3
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
273
Okunma

bir çentik ertesi,
sarıya boyamışlar kanatları.
gün güverteli,
gün, şakıyanlar vadisi.
bugünlerde su,
bulutu emziriyor.
Toprak sesini yutuyor.
yüzümün kıyısında binlerce öpüş…
sevgililer geçiyor yanağımdan,
uzun, ince.
kalabalık bir saye;
eksikli yalnızlığımın bir yanı,
bir yanı yandan kaçamak,
böyle deli dolu kuşlarla.
ki eylülü bekleyen rüzgârlar,
anne selamıyla nöbetteyken;
erken kalkıyor çocuklar, bu kuşan.
alaca göç doğuyor içimden,
ritmini tutan yollar…
yelpaze ucunda
özlem uçurumları;
eriminde gecenin
çavlanlar,
kaygan bir zemine devriliyor.
gülen ağızlar,
çiy salyalı gözler…
adımlarımı sayıyor:
bir ileri,
iki geri.
geriden gelen şehrin aynasına
battı elim.
zamanı kanatan kıymık,
ağaç kollarına sarılan
incir düşünde.
öyle nahif çığlıklar;
çılgınsı, serseri bir ayaklanma,
vapur düdüğüyle kalkan.
uyanık şehrin
uykulu masallarında
esrik gri halkalar…
güneşi doluyor boynuma,
bazen durgun bir ayazı.
tânsa düşüyor geceye:
“bayım,
çok ışıklı bir ay
alabilir miyim?”
birazdan deniz
kusacak saatleri.
yüzüm bende solacak,
sarılar saracak burayı…
papatyalar,
kuşlardan sonra
….
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.