Alıcılar almaz, vericiler alır. eugene benge
Önder Sari
Önder Sari

“Eşik”

Yorum

“Eşik”

0

Yorum

4

Beğeni

0,0

Puan

50

Okunma

“Eşik”

Avamir’i ilk gördüğümde bir insan görmedim.
Daha çok, yürümeyi bırakmamış bir yorgunluk gördüm.
Bazı insanlar odaya girince ses getirir.
Avamir girince odanın sessizliği değişirdi.
Sanki eski bir binanın içinde biri yıllardır açılmayan pencereyi aralamış gibi.
Onu anlatmak kolay değildi.
Çünkü Avamir dediğimiz şey bir karakterden çok, zamanla oluşmuş bir tortuydu.
Şehirlerin dibinde kalan pas gibi.
Silinmeyen ama kimsenin dönüp bakmadığı şeylerden.
Bir şiir olarak doğmadı o.
Önce dağınık görüntüler halinde geldi.
Sabaha karşı çalışan bir fabrikanın düdüğü.
Kapanmış bir meyhanenin ters çevrilmiş sandalyeleri.
Otobüs camına başını yaslamış uykusuz bir adam.
Yağmurdan kabarmış duvar afişleri.
Konuşurken yarıda kalan insanlar.
Sonra bütün bunların ortasında aynı gölge dolaşmaya başladı.
Adını bilmiyordum henüz.
Ama onun diğer insanlara benzemediğini anlıyordum.
Çünkü Avamir’in en belirgin yanı acısı değildi.
Acıyı taşıma biçimiydi.
Bazı insanlar kırılınca bağırır.
Bazıları susar.
Avamir ise sanki içinden yavaş yavaş taş eksilen bir bina gibi yaşardı.
Dışarıdan hâlâ ayakta görünür,
ama içinde odalar çökmeye başlamıştır.
Onu yazarken fark ettiğim ilk şey şu oldu:
Avamir hiçbir yere ait değildi ama her yerde izi vardı.
Bir çay bardağının kenarında,
bir işçi montunun cebinde,
gece açık kalan büfelerin floresan ışığında…
şehir onu tanıyordu ama insanlar tanımıyordu.
Şiir büyüdükçe o da büyüdü.
Ve bir noktadan sonra ben yazmayı bıraktım,
o kendini yazmaya başladı.
Mesela bir sahnede ona sigara veriyordum.
O sigarayı yakmıyordu.
Çünkü Avamir’in derdi kül değil, dumandı.
Kaybolmak değil, görünmeden dağılmaktı.
Sonra anladım ki Avamir aslında tek bir adam değildi.
Kendine geç kalan herkesin birleşimiydi o.
Hayatla arasında birkaç saniyelik gecikme olan insanların.
Kalabalığa karışıp yine de dışarıda kalanların.
İçindeki yangını günlük konuşmaların arasına saklayanların.
Bu yüzden şiiri yazarken en çok sessizlik kullandım.
Çünkü Avamir’in gerçek dili buydu.
Bir öğretmen olsaydım öğrencilerime şunu söylerdim:
“Bazı karakterler kurgu değildir.
Toplumun fark edilmeyen taraflarının yavaş yavaş insan şekli almış hâlidir.”
Avamir de öyleydi.
Bir gün ortaya çıkıp yaratılmadı.
Şehir onu yıllarca biriktirdi.
Paslı turnikeler, gece vardiyaları, yarım kalmış aşklar, susturulmuş öfkeler, eski türküler, bozuk sokak lambaları…
Hepsi birleşti.
Ve sonunda ortaya bir adam değil,
yürüyen bir şiir çıktı.
Adı da Avamir oldu.

Avamir
Bir şiir olsaydı
kimse onu ilk okuyuşta anlayamazdı.
Çünkü bazı metinler gözle değil,
yarayla okunur.
Bir yerde başlamazdı şiir.
Sanki yıllardır sürüyormuş da
sen ortasından geçmişsin gibi.
Bir kapının eşiğinde dururdu mesela.
İçeri girmez.
Gitmez de.
Çünkü Avamir’in kaderi biraz
eşik olmaktır.
Sesinde paslı bir kanun teli,
ellerinde kurumamış duvar boyası,
ceplerinde işe yaramayan anahtarlar…
hangi kapıyı açtığını unutmuş bir adam gibi değil;
hiçbir yere ait olmayan kilitleri taşıyan biri gibi.
Kalabalığa karışınca
insan sanırlar onu.
Oysa Avamir bazen
yürüyen bir gece vardiyasıdır.
Gözlerinin altında şehir taşır.
Bir fabrikanın sabah altısında çıkan buharı,
bir otogarın son çayı,
yağmurdan sonra yere yapışmış afişler…
hepsi onda yaşar.
Ve kimse bilmez:
bazı insanlar çocukken oyuncak kırmaz.
Sessizlik biriktirir.
Avamir de öyle yaptı.
Sonra büyüdü.
İçindeki bütün kuşlar
bacalara çarptı.
Bir gün biri ona
“neden böyle bakıyorsun?” diye sorsa
cevap vermezdi muhtemelen.
Çünkü bazı bakışların tercümesi yoktur.
Sadece uzun bir yol sesi vardır içinde.
Şiirin bir yerinde mutlaka
elektrikler kesilirdi.
Bir mahalle kararırdı ansızın.
Avamir sigara yakardı.
Ve o küçücük ateş,
şiirin en büyük cümlesi olurdu.
Çünkü o, bağırarak değil,
azalarak büyüyen insanlardandı.
Ve finalinde şöyle bir şey kalırdı geriye:
“bazı adamlar
dünya yıkılsın diye yaşamaz
ama dünya yıkıldığında
enkazın altında ilk onların adı bulunur”

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 
“eşik” Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz “eşik” şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
“Eşik” şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL