7
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
144
Okunma

seni
camı buğulayan bir çocuğun
ilk hıçkırığında tanıdım
annemin gözlerinden düşen
kısa bir karanlıkta
adını bilmediğim bir şeydin
küçükken
her ayrılık
suskun bir kıyametti
bir torba sakızla avutuldum
yokluğa benzeyen ne varsa
erken öğrendim
otobüs camlarında silinen
bir yüz gibi
kendimden eksildim
sonra
avunduğum o sakız kâğıtlarından
makasla biçtiğim yıldızlar yükseldi
üzerinde yarım yamalak harflerle
kimi GÜ1, kimi 11ü...
bir sopanın ucunda taşıdım yalnızlığımı
tavanına sığındığım o odada
GÜ11 yazan o ışıl ışıl yıldızların altında
kendime bir gökyüzü seçtim
her biri
geri dönmeyen bir şeye
açılan kapıydı
sen geldin
zaman yetişemedi sana
birlikteydik
dünya bizsizdi
tam olamadık
ama eksikliğin
kapısı kapanmış bir evin
içerde dolaşan sesi gibi
kaldı
ben sana
çocukluğumu hiç anlatmadım
hangi gecelerde kırıldığımı
hangi eşiklerde beklediğimi
gökyüzü biliyor
ve yıldızlar arasında
senin adına benzeyen
sessiz bir boşluk duruyor
çünkü sen
Tanrı’ya gösterilen
tek delildin
şimdi
birbirimizin eksik kıyılarında
susuyoruz
bazı şeyler
geçmiyor
sen mesela
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.