8
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
264
Okunma

Gece ve Müzik ♪♪♪♪
Gece, şehrin üzerine ağır ağır kapanan siyah bir perde değildir yalnızca; insanın kendinden kaçamadığı, aynaların bile susup içimize baktığı uzun bir zamandır.
Gündüzün kalabalığında birbirine karışan sesler çekilip gittiğinde, insan kendi ruhunun ayak seslerini duymaya başlar.
İşte o vakit müzik girer hayatımıza; görünmeyen bir el gibi dokunur sessizliğe ve gecenin koynunda saklanan bütün hatıraları birer birer uyandırır.
Bir ezgi yükselir uzaklardan…
Nereden geldiğini bilmezsin.
Belki eski bir evin açık penceresinden, belki yıllar önce terk ettiğin bir sokağın taşlarından, belki de artık kimsenin hatırlamadığı bir sevdanın kırık dökük hatırasından.
Fakat bilirsin; o ses bir yere değil, doğrudan sana ulaşmıştır.
Çünkü bazı şarkıların adresi yoktur.
Onlar insanın en saklı yerine yazılmış mektuplardır.
Gece derinleştikçe müzik de derinleşir.
Bir kemanın ince sızısı,
ay ışığının suya düşen gölgesi gibi titrer;
bir piyano sesi,
kapısı çoktan kapanmış bir odanın anahtarını çevirir.
Unuttuğunu sandığın yüzler belirir zihninde.
Bir bakış, yarım kalmış bir cümle, söylenememiş bir veda…
Zamanın üzerlerine örttüğü toz kalkar.
İnsan anlar ki bazı şeyler unutulmaz; yalnızca sessizleşir.
Sonra gece, yıldızlarını biraz daha yaklaştırır gökyüzüne.
Sanki evren, insanın içindeki karanlığı görmüş de ona küçük ışıklar bırakmıştır.
Her yıldız, uzaklarda unutulmuş bir ihtimal gibi parlar.
O anda müzik, yıldızların arasından geçerek ruhun kıyılarına vurur.
Bir denizin gecede kıyıya bıraktığı köpükler gibi…
Her nota biraz hüzün, biraz umut, biraz da insan olmanın tarifsiz ağırlığını taşır.
Belki de müzik bu yüzden değerlidir; söyleyemediğimizi söyler, anlatamadığımızı anlatır.
Dilin ulaşamadığı yerde bir nota yürümeye başlar.
Bir suskunluğun içinden geçer, yıllarca kapalı kalmış bir kapıyı aralar ve insanın kendi kalbine ulaşmasını sağlar.
Çünkü bazı duyguların adı yoktur.
Onları ancak bir ezgi bilir.
Gece ise bütün bunlara sessizce tanıklık eder. Kimsenin görmediği gözyaşlarını saklar, kimsenin duymadığı iç çekişleri gökyüzüne taşır.
Gündüz güçlü görünmek zorunda kalan insanların, gece kendi yaralarıyla baş başa kaldığını bilir.
Bu yüzden gecenin sessizliği ürkütmez beni. Aksine, onda derin bir merhamet vardır.
Gece kimseyi sorgulamaz.
Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, kaç kez kırıldığımızı sormaz.
Yalnızca üzerimize sessizliğini örter.
Ve müzik…
Müzik, o sessizliğin içindeki kalp atışıdır.
Bazen bir şarkı, yıllardır kapalı duran bir pencereyi açar.
İçeriye geçmişin kokusu dolar.
Çocukluğunun bir köşesi,
annenin sesi,
eski bir dostun gülüşü,
ilkbaharda ıslanan toprak,
uzak bir trenin düdüğü…
Hepsi aynı anda gelir.
Zaman bir anlığına yönünü şaşırır.
Dün ile bugün birbirine karışır.
İnsan, yaşadığı yılların aslında takvim yapraklarından ibaret olmadığını anlar;
bazı anların ömrü, insanın ömründen daha uzundur.
Bazen de müzik hiçbir hatırayı çağırmaz. Sadece insanın içindeki boşluğun yanında oturur.
Konuşmadan…
Teselli etmeye çalışmadan…
Yarayı kapatmaya uğraşmadan.
Çünkü bazı yaraların hemen iyileşmesi gerekmez.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey, acısının yanında sessizce oturacak bir sestir.
Gecenin bir yerinde, şarkı yavaşlar.
Sanki dünya da onunla birlikte nefesini tutar.
O anda insan, hayatın bütün gürültüsünden geriye ne kaldığını düşünür.
Sahip olduklarımız mı?
Kaybettiklerimiz mi?
Yoksa bütün bunların arasında kendimize ne kadar sadık kalabildiğimiz mi?
Belki hayat da büyük bir beste gibidir.
Kimi zaman majör bir sevinç, kimi zaman minör bir hüzün taşır içinde.
Bazı notaları kendimiz seçeriz, bazılarını hayat önümüze bırakır.
Kimi yerde tempo yükselir, kimi yerde uzun bir sus işareti girer araya.
Ve biz, çoğu zaman susları yanlış anlarız.
Oysa müzikte susmak da müziğin kendisidir. Belki insan hayatında da böyledir;
her sessizlik bir boşluk değil, bir anlam taşıyordur.
Gece bunu öğretir insana.
Her karanlığın içinde biraz ışık, her suskunluğun içinde biraz müzik, her vedanın ardında başka bir başlangıç vardır.
Pencerenin önünde durup gökyüzüne baktığında, yıldızların aslında ne kadar uzak olduğunu bilirsin.
Ama yine de ışıkları sana ulaşır.
Aradan binlerce yıl geçse bile…
İşte umut da biraz böyledir.
Bazen kaynağı çok uzaktadır; bazen onu göndereni bile bilmiyorsundur.
Ama bir yerden gelir ve karanlığın içinde sana dokunur.
İşte o gece müziği kapatmak istemedim.
Çünkü bazı geceler insanın uyuması için değil, kendisini duyması için vardır.
Ve bazı şarkılar bitmez.
Son nota sustuğunda bile içimizde devam eder.
Belki de insanın ruhunda taşıdığı en gerçek müzik budur:
Kimsenin duymadığı,
hiçbir enstrümanın çalamadığı,
yalnızca kalbin bildiği o derin ezgi…
Gece ilerledikçe şehir sustu.
Sokak lambaları, boş kaldırımların üzerine yorgun ışıklar bıraktı.
Gökyüzü karanlığını biraz daha derinleştirdi. Ben ise o sessizliğin içinde şunu düşündüm:
Hayat, bize verilmiş tamamlanmış bir beste değil;
her sabah yeniden yazdığımız bir ezgidir.
Kimi notaları gözyaşıyla, kimilerini sevgiyle, kimilerini kayıplarla yazarız.
Ama en güzel tarafı şudur:
Beste henüz bitmemiştir.
Ve gecenin en koyu yerinde bile, insanın içinde yarına doğru yürüyen küçük bir melodi mutlaka vardır.
Ve belki gece, tam da bu yüzden vardır…
İnsanın kendi içindeki son ışığı bulabilmesi için bütün ışıkların bir süreliğine sönmesi gerekir.
Karanlık, bazen yokluk değil; ruhun gözlerini alıştırdığı başka bir aydınlığın başlangıcıdır. Çünkü bazı şafaklar gökyüzünde değil, insanın içinde sökmeye başlar.
Uzaklarda bir kuşun ilk sesi duyulur.
Gece, siyah elbisesinin eteklerini ağır ağır toplarken ufukta ince bir aydınlık belirir.
Az önce karanlığa ait sandığımız gökyüzü, şimdi mavinin en sessiz tonlarına açılır.
Ve müzik, son notasını bırakırken yerini sabahın görünmez bestesine bırakır.
O an anlarsın:
Hiçbir gece sonsuza kadar sürmez.
Hiçbir suskunluk sonsuza kadar susmaz.
Ve insan, kendi içindeki ezgiyi kaybetmediği sürece hiçbir karanlıkta bütünüyle yalnız değildir.
Belki hayat dediğimiz şey, gecenin koynundan sabaha doğru yürüyen uzun bir şarkıdır.
Kimi dizeleri gözyaşından, kimi notaları sevinçten, kimi susları kayıplardan oluşur.
Fakat bütün bunların arasında, kalbin bir yerinde hep aynı ezgi devam eder.
Bir umut ezgisi…
Ve gün gelir, insan geçmişin bütün kırık notalarını geride bırakıp kendi şarkısının en güzel yerinden yeniden başlar.
Çünkü gece ne kadar derin olursa olsun, sabahın ilk ışığı bir yerlerde çoktan doğmuştur.
"Müzik;hayatın karanlık gecesinde ay ışığıdır "
Yeter ki insan, içindeki müziği susturmasın…
18.08.2026
Pakize Özbaş
mavikatre 💧
Bursa🍀
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.