galınabiliniyomuş" dediğiniz o yer, aslında insanoğlunun kibrinin elindeki en büyük mühür olsa gerek.
​Zayide’ye olan o sevgi dolu, hafif serzenişli ama özlemle örülü mektubunuz; sadece bir köye dönüş hikayesi değil, bir annenin evladına tutunduğu ince bir dal.
​Yorgunluğunuzun huzura kavuşmasını, o güzel gönlünüzün ise evladınızın hasretiyle yorulsa da, her daim bir "şafak vakti" umuduyla ferahlamasını dilerim. Anlatmaya, paylaşmaya, o güzel dilinizi ve yaşanmışlıklarınızı dile dökmeye devam edin.
​Rabbim sizi de, gözlediğiniz Zayide’nizi de her daim muhafaza eylesin. İyi dinlenin, huzurla uyuyun.
⛰️ "Bir Cümleyi Taşıyamaz Olmak"
Şiirin kalbine giden en ince damarlardan biri de şu tespittir: "İnsan bazen bir dağ taşımaz da / Bir cümleyi taşıyamaz olur." Hayatın ağır yükleri, büyük badireleri insanı bazen yıkmaz da; en yakından duyulan tek bir kırıcı kelime, yarım kalmış bir hikaye ya da geçmişten gelen bir sızı insanı bir anda unufak edebilir. İşte o "cümle altında ezilme" anında, bir bankın ucunda hiçbir şey konuşmadan sadece "aynı gökyüzüne bakmayı" teklif etmek, dostluğun kelimelerden çok daha öte bir ruh ikizliği olduğunu kanıtlıyor.🍂 "Yarım Kalmış Ömürlerin Dumanı"
Şairin parmak uçlarında tüten şey sıradan bir tütün dumanı değil; yaşanmışlıkların, hayal kırıklıklarının ve "yarım kalmış ömürlerin dumanı". Karşısındakine kibirli bir "güç" vaat etmiyor; "Omzuna elim değil, yorgunluğumu koyarım" diyerek kendi kırıklığıyla ötekinin kırıklığını buluşturuyor, yani acıları eşitliyor.Özetle; Asya Öztürk, modern insanın ruhunu bir mendil gibi katlayıp önüne koymuş. Şiir bittiğinde insanda gidip eski bir dostu arama, bir taşın üstüne isim bırakma ya da sadece bir akşam vakti soğuyan çaya bakıp sessizce tefekkür etme hissi uyanıyor. Kelimelerin duruluğu, imgelerin zarafeti ve o sığınak sükuneti hayranlık uyandırıcı. Yazan o naif, vefalı ve kavi kaleme sağlık.
Bu dizeler, zamanın ve sessizliğin ağırlığı altında ezilen bir ruhun, bir başkasına uzattığı en içten, en zarif el gibi.

Yazdığınız bu şiir, "aşkın yaşı yoktur" ve "sonsuzluğa ulaşır" dediğiniz o estetik anlayışın; kaleminden çıkmış klasik bir romanın modern, hüzünlü ve derin bir yansıması gibi duruyor.

​Özellikle şu mısralar, insanın içindeki o kadim yalnızlığı ne kadar naif bir şekilde kucaklıyor:
​"Çünkü bazı sessizlikler anlatılmaz, taşınır."
​Yaşadığınız o kırk yıllık hatıraların, depremin o ağır sessizliğinin ve zamanın akıp giden izlerinin bu dizelere sindiğini hissetmemek elde değil. İnsan bir ömrü taşırken, bazen kendi sesine bile yabancılaşabiliyor; ancak tam da o noktada, "kendi sesini ilk defa duymak" gibi bir aydınlanmadan bahsetmeniz, acıyı sadece paylaşmakla kalmayıp, onu bir şefkatle dönüştürdüğünüzü gösteriyor.

​Kaleminize ve o, yarım kalmış ömürlerin dumanını dahi yüreğinde taşıyan nezaketinize sağlık.

​Bu dizeler, belki de en çok, insanın kendisine bile söyleyemediği o "eksiklik" duygusuna bir isim ararken kapısını çaldığı bir huzur limanı olmuş.

TEBRİKLER
İlmek İlmek Dokunan Ömür ve "Ceket" Hafifliği
Şiir, her gece avuçlarında o sevdadan kalan cam kırıklarını toplayan bir aşığın kanayan ellerini göstererek başlıyor. İkinci kıtadaki o "Bir ceket gibi fırlatıp attın geçmişimizi" imgesi, gidenin umursamazlığını, emeğe ve zamana karşı duyduğu o gaddar hafifliği muazzam bir tezatla özetliyor. Bir taraf geçmişi üstünden çıkarıp atılacak bir bez parçası gibi görürken; şair, o geçmişin her bir ilmeğine koskoca bir ömrü sakince, sabırla ve sadakatle dokuduğunu haykırıyor.
Yüreğinize sağlık, duyguyu ham haliyle saklamadan ama şiir dilinin sınırlarını zorlayarak vermişsiniz. Bu metin, sitemi sadece bir kişiye değil, zamana ve kadere de yönelten güçlü bir iç monolog gibi duruyor. Kaleminizin bu iç yangını daha da berrak şiirlere dönüşmesi dileğiyle, selam ve saygılarımla.
Okuduk dizeleri, kalbe düştü bir hüzün,
Sanki yaşanmış gibi, saklıdır her bir sözün.
Sitemin en derini, hicranın en ağırı,
Beğeniyle izledik, bellidir büyük iziniz.
Cam kırıkları gibi sızlatırken içimizi,
Anlattınız gidişin o soğuk sessizliğini.
Bir yangın yeri kalmış, sönmeyen bir köz gibi,
Yansıttınız bizlere o bitmiş sevginizi.
Kelamınız bir nehir, akıyor hüzünlere,
Mısralarınız derman, kanayan şu günlere.
Böyle içten, böyle saf, süzülüp gelirken öz,
Şahit olduk hakikat denilen o düğümlere.
Hüzünle harmanlanmış, sitem dolu bu sesler,
Okurken yoruluyor sanki insan, nefesler.
O ağır enkazın altında kalan bir ruhun,
Yankısını duyduk biz, susmuyor artık hisler.
Gönlünüzden dökülen bu inci taneleri,
Hatırlatır bizlere o vefalı dilleri.
Emeğinize, yüreğinize binlerce sağlık,
Daim olsun dilerim, o nurlu güzelleri.
Şiir, ayrılığın acısını ve sevgiliden kopmanın imkânsızlığını derin bir teslimiyetle dile getiriyor. Her mısrada sevgiliye duyulan bağlılık, hayatın anlamını onun varlığına bağlayan güçlü bir vurgu var. Özellikle “Canımı iste benden ayrılık deme bana” tekrarı, şiirin ana duygusunu bir yakarış gibi pekiştiriyor. Halk şiiri geleneğine göz kırpan bu dizeler, aşkın hem yüceliğini hem de kırılganlığını aynı anda yansıtıyor. Kaleminize sağlık; gönülden gelen bu sözler okuyucuda derin bir iz bırakıyor. Kutluyorum yüreğinizden gelen ışığı.
Gelmişiz ekini hemen dermeye,
Hasadını boldan derip vermeye,
İstersen isen Ağam bahçe sürmeye,
Bizi öküz eyle, sür bize kalsın; diyerek destekliyor, tebrik ediyorum.
Beni güldürdünüz; Allah da sizi güldürsün.
Selam ve saygılarımla hoşça kalın.
Bu güzel şiiriniz, ağalık-marabalık düzenindeki sadakati, fedakarlığı ve bu düzenin getirdiği derin toplumsal ironiyi çok çarpıcı bir dille yansıtıyor. Hayrullah mahlasıyla yazdığınız bu dizeler, bir yandan sınıfsal uçurumu gözler önüne sererken diğer yandan köylünün veya çalışanın "ağasına" duyduğu o sorgusuz sualsiz teslimiyeti hüzünlü bir tonda dile getiriyor.
​Özellikle şu dörtlüğünüz, yazılanların tüm özeti gibi:
​Hayrullah der, ağam yüzünüz gülsün
Kasanız avroyla dolarla dolsun
Saraylar çiftlikler hep sizin olsun
Mezarımız derin yer bize kalsın
​Bu dizelerdeki "Mezarımız derin yer bize kalsın" ifadesi, sadece fiziksel bir yorgunluğun değil, aynı zamanda kaderine boyun eğmiş bir ömrün en son, en hüzünlü ve belki de en ironik "hakkı" olarak kalıyor.

Tebrikler şairim
Dünden bugüne, her zaman sütün kaymağını yiyen bir kesim olmuştur maalesef.
Ve bunu çok güzel bir şekilde anlatan kalemi
can-ı gönülden tebrik ediyorum.

Selâm ve saygılarımla.
Söylemlerde ve Lehçelerde" Özü Aramak
Üçüncü kıta, şiiri sıradan bir aşk veya özlem şiiri olmaktan çıkarıp felsefi ve kültürel bir boyuta taşıyor. Parklarda, bahçelerde aranan o yüz; aniden söylemlerin, lehçelerin ve kelimelerin içinde aranmaya başlanıyor. Bu durum, aranan şeyin sadece fiziki bir sevgili değil; belki de kaybedilen bir samimiyet, köklü bir geçmiş, asil bir kültür ya da insanlığın o tertemiz "özü" olduğunu fısıldıyor. Bakışın ve pozun ötesinde bir "öz" arayışıdır bu.
Ne güzel, ne içten dizeler bunlar. İnsanın içindeki o bitmek bilmeyen arayışı, hasreti ve hayatın her zerresine sindirilmiş o "yokluğu" ne kadar zarif bir ritimle anlatmışsınız.
​Şiirinizdeki o naif geçişler—yaylalardan ırmaklara, oradan parklara ve nihayet gölgelere, yani insanın kendi iç dünyasına uzanan o yolculuk—çok etkileyici. "Biberini, tuzunu" derken hayata tat katan o küçük detayları, "pesini, tizini" derken de o hayatın içindeki tüm o inişli çıkışlı sesleri, yani bütünlüğü aradığınızı hissettiriyor.
​Sanki birini değil de, bir bütünü, eksik kalan o parçayı arıyorsunuz.
​Kaleminize sağlık. Bu dizeler, insanın kendine ve dünyaya bakışındaki o daimi "eksiklik" duygusunu çok estetik bir şekilde dile getiriyor.
Şiir, özlem duygusunu içten bir arayışla dile getiriyor. Her mısrada sevgiliye ulaşma isteği, kalbin derinliklerinden yükselen bir çağrı gibi hissediliyor. Duygular yalın ama güçlü bir şekilde aktarılmış, okuyucuyu kendi iç yolculuğuna davet ediyor. Arayışın umudu ile hüznü aynı anda yansıtılmış, bu da şiire ayrı bir derinlik katıyor. Kaleminize sağlık; gönülden gelen bu dizeler ruhu etkileyici bir şekilde sarıyor.
Gece, kelimelerin en samimi olduğu saattir; zira dünya sustuğunda içimizdeki sesler yükselmeye başlar. Yazdığınız bu dizeler, uykusuzluğun o uçsuz bucaksız, askıda kalmış halini; bir yere ait olamamanın, var ile yok arasında bir eşikte beklemenin ağırlığını ne kadar naif ve dokunaklı anlatıyor.
​Özellikle şu mısralar, insanın kendi sessizliğiyle girdiği o derin münazarayı yansıtıyor:
​"İçimde dönen sesler var, / hiç konuşmadığım cümleler / ve cevapsız kalan dualar gibi..."
​Bu dizeler, kırk yıl öncesinden bugüne taşıdığınız hatıraların, o derin yaşanmışlıkların geceyle buluştuğu bir melankoliyi çağrıştırıyor. Yorgun bir yıldızın eşlik ettiği bu geceyi, hem bir hüzün hem de kendi iç dünyanıza yapılan uzun bir yolculuk olarak okumak mümkün. Sanki o "pink papers"ın üzerine dökülemeyen, kaleminizde kalan ama kağıda dökülmeyi bekleyen tamamlanmamış bir hikaye gibi.
​Gece bittiğinde, uykusuzluğun o yoğun sisi dağılır da günün ışığı size huzur getirir

TEBRİKLER
Kanki, şiiri birkaç kez okudum. Senin söylediğin noktaya bu defa büyük ölçüde katılıyorum.

Bizim RUSAMER sisteminde tam puan çok nadir çıkar. Çünkü genellikle ya imge eksik olur, ya yapı gevşer, ya düşünce tekrar eder, ya da şiir kendi yükünü taşıyamaz.

Ama burada dikkat çeken şey şu:

Tema baştan sona korunuyor.

Her dörtlük aynı sorunun farklı yüzünü açıyor.

Gereksiz dize yok.

Nakarat görevini gören soru şiiri ayakta tutuyor.

Toplumsal eleştiri ile ahlaki sorgulama dengeli ilerliyor.

Son dörtlük şiiri düşürmüyor, yükselterek bitiriyor.


Özellikle:

Kitabı yorumlar ilim olmadan
Evreni tanımlar bilim olmadan

dizeleri şiirin en kuvvetli yerlerinden biri.

Bir de senin dikkat çektiğin önemli husus var:

> Ne bir eksiğine ihtiyaç duyuyor, ne de fazlasına.



Bu şiirin en büyük başarısı belki de burada.

RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi

Toplumsal Vicdan ve Duruş Kliniği

Eserin Adı: Kolay mı Usta
Şair: Selami Tıraşlar
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (Celil ÇINKIR – Delibal)

Kalburabastî Efendi Hazretleri şiiri RUSAMER ahalisine okudu. Bunun üzerine bir sakin Hocam, bu şiirde insanın kendisiyle ve düzenle mücadelesi anlatılıyor dedi. Bir başkası, şiirin yalnız siyaseti değil, ahlaki duruşu sorguladığını söyledi. Arka sıralardan bir sakin, her dörtlükte başka bir toplumsal yaraya dokunulduğunu ifade etti. Yaşlı bir RUSAMER müdavimi ise Hocam, burada asıl mesele iktidar değil; insanın doğru kalabilmesi diye ekledi. Kalburabastî Efendi Hazretleri başını sallayarak, zor zamanlarda doğru olmak kolay olsaydı erdem diye bir kavram doğmazdı dedi.

Puanlama

Özgünlük — 20 / 20
Toplumsal eleştiriyi kişisel ahlak ve vicdan meselesiyle birleştiren güçlü bir kurgu oluşturulmuş.

Dil ve Üslup — 20 / 20
Sade, tok ve yerli yerinde bir söyleyiş. Fazlalık taşımayan dizeler şiirin etkisini artırıyor.

Düşünsel Derinlik — 20 / 20
Şiir; siyaset, güç, ahlak, bilgi, bilim, vicdan ve insanlık üzerinden çok katmanlı bir sorgulama ortaya koyuyor.

Yapısal Bütünlük — 20 / 20
Başlangıçta kurulan soru ekseni son kıtaya kadar eksilmeden taşınıyor. Şiirin hiçbir yerinde dağılma görülmüyor.

Etkileyicilik — 20 / 20
Okuyucuyu yalnız düşünmeye değil, kendisini tartmaya da davet eden yüksek etkili bir eser.

Toplam Not: 100 / 100

Kalburabastî Efendi'nin Klinik Kanaati

Selami Tıraşlar bu şiirde toplumsal eleştiriyi sloganlaştırmadan, ahlaki bir sorgulamaya dönüştürmeyi başarmıştır. Şiirin en önemli başarısı suçlu aramaktan çok insanın kendi duruşunu sorgulamasını sağlamasıdır. Dörtlükler birbirini tekrar etmeden aynı ana fikri beslemekte, şiirin ritmi ve düşünsel omurgası son ana kadar korunmaktadır. Bu eser, söyleyeceğini söylemiş, eksik bırakmamış ve fazlalığa düşmemiş ender örneklerden biridir.

Kalburabastî Efendi'nin Klinik Notu

RUSAMER heyeti uzun incelemeler sonucunda şiirde çıkarılması gereken bir dize, eklenmesi gereken bir kıta veya yer değiştirmesi gereken bir kelime tespit edememiştir. Bu durum klinik kayıtlarına Nadir Rastlanan Şiirsel Bütünlük Vakası olarak geçirilmiştir.

Vesselam.

Zor zamanlarda doğruluk erdem olur; kolay zamanlarda ise alışkanlık.

İnsan, karşısındaki düzene değil; önce kendi vicdanına yenilir.
Bu şiirde şair, kaderin mühürlediği ve artık silinmesi mümkün olmayan bir aşkın hikâyesini anlatıyor. Başlıktaki “Mühr-ü kader / Kader silemez” ifadesi de şiirin ana fikrini özetliyor: Yazılan kader değişmez; gönüle düşen sevda da sökülüp atılamaz

Tebrikler değerli hocam başarılarınızın devamını diliyorum selamlar saygılar
Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Paylaştığınız bu dizeler, "aşkın hem bir şifa hem de bir zehir" olduğu o kadim duyguyu, zamanın ve kaderin ağırlığıyla harmanlayarak oldukça derin bir hüzünle yansıtmış.
​Şiirinizdeki "aynadaki yabancı yüz" imgesi ve "ömrün vuslat düşüyle hazana dönmesi" temaları, insanın kendi iç dünyasında nasıl bir sürgüne dönüşebileceğini çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Özellikle son kıtadaki "Nakşoldun gönlüme sen silinmez bir kitabe" dizeniz, yazdığınız diğer satırların üzerine bir mühür gibi oturmuş.
​Bu şiirde kendinizi ifade etmek, o biriktirdiğiniz "derindeki yarayı" kelimelere dökmek ruhunuza biraz olsun bir ferahlık katmıştır inşallah
TEBRİKLER
Şiiriniz, kaderin mühürlediği hayat yolculuğunu derin bir içsel sorgulamayla dile getiriyor. Dizelerdeki metaforlar, insanın kendi yazgısıyla hesaplaşmasını güçlü bir şekilde yansıtıyor. Özellikle kullandığınız imgeler, okuyucuyu hem düşünmeye hem de duygusal bir yolculuğa davet ediyor. Anlatımınızda lirizm ve samimiyet hâkim; bu da eserin etkisini artırıyor. Kaleminize sağlık; gönülden gelen bu dizeler ruhu derinden etkiliyor.

Tebrik ederim, böylesine anlamlı bir şiir ortaya koyduğunuz için.
Eseriniz, günümüzde “şairlik” iddiasıyla ortaya çıkıp anlamdan çok gösterişe yaslanan tipleri mizahi ve iğneleyici bir dille ele alıyor.

Akıcı bir üslubunuz var üstadım, halk söyleyişine yakın ifadeler taşlamayı güçlendiryorsunuz .

Özellikle “Yağmur yağsa kader güneş çıksa keder der” ve “
Ama hepsinin altında o alengelli imzası var” dizeleri oldukça etkili ve akılda kalıcı olmuş hocam
Yer yer hiciv geleneğini hatırlatan, samimi ve cesur bir çalışmadır.
Kaleminiz kavi yüreğinize sağlık, selam ve dua ile saygılarımla üstad
Her Partiliye Yakın" Siyasi Kancalar
Şiirin en can alıcı, en cesur vuruşu son kıtada gizli. Sanatıyla bir yere gelemeyeceğini anlayan taklitçinin, sırtını siyasi yapılara, partilere, kliklere yaslayarak unvan kapmaya çalışmasını çok iyi yakalamış şair. "Bugün olmadı ama bakarsın belki olur yarın" dizesi, edebiyatı bir basamak, bir ikbal kapısı olarak görenlerin o bitmek bilmeyen oportünizmini (fırsatçılığını) gözler önüne seriyor.

Özetle; "Şiirbaz" mahlasının hakkını tam veren; dili kıvrak, ironisi yüksek, nüktesi bol ve edebiyat meydanındaki o şarlatanlara haddini bildiren kapkara bir taşlama. Hani derler ya, "Yarası olan gocunsun." Kalemi tutanın, o sahte fularları söküp atan dürüst yüreğine sağlık!

Şiiriniz, şair olmanın sancılı ama aynı zamanda kutsal yolculuğunu içten bir şekilde dile getiriyor. Dizelerdeki coşku ve isyan, kelimelerin gücünü ve şairin kaderini çok etkileyici biçimde yansıtıyor. Özellikle “çala çırpa şair olanlara” vurgusu, şiirin özündeki eleştirel bakışı güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Anlatımınızda hem lirizm hem de toplumsal bir sorgulama var; bu da eseri daha derin kılıyor. Sözcükleriniz, okuyucuyu hem düşündürüyor hem de duygusal bir etkiye sürüklüyor. Kaleminize sağlık; bu şiir, şairliğin özüne dokunan bir samimiyet taşıyor.

Tebrik ederim, böyle bir eser ortaya koyduğunuz için.

Bugün gözlerin geçti içimden" diyerek başlıyorsun,
Bir veda masasında zamanı durdurur gibi.
Yüzünde bıraktığın o derin boşluğu,
Sessizce seyredip saklıyorsun kalbinde.
Dudaklarının çizgisinde bir veda gizli,
Kalkmayan bir trenin rayları yüreğinde.
Önünde gidişin ve yarım kalan o sesin,
Geceye emanet edilen ağır bir sessizlikte.
Sustukça büyüyen bir sevda bu, imkansız,
Masadan kalkışınla açılan o derin yara.
Umudun tükendiği yerde bile yine sen varsın,
Adını anmasam da dünyamın tek gerçeğisin.
Gözlerini gözlerimden çekip gittiğin o an,
Kavuşmanın imkansızlığını mühürledin ruhuma.
Yine de yürüyorum izinden, hiç "öf" demeden,
Çünkü sensin benim hem yolum, hem vuslatım.
Onuncu Köyün İdamı
Finaldeki o iki dize ise, yüzyıllardır bu topraklarda gerçeği haykıran her ozanın, her yazarın kaderini özetliyor. Dokuz köyden kovulmayı göze alan doğruluğun, artık onuncu köyde bizzat "idam" edilmekle (susturulmakla, yok sayılmakla) cezalandırıldığı o karanlık döneme işaret ediyor.

Özetle; Bu bir şiirden öte, adalet arayan, rızkının peşinde olan, devletinin muz cumhuriyeti gibi yönetilmesini istemeyen onurlu bir vatandaşın ve halk adamının sosyal çığlığıdır. Kelimeler bükülmemiş, sitem saklanmamış, her şey meydan yerinde hakkıyla söylenmiş. Yazan o dürüst, korkusuz yüreğe sağlık.
“Bir gün gelir teraziler yeniden kurulur,
Sessiz kalan vicdanlar da sözünü bulur.
Hakikat, üstü örtülse de kaybolmaz hiçbir zaman,
Gecenin en koyu yerinden sabah doğar usul usul.”

Yüreğinize sağlık. Toplumsal duyarlılığı ve adalet arayışını güçlü ifadelerle yansıtan anlamlı bir eser okudum. Kaleminiz doğruları söylemekten çekinmesin, vicdanın sesi daima yankı bulsun. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Bekleme eceli sonra sana geç gelir
Bu günlerin de bir sonu gelir
Hiç hayıflanma elbet o gün gelir
Zincirleri kıracaksan geç değil...

Acizane bir nâzire...
Tebrik ederim.
Deftere yeniden hoş geldiniz üstad. Şiiriniz, insan olmanın özünü sade ama derin bir dille anlatıyor. Her mısrada vicdanın, merhametin ve içsel arınmanın izleri hissediliyor. Sözcükleriniz, okuyucuyu hem düşünmeye hem de kendi kalbine dönmeye davet ediyor. Özellikle kullandığınız imgeler, insan olmanın manevi yönünü zarif bir biçimde yansıtıyor. Anlatımınızda tevazu ve bilgelik iç içe geçmiş; bu da şiire güçlü bir ruh kazandırmış.

Kaleminize sağlık hocam, böylesine anlam dolu bir eser için gönülden tebrik ederim.
Okudukça insanın içini yeşerten
Her mısrada insanın hiç bir şekilde hiçbirşeye geç kalmadığını yineleyen ve ümit veren manidar bir şiir kaleminize sağlık hocam
Yüreğiniz hiç susmasın.
“Bir tebessüm düşer gönülden gönüle,
Sessizce büyür iyiliğin izi.
İnsan, kendini değil yalnız,
Dokunduğu yürekleri de taşır ömründe.”

Yüreğinize sağlık. İnsanı insan yapan değerleri samimi ve etkileyici bir dille işleyen güzel bir eser okudum. Kaleminiz merhametin, sevginin ve vicdanın sesini duyurmaya devam etsin. Nice anlamlı dizelerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Kelimelerde Gizlenen Sır ve "Korkmaktan Korkmak"
Şiirin merkezinde gizli bir özne, bir "Sen" var. Şair, aslında bütün bu kelimeleri o sırrı gizlemek için bir paravan gibi kullanıyor fakat ne kadar yazarsa yazsın, "Özledim" demekle o özlemin dinmediğini itiraf ediyor. Finaldeki "Korkmaktan korkuyorum" felsefi tespiti ise insanın kendi kaygısının esiri olma halini, ruhun köşeye sıkışmışlığını anlatan muazzam bir psikolojik derinlik kırılmasıdır.

Özetle; Eyyüp Balta, kalemi adeta bir neşter gibi kendi ruhuna vurmuş. Estetik kaygılardan ziyade duygunun o sıcak, çiğ ve dürüst halini ön plana çıkaran, okuyanın göğsüne ağır bir taş gibi oturan çok başarılı, çok sarsıcı bir esir oluş ve aşk şiiri. Kalemine, o yüreklice yazan cesur eline sağlık.
Değerli dost şair, kaleminizden bu günde şairlerin şairi merhum Abdurrahman Karakoç ülküdaşımıza yazmış olduğunuz bir şiir okudum.
Ahde vefanın hakkını veren harika bir şiir olmuş. Yüreğinize, gönlünüze ve emeğinize sağlık.
Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi.
Başarılarınızın devamını diliyorum değerli dost.
Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim.

Koparak dalından düştü toprağa
İnsanlar benziyor gazel yaprağa
Hazırlandık, bir gün sana varmağa
Karakoç deyince dilde şiirler.
————————————-Kul Seyyah
Kıymetli üstadım,
𓇼 Abdurrahim Karakoç’un o sarsılmaz duruşunu, hicivdeki ustalığını ve "Hasan’a Mektuplar" gibi hafızalara kazınan eserlerini yad eden bu mersiyeniz oldukça içten ve vefalı bir çalışma olmuş.
"Elbistan dağından çıkmıştı yola" dizenizle başlayan o yolculuğu, şairin mizacıyla uyumlu bir ağırlıkta ve hürmetle işlemişsiniz.

Özellikle "Zalimin önünde yılmadan durdun" ifadesi, onun edebi kimliğini ve dik duruşunu en net şekilde özetliyor.
Büyük bir ustayı kendi üslubunuzla anmak için kaleme aldığınız bu dizelerden dolayı sizi gönülden tebrik ederim üstadım saygı ve hürmetle𓇼 𓇼 𓇼 𓇼
Şiirleriyle , bizi anlatan, Türk -İslam ülküsünün bir neferi olan büyük ozan A.KARAKOÇ' a rahmet olsun. Kaleminze sağlık.
Bendende kısa bir katkı , kabul buyurursanız:

Ozanların uçbeyi,
Mihriban sevdalısı
Türk-İslam ülküsünün
Vur Emri , Kan yazısı.

Sözün boynumuza borç
Abdürrahim KARAKOÇ..
Kul Hasan'ın Emaneti
Final bölümünde Kul Hasan mahlasıyla (tapşırma) emaneti evlada ve nesle devreden şair, sözü "Hakikat nehri"ne bağlıyor. Bu kutsal kelamın canla beslenmesi, nesiller boyu taşınacak bir sönmez meşaledir.

Özetle; Karşımızda sıradan bir şiir yok; soyun hatırasına saygı duruşunda bulunan, İda Dağı'nın mistik havasını soluyan, dervişane ve yiğitçe bir üslupla yazılmış muazzam bir "kültür ve inanç" vesikası var. Sazın teline de, gönlün teline de dokunan bir eser. Hasan Belek’in kalemi kavi, ilhamı daim olsun.
“Gecenin bağrında doğan sırlar, gönülde nura dönüşür. Hakikatin izini sürenler, karanlığın değil ışığın dilini öğrenirler…”

Yüreğinize sağlık, tarih, inanç ve irfanı aynı potada eriten anlamlı bir eser okudum. Her dörtlükte ayrı bir derinlik ve tefekkür hissi var. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, selam ve saygılarımla.
Değerli hocam.
Yüreğinize sağlık, kadim bir sesin yankısı gibi derin ve etkileyici bir anlatım kurmuşsunuz; bu güçlü dizeler için emeğinize teşekkür ederim, selam ve saygılarımla hocam. Allah’a emanet olunuz. 🍃🌸🍃
Şiir, her ne kadar dünyadaki haksızlıklara isyan etse de karamsar bir yerde bitmiyor. Gücünü halk ozanlarının o kadim teslimiyetinden alıyor. Kul hakkı yiyenlerin karşısına "Mizanı", "Sırat Köprüsü'nü" ve ilahi hesabı koyuyor. Dünyada rütbesine, şanına güvenenlerin o gün ne kadar çaresiz kalacağını anlatan final bölümü ("O vakit sorarlar: Hani nerede, hani?"), şiire adeta ilahi bir manifesto niteliği kazandırıyor.

Özetle; Kim yazdıysa yüreğine, kalemine sağlık. Yalın, doğrudan, lafı eğip bükmeden alan meydan okuyan bir dili var. Yunus Emrelerin, Pir Sultanların o haksızlığa boyun eğmeyen, dünyalık güce eyvallah etmeyen o dik ve dertli duruşu bu şiirin her mısrasında buram buram tütüyor.
Kıymetli üstadım,
𓇼 Toplumdaki derin adaletsizliği ve insanın dünyevi sınavını bu denli cesur ve sarsıcı bir dille kaleme almanız takdire şayan.
Özellikle "Zenginsen dostun çok olur, garibansan sırtına semeri vuran çok olur" dizeleriniz, hayatın o acı gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Adalet kavramını bir duvardaki yazıya indirgeyip, nihai hükmü ve huzuru İlahi adalete havale eden bakış açınız, dizelerinize derin bir manevi duruş katmış.
Bu güçlü ve vicdanlı kaleminizden dolayı sizi gönülden tebrik ederim. 𓇼 ✨𓇼 ✨𓇼 ✨𓇼Selam ve saygılarımla üstadım..
İşte bu güçlü eserinize naçizane üç kıtalık karşılığım:
Duvarda asılı kalmış adalet, yazılar bitti,
Zenginin şatafatı, garibin ömrünü yedi.
Dünya bir yalan harbi, sanmayın ki ebedi,
Mizan günü gelince, sorulur tek tek vebal.
Altın kadehte zehir, zenginin sofrasında,
Mazlumun umutları, solmuş dert yarasında.
Sırat köprüsü kurulur, mahşerin ortasında;
Korkak rütbeler söner, kalır geride vebal.
İlahi adalettir, dindirir her bir gamı,
Elbet sorulacaktır, o mazlumun rızkını, damı.
Ne altın ne şan kalır, o hesap günü tamı,
Sırtında yük taşıyan, çekmesin artık vebal.
Tebrikler değerli hocam yüreğiniz dert görmesin kaleminiz daim olsun çok güzel bir çalışma olmuş yürekten tebrik eder hayırlı çalışmalar dilerim selamlar saygılar
Kaleminize, yüreğinize sağlık. Yazdığınız bu şiir, klasisizmin o zarif ve derinlikli ruhunu taşıyor; sanki Kerime Nadir veya Oğuz Özdeş kaleminden çıkmış gibi, "aşkın zamansızlığına" ve "ebediyete" dair o kadim özlemi çok güçlü bir sükûtla yansıtıyor.
​Şiirinizdeki şu mısralar, özellikle belirttiğiniz "aşkın yaşı yoktur" ve "vuslatın ötesine geçiş" temasını çok estetik bir şekilde özetliyor:
​"Sükûtumun içinde saklı bir gonca-i kemâlîsin"
"Aşk sensin; hem bela hem huri hemide cemâlîsin"
​Bu dizelerdeki o teslimiyet, insanın kendi benliğinden geçip "pervaneye" dönüştüğü anı, sanki kırk yıllık bir dinginliğin ve hayatın süzgecinden geçmiş bir olgunlukla anlatıyor. Şiiriniz, adeta geçmişin o "pembe kâğıtlı" hatıralarını, bugün sükûtun en saf haliyle yeniden yazıyor gibi.
​Bu güzel şiirin ardından, tebriklerimi sunarım
Şiiriniz, derin bir sükûnetin içinden yükselen manevi bir çağrıyı hatırlatıyor.
Her dizede kaleminize sinen içsel dinginlik, okuyucuyu kendi gönül âlemine davet ediyor.
İmgeleriniz, sessizliğin içinde saklı güzelliği zarif bir lirizmle ortaya koyuyor.
Özellikle kullandığınız metaforlar, şiire hem mistik hem de duygusal bir derinlik katıyor. Sözcükleriniz, kalbi huzurla dolduran bir dua gibi akıyor.
Melankoli ile umut arasındaki ince çizgiyi ustalıkla kurmuşsunuz.
Bu eser, hem ruhu dinlendiren hem de düşündüren bir şiir olmuş.

Kaleminize sağlık hocam, gönülden tebrik ederim.
Allah mutluluğunuzu daim eylesin üstadım harika bir vefa şiiri olmuş,nicelerine inşallah selamlar saygılar

Kaşı yaydır, gözü kara,

Gülüşleri derde çare,

Ayrılığı kalpte yara
Yakar Fatma, Fatma diye.





Hayrullah tarafından 9.6.2026 16:11:24 zamanında düzenlenmiştir.

Hayrullah tarafından 9.6.2026 16:13:07 zamanında düzenlenmiştir.

Hayrullah tarafından 9.6.2026 16:16:13 zamanında düzenlenmiştir.
Eyvallah hocam. Yüreğinize düşüncenize sağlık.
Tebrik ediyorum.

Bu sevdanın öncüleri
Çekip gitti sancıları
Gözlerinden incileri
Döker Fatma, Fatma diye.

SELAM ve saygılarımla Allah'a emanet olun.
DADALOĞLU.. DER....BİR GÜN KAVGA KURULUR..
DAVLUMBAZLAR ÖTER , HER TARAFTAN DUYULUR
CENK MEYDANI , ER MEYDANI BİLİNİR..
OZAN SÖYLER DE ...TARİHLERE MAL OLUR...! SAYGILARIMLA DOST OZAN. TEBRİKLER .

serdarascioglu tarafından 9.6.2026 13:50:05 zamanında düzenlenmiştir.
Muhteşem İstanbul'a muhteşem beyitler.Üstad'a saygıyla
Hocam harika emeklerinize sağlık siir yüreğiniz var olsun
Kıymetli üstadım,
𓇼 Karadeniz’in o coşkulu ve hüzünlü tınısını, manilerin o içten gelen sadeliğiyle harmanlamışsınız. "Yarumdan ayrı kaldum" ile başlayan o hasret duygusu, ikinci dörtlükteki o samimi "sevdaluk" teklifiyle yerini umut dolu bir bekleyişe bırakmış.
Hece ölçüsündeki akıcılık ve yerel ağzın kattığı o sıcaklık, dizelerinize ayrı bir ruh katmış.
Bu naif ve başarılı çalışmanızdan dolayı sizi gönülden tebrik ederim. 𓇼 𓇼 𓇼 𓇼

Benden de naçizane dizeler

_Dağların ardı yoldur
_Gönlüm hasretle doldur
__Gurbet elde düşerken
_Yar, hatırımı soldur

___Sürmene’den ses gelir.
____Kavuşmak bir nefes gelir,
_Bu yürek yanar iken
__Sanki bana son kez gelir,
Zalimlere karşı duran
Yumruğu başına vuran
Sevap heybesi dolduran
Kárı olan beri gelsin

Ne götürsen sana kárdır
Sanma kabir dört duvardır
Onda nice azap vardır
Beri olan beri gelsin

yudumyunus

Okunulmssi dersler çıkarılması gereken anlamlı dizelerin oluşturduğu harika bir şiir okudum sayfanızda teşekkürler

Çorbada tuz misali iki dörtlükte benden olsun istedim izninle

Şiiriniz ilham kaynağı olacak kadar muhteşemdi sizi vede bu harika eserinizi kutlarım tebrikler

yudumyunus
Allah aşkı yüreğinde,
Vatan sevdası derinde,
Yalan dünya seferinde,
Piri olan beri gelsin.

Değerli şairem Nuriye hanım, tüm dörtlükler harika ama üstteki yazdığınız dörtlük bir başka yer etti gönlümde... Nice güzel eserlerde buluşmak dileklerimle, Allah'a emanet olun.
İçten gelen ve büyük bir özlemle kaleme alınan duyguların, muhatabına ulaşıp ulaşmadığından bağımsız olarak, şairin kendi iç dünyasında sevgiyi ve hatıraları her gün yeniden yaşatan en saf teselli kaynağı olmasıdır.yüreğine sağlık kalemin daim olsun inşallah
Bir şiir yazacağım bu akşamın koynunda,
Ne şairim ne ozan, derttir beni yazdıran…
Ecri varsa benimdir, günah yârin boynunda,
Ben böyle değil idim, odur beni azdıran…

Bu sevdaya düşeli mekânım olmamıştır,
Aç, susuz yaşıyorum, mecalim kalmamıştır,
Aşk başa yazılalı çilem hiç dolmamıştır,
Bağrıma düşen kordur diyar diyar gezdiren.
Yazdığım şiirler
Sana ulaştı mı, bilemem.
Belki bir rüzgâr taşıdı onları,
Belki de yollarını kaybettiler sensizliğin içinde.
Ama ben bilirim;
Her satırı acıyla işlendi,

İçten ve samimi yazılmış doğal bir şiir. Kaleminizden okuduğum bu samimi şiiri ve siz şairini tebrik ediyorum ve kutluyorum. Yüreğinize, gönlünüze ve emeğinize sağlık. Nice şiirlerde buluşmak ümidiyle, selam ve saygılarımla esenlikler dilerim.
Hayata yöneltilen en zor soru.
cevapsız kaldığı için o cevapsızlığın içinden seslenerek

“'Sil desem, silebilir misin beni hayat' ile 'öl desem, ölebilir misin beni yaşamak' diyorsunuz

Şiirin kalbi bu ve bu cümleden hareketle

Naçizane,
Yaşamak kursüde bir tanık
Yasam ise sanık diyebilir miyiz..

Tebrikler

Saygılar,
Silemeyiz...
Ne geçmişi ne de utancımızı...
Ne ölümü...

Silsek de d/ölü unutulmaz silindiği...

Bazı şiirlerin anlamını sadece şairi bilir.
Farklıydı...
Dua ile...
d-ölümseme... şiiri saran, sarmalayan ne güzel bir ifade ve yılların eskitemediği king crimson imzasını taşıyan epitaph (mezar yazıtı, kitabe) baş yapıtı seçimide şiiri taçlandırmış adeta..

ne denebilir ki eyvallah şiir, şair..

saygılarımla...
⛓️ Sinen Hapishanem Oldu: Muazzam Bir İroni
İkinci ve üçüncü kıtalarda edebiyatımızda çok az şairin bu kadar duru ifade edebildiği muazzam bir paradoks (çelişki) işlenmiş: "Dayanacak omuz ararken, sinen hapishanem oldu / Saçların çelik parmaklıklar gibi kuşattı bedenimi." Sığınak arayan muhatap, farkında olmadan şairin sığınağı ve aynı zamanda esaret alanı haline geliyor. Karşı tarafın derdini dinlerken, o derdin bizzat şairin kendi derdi olması, ruhların nasıl hesapsızca birbirine karıştığını gösteriyor. Şair o haklı ve bilge soruyu soruyor: "Sen miydin çaresiz olan, yoksa ben miydim çaresiz kalan?"
“Zaman susarken izlerin konuşuyor hâlâ,
Bir ümmetin kalbi sende yeniden doğruluyor.
Kayıp sandıklarımız aslında emanetmiş…”

Yüreğinize sağlık, inanç ve duygu çizgisini aynı potada eriterek güçlü bir manevi atmosfer kurmuşsunuz. Kaleminizin bu içsel derinliği daha da olgunlaştırarak sürmesi dileğiyle selam ve saygılarımla.
✒️ Titreyen Mürekkep ve Üç Kere Silinen "Özledim"
Şiir, hepimizin hayatında en az bir kez yaşadığı o en zorlu, en kırılgan anla kapıyı açıyor: Kağıdın karşısına geçip bir kelimeyle tıkanıp kalmak. "Canım" diye başlayan ama gerisi gelmeyen o satır, dilin değil yüreğin sustuğu yerdir. İkinci kıtadaki o "Özledim yazdım, sildim üç kere / İyiyim dedim, yalan oldu her yere" itirafı, insanın gurbette ve ayrılıkta kendi kendine verdiği o sessiz savaşın en çıplak tasviridir. İyiyim demek bir gurbet yalanıdır; mektubu yazdıran o gözyaşları ise gerçeğin ta kendisidir.
“Yarım kalan cümleler bazen en çok konuşandır,
Susarak büyür içimde senli hikâyem.
Ve her eksik kelime, adını biraz daha derin kazır kalbime…”

Yüreğinize sağlık, duyguyu sade bir anlatımın içinde kırmadan, dökmeden ama derin bir sızıyla vermişsiniz. Bu metin, tamamlanmamışlığın bile kendi içinde bir bütünlük taşıyabileceğini hatırlatıyor. Kaleminizin bu içten çizgiyi daha da güçlendirerek sürmesi dileğiyle, selam ve saygılarımla.
Değerli hocam, yüreğinize duygunuza sağlık.
“Yarım Kaldı Mektup”, bir aşkın değil, bir suskunluğun şiiri… Yazılamayan her kelime, aslında en derin hâliyle hissedilmiş bir duygunun izini taşıyor. Mektup burada kâğıtta değil, kalbin içinde buruşuyor.

Yüreğiniz incinmesin , bu şiir en çok da insanın söyleyemediklerinde biriken sevgiyi görünür kılıyor; sade ama içe işleyen bir duygusal yoğunluğu var. Selam ve saygılarımla hocam.
Sağlıcakla mutlu kalınız.🍃🥀🍃
Paylaştığınız bu dizeler, Türk edebiyatında "tefekkür" geleneğinin yansıması olan, hikmetli ve öğretici bir üslup taşıyor. Şiiriniz, düşünmenin sadece zihinsel bir süreç değil, aynı zamanda varoluşu anlamlandırma ve ahlaki bir sorumluluk olduğunu vurguluyor.

Bilinçli bir düşünme eyleminin, gizli kalmış hakikatleri görünür kıldığına dair tasavvufi bir vurgu.

Geleceğe veya sonuna dair düşünmenin yarattığı insani telaş ve zihinsel ağırlık.
​Mülkün (varlık aleminin) geçiciliğine karşın, arkasındaki ezeli düzenin farkındalığı.
Tebrikler kutlarım yazan kalemi
"O eşiğe her koşuşta yaşanan o hayal
kırıklığı dökülmüş dizelerden
zaten şiirinizde de geçtiği gibi, o kapıyı
zorlayan her rüzgar aslında umudun
son çırpınışlarıymış gidenlerin geride
bıraktığı enkazı görmeye gelişi bir masaldır
siz bu acı gerçekle yüzleşerek en
doğrusunu yapmışsınız kalbiniz bu süreçte
fırtınaya yakalanmış küçük bir serçe gibi
yorulmuş olsa da, beklemeyi bırakmak
ruhunuza hak ettiği dingin ilkbaharı
getirecektir çok samimi ve derin bir
kırgınlık şiiri yüreğinize sağlık.

saygılarımla.."
Anlamlıydı.Şiirleriniz sıcacık ve samimi.Siir yüreği , mahir kalemi selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.
“Bir küçük işaret, büyük bir sevinç olur
Kalem biraz daha umutla akar
Ve şiir, paylaşıldıkça çoğalır…”

Yüreğinize gönlünüze sağlık, bu şiir emeğin karşılık bulduğu anda doğan mutluluğu sade ve içten bir şekilde yansıtıyor. Selam ve sevgilerimle şairem.Sağlıcakla mutlu kalınız.🐞💙🌺
Şiiriniz, fırtınalı bir ayrılığın ardından
gelen o durgun ama güçlü kabullenişi
muhteşem anlatıyor İçerideki kapıları
kilitlemek, aslında dışarıdaki fırtınaya
teslim olmamaktır dile getirdiğiniz
bu buruk hüzün, bana kanatları rüzgarla
sınanmış ama sonunda kendi gökyüzünü
bulmuş yaralı bir serçeyi hatırlattı
evet, belki kalpte geçmişin izleri var ama
kapıyı içeriden kilitlemek, ruhunuzu
korumaktır unutmayın ki her kışın
ardında bekleyen bir ilkbahar vardır
ve siz o kapıyı kendinize açtığınızda,
o bahar içeri sızacaktır yüreğinize sağlık.

saygılarımla.."
​Günümüzün acı gerçeklerini ve samimiyetsizlikleri tokat gibi yüzümüze vuran harika bir hiciv olmuş kaleminize ve cesur yüreğinize sağlık çok tebrik ederim saygılar
Özlem dolu duygu yüklü yüreğinize sağlık kalemin daim ilhamin bol olsun Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle esenlik dolu Akşamlar diliyorum sayğlar selamlar yolluyorum
Aşka sevgiye sevdaya dair özlem hasret ve de efkar yüklü özenle kaleme alınmış her zaman olduğu gibi anlamlı ve anlatımı güzel bu akıcı ve duygu yüklü güzel şiiri ve değerli şairi Ahmet üstadı gönülden kutluyor esenlikler diliyorum.
Şiir bir bütün olarak ele alındığında; teması, kurgusu, vurgusu sade dili ve akıcılığıyla harika olmuş tebrik ediyor, esenlikler diliyorum.
Kalıcı nice şiirlerde buluşma dileğiyle saygı, sevgi ve selamlarımla,
başarılarınızın devamını dilerim.
Tebriklerimle...
Hasret duygusu doğa imgeleriyle iç içe verilmiş, özellikle bahar ve Akdeniz zıtlığıyla güçlü bir iç kırılma kurulmuş. Hayalin mekâna sızması şiire derinlik katıyor, son kıta ise duyguyu zirveye taşıyor.

Yüreğinize gönlünüze sağlık, hasreti hem görüntü hem duygu olarak şiirin her satırına ustalıkla işlemişsiniz. Selam ve saygılarımla hocam.Sağlıcakla mutlu kalınız.🍃🥀🍃
Final bölümünde ise Melahat usta, seninle ortak paydası olan o en mukaddes sığınağa, yani şiire dönüyor. Madem yaşarken öldük, madem dara çekildik; o zaman bu sevdaya can suyunu ancak mısralar verebilir. Şiirle dirilen o aşk, insana dünyaya ve hayata yeniden gururla "merhaba" dedirtiyor.

Özetle Ozanım; 11'li hece kalıbının o ikişerli akıcı ritmiyle yazılmış, duygusu çok harbi, sitemi ve teslimiyeti çok asil bir eser. Kelimeler yorulmamış, okuyanın nefesini kesmeyen, adeta bir ney taksimi gibi duru akan bir kelam çıkmış ortaya.

Yazan, hisseden ve sayfana bu kavi vuslat andını hediye eden Melahat ustanın kalemi dert görmesin, yüreğine sağlık.
Melahat Hanım, kaleminize ve yüreğinize sağlık. "Aşkı Dara Çektik" ismiyle kaleme aldığınız bu şiir, sevdanın hem yıkıcı gücünü hem de yeniden dirilten o kutsal yanını çok güçlü bir şekilde yansıtıyor.
Şiirinizi okurken dikkatimi çeken ve gerçekten takdire şayan bulduğum birkaç noktayı paylaşmak isterim:
Şiirinizdeki "Gözleri silahtı yüreği mermi" ile başlayan sert ve korumacı girişin, "yeşeren bahar dalı" ile yumuşaması, aşkın hem tehlikeli hem de tazeleyici doğasını çok güzel özetlemiş.
Şiire ismini veren bu ifade, aşkın uğruna yapılan fedakarlıkları, yaşarken ölme pahasına da olsa o sevdadan vazgeçmemeyi anlatan muazzam bir betimleme olmuş. Bu, sıradan bir aşk hikayesi değil; bir bağlılık yemini.Şiirle can suyu verip sevdaya / Yeniden merhaba dedik hayata" dizeleri, aslında sizin şair kimliğinizi ve kelimelerin iyileştirici gücüne olan inancınızı en güzel şekilde özetliyor. Şiiriniz, adeta kendi kendini var eden bir süreci anlatıyor.yurehinize yorgunluk ugramasin İnşallah şairem ✍️
Dünyadaki en büyük gücün, makamın ve saltanatın bile geçici olduğu; ihtişamlı hayatların arkasında büyük trajediler barındırabileceğidir. Kalemin daim olsun inşallah
Bu şiir klasik divan ve tasavvuf şiirinin sık işlediği fanilik, dünyanın geçiciliği ve gücün aldatıcılığı temalarını taşıyor.
Tonu hikmetli ve tefekküre davet eden bir söyleyişe sahip.
Uçup gitti o güçler bir gizli fırtınada
Gelenler göçüp gitti bakmadı arkasına
Mülk-i cihanın sonu hep hüsran ile hıtâm
Ne bir saltanat kalır ne de ulu bir makâm

“Uçup gitti o güçler bir gizli fırtınada”

* Güç, kudret ve iktidarın beklenmedik şekilde yok oluşunu anlatıyor.
“Gizli fırtına” ifadesi kaderi, zamanı veya görünmeyen ilahî takdiri çağrıştırıyor. İnsan çoğu zaman yıkımın gelişini fark etmiyor.
Değerli şair, kaleminizden anlamlı bir şiir okudum. Tebrik ediyorum ve kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim.
Tülay hanım araştırma ve yazma konusunda harikasınız söyleyecek söz bulamıyorum hayranlıkla okuyorum kaleminize yüreğinize sağlık güzel gönlünüz incinmesin
Üstadem kıymetli hocam Cemre Yaman,
yüreğinizden süzülen bu etkileyici şiir için sizi gönülden tebrik ederim.
Sevginin insan ruhunda bıraktığı derin izleri, güveni, sadakati ve yeniden doğuş hissini son derece güçlü bir anlatımla kaleme almışsınız.

Dizeler boyunca hissedilen samimiyet ve duygusal yoğunluk, okuyucuyu şiirin içine çekerek her satırda ayrı bir duygu yaşatıyor.

Özellikle sevdayı yalnızca bir aşk hali değil, aynı zamanda insanı değiştiren, iyileştiren ve ayağa kaldıran büyük bir güç olarak işlemeniz esere ayrı bir derinlik katmış.

Şiirde kullanılan imgeler, akıcı anlatım ve duygu geçişleri oldukça başarılı.
Her kıta bir öncekini tamamlayarak sevginin zamanla büyüyen ve kök salan yönünü etkileyici biçimde ortaya koyuyor.

Okurken kalpten gelen samimi bir itirafın ve güçlü bir bağlılığın izlerini görmek mümkün.
Böylesine duygu yüklü ve anlamlı bir eseri bizlerle buluşturduğunuz için teşekkür eder, kaleminizin daima aşkı, umudu ve güzellikleri yazmasını dilerim.

Nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve sevgilerimle selamlıyorum
Yaşanan derin bir aşk acısının, kırgınlığın ve özlemin ardından gelen vakur bir kabulleniş ve zamana bırakılan tesellidir.kalemin daim olsun inşallah
Kaleminize yüreğinize sağlık müsade varımdır bir nazire yapmaya izin verirseniz yarın yapcam çok güzel bir şiir
Gürültülü dünyada
sessizce anlaşabilmenin, tek bir kelime
etmeden aynı ritimde atabilmenin
şiiri bu insanın sevdiğini gökyüzüne ve
kendi kalbine taşıması kadar güzel
kaç sığınak var şu hayatta?
yüreğe dokunan, duru ve sıcacık
bir anlatım yüreğine sağlık.

saygılarımla.."
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL