0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
64
Okunma
Pencereler;
evlerin gözü,
odaların nefesi,
yalnız ömürlerin dünyaya uzanan köprüsü,
yalnızlığın sokağa sarkan dallarıdır.
.
Duvarların dışarıya açılan merakı,
içeride kalanların ufka uzanan eli,
sıcak yuvaların sokağa vuran kalbidir.
Yağmur ilk onlara vurur,
karı ilk onlar karşılar,
rüzgârın getirdiği haberleri
perdelerin kulağına onlar fısıldar.
.
Sabahları ilk ışığı onlar görür,
güneşi ilk onlar kucaklar,
soğuğu ilk onlar göğsünde yumuşatır,
tap taze bir umudu buyur eder içeri,
akşamları ise son karanlığı.
Bazı pencerelerde beklemek oturur.
Yıllardır dönmeyen bir evladın yolu,
sevgiliden gelmeyen bir mektubun ümidi,
çalmayan bir telefonun sessizliği…
.
Bazı pencereler,
gözleri yollarda kalan insanların
umut nöbetidir.
Özlemle örülüdür.
Perdelerinde gurbet kokusu vardır,
kimi zaman bir gurbetçinin memlekete bakışı durur.
Hepsi bir pencerenin önünde büyür.
Kimi pencere gün boyu kapalı kalır,
içinde uzun bir sessizlik oturur.
.
Pencereler beklemeyi bilir.
Belki de bu yüzden
insan kendini onlara yakın hisseder.
.
Bir ömür boyunca
kaç gelişi,
kaç gidişi,
kaç vedayı seyretmiştir pencereler.
Ne geleni durdurabilmişlerdir,
ne gideni geri çağırabilmiş.
Sadece susup izlemişlerdir.
Bazı pencerelerde anneler vardır;
Perdeyi hafifçe aralayıp
sokağa bakarlar.
Çocuklarının dönüş saatini,
eşlerinin ayak sesini,
uzaktaki bir misafirin yolunu beklerler.
-Annelerin duası çoğu zaman
bir pencerenin önünde büyür.-
.
Bazı pencerelerde babalar,
Sessizce oturup
akşamı seyrederler.
Bazı pencerelerde ise çocukluk vardır;
Buğulanan cama çizilen evler,
güneşler, kuşlar,
adı kalpte unutulmayan ilk hayaller…
.
Bir çocuk için dünyadır pencere;
Sokağı, ağacı, kediyi köpeği,
uçurtmayı, bulutu,
bir gün büyüyünce gideceği uzak şehirleri.
Bir mahkum için hürriyettir pencere;
mavi göğü, uçan martıyı, bulutu,
parkları, bahçeleri,
özgürce basılan toprak yolları,
ve bu yollarda atacağı adımları.
.
Bir mahkûm için pencere
yalnızca ışık değildir.
Özgürlüğün gölgesidir.
Yürüyemediği yollar,
sokaklar,
ulaşamadığı insanlar…
Hepsi bir avuç gökyüzüne sığar.
Bir şair için defterdir pencere;
yağmuru, gölgeyi, yaprağı,
göçen kuşları, eski sevdaları,
içinde biriken hiç yazılmamış mısraları.
Hastalar daha iyi anlar pencereleri;
çünkü insan,
yüreği daraldıkça
pencerelere koşar,
yatakların ulaşamadığı yerlere
gözleriyle gider.
Bir ağacı seyretmek,
uçan bir kuşu görmek,
bir çocuğun koşuşunu izlemek bile
şifa gibidir.
Yalnızlar daha sık sığınır pencerelere,
çünkü ömür tenhalaştıkça
insanın kapısı değil,
penceresi dost olur ona.
.
Yaşlılar daha çok sever pencereleri,
zira zaman ilerledikçe
insanın ayakları değil,
gözleri yolculuk eder.
-Pencerelerin de kalbi vardır.-
.
En çok ayrılıklarda çarpar,
camlarında kalan el izlerini,
arkaya dönüp dönüp bakmaları bilir.
.
Her pencere pek çok hikâye anlatır.
Bazı camlarda bayram sabahları saklıdır,
bazılarında cenaze dönüşü sessizlikler.
.
Bazı camlarda,
bir askerin özlemi,
bir öğrencinin hayali,
bir âşığın kavuşma telaşı yapışmış kalmıştır.
Ve bazen insan,
kimseye anlatamadığı,
yüzleşmekten korktuğu ne varsa
bir pencerenin camına fısıldar.
.
Kendinden bile kaçıp saklanmak istediğinde,
bir pencerenin arkasına sığınıp dünyayı izler.
Dünyaya sığdıramadığı acılarını,
bir pencerenin pervazına bırakır.
-Pencerelerin de kaderi vardır.-
.
Kimisi saraylara açılır,
kimisi yoksul evlere.
Kimisi denize bakan bir sokağa,
kimisi dağ başındaki yalnız bir kulübeye.
Kimisi kimsenin geçmediği dar sokaklara.
Kimisi kalabalık meydanlara.
.
Ama hepsi aynı şeyi söyler;
Her pencere pek çok umudu büyütür.
Bazılarında ilkbahar sevinçleri vardır,
bazılarında hazan yapraklarının kederi.
.
Her pencere biraz da gidenlerin gölgesini taşır.
İnsan nereye bakarsa baksın, mazisini görür.
.
Ve pencere,
yalnızca sokağı gören bir boşluk değildir.
İnsanın geçmişine açılan bir kapıdır.
Kaybettiklerine,
özlediklerine,
söyleyemediklerine…
.
Bazı pencereler manzara göstermez,
Bir çocuğun kahkahasına,
bir annenin sesine açılır.
Ya da artık dönmeyecek birine.
.
Kayıplarına,
pişmanlıklarına,
karşılıksız kalmış sevdalarına,
söylenememiş sözlerine.
Koca bir ömrün izlerine...
Bu yüzden insan,
kimi zaman saatlerce pencerenin önünde oturur da
ne sokağı seyreder,
ne göğü.
.
Sadece geçen yılların
camdaki yansımasına,
unutamadığı mazisine bakar.
Hayal kırıklıklarının
camdaki sızısına,
kapanmayan o derin yarasına bakar.
.
Ne geleni bekler,
ne geçeni seyreder.
Hayatın bıraktığı izleri
camdaki yansımalarda arar.
.
-Çünkü bazen insan,
en uzun yolculuklarını
hiç yerinden kalkmadan yapar.
.
Bir pencerenin önünde.-
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank, 2018.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.