19
Yorum
36
Beğeni
5,0
Puan
274
Okunma

Dudaklarıma mühür vursam da siz işitmeyin; zira nihayeti gelmiyor bu düşperest gölge oyunlarının.
Kalemim hep solumdan tutuyor hayatın hesabını, vebalimin en günahkâr feryadını.
Yıldızların saçaklarından matemler süzülürken,
Kalbim, pusulası meçhule kırılmış bir firarda;
Uykusuzluğun tam kalbinde kök salan kahrım,
Cam kırığı bir iç seferin bağrında kanıyor.
Yıkık dökük bir liman misali, giden her geminin ardından biraz daha ufalanıyorum,
Avuçlarımda birikmiş bu soğuk külleri, artık rüzgâra savuracak dermanım bile kalmadı.
Kendi sesinin yankısında boğulan bir uçurum gibi, içimdeki boşluğu büyütüyorum,
Ve her nefes, eski mağrur direncimi bir parça daha
Söküp alıyor bu yorgun göğsümden.
Adımlarım artık hep boşluğa basıyor,
Çaldığım her kapı sağır ve her duvar birer dilsiz cellat bu gece,
İçimde biriken devasa suskunluk,
Beni yalnızlığın en ıssız, en kör noktasında tek başıma bıraktı.
Kime baksam yabancı,
Neye tutunsam elimde kalıyor; sanki hiç var olmamışım gibi,
Söylenememiş tüm ağır yükler, boğazda düğümlenen eski bir bağın altında saklı.
Yan yana yürürken bile aramızda kilometreler varmış meğer,
Ben sadece yolu sevmişim,
Senin her adımın benden biraz daha uzağa,
Benim her adımım ise senin ayak izlerineymiş.
Şimdi izler de silindi,
Rüzgâr hepsini süpürüp götürdü
Tozlu ve karanlık maziye,
Elimde kalan sadece,
Kendi kendime anlattığım bu ucu gelmez ve yalan masallar.
Aşk diyordum,
Oysa bu sadece birbirimizi yavaş yavaş eksiltme sanatıymış,
Sen benden neşemi aldın,
Ben senden belki de hiç var olmayan güveni bekledim.
Şimdi iki yabancı bile değiliz; birbirini tanıyan ama hiç tanışmamış olmayı dileyen iki enkazız,
Üzerimize yıkılan çatının altında,
Kimin kimi evvel bıraktığının da bir ehemmiyeti yok.
Gözlerinin içine bakınca kendimi bulurdum sanmıştım, meğer sadece kibrin varmış orada,
Her şeyi göze alışım, hiçbir şeyi feda etmeyişinin gölgesinde kalıp boğuldu.
Artık ne seni suçlayacak dermanım var, ne de kendimi savunacak bir tek haklı cümlem,
Sadece bitti işte; sessizce, gürültüsüzce ve tüm büyük sözlerin altında ezilerek.
Işıkları söndürdüğümde, karanlık yokluğundan daha insaflı davranıyor tenime,
En acısından soru sormuyor, neden diye hesap sormuyor bu darmadağın hayata.
Kendi içimde yarattığım sahte kahramanın maskesi düştü, geriye sadece bir hiç kaldı,
Ve hiçlik, şimdi bu soğuk odanın tek sahibi olarak başucumda durmadan bekliyor.
Özlemek, aslında seninle geçen günleri değil, günlerdeki kendimi özlemekmiş belki de,
Yanındayken inandığım yalanları, pembe hayalleri yeniden kurabilmeyi...
Ama artık biliyorum; ne hayaller geri gelir, ne de ben bir daha bu denli kör olabilirim,
Şimdi her şey çok net, her şey çok gerçek ve gerçeklik canımı her şeyden çok yakıyor.
Hangi caddeden geçsem, orada birbirimize verdiğimiz ama tutmadığımız sahte sözler yankılanıyor,
Her vitrin camında, birbirine yabancılaşan iki yüzün donuk ve ruhsuz ifadesi var.
Kaçmak istedikçe daha çok batıyorum bu şehrin vıcık vıcık ve yalan dolan kalabalığına,
Çünkü nereye gitsem, yarım kalmışlığın ağırlığını da beraberimde sürükleyip götürüyorum.
Ruhumdaki bu sızı, senin aşkından değil; kendimi sana bu kadar harcatmış olmamdan kaynaklanıyor,
Bana bıraktığın miras, sadece pişmanlıklar listesi ve geç kalınmış kararların acı tadı.
Ne doğan güneş bir şeyi değiştirir artık, ne de batan ay bu ayıbın üzerini bir çarşaf gibi örter,
Biz birbirimizin hayatından sadece birer hata olarak geçip gittik, hepsi bu kadar basit.
Bir fırtına kopsa ve her şeyi alıp götürse, keşke belleğimdeki sahte anıları da silse,
Adını duyduğumda artık kalbim değil, sadece şakaklarım eski yorgunlukla zonkluyor.
Artık ne anlatılacak bir masalım var, ne de bu harabeyi ayağa kaldıracak bir inancım,
Ben, kendi yangınının külleri arasında unutulmuş soğuk ve ağır sessizliğe büründüm.
Sonunda sustu her şey;
Kelimeler bitti, öfke dindi,
Geriye sadece derin bir boşluk kaldı,
Aşk diyordum uzaklardan, ama sesin artık benimle bir ilgisi, bir alakası kalmadı.
Şimdi sadece kendime döndüm; hırpalanmış, yorulmuş ve her şeye rağmen ayakta kalan kendime,
Sana dair son mısra da burada biter; ne bir veda, ne bir sitem, sadece kocaman bir sessizlik.
Cemre yaman
5.0
100% (21)