( İrfan Yılmaz )
76 şiiri kayıtlı

On Sekiz Mart Çanakkale Destanı

( İrfan Yılmaz )
  5,0 / 36 kişi ·37 beğenme · 45 yorum · 5763 okunma
İrfan YILMAZ
On Sekiz Mart Çanakkale Destanı

On Sekiz Mart Çanakkale Destanı


Şiirin hikayesini görmek için tıklayın

Firuze iki derya kuşanır Gelibolu,
Yarımada kıbleden yaslanıyor şimale.
Toprağı Rumeli’dir, havası Anadolu...
Yadigâr bu vatana rengi kanayan lâle!
Cennet’i anımsatan büyülü yarımada
Sükûtuma da sebep, tüten efkârıma da...
Seddülbahir’le başlar nihayeti Bolayır,
Safir kesilmiş suya zümrüt yansıyan bayır.
Kudret kalemi ancak çizerek dört kesmini
Yeryüzüne düşürür derya fonlu resmini.
Çevir yüzünü gitsin, kibri ahkâm kesenden;
Bu El-Kaviyy mührünü sökemez beşer senden.
Efsunkâr Şimal Tacı yedi yıldızlı hale
Yalnız senin başına yakışır Çanakkale.

İlahî bir lütuftur Çanakkale Boğazı,
Mavi senin tülünde ne efsunkâr mavidir.
Sanki ipek gergefte sülüs ve celî yazı
Akışı şiir gibi... Kalemi semavîdir!
Ege’yle Marmara’nın gökyâkutlu visali
Hayallere sığmaz ki; düşte düşün misali!
Amber buğulu Asya koparken Avrupa’dan,
Suyuna miski katıp dökmüş altın kupadan.
Mağribi güneşlerde tüllenen Marmara’yı
Süzerken yanan gözler nasıl seçsin karayı!
İbrişim sırmalanıp atlas kuşanan beden
Göze nasıl görünür acaba gök kubbeden?
İki derya coşkusu sığmaz hiçbir risale
Cebelitarık seni kıskanır Çanakkale!...

Beş bin yıllık tarihî antik kent Çanakkale
Savaş ve afetlerle yıkılsa da doğrulmuş.
Asırlarca ışığı sönmeyen bu meşale
İlim irfan yuvası kültür ile yoğrulmuş.
Karasi Beyliği’nden sancaksın Osmanlı’ya,
Senin yazdığın tarih bu kadar mı şanlı ya!...
Kilitbahir karşında şeklen yoncaya benzer,
Suya aksi düşmesin gülden goncaya benzer.
Var mı Kumkale gibi düşlerin en ırağı?
Ege’den meltem alan Asya’nın son toprağı.
Tarihî mirasından gönüllere kayan sır
Eceabat ufkunda denize başka yansır!
Cennetin bu köşesi nasıl uğrar işgale,
Şeytanlara yasaklı, kutsaldır Çanakkale?

Sömürgeci ve zalim itilaf devletleri,
Dört kıtanın ifriti yamyamıyla beraber;
İstanbul hayaline kesmişler biletleri,
Mücadeleden yılmaz aslanlardan bîhaber!
And içmişler birlikte Fransız İngiliz’i
Nâmert elle, Cennet’ten koparmaya filizi!
Avustralya, Senegal, Cezayir ve Kanada
Gözlerini karartmış güç yetilmez inada.
İngiliz’i anladık... istiladır emeli,
Peki ya şu Zenci’ye, Hindu’ya ne demeli?
Sökülmek isteniyor ki evlad-ı fatihan;
Avuç içi karaya yüklenmiş cümle cihan!
Meleklerin yurduna yakışmayan ahvale,
Sükût ikrar dilidir kükresin Çanakkale!

Yıl, bin dokuz yüz on beş: On sekiz mart zaferi!
Çanakkale Boğazı Sırat Köprüsü’nden dar,
Aslan kesildi o gün her Osmanlı neferi,
Kumkale tarafından Seddülbahir’e kadar!
Kilitbahir neresi. Yeni Zelanda nere?...
Düşman boğaz sanıyor... Çelik kollu cendere!
Zırhlı gemiler gelmiş dünyanın bir ucundan.
Kartal pençeyle kaptı deryanın avucundan!
Hangi tarih yâd etmez O vefakâr Nusrat’ı
Döşediği mayınlar aratmadı Sırat’ı!
Yarım Dünya geçiyor, Seyit Onbaşı davran
Kaldır top mermisini tarihe yazsın Havran:
Tek atışlık hakkın var, imkânın yok ikmale;
Besmeleyle fırlat ki, gürlesin Çanakkale!

Takdir-i İlahidir meleklerin yardımı,
Komutanı Cebrail, bütün ordusu melek...
Gemiler zırhlı diye payitahta vardı mı?
Burası Çanakkale, tufan koparan felek!
Vurulan Kara Belâ yan yattı tabak gibi
Üç dakika içinde mekanı deniz dibi...
Yarım Dünya diyorsan kaderi ondan farksız,
Zırhından yara almış; dümeni kırık, çarksız.
Dokuz savaş gemisi su içinde kavruldu,
Mayın ve obüslerle kaderine savruldu.
İfritlere acımaz yol vermiyor Cebrail,
Yerden fışkıran derya göklere oldu nail.
Düşmanları boğazda kahreden bu şelale,
Nuh Nebi’den sonraki tufandır Çanakkale!

Seddülbahir benzeri sarsıldı Anzak Koyu
Sanki Kıyamet sesi, Sûr üflüyor İsrafil!
Conkbayırı ve Kirte yazılmaz ömür boyu,
Yer ve gökle beraber denizi sarmış gafil.
Mermi mermiyi vurdu, süngü süngüyü yardı;
Toprak yamyam kaynıyor kesilmez oldu ardı.
Adım atacak yer yok Hindu ve Berberi’den,
Anzak’la Kanada’lı koşturuyor geriden.
İngiliz başı çekmiş Fransız’la yarışta
Toprak kızıla dönmüş gördüğün her karışta!
İnsanlığın utancı bitmez görünen bu şer
Kıyameti kopmadan sanki kurulmuş Mahşer!
Dabbe’tül Arz çağrısı gibi gelir Deccâl’e;
Mehdi ve îman sende, vur gitsin Çanakkale!

Gül kokulu diyardır şehitlerin mekânı
Şehidim, meleklerden müjdelendi hediyen.
Ecrini sunmak ister var mı bunun imkânı
Vatan, şehitlerine minnettar ebediyen!
Gök kuşağı nakşolsa makberin kemerine,
Bahreynî inci mercan işlense mermerine,
Sandukası arusek örtüsü sim işinden,
Zemini yâkut olsa kubbesi fil dişinden:
Şehadeti Tevhid’le tattığı andan beri
Firdevs müjdesi alan ne yapsın ki makberi?
Şehide, Medine’nin münevver bucağından
İki Cihan Güneşi yer vermiş kucağından!
Rahat uyusun diye uğramasın ihmale,
Gül-i Rana kokusu başkadır Çanakkale

Şükranla okunsa da şehitlerin destanı
Kan sızan hecelere kalem nasıl dokunsun?
Fatiha’yla duayla ruhların serbest anı
Sana ithaf edilip kaç bin kere okunsun?
Şehadete ererken duyduğun kutlu sesi
Alnına nurla yazdı meleklerin busesi!
Ey şehit, bilinir ki: Ölümsüzsün, dirisin,
Hakk’ın, Cennet müjdeli kullarından birisin!
Kanınla suladığın yere toprak denir mi?
Mirasın korunmadan hakkın hiç ödenir mi?
Vatanın şükranıyken utancı oldu harbin
Şehit sayısına bak: İki yüz elli üç bin!
İçli dualar ile kayıt düştü icmale
Her sayfası yakıcı bir ağıt Çanakkale!

Tarihe ebediyen vurulan altın mühür,
Sökülmeyen perçindir şüheda tılsımından.
Ey şehit, yerin Firdevs meleklerden tezahür
Tescil edilmiştir ki Cennet’in üst kısmından!
Öyle kutlu zafer ki düşündükçe vecd eden,
Melekler secde eder alnı kalkmaz secdeden!
Rengi kanayan lâlem şühedanla bakîdir,
Yazdığın eşsiz destan... Gerisi afakîdir!
İhtirasın esiri yedi düvelden düşman,
Gelibolu’ya ayak bastığına bin pişman!
Mücevheri bilmeden çakıl sanmıştır zahir;
Bastığı toprak değil, cevahirdir cevahir!
Hilâl gökte tutkuyla gülümserken Zühal’e,
Kıyamet kopana dek varılan son merhale:
Böyle destan bir daha yazılmaz Çanakkale!...
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
On Sekiz Mart Çanakkale Destanı şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

On Sekiz Mart Çanakkale Destanı şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Filiz Çolak , 5 puan verdi
23 Ekim 2017 Pazartesi 23:22:01
EDİNCİKLİ MEHMET ER

Edincikli Mehmet Er'in bir top mermisinin parçaladığı konumdan kanlar içerisinde bir et parçası sarkmaktadır.Yalvarı rcasına:

Komutanım ne olur şu kolumu kes!
Sağ eliyle yakaladığı ve tuttuğu sarkık kola bakan Teğmen donmuştur.Edincikli Mehmet Er tek ve emin sesi ile tekrarlar:
Allah Aşkına, Allah Rızası için kes şu kolumu!
Bu ilahi cümleleri eimr gibi işiten Teğmen Saip, bıcağı kola kola vurur.Gık bile dememiştir, Edincikli Mehmet.Bir sağ elindeki kola, bir ileride Allah! Allah! nidaları arasında çarpışan erlere bakar ve kolu fırlatır: 'Bu kol vatana feda olsun,' der.Yerdeki et parçalrından başını kaldıran Teğmen'in karşısında kimse yoktur.Çünkü, Edincikli, Hakla alış verişe başlayınca herşeyi, acıyı, özlemleri unutuyor, rahmet deryalarında, tecelli dalgalarında yıkanıp arınırken, kolunun fani bedenden ayrılma işlemini duymuyordu.O ateş, o yangın fakat getirilmez feryatlar içinde, edincikli bu cehennemi ateş altında kendinden geçti.Bir avuç istek ve özlem halinde yandı, tüttü.
Edincikli Mehmet, çoktan kolunun öcünü almak için vatan için Allah için hücum saflarına katılmıştı.Alayların içine karışır, teke tek vuruşur.Onu durdurmak mümkün değil artık, yine harikalar gösterir, bire bir dövüşür, bire on dövüşür, bire yüz dövüşür... Allah'ın yardımıyla haklamadığı kafir kalmaz.Ama kaderden kaçılmaz ki! Kolunun kopmasıyla kaybettiği kan onu halsiz düşürmeye başlamış Edincikli'ye şimdi de şehitlik mertebesi ekleniyordu.Güzel yüzü soldu, sarardı, canı teninden süzüldü...Gözü dünyaya kapandı...'

Teğmen SAİP
Çanakkale Savaşlarından
12. Alay 1. Bölük Komutanı

SAKA HÜSEYİN

İkinci Anafartalar taarruzundan sonra, Türk birlikleri Anafarta Ovası'na ve tepelere yerleşmişti 35. Piyade Alayı 2.Bölük erlerinden Hayrabolu'lu Hüseyin alayın su ihtiyacını gidermekle görevli idi sabahın alaca karanlığında katırı ile yola çıktı.Bigalı Köyüne gidip, kuyulardan tahta, damacanalara su doldurup geriye dönüşünü akşamın karanlığına denk getirmeye çalışırdı.
Katır önde, bizim Saka Hüseyin arkada ama, yola çıkmadan evvel katırının kulağına eğilir, her defasında söylediği sözleri tekrarlardı: 'Haydi, Büyük Anafarta Köyünün üstünden 35. Piyade alayının bulunduğu siperlere' katır gide-gele bu yollara alışmıştır.
Fakat yolda, Hüseyi'nin çenesi durur mu? Savaş var imiş! Yığınla yaralı taşırlar imiş, umurunda mı? O bir türkü tutturmuş gidiyordu:
'Pınar baştan bulanır
İner dağı dolanır
Al başımdan sevdayı
Buna can mı dayanır.

GAZİ MEHMET AŞKIN’IN ANLATTIKLARI:

“İngiliz donanması Saroz’dan top atışları ile bize son derece ağır kayıplar verdiriyordu.Böyle bir atıştan sonra, aynı, birlikte silah arkadaşım Recep Eniştemin iki ayağı kopmuş çalıların üzerinde gördüm, henüz sağ idi.Yanına kadar gidebildim.Onu o vaziyette görünce ağlamaya başladım. Henüz ruhunu teslim etmeyen Recep Eniştem:

“Kardeşim niçin böyle ah edip aglarsin, benim cigerimi daglarsin! Allah’ in verdigine merhaba! Takbir- i Rabbani böyle imiş! Onun kazasi geri çevrilmez ve hükmüne mani yoktur. Elimizden ne gelir.Arzuladigim savaş yolunda oldu.O saadet bana yeter! Sen sag kalirsan, anamin elini benim içinde öp! Emzirdigi sütleri helal etsin!” dedikten sonra:

Başimi kibleye dogru çevir!” diye bildi... Ruhu çoktan uçmuştu...

Halil, bölükte süngü hücumuna kalkmıştı, ağır bir yara alarak yanıma yıkıldı.Bir mütted sessiz kaldı ve sonra: Ahiretlik ölümüm yaklaştı, öldükten sonra cesedimi geriye götürtme, buraya ellerinle göm! Üzerimde harbediniz! Ta ki Gazilerin ayak seslerini Allah! Allah! Nidalarını rahatlıkla duyayım!” dedi ve gülerek ruhunu teslim etmişti

Karayürek deresi’ne doğru iniyorduk: Bir akşam beni keşif kolu çıkardılar bu derenin yatağında geziniyordum.Çok susamış idim. Dere şırıldıyordu, mataramı doldurdum. Birkaç yudum içtiğimde, içtiğim suyun tadı çok başka idi avucuma mataradan su aldığımda, matarama doğdurduğum suyun kan olduğunu anladım.”

İNSANLIK DERSİ

Çanakkale Savaşlar'ında savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generali Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:
'Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirsiniz.Hiç unutmam.Savaş sahasında döğüş bitmişti.Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zaliyat vermişlerdi.Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutamayacağım.Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeride kendi göleğini yırtmış onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu.Tercüma n vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık:
- Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:
'Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı.Birşeyler söyledi, anlamadım ama herhalde annesi olacaktı.Benim ise kimsem yok.İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün'. Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım.Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı.O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim.Çünkü, Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutan ot tıkamıştı.Az sonra ikisi de öldüler..

Fransız Generali BRIDGES
Çanakkale Savaşları komutanı.

KINALI HASAN

Yüzbaşi Sirri Bey, ikindi vakti yeni gelen erati teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçinin bir tarafi kinalanmiş oldugunu görür ve takilir: “Hiç erkek kinalanir mi? Mehmetçik: Buraya gelmeden evvel, anam kinalamişti komutanim” der ve sebebini bilmedigini ilave eder.Komutanin istegi üzerine anasina haber salar, “Niye benim saçimi kinaladin?” Gelen cevabi mektupta şunlar yazar:

Ey gözümün nuru Hasan’ım

Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor.Sen ecdadından, babandan aşağı kalamazsın... Ben, senin anan isem.Beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü.Allah, bu vatan için seni besledi. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor...

Sen bu ailenin seçilmiş kurbanisin...

Hasan’ım, söyle zabit efendiye... Bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır... Ben de seni evlatlarımın arasından vatana kurban adadım.Onun için saçını kınalamıştım...

El-hükmü billah. Allah, seni İsmail Peygamber’in yolundan ayırmasın.

Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktir. Gözlerinden öperim...

Anan - Hatice”
İNSANLIK DERSİ

Çanakkale Savaşlar'ında savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generali Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:
'Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirsiniz.Hiç unutmam.Savaş sahasında döğüş bitmişti.Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zaliyat vermişlerdi.Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutamayacağım.Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeride kendi göleğini yırtmış onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu.Tercüman vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık:
- Niçin öldürmek istediğin askere ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:
'Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı.Birşeyler söyledi, anlamadım ama herhalde annesi olacaktı.Benim ise kimsem yok.İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün'. Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım.Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı.O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim.Çünkü, Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutan ot tıkamıştı.Az sonra ikisi de öldüler...'

Fransız Generali BRIDGES
Çanakkale Savaşları komutanı.

sevgili hocam eserinize araştırmalarımdan derlediğim bu hakikatle katılmak istedim..
ABDULKERİM KAYA
10 Eylül 2017 Pazar 10:09:27
Üstadım,Duyarlı yüreğine ellerine sağlık ömrüne Bereket inşaallah,çok güzeldi,iyiki vardın,kutluyorum,Dua ve selamlarımla
Canan EREN , 5 puan verdi
6 Aralık 2016 Salı 10:02:25
Tek kelimeyle müthiş bir şiirdi Hüzün ve gururla okudum gözyaşlarımı tutamadım ,ders niteliğindeydi hocam..Kelimeler kifayetsiz kalır ne desem az gelir bu destan için..Kalbi şükranlarımla
Çanakkale geçilmez..

Saygımla
Şükrü Beşiktaş
11 Kasım 2016 Cuma 11:42:05


Merhaba,
Çanakkale'yi yaratanlara minnettarız ! Çanakkale'yi yazanalara da sonsuz
teşekkürler! Emeğine yüreğine bereketler olsun !
Selamlar!
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ , 5 puan verdi
26 Mart 2016 Cumartesi 09:33:55

Özlem ve hasret güzelliği bu şiirde sevdalanmış.
Beğendim…
....................................... Saygı ve Selamlar...
Aydın YÜKSEL
23 Şubat 2015 Pazartesi 17:01:25

On Sekiz Mart Çanakkale Destanı
( Şiirin Hikayesini Görmek İçin Tıklayın )

Firuze iki derya kuşanır Gelibolu,
Yarımada kıbleden yaslanıyor şimale.
Toprağı Rumeli’dir, havası Anadolu...
Yadigâr bu vatana rengi kanayan lâle!
Cennet’i anımsatan büyülü yarımada
Sükûtuma da sebep, tüten efkârıma da...
Seddülbahir’le başlar nihayeti Bolayır,
Safir kesilmiş suya zümrüt yansıyan bayır.
Kudret kalemi ancak çizerek dört kesmini
Yeryüzüne düşürür derya fonlu resmini.
Çevir yüzünü gitsin, kibri ahkâm kesenden;
Bu El-Kaviyy mührünü sökemez beşer senden.
Efsunkâr Şimal Tacı yedi yıldızlı hale
Yalnız senin başına yakışır Çanakkale.

İlahî bir lütuftur Çanakkale Boğazı,
Mavi senin tülünde ne efsunkâr mavidir.
Sanki ipek gergefte sülüs ve celî yazı
Akışı şiir gibi... Kalemi semavîdir!
Ege’yle Marmara’nın gökyâkutlu visali
Hayallere sığmaz ki; düşte düşün misali!
Amber buğulu Asya koparken Avrupa’dan,
Suyuna miski katıp dökmüş altın kupadan.
Mağribi güneşlerde tüllenen Marmara’yı
Süzerken yanan gözler nasıl seçsin karayı!
İbrişim sırmalanıp atlas kuşanan beden
Göze nasıl görünür acaba gök kubbeden?
İki derya coşkusu sığmaz hiçbir risale
Cebelitarık seni kıskanır Çanakkale!...

Beş bin yıllık tarihî antik kent Çanakkale
Savaş ve afetlerle yıkılsa da doğrulmuş.
Asırlarca ışığı sönmeyen bu meşale
İlim irfan yuvası kültür ile yoğrulmuş.
Karasi Beyliği’nden sancaksın Osmanlı’ya,
Senin yazdığın tarih bu kadar mı şanlı ya!...
Kilitbahir karşında şeklen yoncaya benzer,
Suya aksi düşmesin gülden goncaya benzer.
Var mı Kumkale gibi düşlerin en ırağı?
Ege’den meltem alan Asya’nın son toprağı.
Tarihî mirasından gönüllere kayan sır
Eceabat ufkunda denize başka yansır!
Cennetin bu köşesi nasıl uğrar işgale,
Şeytanlara yasaklı, kutsaldır Çanakkale?

Sömürgeci ve zalim itilaf devletleri,
Dört kıtanın ifriti yamyamıyla beraber;
İstanbul hayaline kesmişler biletleri,
Mücadeleden yılmaz aslanlardan bîhaber!
And içmişler birlikte Fransız İngiliz’i
Nâmert elle, Cennet’ten koparmaya filizi!
Avustralya, Senegal, Cezayir ve Kanada
Gözlerini karartmış güç yetilmez inada.
İngiliz’i anladık... istiladır emeli,
Peki ya şu Zenci’ye, Hindu’ya ne demeli?
Sökülmek isteniyor ki evlad-ı fatihan;
Avuç içi karaya yüklenmiş cümle cihan!
Meleklerin yurduna yakışmayan ahvale,
Sükût ikrar dilidir kükresin Çanakkale!

Yıl, bin dokuz yüz on beş: On sekiz mart zaferi!
Çanakkale Boğazı Sırat Köprüsü’nden dar,
Aslan kesildi o gün her Osmanlı neferi,
Kumkale tarafından Seddülbahir’e kadar!
Kilitbahir neresi. Yeni Zelanda nere?...
Düşman boğaz sanıyor... Çelik kollu cendere!
Zırhlı gemiler gelmiş dünyanın bir ucundan.
Kartal pençeyle kaptı deryanın avucundan!
Hangi tarih yâd etmez O vefakâr Nusrat’ı
Döşediği mayınlar aratmadı Sırat’ı!
Yarım Dünya geçiyor, Seyit Onbaşı davran
Kaldır top mermisini tarihe yazsın Havran:
Tek atışlık hakkın var, imkânın yok ikmale;
Besmeleyle fırlat ki, gürlesin Çanakkale!

Takdir-i İlahidir meleklerin yardımı,
Komutanı Cebrail, bütün ordusu melek...
Gemiler zırhlı diye payitahta vardı mı?
Burası Çanakkale, tufan koparan felek!
Vurulan Kara Belâ yan yattı tabak gibi
Üç dakika içinde mekanı deniz dibi...
Yarım Dünya diyorsan kaderi ondan farksız,
Zırhından yara almış; dümeni kırık, çarksız.
Dokuz savaş gemisi su içinde kavruldu,
Mayın ve obüslerle kaderine savruldu.
İfritlere acımaz yol vermiyor Cebrail,
Yerden fışkıran derya göklere oldu nail.
Düşmanları boğazda kahreden bu şelale,
Nuh Nebi’den sonraki tufandır Çanakkale!

Seddülbahir benzeri sarsıldı Anzak Koyu
Sanki Kıyamet sesi, Sûr üflüyor İsrafil!
Conkbayırı ve Kirte yazılmaz ömür boyu,
Yer ve gökle beraber denizi sarmış gafil.
Mermi mermiyi vurdu, süngü süngüyü yardı;
Toprak yamyam kaynıyor kesilmez oldu ardı.
Adım atacak yer yok Hindu ve Berberi’den,
Anzak’la Kanada’lı koşturuyor geriden.
İngiliz başı çekmiş Fransız’la yarışta
Toprak kızıla dönmüş gördüğün her karışta!
İnsanlığın utancı bitmez görünen bu şer
Kıyameti kopmadan sanki kurulmuş Mahşer!
Dabbe’tül Arz çağrısı gibi gelir Deccâl’e;
Mehdi ve îman sende, vur gitsin Çanakkale!

Gül kokulu diyardır şehitlerin mekânı
Şehidim, meleklerden müjdelendi hediyen.
Ecrini sunmak ister var mı bunun imkânı
Vatan, şehitlerine minnettar ebediyen!
Gök kuşağı nakşolsa makberin kemerine,
Bahreynî inci mercan işlense mermerine,
Sandukası arusek örtüsü sim işinden,
Zemini yâkut olsa kubbesi fil dişinden:
Şehadeti Tevhid’le tattığı andan beri
Firdevs müjdesi alan ne yapsın ki makberi?
Şehide, Medine’nin münevver bucağından
İki Cihan Güneşi yer vermiş kucağından!
Rahat uyusun diye uğramasın ihmale,
Gül-i Rana kokusu başkadır Çanakkale

Şükranla okunsa da şehitlerin destanı
Kan sızan hecelere kalem nasıl dokunsun?
Fatiha’yla duayla ruhların serbest anı
Sana ithaf edilip kaç bin kere okunsun?
Şehadete ererken duyduğun kutlu sesi
Alnına nurla yazdı meleklerin busesi!
Ey şehit, bilinir ki: Ölümsüzsün, dirisin,
Hakk’ın, Cennet müjdeli kullarından birisin!
Kanınla suladığın yere toprak denir mi?
Mirasın korunmadan hakkın hiç ödenir mi?
Vatanın şükranıyken utancı oldu harbin
Şehit sayısına bak: İki yüz elli üç bin!
İçli dualar ile kayıt düştü icmale
Her sayfası yakıcı bir ağıt Çanakkale!

Tarihe ebediyen vurulan altın mühür,
Sökülmeyen perçindir şüheda tılsımından.
Ey şehit, yerin Firdevs meleklerden tezahür
Tescil edilmiştir ki Cennet’in üst kısmından!
Öyle kutlu zafer ki düşündükçe vecd eden,
Melekler secde eder alnı kalkmaz secdeden!
Rengi kanayan lâlem şühedanla bakîdir,
Yazdığın eşsiz destan... Gerisi afakîdir!
İhtirasın esiri yedi düvelden düşman,
Gelibolu’ya ayak bastığına bin pişman!
Mücevheri bilmeden çakıl sanmıştır zahir;
Bastığı toprak değil, cevahirdir cevahir!
Hilâl gökte tutkuyla gülümserken Zühal’e,
Kıyamet kopana dek varılan son merhale:
Böyle destan bir daha yazılmaz Çanakkale!...

Bu benim yürek sesim üstadım. Yüreğimle kutluyorum. Çanakkale yazan, Sarıkamış yazan, şehit yazan her vefalı kalemin karşısında eğiliyorum. Yine öyle yaptım.
Emrullah Bedir , 5 puan verdi
20 Aralık 2012 Perşembe 23:33:51
Azami düzeyde güzel, derinlikli, anlamlı dizelerdi. Şiirin zirve noktası bu olmalı.

"Komutanı Cebrail, bütün ordusu melek..." bu dizeyi özellikle kendim için seçiyorum. Böyle olmasaydı Seyit Onbaşı 275 kilo mermiyi sırtında tek başına taşıyarak birinci mucizeyi, tam isabetle vurup tüm gemileri batırarak ikinci mucizeyi bir arada gerçekleştiremezdi. Allah iyi ki bize Seyit Onbaşı gibi imanlı bir ecdadın torunu olmayı nasip etmiş. Bundan daha büyük nimet mi olur?
NazliYarim
7 Kasım 2012 Çarşamba 20:04:32
Duyarlı Yüreğinize Emeğinize Sağlık Muhteşem Dizeler Beğeniyle Okudum Kutlarım.
İnci Gibi Dökülmüş Pırlanta Kalpden Kaleminizin Gücü Daim Olsun.
Çanakkale Ve Tüm Şehitlerimizin Ruhları Şad Mekanları Cennet Olsun.
Barış İnanç Sevgi Umut Işıkğınız Hiç Sönmesin.
Sağlık Sıhhat Uzun Ömürler Ve Mutlu Huzur Dolu Günler Dilerim.
Başarılar Diler Binlerce Teşekkür Ve Gönül Dolusu Sevgiler Bırakıyorum Sayfanıza.
Saygı Deger Degerli Dost Ve Kardeşim.

Allah'a Emanet Olun.

SEVGİLER SELAMLAR SAYGILAR..
lemide , 5 puan verdi
6 Eylül 2012 Perşembe 14:34:50
değerli bir çalışma olmuş geçmişi unutmamak adına saygılarımla
Alaaddin Uygun
22 Haziran 2012 Cuma 12:20:27
ustam senin yazdıklarını okumak bir ayrıcalık,,tebriklerimele
RIZA YILDIRIM , 5 puan verdi
8 Haziran 2012 Cuma 00:10:32

Değerli üstadımız güzel eserlerine bir yenisini daha eklemiş
Gönülden Tbrk ederim ÜSTADIM..
emine erdem , 5 puan verdi
9 Mayıs 2012 Çarşamba 13:25:24

Tarihe ebediyen vurulan altın mühür,
Sökülmeyen perçindir şüheda tılsımından.
Ey şehit, yerin Firdevs meleklerden tezahür
Tescil edilmiştir ki Cennet’in üst kısmından!
Öyle kutlu zafer ki düşündükçe vecd eden,
Melekler secde eder alnı kalkmaz secdeden!
Rengi kanayan lâlem şühedanla bakîdir,
Yazdığın eşsiz destan... Gerisi afakîdir!
İhtirasın esiri yedi düvelden düşman,
Gelibolu’ya ayak bastığına bin pişman!
Mücevheri bilmeden çakıl sanmıştır zahir;
Bastığı toprak değil, cevahirdir cevahir!
Hilâl gökte tutkuyla gülümserken Zühal’e,
Kıyamet kopana dek varılan son merhale:
Böyle destan bir daha yazılmaz Çanakkale!...
İrfan Yılmaz (İrfan Yılmaz)

Merhaba üstar çok harika bir destan yazmışsınız kalemi konuşturmuşsunuz kalemin ustalığı her halükarda belli olmuş her kelimede her satırda, kendini göstermiş, Yüreğinize emeğinize sağlık. Yorumunuz lada ne ğüzel olmuş yüreğinizi ayakta alkışlıyorum . Tebrik ediyorum. Bilgeler yanında susmakta erdemliktir deyip susmayı tercih ediyorum ki; "Bilgeler Bilenler değerli üstatlar konuşsun bizlerde bir şeyler öğrenelim deyip kabuğuma çekiliyorum. Yazan usta şairimizi canı gönülden tebrik ediyorum yüreğinize sağlık. Ah birde cennet vatanımızın kıymetini bilebilsek, bu canım vatanın nasıl alındığını idrak edebilsek, derya olup akan kanları, yok olan körpecik canları bir görebilsek, neden aktı bunca kan, neden telef olup gitti bunca körpecik can düşünüp idrak edebilsek, vede bu toprakların üzerinde hoyratca tepinirken altında yatan şehitlerimizi bir düşüne bilsek. Kanla alınan topraklarımızı parayla satabilirmiyiz. Kanımızı döken Canımızı sökenlere parayla satıp villalar yaptırırmıyız. Benim cahill kafam kıt düşüncelerim bana şöyle emreder, yurdumun bir avuç toprağını satmam düşmana düşmanlık yapanlara, kanla alınan toprağı parayla satmam düşmana, o suçsuz yere döktükleri kanların aldıkları canların körpecik suçsuz insanlarımın kemikleri üzerinde gezmelerine izin vermem. Benim cahil kapam bunları söyletiyor bana. ( Dr.İrfan TILMAZ bey, değerli üstat ilminiz ilhamınız bol olsun. Selamlar Saygılar...
Asiye Alev Akboğa (ÇİÇEK. , 5 puan verdi
2 Mart 2012 Cuma 21:03:35
hayran kalmamak mümkün değil bu şiire değerli hocam...
gözlerim yaşlarla dinledim şiirinizi inanın.
çok çok güzeldi.

ne denilebilirki bu destan karşısında taktir ve alkıştan başka

gönülden tebrik ediyorum sizi
selam ve saygım ile
günahi Ahmet İslamoğlu , 5 puan verdi
25 Şubat 2012 Cumartesi 14:27:12
muazzam bir emek harika bir destan.
selam ve saygılarımla.
ummueytem , 5 puan verdi
13 Şubat 2012 Pazartesi 00:44:56
elimden gelse şiirin üstüne sayısız uğur böceği koyardım
güzel kelimesi ifade edemez hafif kalır
saygıdeğer üstad
tebriklerim saygılarım
namütenahi
Müjgan Akyüz , 5 puan verdi
8 Şubat 2012 Çarşamba 01:53:24
Değerli üstadımız güzel eserlerine bir yenisini daha eklemiş

Candan tebriklerimle
selamlar
HakanKurtaran , 5 puan verdi
2 Şubat 2012 Perşembe 15:50:41
İlahî bir lütuftur Çanakkale Boğazı,
Mavi senin tülünde ne efsunkâr mavidir.


İslamın manevi hazı, Türkün cesareti ve yıkılmazlığı birleşmiş Çanakkele geçilmez olmuş.
Değerli Hocam, etkili sözleriyle ne güzel dile getirmiş. Yürekten Tebrik ederim.
Saygılarımla ...
yorgunum_ , 5 puan verdi
31 Ocak 2012 Salı 20:51:39
bu kadar ayrıntızız başından sonuna kadar nakış gibi işlemişsiniz degerli üstadım öncelikle emeginize saglık saygılarımla
Ayvazım Deniz , 5 puan verdi
31 Ocak 2012 Salı 15:09:38
Gerçekten de destan gibi olmuş Hocam..Güzel de olmuş..Elinize yüreğinize sağlık.
canandemirel , 5 puan verdi
30 Ocak 2012 Pazartesi 21:53:45
Sizi yürekten kutluyorum...Destansı bir eser dinledim...Sevgilerimle...
Mevlüt GÖZDE , 5 puan verdi
30 Ocak 2012 Pazartesi 12:49:37
Sayın Dr.İrfan YILMAZ,Değerli Hocam

Şiirinizin seslendirmesini henüz dinledim...Sizi bu eşsiz seslendirmenizden dolayı yürekten kutluyorum...Harikasınız değerli Hocam...

Bu şiir sadece bir uğur böceğiyle geçiştirilmemeliydi.Bence hem günün hem de yılın şiiri seçilmeliydi...Hulasa şehitlerimizi anlatan her kelam kutsaldır.Anlatan kalem de kıymetlimizdir...

Saygılarımla...
Bedrettin Naim Arslan
30 Ocak 2012 Pazartesi 12:43:09
İrfan TILMAZ'a has bir şiir. Her zamanki gibi süperdi. Bu vesile ile Çanakkale Şehitlerini rahmetle anıyoruz. Saygımla...
cemre2 , 5 puan verdi
30 Ocak 2012 Pazartesi 12:26:04
Büyük bir emek ve özveriyle hazırlanmış harika bir eserdi, paylaştığınız için teşekkürler.bu sene Allah kısmet etti gittim Gelibolu'ya şehitliği ziyaret ettim. Yüreğinize sağlık. Tebrik ederim saygılarımla.
bahattintonbul
30 Ocak 2012 Pazartesi 00:00:40
anlamlı ve emek bütünleşmiş adeta kutlarım
babidim , 5 puan verdi
29 Ocak 2012 Pazar 23:09:22

Emek verip, özenle hazırlanmış bir tarih, mısralarca şiirleştirilmiş... Çanakkale Destanı dile gelmiş...Müthiş bir anlatımdı!.. Gerçekten tüylerim diken diken oldu...
Efendim, takdir ve teşekkür için söz bulamıyorum...Harikasınız!..Varolunuz!...
Buram buram tarihti, büyük büyük emek...












babidim tarafından 1/29/2012 11:11:11 PM zamanında düzenlenmiştir.
yok,sul , 5 puan verdi
29 Ocak 2012 Pazar 23:01:34
pırlanta gibi tüyleri diken diken eden şiirlerdi dostum

tebrikler taktirlerimle...
Azure_ , 5 puan verdi
29 Ocak 2012 Pazar 22:49:38
Mühteşem destansı bir eserdi...
Tebrik ederim usta kaleminizi..
Saygılar
Seyit Kazım , 5 puan verdi
29 Ocak 2012 Pazar 21:32:32
BİR DAHA ÖZÜNE SAĞLIK BABA SULTAN BİR DERYASIN BU VATNA İRFAN BABA SULTAN,
EYLÜL20 , 5 puan verdi
28 Ocak 2012 Cumartesi 23:00:22
Üstadım İrfan Bey.Çanakkale gibi ata yadigari zaferlerin bu denli olağanüstü ifadelerle anlatılması çok zordur.Bilgi ister,maharet ister,gönül ister.Bunların tamamı ziyadsiyle sizde var.Okuru değil edebi düşünceleri ön plana çıkaran,Edebiyat dağarcığına taptaze bir Çanakkale şiiri kazandırdınız.İlgili olan elbet anlayacak.Bu da kaygılardan uzak böyle bir şiir nasıl yazılıra misal olacak güzellikte.Canı gönülden tebrikler.Feyz veriyorsunuz.Baki selamlar
yorgunum_ , 5 puan verdi
28 Ocak 2012 Cumartesi 14:48:53
okudukça diger satırı merak ettim çok uzun tamaöıyla bir hayat anlatılmış yorum yapmak deyil ama okurken büyük bir ilgi ve kendime birşeyler kattım bilgi kaynagı kısaca yüregine saglık efendim
kurban , 5 puan verdi
27 Ocak 2012 Cuma 20:45:55
böylesi güzel bir destanı dile getirmek büyük emek ister o emeği vermiş değerli kalem

duyarlı yüreğinizden öper tebrik ederim usta kaleminizi
saygılarımla selam olsun
Janet , 5 puan verdi
27 Ocak 2012 Cuma 14:46:54


Yürekten kutluyorum .... D.R.. İrfan hocam.....

Gönül sayfanızda bır muhteşem eser okudum....

ALTIN SİİR..... ALTIN ..... DİZELER..... Değerli bır eser....

Yürekten tebrik ederim İrfan hocam ..... Muhtesemdi sanki destan......

Sevgilerimle ...... JANET ..... Şen ve esen KALIN ....
Oflu
25 Ocak 2012 Çarşamba 17:48:59
Elbette, böylesi bir çalışmanın büyük bir emek işi olduğunu söylemem gerek!

Ölçülere bağımlı kalınarak yüz kırk mısraı alt alta getirmenin ne demek olduğunu az çok bilenlerden biri olarak bunu ifade etmek sanırım haksız bir övgü olmaz. Şahsen bu kadarını biraz uzun bulsam da İrfan Bey bu tür çalışmaları seviyor.
Ne var ki, bu uzunluktaki bir çalışma iki eleştiriyle çok sık karşılaşır:
- Okuyucunun bir çoğu sıkılır ve şiiri bitirmeden sayfadan ayrılır.
- Şiir, fiziksel ya da anlamsal anlamda kendini tekrar etmekten kurtulmakta zorlanır.

Hangi okuyucunun şiiri tamamen okuyup bitirdiğini bilmem mümkün değil elbette ama birden çok okuyup bitiren biri olarak şiirin fiziki tekrardan kurtulduğunu söylemeliyim. Ama yüz mısrada bitseydi daha şık olacaktı gibi düşünüyorum.

Önümüzde ve hâfızamızda bazı şiirler varken aynı konuda şiir yazmak gerçekten zordur . Meselâ, Necip Fazıl’ın “ Canım İstanbul “ şiirinden sonra İstanbul şiiri, Abdurrahim Karakoç’un “ Mihriban “ şiirinden sonra aşk şiirleri, Mehmet Âkif’in “ Çanakkale Destanı “ şiirinden sonra Çanakkale şiiri yazmak az cesaret işi değildir. Çünkü kıyas edildiğiniz şair ve şiirin kıskacı sizi rahat bırakmayacaktır.
Sanatın ilerlemesi için “ boynuzun kulağı geçmesi “ esassa eğer bize düşen vazife de bunları denemektir. Yapabileceğimiz en iyi şekilde hem.

İrfan Bey günümüzde işini ciddiye alan ve en iyi şekilde icra etme mücadelesi veren sağlam bir hececi olarak tâkip edilmesi ve şiirleri hazmedilerek okunması gereken biri olarak hep aklımızda olmalıdır kanaatimce.

Emeğinize teşekkürler Dr. İrfan Bey.


Oflu tarafından 1/26/2012 3:31:59 PM zamanında düzenlenmiştir.
Mevlüt GÖZDE , 5 puan verdi
25 Ocak 2012 Çarşamba 15:19:18



Firuze iki derya kuşanır Gelibolu,
Yarımada kıbleden yaslanıyor şimale.
Toprağı Rumeli’dir, havası Anadolu...
Yadigâr bu vatana rengi kanayan lâle!
Cennet’i anımsatan büyülü yarımada
Sükûtuma da sebep, tüten efkârıma da...
Seddülbahir’le başlar nihayeti Bolayır,
Safir kesilmiş suya zümrüt yansıyan bayır.
Kudret kalemi ancak çizerek dört kesmini
Yeryüzüne düşürür derya fonlu resmini.
Çevir yüzünü gitsin, kibri ahkâm kesenden;
Bu El-Kaviyy mührünü sökemez beşer senden.
Efsunkâr Şimal Tacı yedi yıldızlı hale
Yalnız senin başına yakışır Çanakkale.

İlahî bir lütuftur Çanakkale Boğazı,
Mavi senin tülünde ne efsunkâr mavidir.
Sanki ipek gergefte sülüs ve celî yazı
Akışı şiir gibi... Kalemi semavîdir!
Ege’yle Marmara’nın gökyâkutlu visali
Hayallere sığmaz ki; düşte düşün misali!
Amber buğulu Asya koparken Avrupa’dan,
Suyuna miski katıp dökmüş altın kupadan.
Mağribi güneşlerde tüllenen Marmara’yı
Süzerken yanan gözler nasıl seçsin karayı!
İbrişim sırmalanıp atlas kuşanan beden
Göze nasıl görünür acaba gök kubbeden?
İki derya coşkusu sığmaz hiçbir risale
Cebelitarık seni kıskanır Çanakkale!...

Beş bin yıllık tarihî antik kent Çanakkale
Savaş ve afetlerle yıkılsa da doğrulmuş.
Asırlarca ışığı sönmeyen bu meşale
İlim irfan yuvası kültür ile yoğrulmuş.
Karasi Beyliği’nden sancaksın Osmanlı’ya,
Senin yazdığın tarih bu kadar mı şanlı ya!...
Kilitbahir karşında şeklen yoncaya benzer,
Suya aksi düşmesin gülden goncaya benzer.
Var mı Kumkale gibi düşlerin en ırağı?
Ege’den meltem alan Asya’nın son toprağı.
Tarihî mirasından gönüllere kayan sır
Eceabat ufkunda denize başka yansır!
Cennetin bu köşesi nasıl uğrar işgale,
Şeytanlara yasaklı, kutsaldır Çanakkale?

Sömürgeci ve zalim itilaf devletleri,
Dört kıtanın ifriti yamyamıyla beraber;
İstanbul hayaline kesmişler biletleri,
Mücadeleden yılmaz aslanlardan bîhaber!
And içmişler birlikte Fransız İngiliz’i
Nâmert elle, Cennet’ten koparmaya filizi!
Avustralya, Senegal, Cezayir ve Kanada
Gözlerini karartmış güç yetilmez inada.
İngiliz’i anladık... istiladır emeli,
Peki ya şu Zenci’ye, Hindu’ya ne demeli?
Sökülmek isteniyor ki evlad-ı fatihan;
Avuç içi karaya yüklenmiş cümle cihan!
Meleklerin yurduna yakışmayan ahvale,
Sükût ikrar dilidir kükresin Çanakkale!

Yıl, bin dokuz yüz on beş: On sekiz mart zaferi!
Çanakkale Boğazı Sırat Köprüsü’nden dar,
Aslan kesildi o gün her Osmanlı neferi,
Kumkale tarafından Seddülbahir’e kadar!
Kilitbahir neresi. Yeni Zelanda nere?...
Düşman boğaz sanıyor... Çelik kollu cendere!
Zırhlı gemiler gelmiş dünyanın bir ucundan.
Kartal pençeyle kaptı deryanın avucundan!
Hangi tarih yâd etmez O vefakâr Nusrat’ı
Döşediği mayınlar aratmadı Sırat’ı!
Yarım Dünya geçiyor, Seyit Onbaşı davran
Kaldır top mermisini tarihe yazsın Havran:
Tek atışlık hakkın var, imkânın yok ikmale;
Besmeleyle fırlat ki, gürlesin Çanakkale!

Takdir-i İlahidir meleklerin yardımı,
Komutanı Cebrail, bütün ordusu melek...
Gemiler zırhlı diye payitahta vardı mı?
Burası Çanakkale, tufan koparan felek!
Vurulan Kara Belâ yan yattı tabak gibi
Üç dakika içinde mekanı deniz dibi...
Yarım Dünya diyorsan kaderi ondan farksız,
Zırhından yara almış; dümeni kırık, çarksız.
Dokuz savaş gemisi su içinde kavruldu,
Mayın ve obüslerle kaderine savruldu.
İfritlere acımaz yol vermiyor Cebrail,
Yerden fışkıran derya göklere oldu nail.
Düşmanları boğazda kahreden bu şelale,
Nuh Nebi’den sonraki tufandır Çanakkale!

Seddülbahir benzeri sarsıldı Anzak Koyu
Sanki Kıyamet sesi, Sûr üflüyor İsrafil!
Conkbayırı ve Kirte yazılmaz ömür boyu,
Yer ve gökle beraber denizi sarmış gafil.
Mermi mermiyi vurdu, süngü süngüyü yardı;
Toprak yamyam kaynıyor kesilmez oldu ardı.
Adım atacak yer yok Hindu ve Berberi’den,
Anzak’la Kanada’lı koşturuyor geriden.
İngiliz başı çekmiş Fransız’la yarışta
Toprak kızıla dönmüş gördüğün her karışta!
İnsanlığın utancı bitmez görünen bu şer
Kıyameti kopmadan sanki kurulmuş Mahşer!
Dabbe’tül Arz çağrısı gibi gelir Deccâl’e;
Mehdi ve îman sende, vur gitsin Çanakkale!

Gül kokulu diyardır şehitlerin mekânı
Şehidim, meleklerden müjdelendi hediyen.
Ecrini sunmak ister var mı bunun imkânı
Vatan, şehitlerine minnettar ebediyen!
Gök kuşağı nakşolsa makberin kemerine,
Bahreynî inci mercan işlense mermerine,
Sandukası arusek örtüsü sim işinden,
Zemini yâkut olsa kubbesi fil dişinden:
Şehadeti Tevhid’le tattığı andan beri
Firdevs müjdesi alan ne yapsın ki makberi?
Şehide, Medine’nin münevver bucağından
İki Cihan Güneşi yer vermiş kucağından!
Rahat uyusun diye uğramasın ihmale,
Gül-i Rana kokusu başkadır Çanakkale

Şükranla okunsa da şehitlerin destanı
Kan sızan hecelere kalem nasıl dokunsun?
Fatiha’yla duayla ruhların serbest anı
Sana ithaf edilip kaç bin kere okunsun?
Şehadete ererken duyduğun kutlu sesi
Alnına nurla yazdı meleklerin busesi!
Ey şehit, bilinir ki: Ölümsüzsün, dirisin,
Hakk’ın, Cennet müjdeli kullarından birisin!
Kanınla suladığın yere toprak denir mi?
Mirasın korunmadan hakkın hiç ödenir mi?
Vatanın şükranıyken utancı oldu harbin
Şehit sayısına bak: İki yüz elli üç bin!
İçli dualar ile kayıt düştü icmale
Her sayfası yakıcı bir ağıt Çanakkale!

Tarihe ebediyen vurulan altın mühür,
Sökülmeyen perçindir şüheda tılsımından.
Ey şehit, yerin Firdevs meleklerden tezahür
Tescil edilmiştir ki Cennet’in üst kısmından!
Öyle kutlu zafer ki düşündükçe vecd eden,
Melekler secde eder alnı kalkmaz secdeden!
Rengi kanayan lâlem şühedanla bakîdir,
Yazdığın eşsiz destan... Gerisi afakîdir!
İhtirasın esiri yedi düvelden düşman,
Gelibolu’ya ayak bastığına bin pişman!
Mücevheri bilmeden çakıl sanmıştır zahir;
Bastığı toprak değil, cevahirdir cevahir!
Hilâl gökte tutkuyla gülümserken Zühal’e,
Kıyamet kopana dek varılan son merhale:
Böyle destan bir daha yazılmaz Çanakkale!...


Sayın Üstadım İrfan Bey

Bu kadar etkili ve etkileyici bir Çanakkale şiirini ancak İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif ERSOY'dan okumuştum.Bu kadar önemli bir konuyu ancak sizin kadar yürekli ve maharetli bir kalem anlatabilirdi.

Sayın Hocam emeğinize,yüreğinize sağlık demekten kendimi alamıyorum.Kaleminiz her daim gürlesin,bu kadar güzel bir konu ancak,sizin kadar usta bir kalemden çıkabilirdi.Tekrar tekrar yürekten kutluyorum eserinizi.
Özenle seçilmiş sözcüklerle adeta bir mücevher örülmüş,dizeler adeta şehitlerin duygularına tercüman olmuş.Çanakkale "Çanakkale" gibi anlatılmış.

Hatay'dan tam puan geliyor şiirinize. Yorum+favori+puan

İnanınız okurken duygulandım ve adeta Mehmet Akif'in Çanakkale Şehitleri Şiirini okuyorum zannettim.O kadar güzel ve etkili anlatılmış ki tarif etmekte zorlanıyorum.

Hele hele "Soykırım " safsatalarının ayyuka çıktığı şu günlerde şiiriniz gibi bizi kendimize getirebilecek,milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğini haykıracak değerli kalemlere her zamankinden tüm Türkiye'nin daha çok ihtiyacı olacaktır diye düşünüyorum.Şiiriniz bu bağlamda da ayrı bir öneme haizdir benim yanımda.

Geçmişi olmayanların,geçmişini,tarihini bilmeyenlerin geleceği de olamaz. Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının büyük fedakarlıklarıyla,adeta bir ölüm kalım savaşı verilerek kazanılan Cumhuriyet ve bağımsızlığımız adeta sıradanlaştırılmakta,her karışı aziz şehitlerimizin mübarek kanlarıyla sulanmak pahasına korunan ve sınırları Misak-ı Milli ile çizilen aziz vatanımız parçalanmaya çalışılmakta,dün vatanı için canını feda etmekten kaçmayan kardeşlerimiz bu gün yabancı nifakların oyunlarıyla bir kardeş kavgası çıkarmaya çalışmaktadırlar.

Bu bağlamda siz değerli Üstadımın mükemmel üstü,dört dörtlük,özgün,harika çalışmanızı bir kez daha yürekten kutlarım.

Ömrünüz kavi, kaleminiz daim ve ilham perileriniz hep sizinle olsun.

Selam ve saygılarımla...


gözde-i mevlid tarafından 1/25/2012 3:24:20 PM zamanında düzenlenmiştir.
OMARIM
24 Ocak 2012 Salı 23:18:25
Yılın şiiri desem mübalağa yapmış olmam.

Tebrik eder, saygılar sunarım.
AHMET TURANOĞLU
24 Ocak 2012 Salı 23:04:43
ÇANAKKALE İLE İLGİLİ NE KADAR OKUSAK,YAZSAK,TAHAYYÜL ETSEK HİÇBİRİ ÇANAKKALE'DE ŞEHİTLERLE GEÇİRİLEN UHREVİ HAVA KADAR İNSANA TESİR ETMİYOR...
BU BÜYÜK İLHAM,ÇİLE VE EMEKLE YAZILAN ŞİİRİNİZ DE BANA ÇANAKKALE'DE YAŞADIĞIM ATMOSFERİ HATIRLATTI.O GÜN YAZMIŞ OLDUĞUM BİR DÖRTLÜĞÜ SİZE KABUL BUYURURSANIZ ŞİİRİRNİZE NAZARLIK OLARAK EKLİYORUM VE SİZİ ZAMAN BULDUKÇA "HECEYE GÖNÜL VERENLER" ATÖLYESİNDE NASİPSE VE UYGUN GÖRÜRSENİZ YÖNETİCİ OLARAK DA FAALİYETTE BULUNMAYA BEKLİYORUMHOŞÇA KALIN DOSTÇA KALIN.
********************************
ÇANAKKALE VESSELAM

Kemikler yığın yığın ; kan ve mermi arazi !
Oku, yaz, hatta dinle ; fatihayla ver selam,
Şehide gönül versen, birden canlanır mâzi ;
Anlatılmaz yaşanır... Çanakkale vesselâm !

dağ gülü , 5 puan verdi
24 Ocak 2012 Salı 21:07:46
Tarihe ebediyen vurulan altın mühür,
Sökülmeyen perçindir şüheda tılsımından.
Ey şehit, yerin Firdevs meleklerden tezahür
Tescil edilmiştir ki Cennet’in üst kısmından!
Öyle kutlu zafer ki düşündükçe vecd eden,
Melekler secde eder alnı kalkmaz secdeden!
Rengi kanayan lâlem şühedanla bakîdir,
Yazdığın eşsiz destan... Gerisi afakîdir!
İhtirasın esiri yedi düvelden düşman,
Gelibolu’ya ayak bastığına bin pişman!
Mücevheri bilmeden çakıl sanmıştır zahir;
Bastığı toprak değil, cevahirdir cevahir!
Hilâl gökte tutkuyla gülümserken Zühal’e,
Kıyamet kopana dek varılan son merhale:
Böyle destan bir daha yazılmaz Çanakkale!...

Mükemmeldi, hayranlık içinde okudum, çok güzel dile getirmişsiniz Çanakkale'de yazılan destanı yüce milletimiz tarafından. İlahi bir kalemin mürekkebiyle yazıldığı aşikar, hiçbir fani o zor şartlarda böyle bir destanı yazamazdı.Gönülden kutluyorum değerli kaleminizi İrfan hocam, yüreğinize sağlık. Esen kalınız, huzur içinde bir ömür..

Selam saygılarımla


* * *
Seyit Kazım , 5 puan verdi
24 Ocak 2012 Salı 20:54:47
Firuze iki derya kuşanır Gelibolu,
Yarımada kıbleden yaslanıyor şimale.
Toprağı Rumeli’dir, havası Anadolu...
Yadigâr bu vatana rengi kanayan lâle!
Cennet’i anımsatan büyülü yarımada
Sükûtuma da sebep, tüten efkârıma da...
<<<<<<<<<<<<<
EY KAHİNATIN BİLGE GÜZEL İNSANI
KALEMİ CEVER BAL BİLGE DOLU İNSAN
KABESİ BEYTULA ÖZÜ HAK İRFANI İNSAN
DÜRT MEVSİMİN BAHAR İRFAN YILMAZ

SEYİT KAZİM PAKALRIM ÖZÜMÜ
KALEMİ CAĞLAMIŞ ÜLKESİNE
BİN DERYA EMNEK GÜLÜSTAN OLMUŞ ÖZÜNE
SEVGİLER GUNUL DERGAHINA SEVGİLER ,ÖZÜNE
Bandırmalı , 5 puan verdi
24 Ocak 2012 Salı 20:19:22
Muhteşem bir anlatımla Çanakkale'miz ve onun büyük zaferini harika anlatmışsınız
başından sonuna kadar çok güzeldi üstadım her dizesinde içim titredi.Daha onsekizine basmamış
nice vatan evladımız bu onurlu zaferde canını hiçe sayıp düşmana göğüs gerdi.Bizi biz yapan
böyle onurlu şehitlerimizin akıttığı kanlar toprağımızda yatan o şerefli canlardır.Değerli
destansı eserinizi vatan sevgisiyle çarpan yüreğinizi kutlar Tekirdağa selam ve saygılarımı yolluyorum..
muhacir bozkurt , 5 puan verdi
24 Ocak 2012 Salı 20:10:35
İlk kez ikibinüç yılının mayıs ayında, ikinci kez de 2012 yılının 7-8 Ocak günlerinde görmek nasip oldu tarihimin dönüm noktasının yaşandığı Gelibolu muharebe alanlarını. O topraklarda dolaşırken, kutsal beldelerde gezdiğim hissiyle dolup taştım. -Ki.. gerçekten kutsaldır inancıma göre. Çünkü: Vatan bellediğimiz toprakları müdafaa, vatan olarak koruma, vatan olarak bizlere bırakmak için kanlarını ve canlarını veren yüzbinlerce ecdat kanı ile yoğrulduğunun şuurunda biri olarak kutsal nitelemesini yapıyorum.- Ve...şiiri okurken, oralarda hissettiğim duygularımı bir kerre daha yaşadım... Tüylerim diken diken oldu. Şiiri alıp hususi dosyama kopyaladım.. Her zaman okumak ve öğrencilerime okutmak için. Teşekkür ediyorum İrfan Hocam. Edebî olarak bugüne kadar Çanakkale üzerine çok şiirler yazıldı..Her birinin ayrı bir yeri vardır.. Hepsi değerlidir.. Bu şiirin değeri de bence takdirler üstüdür..
Mevlâm kaleminize zeval vermesin. İlhamınız bol, kelâmınız tesirli olsun.
Sıhhat ve selâmet dileklerimle, muhabbetle selâmlıyorum.
Hüdaverdi ER (Hüdai)
24 Ocak 2012 Salı 20:07:21
Hocam sizi okumak büyük bir haz benim nezdimde.
Çanakkale savaşıyla ilgili, bugüne kadar okuduğum en güzel şiirlerden birisiydi.
Kutlarım kelimeleri özel bir ihtimamla seçip, kusursuz şiiriniz içne yerleştirerek bizlere servis yapmışsınız. Vefalı yüreğe selam ve saygılar hocam.
halilşakir
24 Ocak 2012 Salı 20:00:00
Daha önce de hayranlıkla okuduğum bir şiir.
büyük bir emeğin, özverinin,özenin ve sabrın ürünü olan
ve her Türk gencinin elaltı kitabı olarak taşınması gereken bir şiirdi.
M.Akif'in Çnakkalesinde ne heyecan duymuşsam asla ondan eksik değildi duyduğum heyecanım.
bu şiire yorum yazma acziyeti içerisindeyim..bağışlanmamı istiyorum.
hayranlıklarımı ifade ediyorum ve saygılar sunuyorum...HŞT
Murat Çakır (şeker29) , 5 puan verdi
24 Ocak 2012 Salı 19:21:59
hocam çanakkale eceabatta askerliğini yapmiş biri olarak,adım aım her yerini biliyorum ve canakkale ile ilgili çok konferanslara gittim kitap okudum ve çok iyi biliyorum...şiirinizi okuyuncada mehmet akiiifin şu bogaz harbi neki şiri aklıma geldı.çok ustaca ve harika bir şiir okudum inanın tüylerim dilken diken oldu desem yeridir...her şairin işi değil böyle bir şiir yazmak o kaca yürğe binlerce selam olsun saygımla
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.