18
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2040
Okunma
duvarda bir takvim
içinde günler salınır
sallanır yapraklar
düşer dalından her gece
belki de üstünde yazılı bir isme
oysa elinde küçük bir gergef
dilden nağme, gözden umut işlenecek nakışlara ilmek ilmek
umursamazlığın kahkahası duyulur inceden
daha vakit çok
her sabaha
yeniden doğar gece
aslında sahici sanmıştım
resimli maarif takvimindeki günleri
meğer yalanmış
resimdeki adaya hiç kimse uğramamış
her gün düşlere çocuk isimlerinden fallar tutarken
kabardı denizler
köpük yuttum ciğerim yanar
yosun tutan taşlar da ufalanıyor
dalgalardan yediği her darbede
şimdi titrek kalbimi tutuyorum
ellerim soğuk
ah bu yolculuk
galiba rengim de biraz soluk
bugün dilini yuttu aynalar
koltuk, kanepe ve çokça da kapı konuşuyor
haydi kalk yolun uzun
bir acı kahvemizi içseydiniz
vaktiniz hiç mi yok
ben henüz hazırlanamadım
ve daha bitmedi nakış
son bir çaba ve son istek
bari şu ömrün saçlarını tarasam
dağınık kalmasa
bir de kırmızı kurdele taksam, yok mu müsaade
çaresiz atıyorum bir adım
durup ardıma bakıyorum
merak işte
acaba hatırlanır mı adım?...
Fergül
05.06.2006,17,00