9
Yorum
0
Beğeni
4,8
Puan
2520
Okunma

’Kumral bir çocuğun yaz öyküsü bu…’
hadi aç ellerini sana şiirler getirdim
sana şiirler biriktirdim biraz kafa karıştırıcı
şiirler doğurdum bir çocuk kadar temiz hatta lekesiz
daha önce hiç okunmamış, d/okunulmamış şiirler
bugün sıkılmak için bir kaç sıkıcı film izledim
mengeneye sıkıştırdım ahesteliğimi
kederlendim biraz, biraz sustum!
bir çocuğun baktığı pencereden
bakabilmeyi denedim hayata
başroldeki aktör soruyordu kendisine
ben çocukken hiç mutlu olmuş muydum ?
sahi ya ben?
çıkamayacağım kadar büyük bir ağaç vardı filmde
bir de taşıyamayacağım kadar büyük bir aşk
s/aramayacağım yaralar vardı, acıtan büyük açmıştı kanamayı
ben olsam yapamazdım!
bütünümü korumak için eksilmeyi denedim sonra
üşümek için balkona çıktım, buz kesene dek bekledim
melankolik olmayı beklerken epey de eğlendim muzip bir çocuk gibi…
bir an önceki duygularımla bir an sonrakiler aynı değil
zorlanmam bu yüzden kendimi anlatmaya
dediklerini düşündüm
sanırım kırılma noktası benim içimde olmalı, kalbimde
buzullardaki çatlaklar gibi çatırdayarak devam eden kelimelerin kırılması
kelimeler kırılır mı? evet kırılır, tıpkı insanlar gibi
muhteşem kırgınlıklar birikiyor evet yapabiliyormuşum demek ki!
gidiyormuş, gitsin!
ayak izlerinin ezgisini dinleyeceğimi bilmiyor şaşkın!
yollar dönülmez oldu artık, gitmesi gerek
sabırlar teslim oldu sonunda, pişmanlıklar diz boyu…
canımın acıdığını acım geçmeden anlayamadım
geçince anladım, meğer ne çok acımış canım
acıyı hissederken acısızlık nasıl bir şey bilemiyor insan
acısızlığı tadınca, acıyan anlarını düşünüyorsun
şaşırıyorsun;
evet çok acımış!
ağlayamayan kalbime şimdi soruyorum;
ustam, acı buradan ne kadar uzak?
beni düşüncelerle tutma
yakınsa, kaçmak için az bir vaktim var!
fulya/ocak2011
5.0
80% (4)
4.0
20% (1)