Oğuz Can Hayali
697 şiiri kayıtlı

İDA'NIN ONURUNA (24/3)

Oğuz Can Hayali
  5,0 / 2 kişi ·3 beğenme · 0 yorum · 115 okunma

İDA'NIN ONURUNA (24/3)


YER; Kirazlı Ormanları, Beşik körfezi
yada Truva.
KİŞİLER; Kıral Agamemnon,
Palyaço elbisesi giymiş, başlarına taç geçirmiş
yandaş yunan kıralları,
Birde Kanada’lı "Altın Arama" Firması.
SAHNE; 8 pano-sütunlu taht salonu,
yada "Karamanın koyunu, sonra çıkar uyunu"
OLAY; Truva altınının paylaşılması,
yada Aşil’in savaşa karşı çıkması.
DEKOR; Tekerlekli 8 pano yan-yana,
4’er kıral koltuğu karşı-karşıya,
Agamemnon’un tahtı ise ortada.

BİRİNCİ BÖLÜM,

İki küçük, bir büyük beyaz yelken bezi
tentesiyle gölgeli
Beşik Körfezi kıyısında büyük bir gemi.
Burun üstü kumsala dik çekilmiş,
yanları uzun-kalın kalaslarla desdeklenmiş
doğrultulmuş gövdesi.
Kumsaldan çıkan uzun bir rampadan,
geminin "küt" kesilmiş burun aralığından,
meşalelerin her iki yanda aydınlattığı dar bir koridordan,
geminin karın boşluğuna Aşil girdi,
Kadife kumaşlarla süslü taht salonuna,
-yani seyircilerin arasından, açık perdenin yanına-
kadar geldi-
Muhafızlar onun belindeki kılıcı almak için;
"Dur!" diye yolunu kestiler;
"Niçin?"
Sorusundaki kararlılığı gören erler
işgüzarlıklarından vazgeçtiler;
"Geçin!"
Diyerek yana çekildiler,
Aşil kalın sahne perdesini
hafifçe yana doğru çekerek
Taht Odası’na kaydı.
Odiseus’da oradaydı.
Çkıtı perdenin arksından,
geldi yanına
her ikiside tokalaiarak
seyrettileriğrenç bir şekilde,
koltuklarında oturup-kalkarak,
tek-tek Agememnon’un etrafını sararak;
"Kahraman-yüce-şanlı, zırt!
Kıralların-kıralı, fırt!
Yunan Birliğinin tek hükümdarı, dart
büyük Agamemnon, zart! diye
-Koltuk altına bir heybe gibi asılı osuruk balonlarını-
yellenerek,
onun önünde yerlere eğilerek
hava bastılar ve dalkavukluk yaptılar,
Sahne önünde duran Aşil ve Odiseus birbirine baktılar.
Koro kıral kıyafetiyle
vede böyle sahte sözlerle
Agamemnon’u öve-öve
ona hediyeler verdi,
daha çok başarı-sağlık ve ünvan diledi.

Odiseus Aşil’i;
"Gençler ölür, İhtiyarlar konuşur savaşta!
Aldırma."
diye içeri doğru itti.
Agamemnon, Aşil’i karşısında görünce;
"Susun!"
Emrini vererek, elinin tersiyle,
kırallara yerlerine oturmayı emretti.
Kırallar sağlı-sollu gerilediler;
"Emriniz başımızın üstünde kıralım!" dediler.
Herkes koltuğuna oturunca,
Aşil ortadan tahta doğru yaklaştı,
önüne geldi ve Agememnon’un yüzüne baktı.
Ne selam verdi nede başını öne eğdi, sadece;
"Beni çağırmışsın!" dedi böylece.
Agamemnon onu küçümseyen bir tavırla;
"Gördün mü Aşil? Böyle yenilir Truva!"
dedi;
"Bu zafer senin değil ki!"
"Düne kadar
Truva’nın olan tüm kıyılar
şimdi benim!"
"Bu zafer askerlerin!"
"Asker ölür kazanır kırallar
ve tarih onları değil, kıralları anar!"
"Sen görülmeyecek kadar
uzaktan savaşıyordun, bence!"
Diye Aşil gülünce,
homur-homur homurdandı krallar.
O, bu küçümsemeyi duymamış gibi devam etti;
"Yarın Truva’yı yerle bir edeceğim,
tüm Yunan adalarına zafer anıtları dikeceğim,
adım her yerde anılacak,
Agamemnon ölümsüz kalacak!"
"Kıralların-kıralı’yım diye
bu kadar böbürlenmek niye?
Sen sadece boş-sözün kıralısın,
ilkin savaşı kazanmalısın,
ki övünesin bence."
Agamemnon aldırmadı bu hakarete,
alaycı bir sesle;
"Askerlerin benden önce,
yağmalamışlar Apollon Tapınağını, Aşil!"
"Yağmalamak sözü doğru değil!
Ama istediğin altın ise,
istersen al,
hediyem olsun cesaretine,
mutlu kal!"
"Ben istediğimi çoktan aldım bile."
Diyerek elini kaldırdı.
Odiseus’un karşısında, sahnenin öbür yakasında
duran iki muhafıza;
"Getirin!" emrini verdi.
Muhaffızlar açtılar perdeyi,
Apollon Tapınağı Rahibe’si Deseis’i aldılar içeri.
Aşil şaşkınlıktan dona-kaldı;
Bu Rahibe biraz önce çadırında ve onun yatağındaydı.
Deseıs’e;
Benden korkmayacak tek Truva’lı sensin!"
Sözünü vererek, ona kimsenin dokunamıyacağı üzerine,
yemin etmişti, namusu ve şerefi üzerine.
Aşil erlerin üstüne yürüdü;
"Sizlerle sorunum yok kardeşlerim,
kararı kendiniz verin.
Eğer bu rahibeyi bırakmazsanız,
karınız ve çocuklarınızla bir daha karşılaşamazsınız!"
Diye kılıcını çekip öne atılınca,
rahibe geriden çıkıp girdi her üçünün arasına;
"Durun!" diyerek kılıçlarına sarılmak üzere olan muhafızları geri sürdü;
"Bugün yeterince insan öldü!"
Kıral Agamemnon’a dönerek,
önünde eğilerek;
"Kimse artık benim için ölmemeli!"
Aşil’e ise kinayeli;
"İnsan öldürmekse tek yeteneğin, sen çoktan lanetlendin!"
Diye bağırınca;
"A-haaaaa?"
derin biruğultıyla
koronun sesi duyuldu;
"Hani Kirazlı Ormanlarıydı konu?
Uuuuğuuuuu!
Lanetlenecek olan altın değilmiydi?
İiiiiiğiiiii!
İlkin Güzel Helena!
Aaaaa a-a?
Şimdi bir köle uğruna!
A-a-a-a!"
Diye bağırdılar ve başladılar karşı çıkmaya.
Agamemnon ikinci defa;
"Susun!" diye bağırınca;
Yerlerinde kalkıp-oturan,
birinin sözü bitmeden-öbürü başlayan,
koro böylece sustu
ve yerlerine oturdu.
Sessizliği bozan yine kıral Agamemnon oldu;
Aşil! Yüce savaşçı, yenilmez kahraman!"
Dedi ve durmadan;
"Bakın hele!
Onu nasıl susturdu bir köle rahibe!"
Kırallar koltuklarında zıplayıp-gülüp,
Agemenon’un bu cümlesini 3’e bölüp,
sırasını değştirip taklit ederek tekrar oturdular yerlerine.
Yapmacık bir kahkaha ile bu gülmelere katılan,
sonrada bir elini yukarı kaldıran
ve böylece koroyu susturan
Kıral Agamemnon aynı eliyle
Rahibe’yi göstererek Aşil’e döndü ve;
"Bu güzel kadın bu gece benim koynuma girecek, aşil!"
"Aşşağılık sefil!
Hayatını tanrısına adamış bir rahibede büyüklüğünü gösterme!"
Aşil’i dahada kızdırmak için bu sefer şehvetli bir sesle,
sanki rahibeyi seviyormuş gibi nefes-nefese;
"Bu köle kız! Hi-hi-hi,
bu gece ilkin yıkayacak beni,
sonrada mutlu edecek, kimbilir, neden?"
Aşil onun iğrenç sözünün sonunu beklemeden;
"Aşşağılık sarhoş!
Uçkuruna sahip olamayacak kadarda acizsin,"
"Ama bu kadını ben bu gece mutlu edeceğim Aşil!,
bunu bil!"
Aşil hiddetle kılıcını kınına soktu ve;
"Hayatım sona ermeden önce,
senin pis leşini gördğkten sonra öleceğim!" dedi
ve taht salonunu perdenin yanından terk etti.
Kral Agamemnon bir baş işaretiyle,
sahnenin diğer yanında duran Odiseus’a,
arkasından çıkıp onu takip etmesini emretti.
Aşil ve Odiseus perdeyi her iki ucundan çekerek kapadılar
ve böylece ortada karşılaşmış oldular.

İKİNCİ BÖLÜM
Sahnenin bir ucundan öbür ucuna,
yürüdüler konuşma boyunca;
"Odiseus! Beni böyle bir iğrenç savaşa zorlaman doğru değil."
"Ülkenin, sana ve askelerine ihtiyacı olduğunu unutma Aşil!"
O ise durarak döndü;
"Kiminle, kime karşı, kimin için savaştığımı bilmek, görevimdir benim!"
Dedi ve yürüdü karşı istikamete;
"Ama hain Truva’lılar..."
Diyen ve onu takip eden Odiseus’a bakmadan;
"Vatanımdan önce, ilkin kendime saygım var!"
"Ya bu savaşı Yunan Ordusu kaybederse?"
Ansızın durarak hızla döndü bir ökçesi üzerinde;
"Biraz önce sana verdiğim sözde, hükümsüzdür böylece!"
Burun-Buruna gelmişlerdi;
"Ayrıca, kıraliçenin kaçırılması, bu aşşağılık kıralın işine geliyor."
"Olamaz böyle birşey Aşil!"
"Olay; Güzel Helena, ısparta yada Yunan namusu değil!
Altın uğruna Truva’yı ele geçirmek istiyor bu sefil, bunu bil!"
Kendi çadırının yanına, yani perdenin arasına gelen Aşil
durdu ve başını yukarı kaldırarak İda’ya doğru;
"Ey Kirazlı ormanları!"
Diye bağırdı.
Perde arkasından, koro tarafından bu cümlenin tekrarı
yankı şekilde gelince;
Odiseus’a baktı;
"Ayrıca Tanrılar dahil herkes yalan söylüyor hemde!"
Perde arkasından gelen;
"Uu, u-hu, yuh-u,..."
protosto sesleri geldiperde arkasından,
buna aldırmadan;
"Hoşçakal Odıseus!" diye vedalaşmak için ona elini uzattı,
Fikrini değiştiremeyeceğini anlayan
Odiseus’da bu eli sıktı.
Aşil seyircilere;
"Toplanın! Yarın sabah gemilerimize binip ülkemize dönüyotuz!"
Emrini verdi.Yerlerinden kalkıp gitmeye hazırlanan birkaç dinleyiciye de;
"Oturun lütfen yerinize!
Bu emrim sadece askerlerime."
Dedi ve Odiseus’u dostça kucaklayarak göğsüne bastırdı;
"Demekki birlikte yolculuğumuz buraya kadarmış!" sözüyle,
vedalaştı ve perde arasını açarak girdi içeriye.
Odiseus’da salona indi ve orada bekledi.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
perdenin açılmasıyla,
koltuklarında oturan koro çıktı ortaya,
Ortadaki Kıral Tahtı ise boştu.
Tahtın sağ-ve-solunda -bükey aynalar bakıyordu sahneye;
"Acep şimdi ne olacak?" diye.
Koro;
"Evli bir kadının kaçırılması suç değilmi sence?
Kocası çok yaşlı, çok çirkin ve kaba bence.
Güzel Helena, Truva prensi Paris’e severekmi kaçtı, acaba?
Kocasının saygısı yok ki bu kadına!
Bende olsam, dillere destan olan, Güzel Helena’yı kaçırırdım.
Bende, bende, bende, bende..".
Diye-diye
Hem konuşuyor hemde ;
Koltukların etrafında dolaşarak,
üstüne çıkıp-arkasına atlayarak,
altından geçip önünde takla atarak
dans ediyorlardı birbirleriyle.
Onlar gülüp-eğlenirken sahnede,
ansızın Agamemnon belirdi, kırallar yerine durdu.
Odiseus içeri girince herkes sustu ve oturdu;
"İkna edebildinmi?"
"Hayır!"
"Ne istiyor peki?"
"Rahibeyi geri verirseniz fikrini değiştirir belki!"
"Aşil bu güne kadar hiçbir kadın için fikrini değiştirmemiştir."
"Ama bu kadın Kıral Priam’ın yeğeni Deseıs olursa, iş değişir!"
Odiseus böylece köle rahibenin kimliğini ele verince,
Kıral Agamemnon şaşırdı, oturdu yerine,
Hatasını anlamıştı, etrafındakilere;
"Niçin bana bunu hiçkimse daha evel söylemedi?"
Diye kırallarına kızarak muhafızlarına emir veri;
"Rahibeyi götürün Aşlil’in çadırına!"
Koltuklarında sus-pus suçlu şekilde oturan kırallara da;
"Ben bu zaferi yatakta değil,
Truva’da kazanacağım Aşil!"
Dedi ve yüzünü salona döndü,
koronun coşkun alkışlarıyla sahnedeki ışıklar söndü.

SELAM SAFHASI
Alkışlar eşliğinde ışıklar yandı,
Aşil-Agamemnon-Odiseus üçlüsü
seyircileri selamlamak için sahne önüne yütüdü.
Koro oyuncuları aynı anda panoların arkasına giderek-gizlendiler,
Öndeki üçlü gerileyerek arkada durunca, aynalar kayarak öne geldi.
Çerçevelerinin iç-ortalarındaki bilyalı oyuklarda öne eğilip,
gide-gele seyircilere doğru yatıp-kalktılar.
Böylece arkalarındaki koro ile seyircileri selamladılar.
Ansızın aynalar yuvarlarında 180 derece döndü,
yuvarlak sütunların üstünde şimdi baş-aşşağı duran harflerle;
"K-İ-R-A-Z-L-I-?" yazısı göründü
ve sahnedeki tüm ışıklar söndü.
Karanlıkla birlikte perde kapanınca,
sahnede yalnızca ters harflerle yazılı;
"-K-İ-R-A-Z-L-I-" yazısı kaldı.

Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
İDA'NIN ONURUNA (24/3) şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

İDA'NIN ONURUNA (24/3) şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.