1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
43
Okunma

Gözlerini kahırla yummuş
Hüzünü çehresine elleriyle çizmiş
Picasso denk gelse eminim şiir yazar manzaraya
Hançeresinde üç atom bombası patlamış gibi
Kaybını ciğerinden döküyor
Şarkılar suskunken de güzel
Bir yok oluş ancak bu kadar güzel dökülür söze
Bu kadar güzel çığrılır yürekten
İki bin yirmi altıncı sürgünümde
Bu kadar güzel keder de görmedim Allah şahit
Camlar dağılıyor ağzında kanını tattım
Ölüyordu dilinde uçuşan kör kütük sarhoş kelimeler
Kahrından gebermek bu olsa gerek ilk kez karşılaştım
Canındaki köz izleri aşkının motifiydi işlendi yüreğime
Gam oturmamış taht kurmuş sanki gözlerine
Kendi kendine ölmek değilse servet
Mitolojik çıngıdır devlet kurdurur
Parmaklarıma konan yusufçuklar
Ah o kınalı yusufçuklar
Maveraya taşıyor delik deşik kalbimi
Göğsümün kemiklerini tuz eden ağıdı duymayın
Evlat ateşinden beter gecenin sahibine ant olsun
Uzak durun sevdasını salık verenden
Feryadında tebessümler hunharca kıyılıyor
Gözlerini devirmiş kızgın demirler üzerine
Kirpiklerini saplamış göğsün sol kafesine
Sızlamıyor göklerin sahibine yemin olsun
İçerisinden fışkıran dikenli tel değilse
Çığlıklardan ritim tutmuş sancılı bir eski türküdür
Böyle şaşalı yas mı tutulur
Parçalanır dizler kollar kırılır
Töresine aşkın boynumuz kıldan ince
Yaşadım koskoca kırk yedi yıl
Ne fırtınalara tutuldum anlatamam sırası değil
Duymadım böyle figan yücelerden de yüce
Yummuş gözlerini ebediyete
Düğünü kalmış mahşere...
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.