6
Yorum
30
Beğeni
0,0
Puan
1099
Okunma
Ben senin ellerini
bir kuşa benzetiyorum
adı dilimin ucunda
ama çıkaramıyorum
Elişi kağıtlarından harfler kesiyor ellerin
Babana su getiriyor
Pamuk şeker tutuyor
Buğulu camlara kalpler çiziyor
Boş zamanlarında da
kulağındaki küpelerde geziniyor
Dünyanın en şanslı makası oluyor o makas
o bardak o pamuk şeker
Dünyanın en şanslısı
o buğulu camlar o küpeler
Ben senin gözlerini
Cemal Süreya’nın bir şiirine benzetiyorum
adı dilimin ucunda
ama çıkaramıyorum
Yürüyüşe çıkıyoruz ya hani bazen
biliyorum içindeki çocuk da yanımızda yürüyor
Seksek oynuyor kaldırımlarda
gözlerinden belli oluyor
Camın birine taş atıp kaçacak diye
telaşlanıyorum bazen
Allah’tan taşı suda sektirmeyi seviyor
Kuşlara ihbar ediyor pusudaki kedileri
Rüzgar tam öpecekken
saçlarını topuz yapıyor
Dünyanın en mutlu kaldırımları oluyor o kaldırımlar
o deniz kenarı
o kuşlar o rüzgar
-bazen mahsusçuktan
küsmüş gibi yapıyor rüzgar
ama çok çabuk pes ediyor
ne yapsın serde sevmek var-
Ben teninin rengini
bir çiçeğin gülüşüne benzetiyorum
adı dilimin ucunda
ama çıkaramıyorum
Bazen olmadık zamanlarda
aklına bir şey geliyor
Hüzünlü oluyor kimi
kimi müjdeli haber
gamzelerinden belli oluyor
Birden duaya başlıyor dilin
ama kısık sesini giydiriyorsun cümlelerine
duymamamız için
Dünyanın en şanssızı oluyoruz o vakit
ayağındaki pofuduk terlik
dört bir yanımızdaki duvarlar
Dünyanın en şanssızı
kitap ayracın
ve tekli koltuğun ve ben
ve her sabah günaydın dediğin aynalar
Özgür SARAÇ / Râzı