2
Yorum
10
Beğeni
0,0
Puan
62
Okunma
Bir gün pansiyonun hemen yanındaki kafede genç bir çiftin doğum günü kutladığını gördüm.
Masanın üzerinde rengârenk balonlar, küçük bir pasta ve etraflarında gülümseyen insanlar vardı.
Çocuk, kız arkadaşına küçük bir hediye uzattı.
Ardından herkes hep bir ağızdan,
"İyi ki doğdun." diye şarkı söylemeye başladı.
Ben ise farkında olmadan onları izliyordum.
İçimde tarif edemediğim bir boşluk vardı.
Mustafa Amca yanıma yaklaştı.
"İyi misin kızım?" diye sordu.
Başımı hafifçe salladım.
"İyiyim, Amca." dedim.
Sonra sessizce içeri girdim.
Hayatım boyunca hiç doğum günüm kutlanmamıştı.
Kimse bana hediye almamıştı.
Doğum günü pastasındaki mumlara nasıl üflendiğini bile bilmiyordum.
Belki de insan, hiç yaşamadığı şeylerin eksikliğini, onları başkalarında görünce daha derinden hissediyormuş.
Birkaç gün sonra yine işlerimi bitirmiş, odama çekilmiştim.
Tam uzanacakken kapım hafifçe çalındı.
"Kızım, müsait misin?" diye seslendi Mustafa Amca.
Kızım...
Ne güzel bir kelimeydi.
O kadar içten, o kadar sıcak söylüyordu ki...
Her "kızım" deyişinde, kabuk bağladığını sandığım yaralar yeniden sızlıyordu.
Kapıyı açtım.
"Efendim, Mustafa Amca?"
"Kızım, aşağıya gelebilir misin?"
"Tabii, hemen geliyorum."
Kapıyı kapatıp merdivenlere yöneldim.
Aşağı indikçe içimde tarif edemediğim bir his büyüyordu.
Son basamağa geldiğimde her şeyin farklı olduğunu fark ettim.
Mahalle esnafı...
Pansiyonda kalan birkaç müşteri...
Ve ortalarında gülümseyen Mustafa Amca...
Bir an içimi tarifsiz bir endişe kapladı.
"Acaba kötü bir şey mi oldu?" diye düşündüm.
Tam o sırada...
Hep bir ağızdan,
"İyi ki doğdun, Nefes!" diye bağırdılar.
Olduğum yerde öylece kaldım.
Ne söyleyeceğimi...
Ne de ne yapacağımı bilebiliyordum.
Hayatımda ilk kez birileri benim doğduğum günü kutluyordu.
Masanın üzerinde küçük bir pasta vardı.
Üzerinde yanan mumlar...
Ve rengârenk harflerle yazılmış tek bir cümle...
"İyi ki doğdun, Nefes."
Gözlerim dolmuştu.
Hayatımda ilk kez bir doğum günü pastasının karşısındaydım.
Mumların nasıl üfleneceğini bile bilmiyordum.
Mustafa Amca yanıma geldi.
"Haydi kızım..."
"Önce dilek tut."
"Sonra mumları üfle."
Sessizce gözlerimi kapattım.
Ne dileyeceğimi bilmiyordum.
Belki de yıllardır dilediğim her şeyi zaten dilemiştim.
Derin bir nefes aldım...
Ve mumları üfledim.
Alkış sesleri yükseldi.
O an herkes gülümsüyordu.
Ben ise hâlâ olanlara inanamıyordum.
Aklımı kurcalayan tek bir soru vardı.
Başımı kaldırıp şaşkınlıkla Mustafa Amca’ya baktım.
"Ama..."
"Bugün benim doğum günüm değil ki..."
Mustafa Amca gülümsedi.
"Biliyorum kızım."
"Doğum günün birkaç gün önce geçmişti."
"Biz de hem geçmiş doğum gününü hem de aramıza gelişini kutlamak istedik."
O an etrafıma baktım.
Herkesin elinde küçük de olsa bir hediye vardı.
Kimi bir kitap...
Kimi bir atkı...
Kimi de küçücük bir çiçek...
Tek tek yanıma geliyor,
"Doğum günün kutlu olsun, Nefes." diyerek hediyelerini uzatıyordu.
Hediyeleri açmaya bile kıyamıyordum.
Belki pahalı değillerdi.
Ama benim için dünyanın en değerli hediyeleriydi.
Çünkü ilk kez birileri beni düşünmüştü.
Hayatım boyunca ilk kez bana ait olduğunu hissettiğim bir gün yaşıyordum.
Ben, beni dünyaya getiren insanlara her gün içimden sitem ederken; hiç tanımadığım insanlar bana,
"İyi ki doğdun."
diyordu.
Ne garipti...
İnsanı bazen en çok kan bağı olanlar değil, yüreği güzel insanlar hatırlıyormuş.
Ne güzel şeymiş hatırlanmak...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.