0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
45
Okunma
I-
ey kalbini
dünya zevki sefasına
rehin veren yolcu;
seni hangi pazar sattı
hangi rüzgar savurdu iyiliğin ikliminden
hangi alkış büyüttü
öfkenin küflü ekmeğini
.
hangi ses çağırdı seni merhametin eşiğinden
hangi avuntu
uyuttu vicdanının uyanık bekçisini
hangi hırs
kalbine ebediyetin kapısını örttü
hangi sarhoşluk unutturdu sana
toprağın altındaki o derin sessizliği
II-
annelerin dualarından taşan gecelerde
hangi dua
gözyaşlarının içinden umudu
küllerin arasından gülleri çıkardı
hangi el
karanlığın bağrından ışığı söktü
hangi ihtiyar
bastonuna değil
Rabbine yaslandı da
yıkıldı
bir ihtiyarın bekleyişinde
bütün saatler ağırlaştı
bunu öğrendi zaman
ama kimse sabrın sesini işitmedi
.
bir mazlumun gözyaşında
bütün denizler taştı
bunu kaydetti zaman
ama kimse bir damlanın ağırlığını tartmadı
kimse suyun çığlığını duymadı
.
(çünkü insan
kendi karanlığını aydınlık sanan
ziyankar bir yolcuydu)
III-
kendi nefsini put edinmiş
insan sürüleri;
harcını kibirden karıştırdılar
sahte alkışlarla ördüler duvarlarını
sahte alkışlarla büyüttüler taş yüreklerini
kendi gölgelerini pışpışlayan
putlarına secde ettiler
yarattığı putların
en sadık bekçileri oldular
kendi putlarını
elleriyle cilaladılar
sonra
fırtına kopunca
ya kaderi
ya da hakikati suçladılar
IV-
devr-i iktidarlarında;
adalet
kefesine kimsenin dokunmadığı
paslanmış bir terazi
.
vicdan
kalabalık sofralarda
ekmeksiz bırakılan
kendi evinde yabancı bir misafir
muamelesi gördü
hakikat
eski bir çeşme gibi
kurnasından kimsenin eğilip su içmediği
üstü örtülmüş bir kandildi
V-
ey kalbinin yönünü şaşıran insan
unutma
gün gelir;
bir yetimin duası
bin saltanatın sesini bastırır
bir tas su
bazen
bir ömrün en büyük sadakası olur
.
bir sıcak tebessüm
bin ahın yükünü hafifletir
bir tutam nedamet
bin kışın hesabını kapatır
ve
hiç kimsenin adını sanını bilmediği
bir garip
gülümser
(işte o vakit
gökyüzü
yeniden umut olmaya
yeryüzü
yeniden yeşermeye
karar verir)
VI-
sevgi
yalnız buzları değil
insanın içindeki kışı da eritir
.
yalnız yaraları sarmaz
yarayı açan eli de
utangaç bir çiçeğe çevirir
tohum
toprağa karışınca
yeni bir kökün müjdesi olur
(çünkü
şafak
en çok
sabahı sabırla bekleyenlerin
kapısını çalar)
VII-
ve o büyük vakitte;
hiçbir alkış
hiçbir unvan
hiçbir servet kalmaz geriye
kibirden örülen duvarlar
tuzla buz olur
sadece
iyiliğe uzanan bir el
bir damla merhamet
bir avuç hakikat
secdeye eğilirken titreyen kalp
kalır
.
böbürlenilen aynalar kırılır
küllerin altından doğan o mahcup güller
kibir putlarını kökünden söküp atar
bir damla merhamet
ve arşa yükselen
o sessiz tövbe kalır
.
mizan kurulur
terazi adalette durur
Mülk’ün tek sahibi
hüküm mührünü vurur
dünyanın alkışı
yerini ebedi sessizliğe bırakır
.
Unutma…!
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank, 2018.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.