1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1386
Okunma
Sen hiç kaderinin ayağına bastın mı?
Ya da hiç karanlıkta yazı yazdın mı sigaranın dumanıyla?
Ayrılığa kafa tuttun mu hiç?
Ben yaptım bunları.
Yaptım ve yenildim.
Şimdi ayrılıkların olduğu yerdeyim.
Orada sahildeki dalgaların sesini dinledim
Yoktular.
Gökyüzünde yıldızlara baktım ,
Yoktular.
İçimdeki yokluklar,
Sindirmişti tüm varolanları.
Bazı aşklar anlatılır ya hep :
“Hani bazı sevdalar vardır
İçtikçe içesin gelir kaynağından.
Ve sevdikçe sevesin.
Coşkun bir ırmak gibi görürsün kendini,
Sevgi çağlayanına akan.”
Ve devam edilir :
“Hani bazı sevdalar vardır
Gül yaprağından düşmüş çiğ tanesi gibi masum.
Bitse bile,
Aslında çoğalıyordur yüreklerde”
Öylesine sevda öyküleriyle örülmüş ki hayatımız,
yaşamın neresinde durursanız durun,
mutlaka yönünü şaşırmış acıklı bir aşk öyküsü gelip bulur sizi.
Ve haksızdır terk eden ve hep mağdurdur terk edilen.
Galiba her aşkın sonunda bir mağdur ve bir mağrur var.
Ve galiba varılan sonuçta hep aynı…