Hicran Aydın Akçakaya
233 şiiri kayıtlı

GÜL GAZELİ

Hicran Aydın Akçakaya
42 beğenme · 14 yorum · 670 okunma

GÜL GAZELİ


Şiirin hikayesini görmek için tıklayın



Gül desen sen; gülse benzim, gül benizden ziyade.
Kim bilir kim, söyle ömrüm aşkı bizden ziyade?

Mor kızıl bir tanda gelsen, düşse aşkın gönlüme,
Bir alev yükselse külden, yaksa közden ziyade.

Savrulurken her telinden gül saçar yar saçların
Sen baharsın, bense son kış, gamlı güzden ziyade.

Gül yüzünden hüznü silsem gözlerinden kuşkuyu
Dalgalansam sonra coşsam ben denizden ziyade.

İçse gönlüm gül dalından bir yudum gül şerbeti.
Gül bıraksam ben öperken, tende izden ziyade.

Böyle âşık görmemiştir cümle dağlar, yer ve gök,
Bir muhabbet demlesem ah, kalpte sözden ziyade.

Der ki Hicran al senindir ömrümün her sayfası,
Yak dilersen; yak, tutuşsun hepsi, cüzden ziyade.

Fâ’ilâtün / fâ’ilâtün / fâ’ilâtün / fâ’ilün
—•—— —•—— —•—— —•—
Hicran Aydın Akçakaya


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
GÜL GAZELİ şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

GÜL GAZELİ şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
1 Eylül 2019 Pazar 14:25:04
Dost Şair;

Her şeyin güzelliği şiirle ölçülür…
Şiir yaz, şairi sev…

.................................................... Saygı ve selamlar..
HÜZÜNYEŞİL , etkili yorum yaptı.
21 Ağustos 2019 Çarşamba 08:42:22
Heykelini dikmişsin aşkın, gülden
Şiirden ziyade.
Bu yoruma 2 cevap yazılmış.
HÜZÜNYEŞİL
22 Ağustos 2019 Perşembe 10:39:06
Buketten başka söze ne hacet, gülden
Şiirden ziyade
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
21 Ağustos 2019 Çarşamba 13:41:43
Bir memnuniyet buketi sunuyorum size; teşekkürden ziyade.
Murat Elter
19 Ağustos 2019 Pazartesi 12:18:16
Bu kadar zorluğa katlanmak ayrıca takdire şayan. Tebrik ederim Hicran hanım.

Murat Elter tarafından 8/19/2019 12:19:44 PM zamanında düzenlenmiştir.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
20 Ağustos 2019 Salı 14:12:37
Teşekkür ederim.
KurşunKalem
19 Ağustos 2019 Pazartesi 01:28:15
Ağırlığınca güzel bir emek, çok kutluyorum, içten...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
20 Ağustos 2019 Salı 14:12:05
Çok teşekkür ederim, içten yorumuna, selamlar.
deniz_tayanç
13 Ağustos 2019 Salı 01:25:26
Kutlu Mevlid-i Şerifin sesini giyinmiş.
Kadim şiirimizin uzaktan gelen sesi.

Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana.
Mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana. Bûy-i gül taktîr olunmuş nâzın işlenmiş ucu. ..

Çok saygımla.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
20 Ağustos 2019 Salı 14:11:01
Teşekkür ediyorum, saygımla.
.birisi.(zekeriya duman) , 5 puan verdi
8 Ağustos 2019 Perşembe 19:56:25
Yazmayı beceremem Aruz vezni ile şiir. Ama bu şiiri okuması bile bir beceri istiyor, ahenkli bir şekilde....
Harika bir şiiri kutluyorum efendim.
Saygılarımla...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
10 Ağustos 2019 Cumartesi 12:03:19
Çok teşekkür ediyorum, saygımla.
Bir Eflatun Ölüm , 5 puan verdi
5 Ağustos 2019 Pazartesi 21:47:26
Nasıl gözden kaçırmışım bu güzel şiiri!
Kutluyorum çokça... ve özürlerimle, geç kalışım için...

Sevgilerimle...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
6 Ağustos 2019 Salı 09:39:56
Rica ederim ne özrü canım, gün içinde o kadar değerli şiirler paylaşılıyor ki bir çoğunu ben de görmüyor ve okuyamıyorum.

Beğenmene çok sevindim, çok teşekkür ederim.

Sevgiler benden.
arel. , etkili yorum yaptı.
5 Ağustos 2019 Pazartesi 17:14:36
burada bir gazel okumak güzel ve tabii ki sayfada şiir solumak
gazel konusu çok uzun ve derya deniz bir konu çoğu şiir türüne ilham olan bir teknik edebiyatımızda
ben de izninizle gazelden türeyen müstezat ve ziyade üzerine bir şeyler paylaşmak isterim çünkü gazel ile müstezat ayırımı çok yapılamamakta ve edebiyatta ki ziyade çok bilinmemekte

Müstezat, Arapça’dan Türkçe’ye geçmiş bir kelimedir.
Arapça, ziyade sözcüğünden kaynaklanır.
1) Kelime anlamı olarak çoğalması istenilen, artmış anlamına gelir. Günümüzde bu anlamıyla fazla kullanılmamaktadır.
2) Bir edebiyat terimi olarak, her dizesine bir küçük dize eklenmiş divan edebiyatı nazım türünü ifade eder.

Müstezat
Bir gazelin her dizesine bir kısa dize ekleyerek oluşturulan şiir biçimidir. Çoğunlukla aruzun “mef’ulü/ mefailü/ mefailü/ feulün kalıbı kullanılarak yazılırlar. Her dizeden sonra bu kalıbın ilk ve son birimleri olan mef’ulü/ feûlün kalıbına uygun bir kısa dize söylenir. Eklenen bu kısa dizeye ziyade denir.
Ziyadeler dizeden sayılmadığı için iki uzun iki kısa dizeden oluşan 4 dize bir beyit sayılır. Kısa dizeler okunsa da okunmasa da beytin anlamı bir bütün oluşturur.
Ziyadesi bir satırdan fazla olan müstezatlar da vardır.
Tez ziyadeli müstezatlara “sade” çitf ziyadeli olanlara ise “çift” adı verilir.
1. Her beyitte uzun mısraların sonuna eklenen ve ziyâde mısra da denilen kısa mısralar yer alır.
2. Gazelden türemiştir.
3. Genellikle divanların gazelleri ve kasideleri arasında yer alır..
4. Müstezatta gazelde olduğu gibi aşk, şarap, güzellik ve aşkın ıstırabı gibi konular işlenir.
5. Divan şiirinin sanatlı ve artistik şekillerindendir. Kısa dizeler okunsa da okunmasa da beytin anlamı bir bütünlük oluşturur.

teşekkürler iyi şiir için
Sevgiler

Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
5 Ağustos 2019 Pazartesi 20:07:51
Edebiyatımız ne kadar ince ve hassas güzellikler diyarı. Ne sonsuz bir okyanus, atılan her kulaçta bir başka zenginliği kucaklıyor insanı. Çok teşekkür ederim bu kıymetli bilgi aktarımı için.

Selamlar, saygılar.
Celil ÇINKIR , etkili yorum yaptı.
3 Ağustos 2019 Cumartesi 22:01:40
Hicran Hanım merhaba.
Aruz vezinli çalışmanızı beğenerek okudum.
Kullanılan kalıp gereği dizelerin durakları 8+7 (4+4+4+3) olması gerekirken “Aldanıp dalsam senin dipsiz, derin göz rengine, İçse gönlüm bir yudum, derman olur gül şerbeti” dizelerinde 7+8 (4+3+4+4) veya (3+4+4+4) olarak kullanılmış. Bu da hem akıcılığı bozmuş hem de durakların yerlerinin değişmesine neden olmuş. Bunu düzeltecek birikime sahip bir kalemsiniz.

Ziyade sözcüğü yerine başka bir sözcük kullanılmış olsaydı keşke. Zira kullanılan kalıbın (tefilelerin) yapısına uygun değil. Zîyade şeklinde yazarım ve sorunu yok ederim derseniz böyle bir sözcüğün ne Osmanlıcada ne de Türkçede olmadığını görürsünüz.

Teknik sıkıntıları bir yana koyduğumuz zaman içerik olarak enfesti.
Tebriklerim çokça.
Bu yoruma 5 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
5 Ağustos 2019 Pazartesi 20:16:23
İyi akşamlar, tekrar merhaba;

‘’Aldanıp dalsam senin dipsiz, derin göz rengine,
İçse gönlüm bir yudum, derman olur gül şerbeti’’
Teknik olarak kusurlu gördüğünüz iki dizeye
‘’Saçların savrulsa birden koklasam yar gül gibi’’
dizesini de ben ilave edeyim yeni bilgilerim ışığında. Çünkü bu dize de kusurlu bu durumda.

Bu üç dize üzerinde biraz çalıştım ve son hali yukarıdaki gibidir şiirin.

Tüm kalbimle teşekkür ediyorum size. Eleştiriniz sayesinde kusursuz değil belki ama daha az kusurlu bir hal aldı çalışmam.


Saygılar, selamlar.





Düzenleme:7.8.2019 11:34:43
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
5 Ağustos 2019 Pazartesi 15:01:28
Merhabalar;

Öncelikle tahmis yapmaya değer bulduğunuz için onur duydum ve çok mutlu oldum. Gerçekten harika olmuş. Alkışlarla teşekkür ediyorum.

Verdiğiniz bilgiler ışığında şunu söyleyebilir miyiz öyleyse? Aruz vezninde her tefile bir durak kabul edilir ve biz aruz vezinli şiir yazarken bu duraklara sadık kalmalıyız; şiirin estetiğini ve ahengini korumak ve yükseltmek için. Tahmisinizi okuyunca dikkat çekmek istediğiniz konuyu çok daha iyi kavradım. Sadece ‘’maalesef ‘’dediğiniz konuya katılamayacağım üzgünüm.

Türklerin İslamiyeti kabulünden sonra Arapça ve farsça kelimeler özellikle dini terimler ya olduğu gibi ya da çok az bir değişiklikle dilimize yerleşmişler. Allah, resul, peygamber, abdest, salat, namaz vb. gibi. Sonrasında dini kavramlar dışında da birçok kelime, Türkçe karşılığı olan ya da olmayan günlük hayatta kullanılmaya ve halk tarafından benimsenmeye başlamış. Klasik Türk şiiri de bu etkileşimden nemalanmış ve şairler Arapça ve Farsçadan dilimize yerleşen kelimeleri kullanarak şiirdeki ahengi ve estetiği sağlamışlar. Öyle olmasaydı kulaklarımızın pasını silen Türk Sanat Musikisinin o eşsiz eserleri nasıl doğacaktı değil mi. Bir, nihansın dideden ey mest-i nazım diye söylemeye başlasa Zeki Müren içinde Arapça ve farsça kelimeler var diye dinlenmeyecek mi yani. İyi ki yazılmışlar vakti zamanında ve iyi ki bestelenmişler öyle değil mi?

Bu bağlamda Osmalıca-Öz Türkçe diye bir ayırım yoktur ikisi de Türkçedir diyen Sinanoğlu’na katılmadan edemiyorum.
Dil gönlü yüzdüren gemidir demiş Oktay Sinanoğlu ve eklemiş toplumun, milletin gönlüne ise hars yani kültür diyoruz diye. Bu durumda toplumun kültürünü yüzdüren gemi de dil oluyor.

Elbette ki bizim asri görevimiz dilimizi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarıp korumak ama bunu yaparken de asırlardır dilimize yerleşmiş, bizim kültürümüzün birer simgesi haline gelmiş, örf, anane ve göreneklerimizin göstergesi olmuş kelime ve deyimleri de göz ardı etmemek gerektiğine inanıyorum. Hepimiz bu kelimeleri bir şekilde kullanıyoruz. Örneğin siz maalesef kelimesini kullanmışsınız, Arapça bir kelime Türkçede ne yazık ki üzülerek söylüyorum ki anlamında. Ama biz dilimize Arapçadan geçen bu kelimeyi sık sık gönül rahatlığıyla kullanıyoruz. Ve bence bunu kullanarak Türkçeyi katletmiş olmuyoruz. Türkçeyi katletmek bambaşka bir şey diye düşünüyorum ben. Özentilikten öteye gitmeyen, yapıldığında insanı komik duruma düşüren, yarı İngilizce yarı Türkçe kelimelerle konuşarak hem kendini hem dilini rezil etmek diye kısaca açabilirim düşüncemi.

Ziyade kelimesi de bizim kültürümüzle özdeşleşmiş bir kelime benim nazarımda. Ziyade olsun, ziyadesiyle, Allah ziyade etsin gibi kalıplaşmış deyimler bizim kültürümüze özgü, başka kültürlerde karşılığı olmayan ifadeler. Bütün Arapça ve Farsça sözcükleri alıp kullanalım demiyorum, yanlış anlaşılmasın benim savunduğum bizim toplumumuza has ve bizim kültürümüzün zarafetini inceliğini gözler önüne koyan bizi diğer toplumlardan ayıran bizi biz yapana bazı ifadelerin de bizim dilimizin zenginliği olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden ziyade kelimesi kalsın bence.

Tekrar tekrar teşekkür ediyorum.
Saygımla.
Celil ÇINKIR
5 Ağustos 2019 Pazartesi 00:41:32
Merhaba Hicran Hanım.
Açıklayıcı bilgiler ve örnekler için teşekkürler.
Türk şiir dünyasına mührünü vurmuş kişilerin eserlerinden bölümler alarak incelemek yerine, aruz vezninin genel şiir anlayışımızla olan bağını irdelemek istiyorum.

Aruz vezni ile ilgili bilgilere sanal ortamda da rahatlıkla erişilebilir. Ben burada bu bilgilerin tekrarını yapmayacağım. Benim nazarımda şiirin en önemli unsuru ahenk ve akıcılıktır. Bu da hiç şüphe yok ki duraklarla ve tekrarlanan sözlerle sağlanır. Çeşitli ulusların şiirlerinde ahengi sağlamak amacıyla hecelerin sayı ya da niteliklerini esas alan birtakım ölçülerin kullanıldığı hepimizin malumudur. Türk şiirinde de biri hece ölçüsü (=hece vezni), diğeri de aruz ölçüsü (=aruz vezni) olmak üzere iki ölçü kullanılmıştır. Hece ölçüsü şiirin bütün mısralarındaki hece sayısının eşitliğine, aruz ölçüsü de açık (=kısa) ve kapalı (=uzun) olarak nitelenen hecelerin bir şiirin bütün mısralarında aynı düzen içerisinde tekrarlanması esasına dayanır. Gerek hece, gerekse aruz ölçüsünün görevi şiirde ritmi sağlamaktır. Bu ölçüler aracılığıyla düzenli ses oluşumları elde edilerek şiire müzik ögesi katılır. Ölçü dışında kafiye, vurgu, mısralardaki durak yerleri ve ses tekrarları da şiirde ahengi sağlayan ögelerdendir.

HECE ÖLÇÜSÜ İLE YAZILAN ŞİİRLERDE DURAKLAR ŞİİRİN OLMAZSA OLMAZLARINDANDIR.

ARUZ VEZNİYLE YAZILAN ŞİİRLERDE GENEL KURAL OLARAK DURAKLARIN KAYBOLMASI SORUN TEŞKİL ETMEZ.

Aruzun dilimize geçmesinden sonra verilen eserlere baktığımızda; milli hece kalıbımız olan 11’li hece ölçüsüne uyan tefileler baz alınmış ve aruz vezniyle yazılan şiirlerde durakların bozulmamasına özen gösterilmiştir. Bunun en güzel örneğini Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig isimli eserinde görmekteyiz.

Aruz ölçüsünü ilk kez kullanan Arapların dili Sami Dil grubuna girer ve sözcük türetilmesi fiillerin ortasına ve başına ekler konarak yapılır. Hint Avrupa dil ailesinde yer alan Farsçada ise genellikle sözcüklerin sağına blok ekler getirilerek sözcükler türetilir.

Ural Altay dil ailesinde yer alan Türkçede ise fiillerin sağına ekler getirilerek sözcükler türetilir. Türk dili yapı itibariyle aslında aruz veznine uygun değildir. Bu vezin yüzünden dilimiz Arapça ve Farsça sözcüklerin istilasına uğramıştır.

Türk dilinde mevcut sözcüklerde (yabancı dillerden geçenler hariç) sesli harflerin üzerinde uzatma işareti yoktur. Aruz vezniyle yazan şairlerimiz maalesef şiirlerini aruz kalıbına uydurabilmek amacıyla Arap ve İranlıların kullandıkları ve onların dilinde olan, bizim dilimizde asla olmayan zihaf ve imalelere başvurmuşlar ve Türkçeye birçok yabancı sözcükleri ithal etmişler ve onları da kalıba uydurabilmek amacıyla yapısını bozarak kullanmışlardır. Maalesef dilimiz şiirlerde kullanılan sözcükler sayesinde başka dillerin boyunduruğu altına girmiştir.

Türk dilinin korunması konusunda biz şairlere çok görevler düşmektedir. Bunların başında şiirlerimizde mümkün olduğu kadar yabancı sözcük kullanmadan eserler ortaya koymak gelmektedir. Tıpkı Yusuf Has Hacib’in yaptığı gibi, şiir alanında eser ortaya koyarken geleneksel Türk şiir anlayışının olmazsa olmazlarından olan durak konusunu göz ardı etmemek gerekir. Nasıl bir sözcüğü dilimize ithal ederken kendi lehçemize uygun hâle getiriyor isek şiir ile ilgili teknikleri de kendi şiir anlayışımızı sarsmadan ve bozmadan ithal ederek kullanmalıyız. Nasıl ki İranlılar aruz veznini Araplardan aldığında tefileleri kendisine göre uyarlamışsa, biz de şiirdeki estetik ve sanat anlayışımızı bozmadan aruzun kullanımını millileştirmeliyiz. Başka bir deyişle binlerce yıldan beri kullanageldiğimiz durağı bir kenara atmamalıyız. Bizim musiki anlayışımızın temelinde duraklar yatar. Duraklara göre ezgileri oluşturmaktayız.

Türkçe Kasidesi isimli şiirimde;

Türk dili dupduru, Türkçe ep-engin
Boylar imbiğinden süzülür gelir
Türk dili dipdiri, Türkçe zep-zengin
Gönül diyarından çözülür gelir

Ninemin bebekken “kuzum ninnisi”
Kültür harmanıma söz olur gelir
“Müslim, gayrimüslim, iki dinlisi”
Seninle sevinir, üzülür gelir

Mumyalı sözlerim, harflerim, hecem
Söylene söylene biz olur gelir
Seni konuşana hayranım Türkçem
Sözün Hak katından yazılır gelir

Delibal’da gerçek olsun muradın
Hayaller düşlere yüz olur gelir
İşgaldesin ondan asık suratın
İhtişamın her gün bozulur gelir

demiştim. Hem dilimizin ihtişamını bozmayalım hem de şiir anlayışımızın görkemliliğini bozmayalım.

Küçük beyinler insanları, orta beyinler olayları ve büyük beyinler ise sistemleri konuşur imiş. Fuzulinin beş asır önce yazdığı ve farsça tamlamalarla dolu bir su kasidesi içerik olarak dopdolu olsa da kullandığı dili ve yazdığı dizeleri anlayabilmek için Farsça ve Osmanlıca sözlüğe ihtiyaç duymaktayız. Şimdiye kadar açıklamaya çalıştığım görüşlerimden dolayı teknik olarak incelemeye tabi tutmayacağım. Bu bağlamda şahsınızın kaleme aldığı gül kasidesine getirdiğim eleştiri de durak sorunu olarak ortaya koyduğum görüşlerim İran ve Arap şiir anlayışı ile hareket ettiğimizde size karşı bir haksızlıktır. Ama siz hece ölçüsünde çok sağlam eserler veren bir kişi olduğunuz için ve bu şiirde de bahsettiğim iki dize dışında aruzla yazmanıza rağmen duraklara dikkat ettiğinizi görmekteyiz. İlk eseriniz olmasına rağmen oldukça başarılı bir çalışma olmuş. Bu yüzden takdire şayan bir eser ortaya koymuşsunuz.

Gül Gazeli isimli eserinize engin hoşgörünüze sığınarak TAHMİS yani beşleme yapmaya çalıştım. Sürçü lisan ettiysek af ola. Baki selamlar.

Sn. Hicran Aydın AKÇAKAYA’nın Gül Kasidesi isimli şiirine Tahmis

Belki yersiz, belki haksız, sevgi nazdan ziyade
Anlaşılmaz, anlatılmaz, duygu sözden ziyade
Hâllerimden sorgulansam, coşku hazdan ziyade
Gül desen sen, gülse benzim, gül benizden ziyade
Kim bilir kim, söyle ömrüm aşkı bizden ziyade?

Sürgün aşklar can verirken sen gelirsin kentime
Gözlerimden yağmur olsan, son verirsin bahtıma
Ellerimden hisse alsan, döndürürsün tahtıma
Mor kızıl bir tanda gelsen, düşse aşkın gönlüme
Bir alev yükselse külden, yaksa közden ziyade

Dilde feryat candan eyler, sızlayan bülbül gibi
Sen cevapsız bilmecemsin, beklenen meçhul gibi
Bayram eyler görse gözler, bekleyen yoksul gibi
Saçların savrulsa birden koklasam yar gül gibi
Sen baharsın, bense son kış, gamlı güzden ziyade

Aşk yüzünden faydalanmaz, düşmeyenler dengine
Teslim olmuş son nefesten, can verilmez miskine
Ummanımsın, damlam olsan, hayranım yâr bilgine
Aldanıp dalsam senin dipsiz, derin göz rengine
Dalgalansam sonra coşsam ben denizden ziyade

Öyle bir dert böyle bir gam, kaldırılmaz külfeti
Oysa yalnız sendin ömrün, hüsnü zanlık rahmeti
Haydi el ver başlasın yâr, bahtiyarlık sohbeti
İçse gönlüm bir yudum, derman olur gül şerbeti
Gül bıraksam ben öperken, tende izden ziyade

Hangi sözcük tasvir eyler, fikri sağlam, gönlü tok
Parmağından döktürür söz, sözde üstat hüsnü çok
Gözlerimden belli her şey, gözde aşkın dengi yok
Böyle âşık görmemiştir cümle dağlar, yer ve gök
Bir muhabbet demlesem ah, kalpte sözden ziyade

Hem bu günden, hem yarından, bitmeyen gül sevdası
Bir nefes var, sol yanımdan, mutluluktur faydası
Delibal der gerçek aşkın, yıllarımdır paydası
Der ki Hicran al senindir ömrümün her sayfası
Yak dilersen, yak, tutuşsun hepsi, cüzden ziyade

Aruz Kalıbı: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Celil ÇINKIR

Ziyade sözcüğü yerine fazlaca sözcüğünü kullansak nasıl olur acaba?


Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
4 Ağustos 2019 Pazar 10:09:03
Günaydın. Tekrar merhaba;

Dediğim gibi bu benim ilk ve tek aruz denemem ama o kadar çok aruz vezinli şiir okudum ve inceledim ki. Farklı kalıplarla yazılmış farklı şairlere ait. Araştırmalarım neticesinde şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Türkçe kelimelerle aruz vezinli şiir yazmak sizin de tahmin edebileceğiniz gibi çok zor. Bu konuda Yahya Kemal Üstadımız çok güzel örnekler vermiştir edebiyatımıza. Sessiz Gemi bunlardan biri. Hatırlayalım;

Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Yahya Kemal Beyatlı

Ve ilk iki mısrasını inceleyelim vezin yönünden, hata yapmışsam beni uyarın lütfen kapasitem yettiğince inceleyeceğim;

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Kapalı kapalı açık kapalı kapalı kapalı açık açık kapalı kapalı açık açık kapalı kapalı
_ _ . _ _ _ . . _ _ . . _ _

Mef'ûlü / mefâ'îlü / mefâ'îlü / fe'ûlün

Ar-tık-de/mi-r(u) al-mak-gü/nü-gel-miş-se/ za-man-dan
Meç-hu(û)-le/ gi-den-bir-ge/mi-kal-kar-bu/ li-man-dan.

İlk mısradaki demir kelimesindeki -mir hecesinin sonundaki sessiz harf bir sonraki hecenin başındaki sesli harfe ekleniyor yani ulanıyor vezin kalıbına uygun olması için.

İkinci mısrada da ilk kelimenin ikinci hecesindeki sesli harf uzatılıyor yani imaleye başvuruluyor vezin kalıbına uyması için.

Hece kalıbı bakımından incelersek bu ilk iki mısrayı;

Artık demir almak günü /gelmişse zamandan 8+6 (4+4+3+3)
Meçhule giden bir gemi /kalkar bu limandan. 6+8(3+3+4+4)

Şiirin geneline baktığımızda 7+7 14 lü hece kalıbıyla yazılmış olduğunu görüyoruz. Ama görüldüğü gibi aruz vezniyle yazılmış şiirlerde hece vezninde olması beklenen duraklar bazen ihlal edilebiliyor. Benim bilgim bu yöndeydi. Ama demek ki yanlış öğrenmişim. Aruz yazarken de hece kalıbının olmazsa olmaz kurallarından biri olan durak kuralı çiğnenmemeliymiş. Bu bilgiyi de koydum heybeme sizin sayenizde. Tekrar teşekkür ediyorum. Ve sizden bir ricam olacak şiirin hikaye bölümünde paylaştığım Fuzuli’ye ait gazelin ilk iki mısrasını da hem hece hem aruz vezni bakımından siz inceler misiniz? Hem ben hem de sayfaya uğrayan arkadaşlar bilgi ve birikiminizden istifade etsinler. Çünkü bazı bilgiler sadece okuyarak kazanılmıyor, bir bilenin bilgi aktarımıyla pekişiyor.

Bu konu hakkında farklı bilgisi, fikri ve düşüncesi olan arkadaşları seve seve ağırlarım sayfamda.

Şiir konuşmak ne güzel ve bilgiler paylaşıldıkça değerlidir.

Teşekkür ederim saygımla.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
3 Ağustos 2019 Cumartesi 23:58:12
Merhabalar Celil Üstadım. Aruz vezni konusunda o kadar eksik ki bilgim ve dolayısıyle tecrübem. Bu yazdığım ilk ve tek aruz vezinli şiir denemem. Üç dört yıldır döner dolaşır çalışırım üzerinde. Ama gördüğünüz gibi hala kusurları var. Aruz vezninde tef’ileler bir kelimeyi bölebilir ve hece ölçüsündeki gibi bu bölünmelerde durak yapılmaz diye yanlış bir bilgi edinmişim ben. Bu şiirde altını çizdiğiniz hatalar bu yanlış edinimin sonucu.

Ziyade kelimesine gelince de çok sevdiğim bir kelime ve yerine kullanılacak ondan daha güzel bir kelime varsa da ben kullanmak istemedim açıkçası. Bu yüzden kelimenin ilk hecesinde imale hakkımı kullandım. Aruzla yazılmış dizelerin son heceleri daima uzun kabul edilip uzun okunduğundan son hece için de bu esneklikten faydalandım. Dediğim gibi bu konuda yeterli ve donanımlı bilgiye henüz sahip değilim. Sizlerin yol gösterici eleştirileri sayesinde eminim daha iyiye daha güzele doğru mesafe alacağım.

Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için.
Saygıyla selamlıyorum.
halilşakir
3 Ağustos 2019 Cumartesi 21:26:33
gül gazeli gülleri kıskandıracak kadar güzeldi...
tebrikler ve saygılar sunuyorum.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
3 Ağustos 2019 Cumartesi 23:52:47
Çok teşekkür ederim Halil Üstadım.
Saygı benden size.
yukapel
3 Ağustos 2019 Cumartesi 17:54:51
Evet saygıdeğer arkadaşımız Afet hanım haklı Dolayısıyla yorum yok alkışlıyoruz Ama kıskandım yaaa!!!
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
3 Ağustos 2019 Cumartesi 18:01:39
Canım Nimet Ablacığım, çok teşekkür ederim, sevgiyle kucaklayıp öpüyorum sizi.
Afet İnce Kırat
3 Ağustos 2019 Cumartesi 14:49:51
Şiiri yorumlamak için kelimeler kifayetsiz, alkışlamak yeter bence. Sevgilerle.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
3 Ağustos 2019 Cumartesi 18:00:31
Çok teşekkür ederim Afet Ablacığım, beğeniniz ziyadesiyle mutlu etti beni.
Sevgi ve saygımla selamlıyorum sizi.
fues
3 Ağustos 2019 Cumartesi 12:35:08


insan gülü de bir başka seviyor seninle :)
sen nasıl bi muhabbet demliyorsan kendinden ziyade
...


Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
3 Ağustos 2019 Cumartesi 13:01:26
şehirler arası değil kalpler arası :)

Ahmet KARA , 5 puan verdi
3 Ağustos 2019 Cumartesi 12:30:46
Alevi yaksa beni de, gönlümde solmaz güller
Varlığın gül ateşi, gözlerin gizden ziyade.

Tebrik ederim değerli Hocamı.
Güzel bir gazel örneği ve açıklayıcı bilgilerle
Bize güzel bir tat verdiniz.

Saygı ile.



Ahmet KARA tarafından 8/3/2019 8:26:15 PM zamanında düzenlenmiştir.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiHicran Aydın Akçakaya , şiirin sahibi
3 Ağustos 2019 Cumartesi 12:54:57
Saygı benden sayın şair.
Teşekkür ederim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.