İbrahim Çelikli.
1120 şiiri kayıtlı

Eğre / Son

İbrahim Çelikli.
  4,9 / 18 kişi ·22 beğenme · 11 yorum · 1561 okunma
Eğre / Son

Eğre / Son


ökcesinden bağcıklarıynan asılıydı
yoldan yandakı köşe eğrede
“geçi gönü”nden bobamın çarığı
ebecezim “ha bi yadiğer işde”
“hinci çarığı bilen, keyen mi ğaldı” dedi
bi de çemrediği mor cızılı öneceğinden çıkardı
“nazar boncuğu” cızılı gınnebi
bi söğüt toka
bi-kaş dene de ortasından delik iğde gliği
ucunda guru; güççük bi tosba(ğa) yavrısı
guru çarığınan ahbap olup da
barabar yarenniğ etsinner uçu haralda
çatı çatılaca(ğı)nın arifesinde
merteklerden önşe “aşık makesler” atılı(r)kana
"ay yavrım, ha hunu eğreye bi mıhlayvıvisen
ben de hepiciğinize halvalı çomaç dürüvüren"
Aziz Emmi; “o golay Döndü Ebe;
siz bana eşşe(ği)n işdiği sudan verin önşe”
deragap güçcük tasınan yeni desdiden Günsüz Suyu eletim,
ellerimi bağladım önümde,
dibini fıcıtıp ötelere
“ömrün uzun ossun, düğünün güzün ossun” dedi
“alcan gız bek gözel ossun” deye de ekledi
Mercen Kazım; yan-yan bakıp Bobuş Emmilerin evine
“aman deyen asdanım benim gibi fakır gızı alma,
gözünü doyuraman valla”
“Aziz Emmin gibi zengin gızı al, boban gibi fakır galma”
“len onun bobasının gayınbobası
goca köyün en birinci ağası”
“emme bobası getmiş varmış
tarlayı daşlı, garıyı gardaşlı yerden almış”
“adamın bissürü dayısı, dezesi var
a gapberif geder de zengin bi bobanın bi ğızını alıllar”
Aziz Usda sakızını yapışdırdı düğere,
sarılalak bobadan eğreye makes düğere,
sarkdı eğreye,
her e(h)timala ğarşı ayaklarından duttu Galfa Kazim
ağzından aldığı sekizlik yesyeni mıhı çakdı yarı beline gadak,
ucunu keserin deliğiynen yamalak
nazarlıkları özene-bezene yamdığı mıha geçirdi
makesin yoldan yanna, ta en ucuna" perçinleyvidi..
ikindin geçeni iki "boba" arasına ip gerilince
Üssüğün Melit “dellal” ünner gibi ahaliye
"gene mi geldii.. gene mi geldii
Cennet-i âladan beri mi ğeldi" deye ünnedi

herkeşler çapıt, çevre, yazma, havlı getirdi..
o verdi; Çırak Memed bobalar arasındahı ipe serdi
Usda Melit elinde gösderelek devam etdi..
kim ne getirdiyse tek tek ba(ğı)ralak ünnenirimiş
“Küpüş Hesne Gellabam peşkir getirmiiiş..”
“ovada çifti işlesin, dağda sürüsü kışlasın
oğlan eversin, gız gelin etsin o bizi memnun etdi
Allah da ehliyalını bahtıyar etsin”
Dervişin Kazim “senin okuluklar yığıldı ğaldı” dedi
eğrede ipi nazar boncuklu,
iğde glikli tosba gurusu
bi de bobamın bağcıklarından asılı çarığı
eyatlı bir yel esse barabar savrılır
tosba gurusu, esgi çarığa ildikçene
“gıldır, gıldır” sallanır..
ıldır ıldır parıldar ipindeki mavı “gök boncuk”,
“nazara birebir”,
“eyi kine asdır(t)mışsın Döndüce;
mavı!; gök-göze bek eyi ğelir”
“Allah gök gözlülerin nazarından emin eylesin” deye
içimizden gizli gizli bildiğimiz her dovayı okurduk..
tüm dovalara eşgere “Amin” der,
elimizi yüzümüze sürer
hemi de kaşlar-kaşlar kerre!
ha? bi de neyeyse bi dene bile “cizme”
olmadı ğetdi bizim evde----------

***

agamın papbası bana geçince
taha do(ğ)rusu, ona yenisi alınınca
benim olan “yirik papba” ya
tığ, piz ve mumlu ipine(n)
Üssük Dede ğibi özene bezene yorakla yama
kimbili(r) Dedemde taha ne hünerler varıdı;
görsen! mübarek her işine “dört elle” sarılı(r);
el gadak tenikeyi, yeni mıhına(n) nokda-nokda deler
solüsyon uçu zımpara, saplık uçu dörpü uydurur
gatiyen müsama(ha) etmez gayafişine
erinmez; cam gırığıynan sürter, ele alışdırır
kesere-bele, gazmaya-küreğe, gosaya sap dakca(ğı)nda
söğüt dalından orak sapı uçu şiş yakar, deler saplar
pinarı üter-eğer-büker; eğeyf, atkı, dirgen, çekgi yaparkana
ısladır gönü beldenat sırımlar
harman süpürgesi döğer, gosa dişer, yortu döşer
lazım olanı benden isder, boyumdan böyük iş buyurur
bizde yoksa gonşuya yollar
işin yoğusa; geş annacına bak dur
azameti, ciddiyeti; mahareti seyiret
sayesinde müstamel yoraklı papba, acanta olur
“meh bakalım ağğa! taha yesyeni” dedi
kendi elceğizleriynen keydirdi,
“agayınkından gabadayı oldu hemi,
hemi de bu gıslavet”
aklısıra keyf bağışladı
haddizatında meselenin aslı-asdarı
benim uçu(n) en möhümü onun “elinin emeği” olmasıydı
gerisi hekaye, zaten
yani öyle münasip görmesi yeterdi
bana necik gerisinden; ötesini neneyen,
valla etiraz aklımın ucundan bile geşmezdi
"O" ne derse inanırdım,
sımsıkı duttum, ayağı gırık geçinin buynuzlarını
debelendi gaale almadım,
damın gözarasında zipli, mıh sandığının alt tahtasını getirdi
çuvaldızınan seyikledi , şelek çapar yazmışın arka bacağını
yerli-gatli yerli : ol gör, bir türlü, asla, mümkünü yok goyvumadım..
içim getse de "beğirmesi"ne aldırmadım
bi yandan da imt(ih)ama devam etti
“Allah kaç?, nerede?” “……….!”
“kimin ümmetisin”, “……….!”
“kimin zürriyetisin” “……….!”
"imanın şartı" “……….!”
"islamın şartı" “……….!”
"oku bakalım Gulfalla’yı" “ ……….!”
nayeti epeyi bi sustu, çapar yazmışın canı yanıyomuş,
aldırdığı-maldırdığı yok ni’nesin
dedi(ği)ne ğöre "bu işi yapması" gereğiyomuş
baya bi fakıt gözlerimin içine-içine baktı
duralakdan dene dene gonuştu
“-ağğa” dedi, gene epili bi durdu;
dut yemiş bülbül ğibi
belki de d(iy)eceni unutdu; ben de sustum! bekledim tabi
ağzının içine bakdım durdum “süt dökmüş kedi ğibi”
çok böyük bi ğarar verdiği belli
böyle zamannarda cızırtı edilmezdi
“bekle! anandan evel ahara ğirme” derdi
gözüyün içine içine bi bakar, o ğadar
nayeti “deliğannı!...” dedi, duralakdan; “hu an etibarıyna(n)” ..
“senin yetimlik-gopillik bitti
adamakıllı; böyüdün ga(y)ri”
sen baya bobayiğit bi herif oldun,
bak hinci aklıma ğeldi de
hakkaten yau! ben o ğün böyüdüydüm
sanısın o takike boyum uzadı
şırkdüştüyü kendim aştım,
eşşeğe kendim binmeye yeltendim; o ğün ik-diba
Mullapak depesinde daş çıkaran bobama
ommaşlı azzık götürdüm..
he(y)benin bi ğözünde daş!
ötekinde güçcük desdiynen su!
asıl mesele Leleklerin Garabaş
Osmançavışların Güdük Köpek korkusu
başga gorkdukların ne dersen Gökderenin bozyamaç
Azizlerin deremalle köprüsü iki ağaç
besmele çekdim Hacallar mallesine varana gadak dova okudum
çelimsizliğimi, gebeşliğimi unuttum,
Harmanyerini geçip köpekleri aşıtladınca
kendime ğeldim, iresmen beyo(ğ)lu ğibi gasaldım..
yorak yamalı gıslavet papbalarımına(n)
boz eşşe(ği) ma(h)mızladım

umurumda değilidi gıslavet papba..
ayağımı vuran yama… dedemin elinden yorak..!
papbam eşkere birkaç numara böyüğüdü oyusa
dedem; “seneye de keyersin” deyicekleyin.. avundum..
barnaklarımı büküp, pabbanın kahına basarak
“tarrık-turruk” sürüdüm.
memnin olunca gardaşım uçun örkenne eğreye çuncak ;
bana da söğüt dalından bi "at” düzüverdi, halı ipinden gemli
ilk atıma atladığım gibi
“daahh” dedim, yarışa götürdüm
çoktan süngerli dona, askılı pontura
terfi etmiş akranlarımın yanna
akranlarım bile adam yerine
gomadı getdi bi kerre bile!
bi yannıma bişiy olu(r) deye

***

Bobuş Emmilerin evin ardında böyük-güçcük o(ğ)lannar
her evden bir-kaçar çocuk, bağrış-çığrış şamata
bi-kaç da “erkeğ aşa”
Menevşe arada bir dambaşından zokurdanır
herkesin agası, anası-ebesi, arkası-galesi var
bişiy oluruna-olmaz müdaleye hazır
etirafdan cazı ğibi bakışıp durular
akrabacak, akrancak; doluşduk
el sırasında, güya; söğüt dalından da olsa;
atı olan yeniyetmelerden olmuştuk
ne zamandır özenir dururudum onnara
ağasından, anasından gorkduğum çocuklara
döğülmekden-söğülmekden değil
“kimseye çatman” “kimseynen döğüşmen”
“kimseyi gapımıza nizeye getirtmen”
“arsızların çoc(u)klarından uzak durun” derdi bobamgil
“döğüş-nize olursa ben garışman”
ne topuk; ne ağaç.. ne günyağsalayan..
ne tel tekerli araba, ne fırfır ;.. ne cırcır ,..
ne de ötekiler gibi tımılı bıçak
hucuma ğeşdik, yeni yetmeler, ferikler..
baldırıcıplak, basma fisdannı, akdoncak
Hapbanaların fırına do(ğ)ru
Müslük çeleninin dibinde çömelmiş emmiler
akın etdik cümbür cömat; elbirlik
havada burcu burcu hakgaşlı çörek kokusu
Almes Gelin el gadak belişdirdi, nası(l) da bayram etdik
“amin, amin aş-aşa amin”
hepiciğimiz ayrı ayrı dova etdik
“ölennerinizin canına değsin” dedik
gemi azıya aldı “deynek düldül”üm
gem boynumda;
seğirtdim bi elimine(n) atın dalından dutalak
galgıya-zıplaya
atbaşı olmayı bi yanna bırak,
menzile utaşmada en arkaya galsam da
geri galmadım, ötekiler gibi benim de ağzımda
coşkuyna "gopuduk, gopuduk.. gopuduk"
sözde nal sesleri eşliğinde
dört nala sürdüm..
bi taha da ata binemedim getdi ömrümçe!
bi de o mavı laylomdan babıcım olmadı nedense;

***

annaçdakı gonşu evde
iki mes lastiği vardı
Köse Memedinen Ümmüce
Çoban İrbemin pappası
yazın toz-toprak dolu
kışınan cizmesi çamurlu
üşümezmiş ayakları, ıslanmazmış çorapları..
omzunda guzu-yunu kepenek cabası
zemheri-memheri dinnemediler
hemen her ağşam namazından sonura camiden çıkınca
Macar Odasında birikip köyün ekabir dakımı
Şaban Emmilere dünürcü getdiler;
Köse Ğelininin peynirli çomacının hatırına
“münasip” olmasa ortaya gonmazdı
“Allahın emri, peygamberin gavli” dedi sakallılar
“valla ben ne deyen” dedi Şaban dede
Onnar da lafı uzatmadılar,
“müsaade” deyip, “yasdı namazı”na etişdiler
nayeti "agası Muzaferden nekdip gelmiş" dediler de öyle;
hemen o ğece Macar Gızı gilde
dünürcülerinen, gonu-ğonşuynan “ağızdadı” yediler
ekin otu ayıtlandı
afıyon, kelek çapalandı
tandır ekme(ği) de ettiler
Köse Gelini, Macar Gızı
..
Şaban Emmilerine(n) Köse Memedler
elbirlik-barabar, yolma önü
feskilenli şerbet işdik bir dernek günü
anamın ilk çocuğuynan “kırkı garışık” Esme’nin nişanında
agamına yaşıt "görümce" Kevser; "aba" oldu
gardaşı akranım “gayınolan” M(u)ammer “aga!”
iki evin yolması-harmanı
denesi, samanı Köse İbirem’in boynunun borcu
merdimenneri seğidelek çıkarı(rı)dı
yahay valla bildiğin on şiniklikden maada çuvalları
"uzatmanın gereği yok" deye hemen o sene
“harman sonu”
herkeşlerden önşe alal-acala
ters atıldı, ganlı çalışı çekildi
bazarı beklemeden bazara urbaya gedilip-gelinince
ev ev oku edildi;
dezelere, halalara fisdannık, emmilere-dayılara laylom sıkma
musafir alacaklara havlı, ötekinnere peşkir yazma
zengin fakir herkeşlere
üş gün sonura ikindin geçeni bi cumayderneğinde
bizim evden yanna yörüdü camiden çıkannar
“Allahın Emri” biz yeniyetmeler de peşlerinde
herkeşler susdu; Gur’an okudular
Yakıp hocaynan, Gabışın Musa
amin dediler, dova etdiler, ellerini yüzlerine sürdüler
gelsin lokum-püskevit, ellerde hanımbudu,
böyük-güçcük var demeden tüttü cığaralar
yedek “birinci”ler kulağarkasına sokuldu
sa(ğ)dıç İzzetin Hakkı? tekgırayna
bi el “tek tüfeğ” atdı, damın ucunda
söğeden eğreye mıhlanan sırığın en okarısına
“bayrak asıldı” soluk, akı bireş yoşuk
Gırmızısı narçiçeği deği,
baya bildiğin goyu fişne çürü(ğü),
Terzi Hasan dikişi, değirmi
gönlünden gelen, elinin emeği
bi yannı yoz,bi yannında Ay-Yıldız varıdı,
üsdelik alışılmışdan böyüğüdü
nerden baksan görünü(r)dü
öte sözün beri başı “düğün başladı”!.
etdiler-edemediler “ho yanna” bakdılar
görmezden geldi bobalar, gayınbobalar
deliğannının genşliğine hörmet
devrisi ğün davıl zurna; Göynücekli Cafaroğlu!
dümbelekçi Sarı Ümmet
şakkıdık, şıkkıdık
telef oldu kaş gaşşık
“görseniz bi!
ortalık nasıl şennendi”
bize bakdı emmiler oyun oynamayı bırakıp
en acemisinden ilk oyunlarımızı oynadık
bildiğini sandıklarımıza bakıp
bağrışdık, çağrışdık, galgışdık
“galeden galeye şahin uçurdum
ah ilen vah ilen ömrüm geçirdim”
..
tatar arabaları arkası arkasına
sakalı yerine ğodu Ümmücenin enişdeleri
he(y)be atıldı gelin arabasına
Bazarlı Fadime yenge bindi
Adilin Arif, Osman Çavış, Kürt Veli,
arkada ğalan gatırlara gırbaç endirdi
niyeyse turladılar geldiler
Harmanyeri, Gocagoyak Mezerdüzünü
durduk yerde; yarı yolda gelin aşmış yüzünü
nayeti bi mes lastik taha ğeldi gonşuya
meşin, dabannı, kösele topuklu
“gacırt gucurt” ses çıkarır Esme’nin her sekişinde
cangır-cungur boynundakı "beşibiryerde"
şangır-şungur Gocabaşlı Goca Yaşar işi
yengattan dökülmüş gümüş-bakır bilezikleri
minder, kırlent, hasır yastık; sandık
her şeyleri “cedit yeni”ydi
ertesiğün elimizi öptü, utandım, bi tühaf oldum
ilk tefa elimden öpülüyodum
üsdelik de öpen benden böyük biri
birercik de güçcük mendil verdi
Esme Ğelin taha; o Macargızının evindeki
mavi laylom pabuçlardan giymedi..
ahıra, ağıla inmedi artık
süpürmedi, yemlemedi, sağmadı
Halıcı Memet’den ödünç alınmış “başlık”
“gelin ertesinde”; kekili, zülüfleri kesildi
ve evlerine halı dezgahı çakıldı
yoldan tarafa bakan duvara
elbirlik imelek döküldü, gülecende ip sarıldı
direzi gerildi, sırık geçirildi
eğri demir, doğru demir, maşa
mengene kuruldu;
Esme Ğelin er kalktı, halı dokudu günboyu
modele baktı, düğüm attı
“küt” “küt” “küt” kirkit vurdu
Varsa da halı, yoksa da halı
bi an eveli borç ödenecekmiş
peynir, yoğurt çalmadı,
aş pişirmedi
o beline inen sekiz belik saçı
bir daha örülmedi
"nassı olsa kökü kendinde"ymiş.
hiş bişiyim para etmedi ğetdi
ne peş para; ne verese
mes de keymedim, potinde

***

ısdar çözüleceğdi bizim eve de;
"gari seneye" ğaldı
cevizlerin altında; hasırımız yarıbaşlı
“göresim geldi ” ikindin geçeni seğirtdim vardım, hiş oralı olmadı
“sen get, bireşdene gelceğmiş de” deye
beni başından savmaya ğakdı
senin annacan umurunda olmadım, emme direşdim
goca goca adamlar ellerinde cığara
varısa da, yoğusa da coga derdindeler
yapışdım goyvumadım bobamın golunu, Gökçe Mamıdın gayfada
her zaman ki ezberim
“ebem ünneyo”ya, aldırmadı bi türlü
nayeti “anamın böbee olmuş” deye celallandım
Musduk Memedi, Gozir Imızı, Göple(ği)n Amadı
Sarı Üseyin, Erecep emmiler gülüştü,
“o(ğ)lan mııı, gız mı?” dediler
çinzimi çekdim, domuşdum, gaşlarımı çatdım,
alt dudağım büzülü
“cangır, cangır” garışdırmadım, sovuk oraleti
bi yudum da dikmedim her zımankı ğibi
“içim getse de” bi yudumcuk boğazımdan geşmezdi
gözlerimi gırpmadım, kimselere aldırmadım,
Bobam gakdı, Gökçe Mamıda “dokuz çay” dedi..

eve geli(r)kene bobamın elini dutmadım,
ilk diba;! aklıma gelen her olur-olmaz soruları sormadım
o da co(v)abını çoğ önşeden belletdiği,
laf olsun kabilinden bişiyler sormadı, sözde dersler vermedi
"beğenmediğin falancanın bi o(ğ)lu var” deye
efendilik, hırsızlık, yalakalık, türüslük, müslümannık üstüne
uyduruk bi hekaye annatmadı
hubbaya çıkacan “ey cömatı müslümin” decen deye
isdikbal gereği maval okumadı
özenmemi, dıkgat kesilmemi istemedi
her zamankı ğibi nazar-ı dikgatımı çekmedi
senin annacan evel-evelden beridir etdiği
o çok möhüm hayar-memat mezulara girmedik
dolayısıyla “evet” “hayır” “buyur” demedim
o da barnaklarının birecini yumup “hu kaş” deye sormadı
bilsem de horatayna garışık "ha öküz ha!" demedi
ben de bilgiş-bilgiş “bildim işda ya gandırıkçı..” demedim
o da “bakalım ibirem essahdan biliyo mu deye sınadım” demedi
ben şargadalık, şembellik etmedim
o; baş barnağı ağzında, cüce barnağının ucuyna öpmedi
sizin annacanız önüşkü yarennikleri hiş etmedik..
eskinki ğibi birileri geşsin öğünü almayalım deye de beklemedik
esginki ğibi ne gucuk, ne mucuk
mesela "Türküyenin başşehri"ni sormadı
“Fıransa mı böyük pıransa mı”
peşinden; “Adana mı böyük, Bursa mı”
o sormasa da ben; “Adana böyüğ emme bu gedişinen,
Bursa dördüncülüğü alı(r)” geşdi içimden
"Cumuriyeti kim kurdu" da demedi
"İreyisicum(h)ur, başbakan" da
vali-gaymakam da anmadı bu sefte
kim olusa ossun bana bi faydası mı var da?
amat ossa ne, memet ossa ne; bobamın o(ğ)lu mu
"dutun hunu, yakalan hunu" deye govalamadı,
“elden gel” deyip elimi tutmadı, barnaklarımı sıkışdırmadı
canım acımadı, muraylık etmedim, ben susdum, o susdu
“hopbala” da etmedi! "guş-guş" da
iliklerimi-düğmelerimi saymadı
eskinki ğibi iki beşlik bozmadık;
öpücüklerim, iki gula(ğı)m avcında galdırmadı,
ağzımı aşdırıp kiloma da bakmadık
her zıman “tam beş kilo” “o gene ağırlaşmışsın len” demedi
barabar seğirtmedik.. dalına bindirmedi
o beni “üüüşş” deye havanın gatına da fıldıratmadı,
ben de “bi taha”, “bi taha” deye üsderlemedim
ardıç sırığı gapıdan hayada girdik, emme bobam merdimene aya(ğı)nı basamadı,
dama çıkmadı, seni(n)ki netçeni bilemedi
her odundan geldiğindeki gibi “anaaa” deye ünnemedi
dedem-ebem yoğukankı gibi “beri baak” demedi
kimse seslenmeyince dediği gibi “sana derin” “bakele” “gıı” da demedi
ahıra yöneldi.. goya
“mallara bakmak” mahana valla!

Allah var ben de eve giremedim
dam başında goya bobamı bekledim
“ayağıynan güleş dutarız belki de
tıkılama da oynamacaz bu gedişine”
garşı damın eğrelerinde orak beldenat
deliklerde yığılı urgannar, örkenner
duvarlardakı gazzıklarda esgi sele, gözer
payama aşılı erik ağacımız,
dadını bilmediğimiz uyuz yazalmamız
bi tek mal ba(ğ)lamaya yarar,
ardıç sırığından cümle gapısı güçcüken utaşamazdım
çelende serili yeni boyalı yapağılar
herbiyerleri her bişiyleri daradım..
..
“o(ğ)lan ceketini atsa alıyo anam”
Ebem zokurdanıyo, her zamankı manzaram
“iki eli ganda da ossa, her zaman etişirdi”
ebeme “geliiinn çoğaldınız mı gıı!?” deyelek geldi
zehre çeci, un-bulgur çuvalları arasında
yarı baygın yatan anama
“ha hunu bi ıscağkana yeyvireydin ay Azime” dedi
bi tek Goca Halam sahınnan pelte getirdi
anam güdük güçcük gaşşı(ğı)nan önşe bana yedirdi..
onnar ebeminen öte yanda oturuyokana
anam ga(l)kdı Okarı Çeşmeye suya ğetdi
“yengattan aga olmuşuyun”
“papıcım pi ta(ha) dama atılmış”
“erkeğ adamın erkeğ enişdesi olur”umuş
“o ğelin olu(r)kana atbaşı dutarımışıyın
parlak para almadan salmazımışıyın”
“onu satıp bana gelin alı(r)larımış”
hani “gız” demeselerdi.. yeterdi..
Nejla-Dudu bebişe
ne gülümserdi..
hep gülseydi keşke!

**

gün gelip bizim eğreye de bayrak asılıkana
kına yakılacağdı sarı saçlarına
iki yannında ayna
kepezinde "yedi irenk" poçu
“tuğ”un allı-mavılı “tavıktüyü”
elinde pembe laylomdan “gelin gülü”
ben de kösele dabannı mes alca(ğı)dım sana
ama eve ne ısdar, ne de halı tezgahı aslaa!
bir de; ne seninkinnerin,
ne benimkinnerin adı çocuklarımıza
anam anasının adını goydu da n’oldu
“bi Allahın gulundan gabil” görmedi “Dudu”
bobam öykünüp ıradyonda türkü çağıran bi garıya
ezenine(n) üçer tefa seslendi gulaklarına
“ne demekse?” “Nejla” goymuştu böbe(ği)mizin adını
güccük gardaşıma ğöre de “cezla”
“püm ” dedi, “an-na, bob-ba” dedi.. “aga” dedi de..
"bosdi" deyemedi, tay-tay edemedi Nejla bebiş
zaten bi sonuraki böbeğe de “Gülcan” hazırdı

***

“Nejla-Dudu?” değmedi yaşına
anamca; “nazar” değmiş
sapsarı uzun saşlarına
parıl parıl gülen gözlerine
boğazı bıçık, bıngıldağı yara
"hakgaşlı somruk" verdim almadı
"çığrına çığrına uyudu” zavallı
anamgil ovada yolmada
ebem “bi ğurşun bile döküvermedi” nedense
ağşam garannığı godular geldiler Mereçe Mezerliğine
Köse Dede, Şaban Emmi, Hamıza,
namazla içinde Bobamın guca(ğı)nda
ertesi ğün bulduk agamına(n)
öte başda bi Goca Çalının dibinde
daş çevrikledik gıranına!
gonçları gara yundan, anamın“beş şiş”ine ördüğü güçcücük çorapları
bobamın “baş yastığı”nın içinde
bir de çapıtla bağlı iki belik sapsarı saçı;
o yasdığın içinde kim bilir daha ne yadigerleri vardı Anamın
benim; ne yundan başyasdığım oldu, ne yadigerim
muradım…; murattın, muradımdın ..
muradım? bitecik sen’din!
çocukluğumdun
oysa sen; şe’re gelin olma sevdalarındaydın
sen gelin oldun
ben elin!
?
canın sağ olsun!
..
ha Şükür emrine;
bin şükür neyeyse!

KELİMELER
Ökçe: ayakkabının arka kısmı
Eğre: saçaktaki merteklerin duvar dışında kalan kısmı, saçakaltı
Gınnep: naylon iplik, ince sicim
Gılik: çekirdek
Tosbağa: kaplumbağa
Yarenlik: arkadaşlık, ahbaplık, muhabbet
Çomaç: yuka ekmekli dürüm
Mıh: çivi
Yamalak: yamultarak
Ehliyal: evlad-ı ayal, aile, evlatlar, ailenin geleceği
Yortu: dip sularının yüze vurmamasını sağlayan üstü kapalı yolak, su yolu, drenaj
Acanta; yeni, yesyeni, yepyeni, ilk el, eldeğmemiş, kullanılmamış.
Seyik: kol ve bacak kırıklarında kemiğin doğru kaynaması için yanlara konulan tahta, atel.
Şelek: boynuzu görkemli-şekilli olmayan, boynuzu kırık veya eğri
Yerli-gatli: ol gör, bir türlü, asla, mümkünü yok
Örken: örülmüş ip, halat
Çuncak: ipi bağrına alarak binilen salıncak
Fırfır: pervane (oyuncak)
Cırcır: çember (daire ve saptan ibaret oyuncak)
Tımılı : sapsız bıçak
Yahay: hayret, şaşırtıcı bulunan
Sıkma: gömlek
Cumayderneği: Perşembe
Değirmi: kare biçiminde
Cedit: yeni, kullanılmamış, kız eli değmemiş
Göresi gelmek; diyeceği bir şey olmak, özlemek
Horata: şaka
goca hala : büyük hala, ana-babanın halası
Püm: su, bebekler için su, yudum, “iç” demek

Resim için Sn Erdal BİNER’e teşekkürler
Peynirgülü / Sarı Kantaron
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Eğre / Son şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Eğre / Son şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
14 Aralık 2018 Cuma 16:09:53
ŞAİR DOSTU;
Gönüllerde yaşayan şiirlerde ve sizde sağlıklı ömürler dilerim…
Şiir güzellikler sunar…
............................................ Saygı ve selamlar..
İNSANOLDOSTKAL
15 Kasım 2018 Perşembe 14:09:35
ZAMAN DARLIĞINDAN HEPSİNİ OKUYAMASAMDA ÖZE YAKIŞAN HARİKA BİR EMEKTİ

Yüreğine
Emeğine
Sağlık

Selam Saygılarımla.
Kul Seyyah , 5 puan verdi
27 Ekim 2018 Cumartesi 14:36:45
Gönül sesin susmasın,kalemin hep yazsın,Tebrik ederim dost kalem.Selam ve saygılarımla..
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiİbrahim Çelikli. , şiirin sahibi
28 Ekim 2018 Pazar 11:41:00
Allahâ emanet olasınız saygılar sunarım ustadim
GÜL BAŞPINAR , 5 puan verdi
22 Ekim 2018 Pazartesi 08:51:22
Ne güzeldir hikayesi olan şiirler...
O masalınsı, gülümseten tadıyla, kabusla tanışmadan önce...
Ama sonu;
"sen gelin oldun
ben elin!" diye bitmeyeydi keşke...

Tebrikler...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiİbrahim Çelikli. , şiirin sahibi
23 Ekim 2018 Salı 17:36:53
kıyamam kardeşime..

şiirin can damarı orada zaten..
suyu böğmüşsünüz..

şehre gelin olan çocukluğumuzdur efendim..

asıl adı EĞRE (çatı çıkıntısı ağaç, mertek) olan şiir sanırım 2 yılı aşkın bir sürede hasıl oldu..
-giymediğim ayakkabılar,
-mülkiyet hakkının tanınmayışlığı
-yaşamadığım sevinçlar ya da adam yerine konulmalar
-anadoluda anaların kabul görmeyişliği ya da rüştüne fırsat tanınmamışlık
-yaşamayan kardeş..
ve ne pahasına olursa olsun gitmek mecburiyeti..
geldiğimiz yerde hasretimizin başşehri çocukluğumuz ve köy
Allaha emanet olasınız
Nilüfer Sultan , 5 puan verdi
2 Eylül 2018 Pazar 02:57:28
Yüreğinize gönlünüze sağlık selam dua ile. .
Nilüfer Sultan , 5 puan verdi
2 Eylül 2018 Pazar 02:57:27
Yüreğinize gönlünüze sağlık selam dua ile. .
Servet Bardak , 5 puan verdi
15 Ağustos 2018 Çarşamba 13:26:18
Yüreğinize sağlık değerli hocam
Tevfik DÖLEK , 5 puan verdi
8 Ağustos 2018 Çarşamba 20:06:34
Çok güzel bir kültür hizmeti olmuş
ÜSTADIM

Şair ince ruhlu naif insandır
Kalbe hitap eden güzel lisandır
İlham Haktan kula Lütfü ihsandır
Hep güzel eserler yazmamız lazım
---------------------
Duygu yüklü güzel şiir
Kaleminiz susmasın
Daima hakikati yazsın
Okuyanlar feyiz alsın
İNŞALLAH

Değerli ÜSTADIM
Tebrik ediyorum
Başarılar


Selâm ve duâ ile
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiİbrahim Çelikli. , şiirin sahibi
17 Ağustos 2019 Cumartesi 01:32:06
Ne güzel insanlarımız var..
Teşekkürler saygılar şükür
Nurefşan. , 5 puan verdi
1 Temmuz 2018 Pazar 10:37:43
Keşke bir kaç kerede paylaşsaydınız
Uzun olmuş ama okurken sıkılmadan okudum
Lehçeli şiirleri seviyorum hele tam kıvamında yazılmışsa
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiİbrahim Çelikli. , şiirin sahibi
2 Temmuz 2018 Pazartesi 11:40:09
biri diğeri ile ilintili
bir gecede bunu okumam için davet edildiğimde sadece ilk bölümü okumakla yetindim.. anlamsız kaldı tabi.

ömrümün son 1 yılının eseri..
vazgeçemiyor insan..
bizler profesyonel değiliz..

saygılarımı sunarım.
Işık Mehmetali , 5 puan verdi
15 Haziran 2018 Cuma 20:48:12
Bayılıyorum yerel lehceyle yazılan şiirlere sıkılmadan okudum eyvallah ...... hayırlı Bayramlar usta
Kalemin susmasın
_____________________________Selamlar
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiİbrahim Çelikli. , şiirin sahibi
18 Haziran 2018 Pazartesi 11:37:30
ömrümün son yılının tek eseri bu oldu..
şükür..

saygılar sunarım Güzel İnsan
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.