7
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
302
Okunma
Erguvan güzeli avuçlarında kokusu,
Zerd bir sükût
Mayalanır.
Gözlerinde bakır bir sızıntı güne
Eş;
Süzülürken,
Geceye saplanan çivit rengi bir çapa
S’özün içine akar.
Medcezir çalkalanır nefesinin kıyısında;
Şafak, mor bir salkımın parmaklarıyla çözer düğümlerimi.
Koynumda bakışlarının ırmağı...
Yontarken meyalin sert kabuğunu,
Uykunun rahminde filizlenen muştu;
Eşiği silinmiş bir lâmekân.
Şiirsiz ve
yağmursuz bırakma ellerimi.
Bir zer nakışıyla dokunurken ay yüzüme,
Yedi tepenin göğsünde tüterken efsunlu buhur...
Aysarın gözlerinde tunç bir hare,
Karanlığın nahif imbiklerinden süzülür gece.
Gümüş karanlığa sırlanır sükût;
Şehre Mayıs’ın tılsımlı tomarı bırakılır.
Ufalanır melal,
vaktin değirmeninde...
İzinde noktasız bir hattat;
Ey Mayıs’ın erguvan nişanı,
Şafağın teninden sağılır yemin.
Sâd bir mekik dokurken suların atlasını,
Berrak bir isyan gibi yırtılıyor dalga;
Çığlık çığlığa,
Ezelî bir demin süzgecinde...
Bir kavis sızar çehremin kuytusundan;
Bir kozun iç çekişiyle titrerken ince kanat,
Neyin sarnıcında har olur deruni bir inilti.
Vaktin kanı durur,
İki gölge tek bir aynada sırlanınca.
5.0
100% (19)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.