0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
18
Okunma
Bir vida gevşedi bir yerlerde,
tam yerini bilmiyoruz ama bütün düzen
hafifçe sağa doğru eğildi o anda;
hiçbir şey düşmedi,
sadece güven yer değiştirdi.
Duvar, kimse bakmazken nefes aldı,
içinden geçen çatlağı saklamak için
üzerine bir sus payı gibi boya sürdü
ve biz buna “sağlam” demeye devam ettik.
Asansör katları saymayı bıraktı bir yerden sonra,
yukarı ile aşağı arasındaki farkı unuttu;
bir düğmeye basınca
insan kendi içine inmeye başladı
ve kapılar bunu açıklayacak kadar açık değildi.
Bir balık vardı,
suda değil,
takvim yapraklarının arasında yüzüyordu;
her gün biraz daha eski bir tarihe çarpıyor,
her çarpışta pullarından biri
“bugün” diye dökülüyordu.
Dokunmadım sana,
ama camda parmak izim kaldı;
bazı yüzeyler
yaklaşmayı temas sayar
ve bunu geri alamazsın.
Şehir adımı yanlış yazdı bir tabelaya,
harfler bana benzemedi ama
itiraz etmedim;
nasıl olsa burada
herkes biraz başka birinin yerine duruyor.
Bir ampul karanlığı yakmayı denedi,
başaramadı;
yine de o kısa an
odada bir niyet ışığı kaldı
ve biz buna umut demeye utandık.
Zaman burada ileri gitmiyor,
yan dönüyor;
saatler duvara yaslanmış,
akreple yelkovan
aynı yorgunluğu paylaşıyor.
Bir kelime vardı,
söylenmediği için küflendi;
ağızdan çıkmayan her şey
içeride nem yapıyor
ve sonra kokusu kalıyor.
Kapı açılmadı,
kapanmadı da;
sadece durdu,
kararsızlıktan değil,
artık iki tarafı da tanımadığı için.
Kalp çalışıyor hâlâ
ama başka bir yerde,
buradaki beden
sadece sesi taşıyor
bir posta kutusu gibi.
Ben orada değilim,
burada da sayılmam;
eksilmedim ama
tamamlanacak bir şeyim de yok,
buna alıştım.
Sonra bir şey durdu,
adını koyamadık;
herkes yoluna devam etti,
ben de durmanın
kendi başına bir yön olduğunu
ilk kez orada hissettim.
5.0
100% (1)