1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
47
Okunma
Tavada pişen sucuğun kokusu
uçtu gitti eskimiş zamanlara
sabun kokulu çarşaflar
öğleden sonra
yüreğimize sinen yağmurda rayiha
bir bardak çayın tadı
damağımızda ezilen eti piknik
yıllar geçerken ağır ağır
dimağlarda eridik
yeni silinmiş ağaç merdiven
kapı çalınıyor babamız mıydı gelen
radyoda ajans
kendi sesimizdi dışımızdan içimize gülen
vallahi çok iyi insan bu diyeceğimiz
parçalandı inancımız güvenimiz
soru sorar cevaplardık
kendimize kendimiz
kimdi o davetsiz gelen misafire benziyordu
sanki kırk yıldır tanıyormuş hissi veriyordu
artık bir hayalet sadece
gönlümüzü talan edip giden sessizce
periler yoktu ama bizler birer masaldık
kırk dökük kalbimizle kalakaldık
ne kolay ne basit görülüyoruz bazen
ne çabuk unutuluyoruz
neşe ümit beklerken
gam ve kederle dolduruluyoruz
var mı yok mu nerde kim
her karşılaşma ayrılık tohumu ekim
ne çok yanıldık insanlar hakkında
ve gereksiz güvendik
şimdi dört yanımız ne çok kalabalık
ıpıssız bir gürültüyle tatlı uykumuzdan uyandık
insan değişmiyor
tekrar tekrar yanılıyormuş maalesef
ah ne yazık...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.