Bager
59 şiiri kayıtlı

Burada Ekmek Ve Gün

Bager
  5,0 / 3 kişi ·4 beğenme · 6 yorum · 1103 okunma

Burada Ekmek Ve Gün



Roboski
(Uludere’ye)

biz hep gittik tanımayanlar için gitti dedikleri bizdik
çanakta kırılan büyüleri bıraktık kendi çalgısıyla ,damlayan damlara gömerek uykularımızı.
gitmeliydik bir sofraya gülüşleri avuçlarımızdan
damıtmak,taşları sıkıp onlardan azık çıkarmak için
önce uğurlama ellerinden ardımızda gümüş tasların sularından
düzlüklerden çetrefil t/uzaklara doğru
ama hiç kalmazdık kalamazdık kâhrımız sofrada bağırmasın diye
gitmeye alışkın eğri bir yüz biçimi
ilkesi en çok yanılmışlıkla anılan bizlerdik.

bilinir ki,
yani
toprağı toprakla doyurmak
göğü sağaltıp, acıları çoğaltmaktır bilindiği kadarıyla..
bilinmeye zorunlu
bu masalın aslı bura işte ! noktalanmış tek bir gecede yaşanacakla
birileri için artık toza,yaşanmaz küle benzese de hatırlamak.

II

burası dediğim hep hâr,hatırlanıp hatırlatmaya mecbur, taşınmamış taşlaşan
o büyük taşkınlıkla anılsın ve bilinsin.
denilsin
elemiyle,izâhı höyküren sızıdan sarpa döndü
kar-beyazı değil görülsün bu dağ oyuğu kırmızı baktırıyor her dem.
çünkü burada
sisle arası iyi bir tek ölümdür yok olmanın diğer adı gün eliyle.
donmamaya direnen elleri kalplerindeki tedirgin sıcaklıkla hohlatan dünya merhameti bu kadar sevdi yıldızların ışıltısına dilek fırlatan masumiyeti kara ölümler sunmaya devam ederek
sunar, sunmaktadır diğer acılardan az görünen her yeri yeni acılarla tanıştırarak.
bu fasıl doğumdan gelen bir göz lekesi olur
öyle olmaya mağdur
o gözle büyülür o gözler ki içi boşaltılmış evlerdir,yakılmış köylerdir
büyüklerin ölmesi şaşırtıcı burada
burası hep çocukların ölme alışkanlığı
kurşun sevme zorunluluğu dahası ilk ölümle dünyaya göz açmanın büyüsüdür
yani
büyütmeyen o mağrur giz büyüdür.
dediğime gelmeyen kalışından öğrendiğim buydu
burada
en çok annesi olmalısın yasının
en çok annedir yarasını taze tutanlar.

sonra ekmeğin
dağlarda bölünmüşleğine şahitlik, dağların sırtında vurulmanın soğuk karlara inen küçük yüzlerin kalkışına takatsizlik
bu nasıl bir masala tanıklık
ah..
kendi masalında vuruluyorsun haberin bile yok..

gençtir burada acılar,yakışıklı fotoğrafların ağlayışı hicrânı dökülüyor durgunluğun kafeslerine.
sonunu başa döndüren bir hayat
hızla korkuyla,süratını tamamlamış
evlere kan dağılımı yapıyor
diller aynı marştan,eller aynı hizada titriyor
nasıl diyeyim burayı
genzi yakan lokmaları yutkunmak bunu tekrar tekrar ederek
başka hüzünlerle kendine ikna olmak yaşamaya
buna sabah etmek, ah buna hayat demek,!ne güçtür..
ne büyük bir keder..
ekmekten ölümü hatırlamak...

III

ekmeği namlu ağızlarında yemenin türküsü var burada ,
adına roboski deyin
adına ekmeğin vurulduğu yer deyin
ekmekten damlayan kan bilin
öyleki
almaya mükâfatın yas olduğu
yokluğun yollara koyduğu dile bir kurşun öğretisi notaların eşlik ettiği
faili belliyken sus biçimi
anlatılınca ürkek,varılınca titrek bir düğüm halkası o düğümlerden saf tutup konuşan yüzlerin
bakışlarına eğilin
ve deyin
dünyaya uzanan yaranızdan
ey dünya burası ne ferfecir
ne mağlup ne derin..!

IV

münbit acılar bahçesiymiş bu toprak, en çok kurşunlar öpen bu dağlar
öyleki
birinin gözleri çatlayınca diğerinin kalbi kanamaya başlar.
kenetlenmek dünyaya burada büyük bir yalan koca bir talan efsunu
eller ellerden ayrıldı çünkü artık buzlarla karlar
göğsümüzde açılmış koca bir ateş ’aralığı’
ah ki!
ah..
burada sular daha çok konuşur,
bunlar burada
hiç durmadan yarasını tazeleyenler harıl harıl ,
ilmek ilmek
siyah işlemeler sürüyor dumanla karışık
kendiyle sıkışık başkalarına açık bir yarayla
anladım
anladım
neden böyle ç/alışırlar
sustuklarında canı olmayanlara dil uzatarak
çünkü
makasından iğnesine kadar utanç var
istendikçe bu masala beyaz bir hırka.

IIV

çıraları bir ceset gibi evlerin ortasında sallananlar
bakıp bakıp ah..
diyor içini koparan ağrılara
sular uyanıyor bu iğribar susuşta
nasıl anlatayım bir gözyaşı tanelerinin söze gelip,
ey dünya nasıl duymadın bu koca yıkımı
sen ve seninle susanlar bir utanç boynunuzda
sarkıyor günbe -gün.
hatrı yok
hatır değil
bu vurulmuş
kıbledir! elbette hatırlanacak..

-burada ekmek ve gün, hergün hergün aynı sessizlikle,aynı çığlıkla yutuluyor
yenildikçe bir mezar kanıyor tam kalplerinde
ekmek ve gün burada ölümü kanatıyor
ah ölümü
ölümü
ölüm...

/yüksel batu
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Burada Ekmek Ve Gün şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Burada Ekmek Ve Gün şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
hkarasahin , 5 puan verdi
25 Aralık 2014 Perşembe 19:40:01
ekmeği namlu ağızlarında yemenin türküsü var burada ,
adına roboski deyin
adına ekmeğin vurulduğu yer deyin
ekmekten damlayan kan bilin

Ne güzel anllatmışsın kardeşim.....

Yüreğe,kaleme selaam olsun..
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
25 Aralık 2014 Perşembe 17:43:30
Burada Ekmek ve Gün ile çok şey anlatmışsınız.
---------------------------------------Kutkarım. Selamlar...
Yersiz Yurtsuz , 5 puan verdi
25 Aralık 2014 Perşembe 17:33:59
Hasan Hüseyin aşkına. Yara'n yarimiz olsun şair!

'ben Türkçe anlatamam
o Kürtçe anlatamaz
Farsça çıkmaz doruklara
koçero hep
durur orda
dağlarda

ey elleri mis kokulu sabunlarla kurtulan beyler
şimdi siz
içebilir misiniz kendi sıcak kanınızı altun taslarda
geçirebilir misiniz şu yağlı ipi
kendi güzel ellerinizle
o güzel boynunuza
ve şakıyormuşçasına kafeste kanaryanız
bakıp bakıp zindanlı akşamlara
yudumlayabilir misiniz soğutulmuş içkinizi? '
ezop
25 Aralık 2014 Perşembe 17:33:04
Kanayan bir yaranin epopesi...
ezop
25 Aralık 2014 Perşembe 17:33:03
Kanayan bir yaranin epopesi...
ezop
25 Aralık 2014 Perşembe 17:32:59
Kanayan bir yaranin epopesi...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.