3
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
200
Okunma
Ne için gezersin mihnet bağında
Hibenin üstüne borçlu çıkarken
Çırpınır, gülersin bir de ağında
Ha bire duyduğun: “daha çok erken”
Bu hâle müdavim kuldan bol nedir
En kavi ahmağa biz, bu iğnedir
Bazen sessiz odam bir su kenarı
Sanırsın mazinin ortasındayım
Ceylan ki kurutmuş cümle pınarı
Bin rüya harcadım, arkasındayım
Nereye, bilmeden yürüdüm daim
Heyhat ki ömürmüş sessiz fedaim
Çok yerden kırıldım, çok dem üzüldüm
Fâni merhamete etmedim tamah
Sanma ezilerek boşa süzüldüm
Bir kalın defter ki; her sayfa günah
Boş bir tahammüle kefaret dedim
Sabırla bir tutup nefsi dinledim
Ayaklar eskidi yokuşlar kaldı
Hengame içine konan göçüyor
Taban başa çıktı, çoklar azaldı
Gülün figanından bülbül kaçıyor
Her denge bozuldu, her ibre döndü
Gün battı fark eyle; yarın, bugündü
Bu umut tetikte titreyen parmak
Cabası; ezelden kemiksiz yanım
Kaderim her sisli sapakta durmak
Eğimli arafta sudan üryanım
Aktığım her yönü yazgıya vurdum
Tebessüm içinde, özü savurdum
Sinede yıllanmış hayaller küldür
Can yeli ne yandan eser bilinmez
Tükenen şu müddet gama püsküldür
Mecbur yürünür de, geri gelinmez
Herkes ilk çığlıkla verir ikrarı
Suskun bir biat ki, yoktur tekrarı
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.