HakkınSesi
844 şiiri kayıtlı

'suret'

HakkınSesi
  5,0 / 3 kişi ·11 beğenme · 2 yorum · 226 okunma

'suret'




insan hayret ediyor
nasıl da özlüyormuş, konuştum,
sıcak ve taze bir kan aktı
düşündüm, doğrulardan bir grup genç
gelip aynı tasa kaşığını daldırırken
Allah dedi sabah,
besledim ne kadar acı varsa bu topraklarda
bir çıkarsın, bir girersin
küçüldüğünü sandıkları an da artık küçülmezsin
soğuk diri tutar gönülde kalanları
ben onlarla hasbihal eylemeyeli çok oldu
rüyalardan ’ah’ der uyanırım, bu mütemadi çilem
telkin etmesin boşuna
alıkonuldum, sevdalar iş başına!

mahalle kahvesinde küçük cam bardağa sarıldım
sıcaktı çay, daha dönmeyi düşünmüyordum
üşümeyeyim diye yırtık astarı tutan iğne
kalbime dokunuyordu her kendime sarıldığımda
ne çare, ara vermem gerekiyordu
büyümüştüm, bir tarafımla istemiyordum da anlaşmak
kapanmasını diliyordum dile dokunan bin yarayla
birden huzura erdiğimi düşünüp ayaklandım
peşimden bir ses duydum: ’hayrola,
parasını vermeden mi gidiyorsun çayın?’
çıkardım tüm bozuklukları avucuma,
savurdum adamın gözleri önünde
’al, bak’ dedim, ’mutlu musun şimdi?’
yırtık astarımı tutan iğne bile dokunmuyor
ben ayağa kalkınca yaşıyorum sanıyorlar
ne çare, anlam veremiyorum
’yoluna git’ dedi, ’gözüm görmesin seni,
görüşürüz, belki hiç; faiziyle de ödeme
selamın borcu işsiz bir sevdanın kahrıdır
kapıyı ört de, üşümesin içerdekiler
bir yazı asmalı artık gözlerimizin üzerine
seyyar sevdalıklar girmesinle bu kahveye’

bir insan olalı böyle dağılmamıştım,
bir ara ben de insan olmuştum, açardım gözlerimi
mevsim hangi rengiyle varsa, ben oydum
inandım çokça Allah’a da sığındım, sonra bir gün
dedim ya, bir şehrin tam ortasında dolanırken
acı bir tren ıslığı sardı kollarımdan
sonra bir gün ’insan sevmek için doğmuştur’
şarkısını mırıldandım, yürüdüm, çok gittim
hiçbir amacı olmadan da seviliyormuş dedim
kapı çaldı, kapılar açıldı; herkes çıktı
mutanabi sokağında yürüyen çocuklar gördüm
bir el uzandı cennet bahçelerinden,
ak gerdanına düşen bahanelerden sıyrılıp
çekip almaya niyetliydi çok önceden
çelimsiz sandım kuvvetini, aldanmışım
okumuş insanların ölümü de bir başkaymış
bir taraftan ’Ali, Ali’ diye bağırıyordu bir kadın
elinde kanlı bir gömlek, secdeden yeni kalkmış alnı
düşündüm bu feryat bulutları çağırır mı?
yanan onca el, ayak, yağmurla ıslanır mı?
ya gelen fil bahsinden bir azap olur diye,
toparlanıp ara sokaklardan kaçtım,
bana gelebileceklerden, dahası inanmadım
ne demek biliyor musun, hiç yalana lüzum yok!
artık gidebileceğine de inanmıyorum, doğrusu bu
inanmak bile istemiyorum, çok meşgulsün zira
ellerinle bir dünya inşaa ediyorsun pek yakınlara

siyah bir örtü çektiler kapıların üzerine
ne toz kaldı, ne kan, ne ceset ne de metanet
boynu iki büklüm telefonumdan uzandım hemen
çok çalışıyordu zamanın iğde bacaklı evlatları
dur, bir de Allah girsin dedim kalbimize
sevmişim, dalıp gitmişim, gözlerini aramışım
rengarenk bahçelere çağırmış o el yeniden
mutanabi sokağında yirmi üç ölü, otuz yaralı
bir kasım akşamında analar oğul ağrılı
sofrada soğumuş çorba, az pilav biraz ekmek
konuş kardeşim, sesin şimdi olur rahmet
böyle bir acıyı tatmadan evrende zerre oluşu
haysiyet meselesi yapmışım çok öncelerden
bırak çalsın telefon, bırak yas tutsun biraz da o
hep bizi mi çağıracaklar acıya bağdaş kurup
bir damla ağlamayı unutmuş gözler meclisine

okundu yasin, biraz dindi acısı, yağmur da yağdı
sokaklara yazılmazdı sevgilinin ne adı, ne sevdalığı
huşu içinde ayrılırken kahrın yedi kuşak hasmı
örtüsü ayrılmadan kapılar yüzümüze kapandı.
içimi bozdum, daldım, uzaklara yüz sürdüm
çok meşguldü bu ara, koştum hemen ardından
bir ses duydum, ’kapı’ dedim, ’açılmaz mısın?’
insan olduğumu hatırladım, beni yanına almaz mısın?
Ya Allah? kalbimden çıkardığımdan beri işsizim
her gördüğüm suretin sevgisiyle kafirim,
son bir tövbe evveli adınla sarıldım bardağa
sıcak bir kan gibi aktı içime çay, bugün de dolunay
mutanabi’de ölenler için kızıl elbisesiyle
seyrediyordu son bir kez kapıya koşanları

toparlandım, gidiyorum
hiçbir şey eskisi gibi olmaz, bunu da biliyorum
bir gün ben de en hüzünlü şiiri yazabilirim*
ellerimi bir öykünün gerdanında gezdirirken
telkinler ne hoş bir boşluk, mütemadi çilem:
-merhaba!
koynunda daha kaç gece yatırırsın bilmem ama
şu kafirlikten sıkıldım Allah’ım!
suretin yalanından koruman için kapıda,
siyahlara karışıyorum her günün sabahında.

Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
'suret' şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

'suret' şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Enûma Eliš
13 Kasım 2019 Çarşamba 21:55:28
Gökyüzünün kapıları gıcırdadı mı, bilmem...amma
Senden uzak olsun üzüntü'

ve hep O,
kalemini parlattığı muhakkak.



_Anka_
13 Kasım 2019 Çarşamba 08:48:56
Şiirde Allah var çokça. Hep birlikte koşarak sığınılacak. Koşarken Allah'a, okudum..

Okur Yazar tarafından 11/13/2019 9:42:06 AM zamanında düzenlenmiştir.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.