0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
78
Okunma
Ben dünyaya gözlerimi ilk açtığımda,
sadece sımsıcak bir kucak bulmadım;
güvenli bir yuva buldum, bir vatan gördüm.
Sevgi, şefkat, merhamet dolu bir yüz gördüm.
O annemdi.
Çocukken onu sadece anne sanırdım.
Meğer evimizin çatısıymış.
Kışa karşı duvarı,
karanlığa karşı kandili,
yokluğa karşı bereketiymiş.
Bir evde saatler bile
annenin ritmine göre çalışırmış.
O kalkınca sabah olur,
o sofrayı kurunca bereket gelir,
o pencereyi açınca eve güneş dolarmış.
Biz çocukken fark etmezdik.
Suyun bardakta hazır oluşunu,
ekmeğin sofrada bekleyişini,
ütülenmiş kıyafetleri,
toparlanmış odaları
hayatın doğal düzeni sanırdık.
Meğer bütün o düzenin görünmeyen adı:
anneymiş.
Bir ağacın kökü gibiydi.
Kimse kökü görmezdi,
ama bütün dallar onunla ayakta dururdu.
(Büyüyünce anladım:
Bir annenin yükü
dışardan görünmezmiş.
Çünkü anneler
yüklerini sırtlarında değil,
yüreklerinde taşırmış.)
Ev dediğimiz
yalnızca tuğladan yapılmazmış.
Eğer bir anne yüreğini koymuşsa ev olurmuş,
yoksa en büyük saray,
derme çatma bir kulübeye dönermiş.
.
Bir evi ayakta tutan ne çimentoymuş.
Ne de bir aileyi bir arada tutan
aynı soyadıymış.
Bir annenin sessizce üstlendiği
sayısız fedakârlıklarmış.
Fakat,
Kimse annelerin fedakârlıklarını duymaz.
(Çünkü bir annenin sevgisi,
gürültüyle konuşmaz.
Ama evin bütün huzuru
onun sabrından doğar.)
Annem…
Acıyı sabra dönüştüren bir kadındı:
Kırılınca ses çıkarmayan,
yara alınca sızlanmayan,
yorulunca durmayan,
ağlayınca gözyaşını içine atan…
Dağ gibi heybetli değildi belki,
ama bütün aileyi sırtında taşıyacak kadar güçlüydü.
Çelik gibi kırılmaz,
Kaya gibi sarsılmaz görünürdü.
Lâkin pamuk gibi yüreği vardı,
Herkes uyurken
o yine anne olmaya devam ederdi. (Çünkü annelik,
mesaisi olmayan tek meslektir.)
Biz uyurken
başucumuzda nöbet tutan duaları
dünyanın en korunaklı kaleleriydi sanki.
Annem…
Kendi ömrünü mum gibi yakarak
bizim yolumuzu aydınlatan bir kadın,
Başkaları üşümesin diye yanan bir ocaktı.
Kendi heveslerini susturur,
bizim hayallerimizi göklere uçururdu.
(Belki de annelik,
hep kendinden vererek büyütme sanatıdır.)
Annem…
Bu yaşa geldim,
Bir hastalığa yakalansam seni arıyorum hâlâ.
Başım sıkışsa,
gönlüm daralsa,
içim yorulsa…
İlk aklıma gelen yine sensin.
(Çünkü insan kaç yaşına gelirse gelsin,
annesine olan ihtiyacı hiç yaşlanmıyor.
Ama
-bir insanın çocukluğu,
annesi öldüğü gün bitiyor.-)
Çocukken bir gün düşüp dizimi kanattım..
Dünyanın sonu geldi sandım.
Annem üfledi, sardı sarmaladı iyileşti.
Hiçbir doktor,
bir annenin
“Geçer yavrum.”
deyişindeki o ilahi, o mucizevi umut kadar şifa veremiyor.
Ben şefkati, şifayı ilk
annemin ellerinde hissetim.
O eller ki…
Bir ömür bizim çamaşırımızı yıkamaktan yıprandı.
Yemek yapmaktan,
ev temizlemekten nasırlaştı.
Ama saçlarımı okşarken
dünyanın en yumuşak ipeğine dönüştü.
.
-Bir annenin elleri,
insanlığın en temiz,
en berrak tarihidir.-
Bakmasını bilen,
orada bir ömrün sessiz destanını okur.
Bir annenin sofrası,
vicdanın en helal,
en katıksız okuludur.
Oturmasını bilen,
orada insan olmanın adabını
öğrenir.
.
(Annem benim ilk öğretmenimdi.
İlk sığınağım,
ilk duam,
fırtına her koptuğunda kıyısına sığındığım ilk limanımdı.)
Şehrin bütün ışıkları sönse,
yine yolumu bulurum.
Çünkü o bana karanlıkta yürümeyi öğretti.
Bir gün bütün kapılar kapansa,
yine ümitsiz kalmam.
Çünkü o bana
Düştüğüm yerden kalkmayı öğretti.
Yalnızca konuşmayı değil,
susmanın edebini de öğretti.
Onuru erdemi adaleti,
insan kalmayı öğretti.
Merhameti.
Kanaati, vicdanı öğretti.
Alnı açık başı dik,
gönlü eğik yaşamayı öğretti.
.
Ben Yaradan’ın şefkatini
en çok onun dualarında buldum.
Bu yüzden inanırım:
Eğer cennet kokuyorsa,
biraz da anneler yüzündendir.
(Çünkü dünyanın bütün çiçeklerini toplasanız,
yine de anne yüreğinin güzelliğine yetişemez.)
Eğer dünya hâlâ dönüyorsa,
biraz da anneler yüzündendir.
Ve biliyorum ki;
Gökyüzüne yükselen her duanın içinde
bir annenin tertemiz nefesi vardır.
Çünkü anneler,
yaratılmışların en güzelidir,
yeryüzünün en sessiz kahramanları,
en büyük fedakârlıkları,
en kutsal dualarıdır.
.
Ve bir insanın sahip olabileceği en büyük servet,
arkasından edilen anne duasıdır.
Sığınabileceği en büyük kalesi,
arkasında duran
önce Allah, sonra anne rızasıdır.
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank, 2018.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.