Sefer hazırlıkları tamamlandı. Kıvanç Beyin otağında toplanan 5 binin üzerinde ki alp, hazırdı. Mergen ve bazı alp hatunları da onunla birlikteydi. Katılan beylere, alplare bir konuşma yapan Kıvanç Bey, “Beylerim, Alplerim, sizler ne savaşlar gördünüz. Ne zorluklar yaşadınız.
Düşman mertçe dövüşmüyor. Kahpece saldırıyor. Onlara bu kahpeliğin hesabını öyle bir soralım ki, ömürleri boyunca, topraklarımızdan uzak dursunlar. Allah doğrularla beraberdir. Gazanız mübarek olsun” dedi ve harekete geçtiler.
İran topraklarına girdiklerinde onları bazı alpler karşıladı. Esirleri nerede tuttuklarını öğrendik, bizim kendilerine saldırabileceğimizi düşünmüyorlar. Sabaha karşı tan ağarınca kalelerini başlarına yıkalım””.dediler
O gece orada konakladıktan sonra, sabaha yakın harekete geçtiler. Oklarla kulelerde ki tüm gözcüler indirildi. Gizlice surlara çıkıldı. Bir kısım alp de, Kapıyı açmak için içeri girip kapıya geldiler.
...
Devamını oku »
Kıvanç Bey haberi alır almaz, çevrede ne kadar boy varsa tüm beyleri Otağına, “TOY” a çağırdı. İki gün sonra yapılan toplantıda Kıvanç Bey “ Artık Bir olduğumuzu, güçlü olduğumuzu cümle aleme göstermek için, güçlerimizi birleştirmek zorundayız. Bunu damadım onların elinde esir olduğu için değil bu topraklarda ki geleceğimizi kurtarmak için yapmak zorundayız” dedi
Söz alan diğer beylerin tamamı da Kıcanç Bey’e katıldıklarını, hemen hazırlıklara başlanıp, çok sayıda Alplerle, İranlılar üzerine sefer yapıp, bunun hesabını sormamız gerektiğini söylediler.
Bir taraftan hazırlıklar tüm hızıyla sürerken ÇEMEN ve diğer Alplerin eşleri de, biz de geleceğiz dediler. Ne yaptıysa Kıvanç Bey onları fikirlerinden vaz geçiremedi.
Bu arada Esir olan Mergen’e İranlı Komutan, Nemvar’ın kızı Sahar ona kafayı takmıştı. Mergeni kendi hizmetine vermesini istedi. Komutan NEMVAR, kızı ne isterse yapardı. “Peki alabilirsin” dedi. Ama Mergen esirliği kendine yakıştıramıyordu. Diğer yandan da Çemen’i, Tuana’yı ve Mengü’yü düşünüyor, “nasıl kurtulurum” un hesaplarını yapıyordu. Bir ağıt gelmişti diline, şöyle diyordu..
...
Devamını oku »
Günler gelip geçerken Yomut obası ve çevresinde, Düşman da boş durmuyordu. Zaman zaman obalara baskınlar düzenleniyordu. Çevre obalar Kıvanç bey önderliğinde toplandı. Kıvançbey “Beyler, bu saldırıları, obalardan uzaklarda karşılamamız gerekir. Nehir boylarına, belli geçitlere gözcüler yerleştireceğiz. Her zaman uyanık ve hazır olmak zorundayız.
Unutmayalım ki, su uyur düşman uyumaz”. Dedi ve herkesin üzerine düşeni yapmasını istedi. Gerekli tedbirlerin alınmasından sonra, düşman obalara 10 yıl boyunca saldıramadı. Her şey çok güzel gidiyordu. Çocuklarda artık büyüyüp serpilmeye başlamıştı. Tuana 13 yaşında, Mengü’de 10 yaşına basmıştı.
Yıllarca başarılı olamayan İranlı’lar, bu kez çok güçlü bir ordu ile nehir boyunca saldırıya geçti. Sayıları çok fazla olduğundan, karşısında kimse direnemiyordu. Ne olduysa düşman aniden geri çekildi. Bu durumu değerlendirmek isteyen Mergen alp ve beraberindekiler, Onları kovalamaya başladı. Düşmanında isteği buydu.
Onları içlerine doğru tuzağa çekerek, istediklerini elde ettiler. Etrafı sarılan Mergen ve arkadaşları, teslim olmak istemiyordu ve düşmana çok büyük kayıplar verdirdiler. Okçular saldırıya geçince teslim olmaları istendi. Mergen alp ve arkadaşları esir düşmüştü.
...
Devamını oku »
Yüreğim, terkedilmiş, ölü bir şehir gibi,
Damarlarımda akan, kan değil, zehir gibi...
Bir sevda can çekişir, yağmuruna hasrette,
Denize ulaşmadan kuruyan nehir gibi...
...
Devamını oku »
“”Türkmenler onuncu asırdan itibaren göçebe hayatı yanında yerleşik bir hayat sürmeye de başladılar. Bu asrın başlarında Oğuzlar, Maveraünnehir çevresine yerleşip Yabgu denilen hükümdarların idare ettiği bir devlet kurdular. Türkmenlerin bu sırada başşehirleri Sir Derya kıyısındaki Yeni Kent idi. Yabgu Devleti zamanında Türkmenler Üçok ve Bozok diye ikiye ayrıldılar.
Onuncu asrın sonlarında İslam dinini kabul ederek iyice güçlenen Türkmenler, komşuları Peçenekler ve Hazarlarla savaşarak onları yendiler. İslam dinini kabul eden ve Selçuklu hakimiyetine giren Türkmenler, Oğuz Yabgu Devleti hükümdarının kendilerine kötülük yapacağından çekinerek, İslam diyarı olan Horasan'a göç ettiler.
...
Devamını oku »
Yomut obasında çok güzel bir düğün yapıldı. Düğünün güzelliği ve Mergen ile Çemen’in aşkları tüm obalarda konuşuldu. Kıvanç Bey’in mertliği, Mergen’in yiğitliği her zaman örnek oldu onlara.
Mergen Alp başı oldu. Kıvanç Bey’de onun sayesinde biraz rahatladı. Bu arada Çemen sayesinde iki aile daha sık bir araya geliyordu. Kıvanç Bey, eşi Gunça hatuna, Gülnar hatunun ağzını aramasını, Pamir Bey’le evlenmek isteyip istemediğini öğrenmesini istedi.
Yanında gelini olsa da Gülnar hatun çok yaşlı sayılmazdı. Tek çocuğu Mergen’di. Önce olur mu, bilmem gibi sözler eden Gülnar hatun, Gunça hatun onu biraz ikna eder gibi oldu. Gunça hatun Pamir Bey’i de iyi tanıyordu obada. Onun da iyi bir eş olabileceğini biliyordu kendine.
Gunça hatun bu işin olabileceğini söyledi, kıvanç bey’e. Kıvanç Bey bu işe çok sevindi. Begenç Bey’in ölümünden sonra onun durumu sürekli üzüyordu Kıvanç Bey’i. Düğünün üzerinden tam sekiz ay gibi bir süre geçmişti. Birkaç gün sonra Kıvanç bey, Pamir Bey’in yanına giderek, “Pamir Bey gel seninle şöyle bir dolaşalım” dedi.
...
Devamını oku »
Oba da her şey normale dönmüştü. Artık düğün zamanıydı. Bir ayın sonunda düğünün yapılması için aile meclisinde karar alındı ve düğün hazırlıklarına başlandı
Mergen Kıvanç beyin damadı oluyor ve daha büyük sorumluluklar onu bekliyordu. Alpleri topluyor, sık sık çalışmalar yapıyordu. Çünkü nehir boyunda İranlılar ile sık sık savaşlar yaşanıyordu. Mergen babası BEGENÇ Bey’i böyle bir savaşta kaybetmişti
Hem kendi geleceği hem de obası için her zaman kazır ve hazırlıklı olmalıydılar. Düğün öncesi ava giden alpler 5-6 geyikle döndüler. Diğer hayvanlar ile birlikte harika bir yemek oba sakinlerini bekliyordu. Düğüne sayılı günler kaldı. Artık her şey hazırdı. Kocasının ölümünden sonra sürekli yalnız kalan GÜLNAR hatun, bir an önce gelininin çadırına gelmesini istiyordu.
Derken Obada düğün başladı. Her şey çok güzel gidiyordu. İki sevgili çok mutluydular.. Hatta düğünlerine
...
Devamını oku »
Uzun süren acılardan sonra nihayet Çemen, Mergen Alp’e kavuşmuştu. Oğlunu kenardan izleyen GÜLNAR hatun
Oğlunun yanına giderek onu elinden tuttu, Annesi GUNÇA hatun yanında olan, ÇEMEN’in yanına gitti.
GÜLNAR VE GUNÇA hatun eşleri sebebiyle çok yakın arkadaştılar. Mergen’in babası BEGENÇ Bey’in İranlılarla yapılan savaşta şehit olmasından sonra sık görüşmüyorlardı. Ancak KIVANÇ Bey, BEGENÇ Bey’e söz verdiği için zaman zaman ihtiyaçlarının olup olmadığını bizzat kendi soruyordu
Sonuç olarak iki ailede bir birlerini çok iyi tanıyorlardı. Hep birlikte BEDİRGEN BEY ve ailesini yolcu ettikten sonra Gunça hatun, Gulnar hatunu bırakmadı. Birlikte çadıra giderek akşam yemeği hazırladılar.
...
Devamını oku »
CEYHUN-(AMUDERYA)-ÇEMEN İLE MERGEN-(14)
Bir gün sonra göklen Obasına, Hıdır Bey’e haber gönderildi. Beylerin Toydaki aldığı karar iletildi. Hıdır bey bu haberden hoşnut olmasa da, toy(meclis) kararı olduğu için çaresiz boyun eğmek zorunda kaldı. Haberciye 3 gün sonra YOMUT obasında olacağını, Kıvanç Bey’e sevgi ve selamlarını gönderdi.
Sakatlıktan yeni çıkan MERGEN’i alp arkadaşları, çok iyi hazırlıyorlardı. İşi şansa bırakmak istemiyorlardı. Beklenen gün geldi. Hatta Hıdır Bey bir gün önce geldi Yomut Obasına..Bu işin neden kaynaklandığını tam olarak anlamamıştı. Kıvanç Bey, olanları baştan sona anlattı. Hatta Mergenin babası Begenç Bey’in çok yakın arkadaşı olduğunu, bir çok savaşta yan yana savaştıklarını, yine öyle bir savaş sırasında şehit düştüğünü ve oğlu Mergen’i de kendisine emanet ettiğini söyledi.
Bunun üzerine Hıdır Bey, “haklısın Kıvanç Bey. En doğru çözümü DİVAN bulmuş ve kararlaştırmış. Oğlum kazanırsa kızın gelinim. Mergen kazanırsa kızın oğlumun bacısıdır” dedi. Gidip oğlu ile de konuştu. Dövüşü kazanırsan Çemen gelinimdir. Eğer kaybedersen Çemen bacındır” Bana söz ver dedi. Ata da babasına söz verdi.
...
Devamını oku »
…Ve nihayet Mergen “Kar” atla birlikte obaya döndü. Mergen gideli ise 9 ay olmuştu. Onu gören alpler bir ata bakıyordu bir de ona. Kısa bir şaşkınlıktan sonra sarıldılar hasret giderdiler.
Çemen de duymuştu geldiğini, koşarak gelip sarıldı mergene, hem ağlıyor hem de neredeydin sen diyordu. Bu durumu gören alpler olanları bilmeyen Mergene ne diyeceklerdi. Kıvanç Bey’e haber verildi. “”Mergen “Kar” ,ile birlikte döndü”” Beyim dediler.
Kıvanç bey, Atı görünce o kadar sevindi ki, doğruca atına gitti. Onu biraz sevdikten sonra Mergen alp’e dönerek, “ hoş geldin yiğidim, dile benden ne dilersen” dedi.
Mergen “sizden bir tek dileğim var beyim. O da kızınız Çemenle Allahın izniyle evlenmek” bu istek üzerine beyninden vurulmuşa dönen Kıvanç bey “ ne diyorsun sen oğul, ben kızımı, göklen obasının beyi Hıdır Bey’in oğlu, Ata bey’e verdim. Sözümden dönmek bir bey’e yakışmaz. Dile canımı vereyim. Sen bana Begenç Bey’in bir yadigarısın. İste benden canımı vereyim” dedi.
...
Devamını oku »