Diyor ki;
Av, açsan avdır, değilsen ve avlanıyorsan yavşaksındır... Hazaryalı Mete

İstatistik

  • Profil Ziyaretçi?

    55.328

  • Şiir Okunma

    423.057

  • Yazı Okunma

    45.956

Filiz Şahin. inceleme yazdı.
@filizsahin- - 1 Eylül 2020 Salı 19:07:55
NÂZIM HİKMET

âzım Hikmet pek çok takma ad kullanmıştı. Piraye Hanım ile evlendikten sonra da geçimini sağlamak için
Orhan Selim takma adıyla Yeni Gün, Akşam, Tan, Son Posta ve Milliyet gazetelerine fıkra, öykü ve tefrika romanlar yazdı. Yine bu adla Akşam gazetesinde yayımladığı "İt Ürür Kervan Yürür" başlıklı fikraları (1935) daha sonra aynı adla kitaplaştı (1965).

Nâzım Hikmet, "Orhan Selim" adlı şiirinde kendisinden "benim zavallı çocuğum"
diye söz etmiş, dahası ciddi ve trajik bir hesaplaşmaya girişmişti...

Orhan Selim
Benim sıska
benim cılız
benim zavallı çocuğum Orhan Selim!
Sen
benim,
ne gözüm
ne kolum
ne kafamsın;
sen
benim,
bir kurşun balyası gibi, sıska sırtına bindiğim
ve alnının teriyle geçindiğim
ilk
ve son adamsın!
Sana sevgi
sana saygı
sana minnetle uzanıyor elim.
Sen
yaptığı iyiliği yüze vuran değilsin
ve ben
nankör değilim...
Benim sıska
benim cılız
ve üstüne üstlük
bir yudumluk soluğuna bakmadan
şişirilmiş davulların arasında
türkü söylemeğe kalkan
benim sersem çocuğum Orhan Selim!
Kalmasın
hatırın
ama,
yok okumağa
değer
bir tek satınn!
Böyle hiç
bu kadar boş
bundan daha kötü verim verilmez!
Deme ki, “gösterilmez
daha usta bir marifet iki papele!”
Bak:
içleri boş kalıpları fırlatarak, tutarak
cümlelerde senden iyi hokkabazlık yapıyor
delikanlı doçentlerin en cahili bile!..
Benim sıska
benim cılız
benim zavallı çocuğum Orhan Selim
Bu sözlerim
yüreğini ters taraftan sarmasın,
yüzün kızarmasın!
Boş ver, aldırma pek!
Kötünün kötüsü yazman gerek!
Bu
bence daha doğru
daha iyi!..
Yalnız unutma bir şeyi:
yorulur da
ayağın kayarsa eğer
seni herkesten önce ben
taşlanm!
Fakat bugün
sende beni sattığını gösteren
bir tek satır bulanın
alnını karışlarım!





"en güzeli kitaplar ve hayvanlar insanlara çok gerek yok işini yap, dön ardını , yürü git"
Filiz Şahin. inceleme yazdı.
@filizsahin- - 10 Şubat 2019 Pazar 13:54:47
Yılmaz Özdil’in “Mustafa Kemal” Kitabında "Atatürk" düşmanlarına hizmet eden yanlışlar!
1) Cengiz Özakıncı, 27 yıl önce Atatürk imzasını Ermeni kaligraf Çerçiyan tasarladı yalanını çürütmüş olduğu halde yanlışta -üstelik uyarıldığı halde- ısrar ederek kitabına koymuş. syf 182

2)Abdülhamid Han'ın hatıra defterinde, Atatürk hakkında, Allah devletine hizmet edenlerden razı olsun. Muvaffakiyeti için dua ettiğini yazıyor syf 67 68. Bugün Sultan Abdülhamid'e mal edilen hatırat, mektup, hepsi yalandır. TTK önceki başkanı Pr. Dr. Ali Birinci dâhil hatıra defterinin sahteliği hakkında birçok tarihçi görüş birliği içinde.

3)282. sayfada Atatürk’ün Nutuk’u “TBMM kürsüsünden” okuduğu belirtilmiş. Oysa ki Atatürk Nutuk’u, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın 2. Büyük Kongresi’nde milletvekili, bürokrat, gazeteci, parti üyeleri ve birçok kişinin hazır bulunduğu bir ortamda okumuştur.

4)Zsa Zsa Gabor ile ilgili kitaptaki iğrenç iftiraların, Rıza Nur’un hezeyanlarının ürünü alçakça yalanların, “Bozkurt” isimli kitaptaki insafsızca karalamaların, uşak Cemal Granda’nın rezilce anlatımlarının sayfalar tutan bir içerikte kitapta yer alıyor olması hangi amaca hizmet etmektedir? Mustafa Kemal Atatürk, okundukça inciten bu insafsız, kuyruklu, çıngıraklı, rezilce yalanları tekrarlayarak mı “doğru” tanıtılacak çocuklara? Rahmetli Turgut Özakman olsaydı, “İnsaf!” derdi.

5) 203. sayfada Latife Hanım’ın anlatıldığı bölümde; “Erkek egemen toplumun acımasız kuralı devreye girmişti. Bir boşanma yaşanıyorsa, mutlaka kadın suçluydu, erkek suçlu olamazdı! Hele ki bu erkek Mustafa Kemal’se kadının hiç şansı yoktu.” diyerek neredeyse boşanma için Atatürk suçlanacak noktaya varılmış. Taraflı olarak kaleme alınan kitapta, yalan yanlış her türlü dedikoduya yer verilirken, Latife Hanım’ın “topuk vurmalarından” hiç bahsedilmemiş. Latife Hanım korunurken, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan Hanım, 262-271’inci sayfalar arasında 9 sayfa tutan temelsiz ve abartılı bilgilerle adeta yerin dibine geçirilmiş. Kız kardeşine yapılan saygısızlık, Atatürk’ün hatırasını incitmiştir.
“Mustafa Kemal’i insan olarak tanıtma” iddiasındaki kitapta sayfalar dolusu ilgili ilgisiz kadınların fotoğrafları ve haklarındaki gereksiz magazin bilgileri neden yer alıyor, anlamak mümkün değil! (Dicle Eroğul)

6) Kitapta Atatürk’ün geçirdiği hastalıklar öylesine özensiz bir biçimde anlatılıyor ki, insan okurken inciniyor. Örneğin “Trablus’a doğru yola çıkmak için son hazırlıkları yaparken, at tepmesi sonucu yaralandı” bilgisi 49. sayfada yer almışken, 461. sayfada anlamsız bir biçimde tekrarlanıyor. 467. sayfada 27 Mayıs 1927 tarihinde geçirdiği kalp spazmından bahsediliyor ve “sigara yüzünden” denildi ve “bu teşhis ve tavsiye maalesef hiçbir işe yaramadı.” diye ekleniyor. Atatürk’ün o sırada bize yol göstermek üzere yaşadıklarını aktardığı eseri Nutuk’u, neredeyse uyku uyumadan yazmakta olduğunu nerden bilsin Yılmaz Özdil? O sadece sebebi, “Mustafa Kemal”i anlatıyordu doğru! (Dicle Eroğul)

Rahmetli Turgut Özakman’ın, Can Dündar’ın “Mustafa” filmi için yapmış olduğu değerlendirmeden alıntılarla özetleyeceğim.
Kitap genel yaklaşımı, yanlışları ve eksikleri ile beni düşündürdü. Artarak, şaşırtarak, üzerek, ürküterek düşündürmeyi sürdürüyor.
Kitabın anlatım sanatı bakımından çok ciddi bir eksikliği var: Kitapta tema (anafikir) yok. Tema bütün esere yön verir, konuyu çerçeveler, anlatımı toparlar, disiplin altına alır. “Mustafa Kemal” adlı kitapta genel bir tema yok, denilebilir ki her aşamada değişen temalar, motifler var. Omurgasızlığın, dağınıklığın, eksikliklerin, iç çelişkilerin yer aldığı bir kitap çıkmış ortaya.
“Mustafa Kemal”in yaşam hikayesi gibi bir konu, yaratıcılarından hem bir tarihçi vicdanı ve bilinci, hem bir sanatçı saygısı ve duyarlığı, hem de yeminli bir tanığın dürüstlüğünü ister. Kitapta bu özelliklere rastlanmıyor. Tarih ile oyun olmaz, insanın elinde patlar.

Bilmeyen, anlamayan, dersine çalışmayan Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamına elini sürmesin! Bu kimseler galiba insan kavramını zaaflar karşılığı kullanıyorlar. “Mustafa Kemal şöyle içki, böyle sigara içerdi” vb. deyince bu, insan Mustafa Kemal’i anlatmak mı oluyor? Atatürk’ün gizli saklı bir hayatı yok. Her şeyi bilinir. Birçok kitapta anlatılıyor. Bilmeyen bilgisizliğinden bilmiyor. Ne var ki bir çalışma çocuklara da yönelik bir çalışma ise özenli, dikkatli bir dil kullanılması ya da bunların ihmal edilmesi bir uygarlık gereğidir. Ayrıca, insan zaaflardan, alışkanlıklardan ibaret değildir. Sağlıklı bir kişilikte zaaflar küçücük bir yer tutar. İnsanı insan yapan başka özellikler, nitelikler, değerler var. Bir karakteri zaaflar değil, bunlar çizer.
Mustafa Kemal kitabının çoğu satırlarında, Türk milletinin tarihi boyunca en çok saygı duyduğu, arkasından en çok ağladığı bir kahramanın anısı ve saygınlığı, yaralanıyor, incitiliyor.

Rahmetli Atatürk’ü kıyısından köşesinden, sofrasından yatağından didiklemeye yeltenmek, insanca yaklaşmak, insanca anlatmak değildir. Bu palavraya, ucuzluğa, basitliğe bir son verelim.

Türkiye’de Atatürk hakkında insafsız, kuyruklu, çıngıraklı, rezilce yalanlar söylenip yazılırken Mustafa Kemal Atatürk yanlış ve eksik anlatılamaz. Yanlış anlatım yalancıların, sahte tarihçilerin, kara çalıcıların ekmeğine yağ-bal sürmek olur. (Dicle Eroğul)

Yılmaz Özdil’in büyük bir reklam kampanyasıyla piyasaya sunulan “Mustafa Kemal” adlı kitabını okuyup bitirdiğimde, kulağımda Atatürk’ün şu sözleri çınlıyordu:
“Hayret! Hayret-i uzmâ! Bu ne sakat düşüncedir, bu nasıl zihniyettir; görülüyor ki, fikirlerim ve duygularım, beni milletime tanıtma iddiasında bulunanlar tarafından zerre kadar anlaşılmış değildir…”
Gerçekten de Yılmaz Özdil, “sahici, gerçek Mustafa Kemal’i” anlatıyor olduğu iddiasıyla kitabını tanıtıyor; “insan olarak hayat hikayesini yazdım” diyordu. Kitabının başına da Atatürk’ün aşağıdaki sözünü koymuştu.
“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.”
Oysa kitabı okudukça deli kızın çeyiz bohçasına dönmüş bir içerikle karşılaşıyorsunuz. Kitapta ilerledikçe yanlışlar, abartılar, eksikler, saptırmalar, haksızlıklar, yersizlikler, küçültücü anlatımlar, fotoğraflar belirmeye başlıyor. Bir de dayanaksız iddialar, yakıştırmalar var ki bunlara “bilgi” demek bilgiyi aşağılamak olur. Kitap deli kızın çeyiz bohçasından saatli bombaya ya da zehir çanağına dönüşmeye başlıyor. Bittiğinde kitabın bıraktığı izlenim, yazarının Atatürk’ün fikirlerini anlamaktan, duygularını hissetmekten çok çok uzakta olduğu. Dolayısıyla “Mustafa Kemal”in fikirlerini ve duygularını aktarması, yani O’nu anlatması zaten beklenemez.
Değerlendirme yazmadan önce Yılmaz Özdil’in, kitabını tanıttığı Uğur Dündar’ın Halk TV’deki 12 Ekim 2018 tarihli Halk Arenası programını izledim. Program bittiğinde yine Atatürk’ün sesi kulaklarımda:
“Şaşarım şu zavallıların akl-ı perişanına! Bu perişan akıllarıyla beni milletime tanıtacaklarmış!”
Program süresince havada uçuşan iddialar çok büyüktü gerçekten. Kitap kuşaktan kuşağa miras olarak geçecek bir başyapıt, “Mustafa Kemal’in doğru öğrenilmesini” sağlayacak bir referans, kaynak kitap olarak tanıtılıyor ve “Her yurtsever ailenin kütüphanesine, okuma yazmayı söken her öğrencimizin çantasına, umudumuz olarak dünyaya gelen her bebeğimizin kundağına Mustafa Kemal’in kitabını bırakacağız. Bunu bir proje olarak hazırladık. Servet harcanıyor. Asıl hedefimiz çocuklar.” deniyordu.
Yılmaz Özdil, daha da ileri giderek “Mustafa Kemal’in adını mücevher taşa yazacağını” bile söyledi. Oysa Türk milleti, Ulu Önderinin adını kalbine mıhlamıştı çoktan… Tarih bile kıskanıyordu “Mustafa Kemal Atatürk” adını.
Kitabın adında “Atatürk” olmaması eleştirilerine karşı Özdil, “Atatürk” sonuç, “Mustafa Kemal” sebep diye perişan bir açıklama yaptı. Tarihe altın harflerle kazınmış bir ismi bölme hakkını kimden alıyor acaba? Kitabın kapağına koyduğu imzadan “Gazi” ünvanını kaldırıvermiş olması gibi fütursuzca, haddini aşan bir açıklama. Atatürk’ün imzalarını anlattığı bölümde kapaktaki imzanın aslını veriyor, kapakta “Gazi” ünvanını sansürlüyor. Bu nasıl bir hukuksuzluktur, nasıl bir saygısızlıktır! Bir kişinin imza bütünlüğünü bozma hakkını kendinde nasıl bulabilir insan! Üstelik te Atatürk’ün çok değer verdiği, O’na milletinin ve tarihin verdiği “Gazi” ünvanını sansürlemek, hangi sakat düşüncenin ürünüdüri?


Dicle Eroğul

İLGİLİ MAKALE: Yılmaz Özdil ve Atatürk




tercih okurun tabi ama sayın okur bunları da bilmek zorundasınız
Filiz Şahin. inceleme yazdı.
@filizsahin- - 1 Şubat 2019 Cuma 11:49:31
Şiir yazıyor edebiyatla ilgileniyorsanız her eseri okumalısınız.Çünkü bir şair toplumun önünde olmalıdır, gerektiğinde topluma yön verebilmelidir bunun içinde her yerden beslenmeyi bilmelidir. Bu kitap okuyan herkesi komünist yapmıyor :-D
Okuyun işte, dünyaya farklı pencerelerden bakmayı başaramazsanız yazdıklarınız kuru fasulyenin turşuya olan aşkının tasvirinden öteye geçemez.

Filiz Şahin. inceleme yazdı.
@filizsahin- - 1 Şubat 2019 Cuma 11:41:11
önyargı gerçekten çok kötü bir şey dedim elime alınca, çünkü dili gayet arı duru tertemiz bir Türkçe ve çok akıcı yazılmış oysa ben ağır bir dille yazıldığını düşünüp hep geri durmuştum. Çok yanılmışım !
Çok geç değil.
Emperyalizme çelme takan adamın hayatını ilk ağızdan dinlemek büyük kazanım .Evet, okurken aslında Falih Rıfkıyı duyabilirsiniz, çünkü bunu hissettirecek şekilde yazmış, dinliyorsunuz . Kuvâ-yi milliye ruhunu tanıyın, yaşayın, özümseyin, çünkü; emperyalistlerden Atatürk öğrenilmez.
Filiz Şahin. inceleme yazdı.
@filizsahin- - 22 Aralık 2018 Cumartesi 16:18:16
okumadım okumayacağım ve okunmasını da tavsiye etmiyorum,
nednine gelince
Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamak için Yılmaz ÖZdil'e para kazandırmaya gerek yok
NUTUK okuyun
TEK ADAM okuyun
ama popüler kültürün gudumune girip gazetecilerin yazdıklarından Atamızı öğrenemezsiniz?
Yılmaz Özdil'in Atatürk serisi var dehşet içinde kaldım, adam Atatürk ve çocuk, Atatürk ve oyun, Atatürk ve hayvan sevgisi diye çocuk kitapları serisi hazırlatmış. Neden satacağından emin
sömür sömür sömür
bardakta Atatürk imzası var hadi alalım
kalemde var hadi alalım
kül tablasında Ata imzası var alalım
kadehte var
var her yerde var
eee yeter be
ATATÜRK!Ü ANLAMAK ONUN İMZASI OLAN OBJE VE EŞYALARI KULLANMAK DEMEK DEĞİLDİR
ATATÜRK'ÜN İLKE VE DEVRİMLERİNİ NE KADAR ANLADINIZ NE KADAR SAHİP ÇIKTINIZ VE ESERLERİNİN ÜSTÜNE BİR TUĞLA DA SİZ KOYABİLDİNİZ Mİ SORULARINA VERECEĞİNİZ YANITLARLA DOĞRU ORANTILIYSA NE ÂLÂ DEĞİLSE DEVAM YILMAZLARLA MIŞ GİBİ ATATÜRKÇÜLÜĞE...
Tüm Kitap Yorumları

Rozetleri

Ne Dediler? Tümü

birgünbirhırsızkarga
birgünbirhırsızkarga
3.8.2019 00:32:55


kadim dost......
Den(iz)
Den(iz)
18.12.2018 15:21:35
https://www.youtube.com/watch?v=wDjeBNv6ip0...
yeğinadnan
yeğinadnan
23.2.2014 20:34:37
Hoş sefa geldiniz. Hep demişimdir. Gitmek ama mutl...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.