0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
32
Okunma
Nasıl biteceğini bilmediğim, bomboş sayfalarıyla beni bekleyen koca bir hayat...
Belki zor olacaktı.
Belki yine düşecektim.
Belki canım eskisinden daha çok yanacaktı.
Her zamanki gibi yine kendi kendime ayağa kalkacaktım.
Belki de bu düşüş, diğerlerinin hepsinden daha acı olacaktı.
Ama bunu da yaşayarak öğrenecektim.
Herkesi anne ve babası büyütmüyormuş.
Bazılarımızı hayat büyütüyormuş.
Bazılarımız ise çocukluğunu geride bırakamadan büyümek zorunda kalıyormuş.
Ben de onlardan biriydim.
Gözyaşlarımı sessizce sildim.
Derin bir nefes aldım.
Sonra kendi kendime bir söz verdim.
Artık geçmişime değil, geleceğime yürüyecektim.
Yıllarca baba bildiğim, beni büyüten devlete hizmet ederek ona olan borcumu ödemeye çalışacaktım.
Belki bir gün benim gibi kimsesiz bir çocuğun omzuna dokunur, ona yalnız olmadığını hissettirebilirdim.
Belki de hayat, bana verilmeyen sevgiyi başkalarına verebilmem için beni bu yollardan geçiriyordu.
Ertesi sabah erkenden uyandım.
Aynanın karşısına geçtim.
Gözlerim ağlamaktan şişmişti.
Yüzüm yorgundu.
Ama ilk kez kendime acımıyordum.
Çünkü artık kimsenin gelip hayatımı değiştirmesini beklemeyecektim.
Hayatımı değiştirecek biri varsa...
O da bendim.
İş aramaya başladım.
Sokak sokak dolaşıyor, kapısını gördüğüm her iş yerine giriyordum.
Elimde eski bir telefon vardı.
Ekranının sağ üst köşesi çatlamıştı.
Şarjı yarım günü bile zor çıkarıyordu.
Ara sıra kendi kendine kapanıyor, yeniden açılması dakikalar sürüyordu.
Yine de ondan vazgeçemiyordum.
Çünkü çocukluğumdan ve Hatice Annemden bana kalan tek hatıra oydu.
Ben yurttan ayrılmadan kısa bir süre önce emekli olmuştu.
Vedalaşırken bana son kez,
"Kendine iyi bak kızım." demişti.
Sesini en son o gün duymuştum.
Sonra bir daha hiç görüşemedik.
Ne çok özlüyordum onu...
Burnumda tüten, çocukluğumun tek anne kokusuydu.
Öz annem değildi.
Ama bana annelik eden tek kadındı.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.