0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
113
Okunma

adım neydi
nerden geldim
nereye gidiyorum
ne biriktirdim
neyi tükettim
kaç gün yaşadım
hangi dağları aştım
dağıldım
her tanıştığım
alınca bir ısırık
yeter diyorum
beyinsiz kaldım artık
şaşkın ve kimsesizce
acemi adımlarımın yumağını
sarıyorum kendimce
gel gel yitirdiğim aklım
çamurlara bulanmış fikrim
içinden hızlı tren vagonları geçmiş
deşilen kalbim
yalansız bir dünya hayaline uzanan
adı tembele çıkmış zavallı gözüm
tadı damağımda
hatıra mahzenime saklanmış
mis kokulu bir salkım üzüm
kimim ben
duysun biri söylesin
dayanılmaz ızdırap bu tarifi yok
içimde bir çocuk
salya sümük
çölün ortasında
kendi kanını içiyor
gel artık kendiliğimin diğer yarısı
dinmiyor varlığımın çoğalan sancısı
bir toparlayabilseydim dağılan hayatımı
geri alabilseydim eğer can parçalarımı
derdim ki şuyum buyum falancayım
kendi kendimi hedefliyor okum ve yayım
diyorum ki biraz da ben
biraz da ben kanatayım
aksın içimdeki cerahat boşalsın
ruh dehlizlerimden oluk oluk
ne olur terk etsin gitsin beni kurtulayım
karşıma otur şöyle ey kendim
bir zamanlar sandım ki ben sendim
güvendim inandım peşine düştüm
sen ise başkalarının peşine düştün
gel gel terk ettiğin yetmez mi ellerimi
sen bari yanlış anlama yürekten sözlerimi
içimin aynasıdır o sözler
hangi sahte söz söyleyenin kötülüğünü gizler
her kelime anlatır sahibinin gerçek karakterini
bırakır söylenenin yüreğine çok derin izler
kayboldum
bir hırçın denizde sürüklenen tekneyim
belki de doğdum doğalı gurbetteyim
karaya vursun bedenim
martılar yesin beni
kalmasın bir nebze bile işe yaramayan kırıntım
zehirlemişti yıllar yılı laflar lafı güzaflar gaflar sinemi
tuzlu su temizlesin ruhumun bütün kirlerini...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.