Yıllar yok öyle çekip de gitmek.
Ağaran telimin hesabını ver.
Yok öyle bir anda kaçıp terk etmek.
Dört büklüm belimin hesabını ver.
...
Devamını oku »
Milletin derdine derman olmazsın.
Yokluğa yoksulluğa çare bulmazsın.
Mecliste keyfiniz yerindemi vekilim.
Ceylan derisi koltukta oturursunuz.
...
Devamını oku »
Biz, daha sıkı sarılırız birbirimize.
Her veda, yeni bir kavuşmanın habercisidir burada,
Tıpkı kışın ardından gelen bahar gibi.
Ufuk, turuncu ve mora keserken,
Senin gözlerinde bulurum ebediyeti.
...
Devamını oku »
Sen , limanım sığınağım, her şeyim gibi geldin .
Zarafetine ve karakterine derinden hayrandım.
Kalbimde sana olan masum bir sevgi vardı .
Bunun doğru olacağını memnun olacağını bilseydim,
Sana milyonlarca kez aşkım derdim .
...
Devamını oku »
Gençlik yıllarına has, görülen pembe düşler,
Olur olmaz düşülen, tüm karmaşık yeisler,
Duygu mevsim-i hazan, düştü kızıl gazeller,
Göz pınarları kuru, sözlerse tükendiler.
...
Devamını oku »
İyilik, bir kalpte çiçek açar,
Vefa, o çiçeği mevsimsiz yaşatır.
İyilik, su gibi akar gider,
Vefa, o suyun adını ezberler.
...
Devamını oku »
İyilik, bir kalpte çiçek açar,
Vefa, o çiçeği mevsimsiz yaşatır.
İyilik, su gibi akar gider,
Vefa, o suyun adını ezberler.
...
Devamını oku »
öğrencisinin saçları kadar masum,
bir şehir uyuyor içimde, ezanlar ıssız,
rüzgâr bile secdeye durmuş gibi suskun
Kaldırımlar Verâ, bak hep seni anlatıyor,
...
Devamını oku »
Mecliste vekil dediğin,
Vatandaşa ulaşmalı
Mecliste vekil dediğin.
**
Meclis bizim, yatıyorlar,
...
Devamını oku »
Ben, bu dünyada sadece herkes gibi mutlu olmak istedim. Ne lüks ne de ihtişam istedim. Yalnızca sığınılacak bir liman, beni dinleyen, beni anlayan sıcak bir yuva istedim oysa ki. Acımasız hayat, bana neşe yerine dert üstüne dert, huzur yerine çile üstüne çile sundu; sanki mutlu olmamam için yemin etmişti. Bu koca dünyada, sevdiklerimin birer birer benden alınışını, gölgemin bile beni terk edişini izledim; her geçen gün, sabaha ulaşmayan gecelerde daha da yalnız kaldım.
Oysa tüm umudum, sığındığım o iki büyük limandı: Aşk ve dostluk. Aşk dediğiniz şey, en derin yaraları açan, en büyük yalanı fısıldayan o zalim oyundan başka bir şey değilmiş. Bana el uzatan her kalp, sonunda beni daha da büyük bir yalnızlığa itti; o tutku dolu sözlerin, o sıcak sarılışların ardında yatan tek gerçek, yalnızca paramın ve çıkarımın geçici ışıltısıydı. O büyük sevda yalanı bittiğinde, geriye sadece sahte sevgilerden kalan bir boşluk ve tarifsiz bir hayal kırıklığı kaldı.
Fakat en büyük yıkımı, dostlarım diye sırtımı yasladığım dağlar yaşattı. Meğer o samimi görünen gülüşler, o omuz omuza verilen sözler, sadece cüzdanımın kalınlığı içinmiş. düşmemle, o etrafımdaki kalabalık bir sis gibi dağıldı. Gözyaşımı silecek kimse kalmadı yanımda;
Oysa ben, onların en zor anlarında bir telefonla koşan, tüm sorunlarını omuzlayan, canını siper eden bir deliydim. Bu sahte dostlukların enkazı altında ezilmek, nefes almayı bile acı verici kıldı.
Ama kalbime saplanan son ve en keskin hançer, Canımdan, kanımdan saydığım o insanlarda geldi. oysaki Ben onların yanında kalkan gibi durur, gelen tüm acıları göğüslerdim; benim bu hayattaki en son sığınağım olmalıydı.
...
Devamını oku »