0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
3417
Okunma
özgürlük kadar
ölümü de düşündüm.
ama sanıldığı gibi
bir dinlenme,
bir susma değil.
daha çok
yarım
ya da noktasız bırakılmış bir cümle gibi anne.
.
ölmek dedikleri şey;
bir anda olmuyor,
insan parça parça gidiyor.
biraz umut gidiyor önce
sonra bir ses
sonra bir yüz
en sonunda isim
geride sararmış bir resim kalıyor.
.
biliyor musun?
ben ölümden korkmuyorum anne.
korktuğum şey.
bir gün
haksızlıklara alışmak.
bir gün
kelepçeleri bileğimin parçası sanmak.
bir gün
karanlığa bakıp
“ışık zaten yoktu”
demek.
.
anne ben hiçbir zaman kötü biri olmadım.
sadece doğru bildiğim şeylerden
vazgeçemedim.
bir çiçeği sevdim koparamadım.
bir insanı sevdim koruyamadım.
bir hayatı sevdim yaşayamadım.
.
hiç kötü şeyler yapmadım.
zalimin sofrasına oturmadım.
sadece düşündüğümü söyledim.
lakin anladım ki
iyi olmanın
yetmediği zamanlar var.
hakkı savundum haksız oldum.
zulme karşı çıktım zalim oldum.
vatanı sevdim hain oldum anne.
.
başım omuzunda
yanına oturup
uzun uzun susmak isterdim.
lakin burada
susmak bile
yüksek sesle yapılıyor anne.
beni artık sesimden değil
suskunluğumdan tanıyacaksın.
.
anne,
bir serçe sesi,
bir kanat sesi duyabilmek bile özgürlüktür burada.
.
hapishanede
güneş bile
izinle doğuyor.
sabahlar
güneşin doğuşuyla değil,
gardiyanın anahtar sesiyle başlıyor.
anne.
zamanı unuttum
burada zaman
bıçak gibi kesmiyor.
her gün
biraz daha derine
oyuyor.
.
ellerim var
ama tutacak bir şey yok yazamıyorum.
burada adımlar sayılıyor
her adım
bir ölçü,
ama kimse
nereye gidildiğini bilmiyor anne.
.
bana yolumu kaybettirdiler.
fakat senin bana çocukken söylediğin
“her gece nihayetinde sabaha çıkar”,
“herkes bir gün eve döner” sözlerini hep aklımda tutuyorum anne.
.
bir avuç gökyüzü düşüyor havalandırmaya,
onu alıp hırka gibi giyiyorum üstüme,
üşümüyorum anne.
.
hücremin ortasında
tepsi kadar bir sorgu masası var,
lakin üstünde hiçbir şey yok.
ama ben her gece
hayali bir hayat kuruyorum.
senin için
kendim için
üzerine
birer tabak koyuyorum
birer bardak.
.
bir damla su düşüyor
tavanın aynı yerinden,
aynı sesle
onu dinledim günlerce.
bir ömrün nasıl tekrara düştüğünü
ondan öğrendim.
.
yurdumu özledim;
ama haritasını değil
yazını, baharını,
çiçeklerini, çocuklarını,
kahkaha seslerini,
kedilerini, köpeklerini,
dağlarını, denizlerini.
.
şimdi sana son bir şey söyleyeceğim anne;
insan belki zincirlere vurulabilir,
lakin içindeki özgür çocuk asla hapsedilemez.
ben hâlâ senin
kapının önünde oynayan özgür çocuğunum.
-insan bazen ölmez
bir umuda dönüşür anne-
.
eğer bir gün
güneş hiç olmadığı kadar sıcak ve parlak doğarsa
ve birbirine sebepsiz gülümsediğini görürsen insanların;
bil ki o beton duvarlar sabrımıza dayanamamış,
un ufak olmuştur kendi karanlığında.
bir fırtına gelip
kapatmıştır tüm kapılarını,
o tadı kaçık zindanların.
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank, 2018.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.