0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
34
Okunma
Zamansız dökülen yapraklar gibi uçtu gitti elimden hayat,
Takvimlerden düşen sayfalar gibi sessizce eksildi ömür.
Bir sır gibi sakladığım hayaller, gecenin koynunda kırıldı,
Her umut, içimde yanan bir mumdu; rüzgâr değdikçe onlar da birer birer söndü.
Mevsimler geçti üzerimden, ben aynı yerde kaldım,
Bahar diye uyuduğum gecelerden hep sonbahar sabahına uyandım.
Avuçlarımda tuttuğum zaman, kum gibi aktı parmaklarımdan,
Ne kadar sımsıkı sarıldıysamda, o kadar uzaklaştı umutlar.
Bir tren düdüğü gibi geçti yıllar, ardında sessiz istasyonlar bırakarak,
Giden her gün, kalbimden bir parça aldı; yazmadı bir merhem açtığı hasarı saracak.
Aynalarda yüzüm değil, suskun bir ömrün gölgesi kaldı,
Gözlerimde yaşanmamış günlerin ince sızısı kaldı.
Şimdi geceler, yarım kalmış bir şarkıyı fısıldıyor kulağıma,
Ay, kırık bir gümüş gibi düşüyor suskun odama.
Ben hâlâ kaybolan zamanın izlerini arıyorum sokak sokak,
Bir ömür avuçlarımdan dökülmüş; geriye yalnız hatıralar kalacak.
Zamansız dökülen yapraklar gibi savruldu bütün düşler,
Kimi yarım kaldı, kimi küle döndü, kimi sessizce göçtü.
Hayat, kapanmayı unutmuş eski bir kitap gibi önümde duruyor,
Ben her sayfasını çevirdikçe, içimden bir ömür eksiliyor.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.