2
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
309
Okunma

Zembereği kırık günlerden çıkıp geldim
Zihnimi kalbura çeviren bir savaştan
Bozgun yemiş gönlümün yok tesellisi
Kırk bin dikiş atsan kar etmez
Vuslatı tutuştuşturacaktı alevden bakışların
Rengarenk çiçekler fışkıracaktı ağzından
Mazi giyecekti gelinliğini bin heyecanla
Süt beyaz güvercinleri sevecektik
Yanağının gölgesinde sığmayacaktık zamana
Yorgun ruhumun kırıp kolunu öylece gittin
Yıkıldı içimdeki sevda kaleleri
Kat kat yenilgiyi inşaa ettin delik deşik kalbime
Vadettiğin bir cennet yoktu biliyorum
Cümle kahrım bahar kokan gönlüme
Dehşetli sancılar hummalı ateşler içindeyim
İsmini an be an terliyor zihnim
Hasretin pay edilmişken hissemize
Hangi iklimde tebessümün çitleniyor kim bilir
Kim bilir bu son faslıdır ömrümüzün
Şakağıma saplı mermi gibi duruyor
Bir varmışım bir yokmuşum sancısı
Teskin etmez hiçbir morfin ciğerimi pare pare eden acıyı
Nazın ahvaline kalsın
Sevdandan müstafiyim
Bundan böyle hiçlik seferindeki bir akıncı
Üstüme bir bir kapandı kapılar bu kaçıncı
Daha kaç bin yıl tutsak kalacağım İstanbul kokan saçlarında
Daha kaç milyon yıl sürgünü bal gözlerinin
Ya bitir bunca zulmü ya beraatimi duyur aleme
Ya da vur başımı ahım düşsün kaleme...
5.0
100% (5)