İbrahim Çelikli
135 şiiri ve 21 yazısı kayıtlı Takip Et

İlk aşk / özlem



İlk Aşk / Özlem

Özlem

“-o aralar yeni yeni deliganlı oluyon
nerdeyse her gün tıraş oluyon,
aynaya bakıp duruyon
Müslük Ebe bile gördü müydü
“-len çocuk, seni gördüm müydü
başım dönüyo
seme oluyon
hinciki ğızların hiç aklı yok töbossun

ben olsam valla,
dikilirin garşına
“yiğit ben sana havasın” derin
olmadı geder evinize
oturagorun
beni gaçırdı deye
gözelliğise-gözelliğinen
olmadı,
tüfeğise tüfenen

gözel çocuk,
seni bi afsınlayıvırayın
maazallah göze-möze ğelisin
neminazım
aman ha
gıyaman sana”
derdi
biz de eşek değiliz ya
o keyfinen
avcına bişiyler sıkışdırıdık,

“-ğözel o(ğ)lan senden para alırmıyın heş”
dese de, guşağının arasına saklardı
o bir arabuluculuk sevdasındaydı
hep keyif bağışlardı
“-madem izbar etdin
Omar’ıma vereyin
değilise alman
ben netçen hindikten keyri
parayı-marayı”
de!
emme ben de o ğünnerde
beyaz laylom gömlek,
ütülü pantul-iskarpin
saşlar arkaya daralı
ıldır ıldır
arko grem filen sürünüyon
kokular demişsin cabası
poçucu Yedidağ Çiçekcisinin•
en birinci müşderisiyin
zati bedafadan önşe bi beni
başdan aşşa fısfıslardı
“bu hu koku”
“bu şu”
“bunun bahasına eremen
sen bunu alma
bu benden” falan filan
aslı mı var, yoo!
deyuslug, emme..
Allaha var ya insanın canı da
ille onu isdeyo
o öyle deyincekleyin
neyise

köşeden çıkdım mıydı
garşıkı damlarda
perdesiz camlarda
etişgin gızları
hep benim yolumu
gözlerlerkene buluyon
çakdırmadan el sallayannarı mı,
fırsantını bulup -gaş atannarı - mı
ayna dutannarı mı ararsın
ben burdayın deye
yalan-yanlış ona-buna
başkasına
can havliynen bağırannarı mı
ne den sen
zopaynan ürküt
sevabına say

yalan söylemiş olmayan
gayfaya vardığım bille
önşe ğız bobaları
“-buyur gara yeğen
bi çay iç”
“-boban neytdiyo” filen
deye
muhabbet guruyollar akılları sıra
tabi biz de yuduyoz
eli mahkım

dezelerim-halalarım düğünnerde
ben davılın öğünde oynarkana
para dakıyollar
gula(ğı)ma da
işde “-………………..”
hundan, şundan, falandan”
deye fıslayollar
“-len gad(i)uğrayasıca
yoluna ölüyo len” falan
deye böğrümü dirsekleyollar
tenimi buruyollar

Allah sizi inandırsın
düğün ertesilerinde
yanlarım, gollarım
mosmor-çümçürüg oludu
keyfe keder

işde tam da o ğünnerde,
Özlem geldi köye
Özlem de Özlem hani
ne zaman sokağa çıksam,
gözlerim benden habarsız
Özlemin olabileceği yerleri darayo
emme valla-billa bi ben deği
herkeş birbirinden gizli
Özlemin hayalını guruyo
farkında olmamıyın
eşek gibi
farkındayın tabi
emme arın bokuna
irenk vermeyoz,
kimseye de bişiy demeyoz
Musduğa attığımız havayı saymazsan
yazık “-valla dünür file yollamadım” deyo
emme -osdurmasa kokmaz- de(ğil)mi

zengin çocuğu belasını da öyle savışdırdık
Allah mafaza “-heyt len” file deyvicek
belaya garılıp galcaz
bereket inkar geldi
çocuğu bida(ha) da o yollarda
görmedim zati
bi de aklıma
“zavallının ordan geşmesi mezbur da
niza çıkmasın deye başga yerlerden gediyosa”
ayıp edtik valla,
hak var hukuk var
gapı ğonşu deelise de
aynı mallenin çocuğuyuz
bayramdan bayrama da olsa
ebemin yana geli ğederler maayilecek
bi dee
ne de olsa yaşca-başca bizden ilerde

kader işde,
o’da gaderine küssün
neydeyn hinci
heyvah desem var mı faydası
olan oldu bi kere
o da tekerime daş gomaya gakmayvısaydı
ben biliyon mu,
ne bok yediğimi
deliğannı olduk ya
o zamannnar öyle olcak zannediyoduk zahır
hatda ve hatdaa ben
hele bi Özlemin gulağına gedsin
onun uçun elin adamına hava atdığım
“hoşuna ğeder” deye
“keyfden dört köşe” oluyon
insan gözünü daldan-budakdan sakınmayo
öyle zamannarda
aklımız bi garış havada….

dahası… sabah ovaya mı getdim
tabii esgisi ğibi işe gederkene
esgi-püsgü keyinmeyon
n’olmaz, n’olmaz
işdeykene, köye gelikene, köyde
yolda-belde
Özleminen garşılaşma(ya)ca(ğı)m
ne malim de(ğil) mi?

işe ğetdim ya hani
alelacale işe duman atdırıyon,
olmadı mı bi mahanaynan
zelveyi gırıp, gayış atıyon
neydip edip,
kuşlukdan önce
yallah köye
emme köye gelelekten,
sankı Özlem’e geliyomuşuyun gibi
gönlüm akıp gediyo
dayısı gillerin evden yanna

emme oraya varana gadar
düşlerim dovalarım neyise
tam da görebileceğim an!
onu görmekten değil de,
ona yakalanmakdan
gorkuyon haralda
gözlerim pencerelerde onu arayokan
bi de içimden
“-işallah yokdur” deyon
neyeyse
belki de daha fazla hasret galmağ uçundur
sevda çekmek bu mudur?
bu nası bişiy!

gıreşşek bizim evden yana sapınca
sanki zıyana gediyomuş gibi
çevirmeye gakıyon o yanna
neçeden sonura aklım başıma geliyo
Şeddeli görü(r) de olmadık yerde anar,
onun-bunun yanında gınar deye
betim benzim atıyo
“aman neyderse etsin”
deyon kendi-kendime
Aça’nın köşeyi dönünce
yolum düşüyo her tefasında Ortamelle ye
nerden geli(r), nere ğedersem
gözüm anında o yanna gayıyo
bulduğum her fırsantta

öte yandan işin aslı ben de
Özlemine(n) bir-kaş kere
göz göze geldiğimde
oldukça mahçubudu
kirpikleri uzun uzun
gara gözlerinin içi parıl-parılıdı
yüzünde bi allık uçuşurdu
helecandan
her seftesinde gözlerini saklardı

seninen gonuşurkana
bişiy deme bilene
gamzeleri alana çıkar
töbe estafurullah sanki ömrü hayatımda
o ğüne gadak
hiş gamze ğörmemişiyin
bi an höyle
yüzüne bakdığın bille
gözleri, taa içine işler
işte o zaman,
..
kalbim durcak gibi olurdu
nutgum dutulurdu

insan uçar mı
valla uçuyodum sevincimden
o haylaz hallarım filen getdiiiii
melaike gibi bişiy oldum
iresmen canım!

onun o gözel yüzü
gözlerinin parıltısı,
gülüşü
yüzünün alı
utancından, gözlerini gaçırışı
beni bekleyişi
yolumu gözleyişi
gözlerimin öğünden getmeyo
bu nasıl bişi(y)

havaslık bu mu ki:
gara zevdaa böle bişiy mi ki
“insan başgasının uçu
ölümü göze alır mı” deyodum ya
ben onun bi gülüşü uçun bile
canımı vermeye
dünden ırazıyın şartlar şart osun

arayer lafı çoğ oludu da
gülesime gederidi
hinci benim durumum
o annadılanlardan bin gat beter
şikatçı mıyın
ı-ıhn
valla billa değilin
o üzülmesin
bana yeterdi

*******

Esmecik
“-len çocuk sen havasmın” dediydi
ebemin holluğundan
yumurta çalarkana yakalanmışıyın gibi
ben yüzüm gıpgırmızı
“-kime” dedim
“-Özlemee”
“-ne havaslığı ya!
bi de o lafı çıkarman
…. bacım
zatinden ..”
“-yani sen o ğızı sevmeyon mu”
birden yımışadım
“-şeyyy
seviyon da!
beni beğeni mi”
“-civan gibi deligannısın
neyini beğenmeycek”
“-o okuyomuş
zahır okuyana varı”
“-sen de oku!
üç otuzuna mı girdin
eşşe(ği)n eşek dölü”
esgiden olsa gızar
nize filen ederdim en azından
hinci hoşuma bile gedti söylenmesi,

“-seviyosan,
götünü sıkacan sende
eller gibi okuucan
okuyannar anasının garnında mı öreniyo
yonsa okuyannardan bi noksanın mı var”
“……”
“-durduk yerde,
adam getirip de
“sen benim gıza havasımışsın
me! ” mi deycek”
………..

“-haaaaa! gız da seni seviyosa
o başga!!!
okumasan da
çoban olsan da geli,
okumuşsun okumamışsın fark etmez
emme…
bu senin başını göğe değdirmez”
…

“-ebi-cetdi mutlu eyi olaman,
gönlün ıra(ha)t etmez”
“-sağol Esme Aba …….
okuycan, anasına satayın,
gecemi gündüzüme ğatıp”
….
havasın
havasın işde
aşığın
seviyoooon
Özleeeemmmm

herkeş onun hakkında bişiyler annadıyo
yok filana “megdup yazmış” da
yok filanca “isdetceğmiş” de
yok şonnara “anası olabili demiş” de
yok falanın “gardaşıynan sıkıymış” da
yok falancalara
“ağşam çorbası işmeye getmişler” de
yok işte hunnarın ba(h)çaya erik de(v)şrmeye
ötekinnerin harımdahı göğeriye
bosdan yemişler,
pıransaynan çökeleği çomaç etmişler
ille de gözüme gözüme bakıyollar
bana neyise
goya ben de irenk vermeyon emme
gel bana sor
köfte oluyon işin aslı

kimi de aklı sıra beni avıdıyo
“-yanal almaya daş atan çoğ olu” deye
“bi ğızı bin gişi isderimiş” de
“bi gişi alırımış” da
“gönül kimi severse
sultan oyumuş” da
“-ee Özlem de seni isdediğine ğöre”
demeye getiriyollar akılları sıra”
yani “sağa-sola sataşma”
demeğ isdeyollar
öye ya gari

demek kiyne
Musduğa atdığım havayı
duymuş herkeş
zengin çocuğu deye
belki onu goruyollar
ya da bana “bak asdanım zengine çatma
belanı bulusun” demeğ isdeyollar
umrumdaydı sanki
emme açcık da
aklıma, onnara yaranmak isdeyenner
bi bok yemesin
kim vurduya getmeyelim deye de
aklıma ğelmeyo deği

ne taş atannarı gale alıyon
ne avıdannarı duyuyon
ne cay edennere
ne ıvga verennere aldırdığım var
ne de şantacı tehdidi dakdığım
emmeee!
anası olcak cadaloz garı
o yok mu o!
anası iliğimi damarımı guruduyo,
cansuyumu kesiyo
“-tahsılı neyimiş” deye
benden uçu sormuş da
“-bana damad olacağı tahsılı
benim gızın tahsılından
yünsek olması gereğir” demiş de
“-önşe gızın beğenmesi ilazım deği mi” demiş de
“-bobası köye ğız verceğdi de
neye şe(hi)re getmiş” de
“-okuyan ğız köye gelin olu(r muy) muş” da
“-bu dul ğarı mıy mış,
gız oğlan ğızımış ” da
“-onun da gursağında havası varımış” da
“-gızının daha vahtı var”ımış da
neyimiş de
neyimiş
ne olmuş da
ne gonmuş
ohooo!
bi diğne bin ah eşit

bilmeyon başga hiş bi zaman
goca köyde sadaca bi konu
bu ğadar gonuşuldu mu
ne anası,
ne bobası,
ne de bi başgası
varısa da Özlem,
yoğusa da
Özlem-aşşa,
Özlem yokarı
Özlem filan yerde
Özlem falan yerde
Özlem honnarda
hinci şonnarda
dün şurdaydı
zabala hordaydı
falanca filancalarda görmüş
öteyki feşmekancalarda görmüşümüş
yau hiş başga işiniz
galeniz yok mu arkadaş

yok!!
Özlem hunu demiş,
Özlem bunu yemiş,
Özlem böğün mor keyinmiş,
Özlem saşlarını höyle daramış
Özlem hu türküyü ça(ğı)rmış
Özlemin dik topuğu ,
Özlemin uzun boyu,
Özlemin çentesi,
Özlemin mavı eteği,
Özlemin ponturu
bana ğöre de ille Özlemin gözleri,
parıl-parıl parıldayan
gülümseyen gözleri
bal süzülür gibi omuzlarına dökülen saşları,
guduret vereseği hilal gaşları
ay gibi yüsündehi gamzeleri,
gamzeleri….
Özlemin her şeyi
her şeyii
sankı başka bişiyi gale alacan

elimden gelse,
başga ağızlara
Özlem adını anmayı yasaklaycan yahu
gerçi valla gula(ğı)m file duymayo
hiş kimseyi,
hiş bi şeyi
garşımda datlı-datlı gülüvürüyo
Özlemin hayalı
benim gözlerim parıldayvırıyo
Özlem……….
göz parıltılarımın kaynağı
yaşama şevkimin can suyu

o serseliklerimiz,
haylazlıklarımız filen…
galmadı gari canııım
memi de
anam olmaycak bişiy bile istesin
derakab !
“hu işi höyle edersem,
bobam sevinir” deye
aklıma bişiy gelse,
anında!

esgisi gibi,
bobamı gızdırıp tüngüldetcek
sinirlendirecek
güplere bindircek,
evdeki asabiyet gatayısını
yünseldecek bi durum
asla!
ve kat’a
valla bi hanımevladı oldum evde
mübala(ğa) deği

**
o olur-olmaza sinirlenen,
köpeğe oş,
tavığa kiş deyen
ayağıma bastı deye bücüğü
mızıldadı deye çocuğu
çitme attı deye beygiri
dengi davşımadı deye eşşeği
topal eşşek sudan gelinşeye gadak döğen
her şeye zıt geden
çoluk-çocuğa het-hüt deyen
söğüp-sayıp, silip-süpüren ben
garıncayı incidirin deye
yere basmaya gorkar oldum
elhasılı kelam melaike gibi bişiy oldum canım
kert-kortluğum filen galmadı
görseniz inanmazsınız valla
sevda böyle bişiy işdecik

bazı-bazı canım sıkıldığında
Özlemin hayalının gülüvürüşü bana yetiyo
bazan da
“-seni mi bekleycen,”
“-kim isderse ona varın”
“-ben köye gelin olman”
ya(hu)t da “-anam bili” falan deyiviriyo ya
valla deliriyon
sankı
“-bobam bili” dese
bobası köye verceğmiş ğibi
anasından gorkuyodum işin aslı
fellik fellik gaçıyodum ondan
oyusa oldu-bitdi,
ğeldi-üeşdi
ne garşı garşıya ğeldik
ne yüzünü ğördüm
ne sıfatım
ne simam tadıdık garıya
emme o zamannar çok güna(hı)nı aldım
Özlem olmayan herkeşi
anası sandım
ben
ağşama gadak Özlem’i sayıklayon ya
gece boyu da Özlem hayalımdan
düşümden gedmeyo
bi de anası olmadık zaman
garşıma çıkıyo
aramıza ğiriyo
gan ter içinde uyanıyon

nere ğedersem gedeyin
nerden gelisem geleyin
gözlerim Özlemin oluvucağı yerlerde
bi kölge geçivise
yaprak gımıldayvısa,
irkiliyon
solu(ğu)m daşıyo
her gördüğümü o sanıyon
oyusa kim benzeye bili(r)ki ona

bilseniz içimde ne delilikler esiyo
aklıma ne çılgınnıklar geliyo
mütamadiyen Özlemi düşünüyon ya
sahat kaç olusa olsun
çıkıp varmak
alıp-ğaçmak
ya da heş değilise
camda da olsa
kölgesini de olsa ğörmek namına
gecenin geç yarısında
aklıma neler geliyo neler
sahat kaş deye düşünmeden
gecenin leylisi olmuş
sabahın seheriymiş
fark etmeden

len ben Özlemi ıcıcık
son bi tefa ğörmeğ uçu
nerelerde zabahlayon
eyi de esgerlikde nasıl ta(ham)mil edecen
aman canım onu da o zaman düşünürüz
benimki de keyfe keder
sanki her şeyi halletdik de
anasını sattımın

emme hinci ğetmeli
evlerinin öğünden geçmeli
garşılardakı çelenlere sinmeli
köpekler havlamış
dayısığil dışarı fırlamış
umrumda mı

yerden bi çiğil almalı
cama atmalı
ya özlem o odada yatmayosa
ya dayısı çıkarsa
“-ulen çocuk senin zavırına”
demeye gakarsa
bi gocaman daş da sol elime
n’olur-nolmaz
olmaz olmaz
olur ya iki kişi çıkarsa
bi birine
bi ötekine
ya da dabana guvvet gaçacan
aklıma neler geliyo neler
yüre(ği)mde bi gümbürtü

çiğili tam atacan
“-boş ver” deyon kendime “-boş ver”
Özlem bilse düşlerimi
valla hakır hakır güler
ben de gülüyon anasına satayın

yanıma ğadar geliyo
goca-ğoca köpekler
benden yana dizgirdiyollar
hırlayollar
onarı görünşe barabar
ben de sıkışmışıyın,
fark etdim emme nası edecen
zati orda olcak şey değil
ıçcık höyle sivişebilsem

orada cımıcık debelenivisem
hepiciği her yerden
-üst ayağa gakacak -
ne var, noluyo deye dam başına çıksalar,
etirafdakı evlerden desdiliklere üşüşseler,
ele-ğüne irezil olacaz,
dile düşmek işden bile değil
ya da bu döyüs, “hırsızlığa geldi”ydi
der mi
der
elin ağzı kesen de büze mi bilecen
………
hayalarımı bile sıkıyon
eğişiyon filen emme narasın
açcık aralaşdılar da
ordan dabannarı yağladığım gibi
yampiri-yumpiri
aşıtladırına-aşıtlatmaz
ıra(ha)tlayıvıdım
nassı ıratladım
ulen sırra gadem basamacağımışıyın
töbeler töbossun az daha
altıma goyvuruyodum
hele bi de köpekler
sıkışdırsa file etseydiler
………
o değilden gene
çal(ı)lığın yolunu dutdum
bireşden gene davetsiz musafirler de
yenitten ora ğeldiler

yalbastılardan ikisi de çatışmış
biri de(y)zemgilin gancık köpek
ötekide Al(i)day(ı)ların güdük
Şeytan Alinin sürü köpe(ği)
Başarannarın Almalıkdan
peydahlamış ya hani
ülen ikisinin arasına bi sırık endirecen
emme nüsubet kirt bişiyidin
depesine vurup öldüresin

çoluk-çocu(ğu) yoldan geçirmez
Deli Ğelin sahannıkdan file oş dese
bana mı deyon demez
aldırdığım file yok nineyeyin
guduruk , sinece filen olularımış
aklıma geliyosa namerdin
ganarelerin peşleri sıra gıçıgırıg biri
onara etişmeye çalışıyo
götünü sürüye sürüye
gülesime ğediyo

gözüm Özlemin geşçe(ği) yerlerde
“ülen De(y)zo(ğ)lu vala billa haklı” deyon
“enikleri daşlayalak öldürüyo” deye
ardından Dezeoğlunu gayarlardım bi de
içimden de olsa;

haklılar töbossun
her sene her sene altışardan
bi köpeg alsan
üş seneye varmaz köpeg sürün olu
depit mi yeter len
demek ki(y)ne,
çoğ olan şeyin gıymatı olmayo
ille direm direm
köpeg yerine goyunnarı altışar guzlatmanın
imkanı olsa
…….
ya onnar da ısdırısaaa
……..
aman, neyise,
bana ne

Alla(hı)n işine garışmaya ğelmez
vardır bi bildiği, ne üsdüme farz
o O’nun işi
oyusa köpekden ne ğadar gorkarıdım
güççüğüken dibek döğmeye ğetdiğimizde
Akmemetlerin goca köpeg
ölşmek gibi olmasın
ta huramdan, höyle valla
dübürümün yan(ın)dan daladıydı da
hemen teze deri sardıydılarıdı

yara tam da eyi oluyo derken
bi helaya gedeyin de bi
“ıkınıvırayın” dedimmiydi
haydi gülüüüm …yandı keten halva
öyle-böyle dert deği valla
Allah gandüşmanıma vermesin
gıçımın üsdüne oturamayodum
yara ganadıyısa,
ya da ponturun dışına filen geşdiyse deye
gayfada acıcık bile gıynaşamayodum,
durduk yerde irezil olmakdan gorkuyodum
ganlı-kinli düşmanımısı da
Allah gul başına vermesin
..
el hasıl epili bi gan telef etdik
da!
ha deyinşe kendime gelemediydim
güçcüklüğümde zırtıl bişiyidim
gıçımda don durmazıdı da göbeğimden
anam ponturuma asgı dikividiyidi
o mubarek de ıccık dar mıyıdı bilemecen
ya iliği gopardı
ya deliği yırtılıdı
olmadı asgısı sökülü(r)dü
ulamak yerine dikdikçene
gısalırıdı tabi
de! hinci nerdeee!
eridim ğetdim

de! deyceğin
hâlâ
aklım depemden çıkar
bi köpek havlayvısa
emme
o ğün erkekliğe su sıçratmadık işde
cühela cüretimidir
garazevdadan mıdır, nedir
valla kendim bile şaşıyon
ne hekmetise
aşk başa ğirdimi akıl gezmeye gederimiş
yalan deği(l) valla-billa
garazevda
öyle bişiy işde

bi ğün Gök Kezban
“-len oğlannn” dedi
“-sen eller gibi gayfaya ğetmezdin
hinci zabahdan da(ha) o yana gediyon
gece yarısı da
nere ğediyon
nerede zabahlayon
kimin yana varıyon bilmeyon
ne zaman uyku uyuyon
ne zaman işe gayda bakıyon
şaşdım valla ha”

Alibee(y)nin garı da
“-o ne va!
Mısır’da Sağır Sultan duydu va
sen bu çocu(ğu)n
cayır cayır
çıra ğibi yandığını bilmeyon mu”

“-va!
valla ben hiş duymadım ay aba
kime len”
“-eyi gari ay Kezban
bu köyde havas oluncak kim mar”
“-ne bileyin ay aba”
“-Özleme zahar”
“-ee eyi valla
şey mi len ay çocuk
gızın da habarı var mı bari(k)”
“-gara cücen habar eder mi”
“-deyvisen ya len
gaş atdın mı”
“-…..ya a(h)!”
“-olum nekdipleşdiniz mi
gonuşdunuz mu”
“-….. ı ıh!”
“-eee”
“-..”
“-zahır insan bi nekdip yazar
habar eder
saklı bi yer de filen
buluşur; gardaşım”
“-hincikinner bilmez öyle şeyi”
“-……..”
“-va!
o ne len çocuk
gaş yok,
göz yok,
söz yok
dedikleyin”

“-eyi de aba ne yazayın”
“-va! ne yazarsın
ay gardaşım
zahır
“seni seviyon” dersin
“hep seni düşünüyon”
“hayalımdan getmeyon” dersin
“gece düşüme giriyon” dersin

“her yere adını yazıyon” dersin
“bu dünnede senden gözel kız
“senin adından gözel
gız adı mı var da”
“başkasının adını sayıklayan” dersin

“dişim arıyodu
seni ğöreli unutdum” dersin
“ekmekden aşdan kesildim” dersin
sensiz bi lokma bo(ğ)azımdan geşmeyo”
“anam sana bakmaya
ağzını kokmaya ğelcek” dersin

“saçından bi tel yolla da
goynumda saklayan” dersin
“benim olmazsan ölürün”
“başkasına varısan kendimi
int(ih)ar ederin
seni başkasına yar etmen” dersin

“boban vermezse
seni gaçırın” dersin
“bana mekdip yazarsan
dünneler benim olu(r)” dersin
“eğerinem bana gelisen
elini ılıdan sovuğa vurdurman” dersin
“çocuklarımızın gözlerinin,
gözelliğinin sana
benzemesini isderin” dersin

“dünne bi yana,
sen bi yana” dersin
“seni gördüm müydü mü
dünneler benim oluyo” dersin
“seni mutlu etmeğ uçu her şeyi
elimden gelenin bile fazlasını
yapmaya hazırın” dersin
“yeter ki sen benim ol” dersin

“bi galp iresmi cızarsın
içine hemi onun
hemi de kendiyin adını yazarsın
ya da başharflerinizi
bi de galplerimiz dayima
birlik atacak” deye yazarsın
“kestane kebab-acele cevap” deye yazarsın

1sepet sepet yımırta
sakın beni unutma
unudursan küserin
merabayı keserin” deye yazarsın

daha ne deyen gara gardaşım
ben cahıl bi garıyın
aklım tahasına ermez
felek dünnede bi de okula ğetseymişiyin
sen o zaman görceğdin beni
…….
iki ğün sonura çekdiler getdiler miy di
heyvah dersin emme iş işden geçer
getdimiydi de zati
elden geder”
……….
“-geder mi!? ………….”

yazsam
ne yazcan
hadi Kezban Abanın dediklerini yazayın da
nası vercez
en eyisi mi
bizim gız emme
ne deycen
dedik, hadi aldım gabil etdim, aldı
gız gısmı bu işi becerebili mi
becerdi deyelim
ele-ğüne garşı
el ne der
hadi eli sittiret
ya Özlem almazsa
aldı deyelim
ya yazımı beğenmezse
ya garşılık vermezse
ya dayısı ğilin
anasının habarı olu(r)sa
ya cevap mermezse

ya veriseee, sen seyreyle beni
seyret gari
nassı uçuluyomuş
bi ğün ebem ıramatlıg;
söğeye dutunalak
yanıma ğeldi
eliynen sırtımı sıvazladı
sol eliynen dizimi dutdu
sağ elini de sırtıma go(y)du
“-endeki yüzünü sıdırıp durma
“kaşıma yarayı şıban edersin” demişler
yüzün çiçek bozuğuna döner sonura
evlendinmiydi geçer
marağ etme”
dedi.

böğün kü ğibi aklımdadır
ıramatlık yüzümü avışladı,
derin derin
yüzümü gözümü seyretdi
soluklandı bekledi
“-ah.. ah” dedi
“-Allah kimseye evlat acısı vermesin
çekmeyenler bilmez evlad acısını

derdini hiş kimselere deyemedi
yavrııım!
hiş adını bile anmadı kimsenin yanında
Emmin Iramatlık varıdı da!
senin ad aldığın gari
yaşı benzemesin
garazevdalara yandı ay yavrım
“-sevipde bi ğızı alamazsan
adını yadellere destan eyleme”
deye türkü söyler dururdu
o söylerdi
benim burnumun dire(ği) sızılarıdı
gözlerimden siğim-siğim yaş boşanırıdı
ahım-şahım bişiy olsa hadi bi-ta
değilidi valla,
değilidi bila yerler yeyesice
onmadan gedesice
o zamannar da anası ğibi
usdurası içinde nekbetin tekiydi
emme gönül bu;
ota da gonaaar,
bokada!
gondu da bok yedi işdeecik

geldi-ğeşdi
emme Allahı var
kimsenin adını yavız etmedi,
ağa adam ğız vermez çobana
derdini kimselere deyemedi
emme ben biliyodum
ana yüreği bilme(z) mi

garağuzum!
içine ata ata dertlere ğardı
ağa ğızının umurunda mı
o gelini gördüm müy dü hala
boğazım sıkılıyomuş ğibi
nefesim daralı(r)
gerşi onun da....
çoluk-çocu(ğu) file olmadı
emme!
bana ne
beniki benden getdikden keyri ne fayda
geri getiri mi garaguzumu
ilk yoklamaya sediyeynen götürdük şubeye
akrenneri esgercili(ği) işledi geldi de
ben daha gara yazmamı çıkarmadım
hala daha düğünner de bile
eller ğibi şenlenemen
oynayıp-galgıyaman

üş ğün sonura unuduldu
“-ince hasdalık”dan deyividiler
anası unudabildi mi bakalım
ataş düşdü(ğü) yeri yakar
ebeyin halını soran
bilen mi var

yemeden işmeden kesil di de
beylerin gonaklarına taraf
gözleri dönü-dönüvüdüğünde
içimde bi alaf
“-Ğözel Irapbın sen bilin gari
sen bilin” dedim
“-ne yanı hayırlıysa
nası bilisen gari” dedim!

dedim emme
içim gan ağlaya ağlaya
........!

kim bili dovam gabil oldu da böyle oldu
kim bili yazgısı buyudu
bilemecen gari
orasını Allah bili
ğözel Alla(hı)m bili bili işler
her şey de bi hayır vardır
demişler

en sonunda garağuzum
ğözlerimin önünde eridi getdi
hemi de nası
ğünden-ğüne
dakgası-dakgasına uymadan

günahı obal(ı) boynuna
barabar çobannıg etdiği Hebiboğlu önsıra
“-oğlum onnar ağa-bey
çobana-yabana ğız vermezler
alıp gaşsan
bobayın zaten ileç dutar yeri yok
Allah m(a)hafaza anana filen eziyet ederler
ğızgardaşını güce ğörüler

onnarın her cihetde köpee bulunu
dağ başına budayvırılar ganadını-golunu
sen yol bilmen yolak bilmezsin taha
üç adım atmadan yakalanısın
“Gövcelli’ye varı,
Aydına geldim sanı(r)sın”

böyle deyon emme
ğızın gönlü sende mi bilmeyon
olsa ne yazar
böğün sana ırazı geli
yarın bobasının evindeki ıratlığı arar

bir olur, iki olur
üçüncü de bok olur
sen gel bu sevdadan vazgeş
gonu-gonşu da,
köyde başga ğız mı yok
evelallah aslınız asaletiniz belli
beyin deyen sana eliynen getiriviri”

“-Allah bili ya o da kendi gızını
gascan deye haralda
çalıya daş atıyomuş anlaşıldı ğari
sankı ğaraguzum ağa ğızından
başkasına bakıyomuş ğibi
o marağınan zaten, ne yedi, ne işdi
ne de bi başga tarafa bagdı
ana yüreği dayanır mı,
dayandım;

“ölsün de gurtulsun yavrım”
bu dert irezil eder bunu
ölmez sağ olusam ömrümün yettiği yere ğadar
bakarın gurda-ğuşa irezil etmen emme
yarına çıkcamıza Allah Kerim
hemi de ağa ğızını verse de
ğaraguzumdan hayır gelmez gari
gözel ırapbım ele-ğüne irezil etme
al tez elden amanetini”
deye dova etdim

bi ana evladı ölsün deye dova eder mi
ediyo işde”
……..
“-onun uçu,
neye mal olusa-olsun
dikil karşısına olusa-olu(r)
olmazsa gam yemezsin
ben elimden geleni
ardıma gomadım dersin
içine dert etme
ince hasdalıklara garma sen de
ecelsiz götürme beni
kınalı guzummm
gadersiz guzum”
……….

“-yeter ki dertlere garma yavrım
anca kendine edersin
el gızının uruhu bile duymaz
yazık olu, sana yazık,
anana-bobana yazzık
zati ba(ğ)rım yanık
bi de senin ardından yanmayayın
sana ağıt etmeyen
Allah bana bi da bu acıyı yaşatmasın
ölürün hakkımı halal etmen

“evlerinin yolu bükülü geder
zülüfü gerdana dökülü geder
bir yiğit de sevdiğini almazsa
o yiğidin beli bükülü(r) gider”

sana ğız mı yok len
hay gapbiicik hay
Allah hiş bi ğulunu tek yaratmamış
onun uçu gereğirse ğaçır
emme elden ğaçırma
ğereğirse
bobanınan ben deyen
hiş umudum yok emme ..........”
“-Allah ırazı olsun
elerin dert görmesin
ömrüne bereket ebe”

ebemi Allah gonuşduruyo belli
hadi hayırlısı,
yüre(ği) ynık olunşa zavallının
elden geldik gayret ediyo
olmaycak bile bi iş
yönedine gedmeye durdu muydu
geder de geder gari
marağ etme sen
emme…gelgelelim
bi tersine geddimiydi
yönedine döndürmenin
imkanı var mı
mümkünü olca(ğı) yokdur
ı-ıhhn
o hesap;

gari söz vahtında açılı derler
işde böyle bi bayram günü

Hesne Gelin,
beni gayfadan ça(ğı)rdı
sırtına Şabanı ebişdirmiş
“-mücüdemi isderin emme ha”
Özlemden bi habar,
el gadar kıyat parçası da olsa
mekdup mu varıdı acaba
gayfadağı cemi cümle ahali
bana bakışıyo
“-buyun gellaba” dedim

içimde bi kürpüldeme
soluğum daşdı valla
yonusa Özlemi
bana isdeyvicekler mi,
demek ebem, bobama demiş
hadi hayırlısıyna
olum memed!..

“-Özlem sizin evde” dedi,
o an uçu, bu hepisinden daha
mühimidi valla
hayal edebileceğimden
çok çok fazla bişiy

hemen eve seğirtmeliyin
emme nassı
ne uçu getmiş olacan
ne olacak mahanası
“sağol gellaba ,
elin ayağın dert görmesin
Allah dutduğunu altın etsin
Allah senin de murazını versin”
yol boyunca da dovalarıma dövam etdim
şükrün dersen, bini bi para
içimde bi sevinç
öylesine bi safa
bi heyecan
ömrümde bi daha olmadık,
olmaycak kadar,

gayfaynan evin arası bu ğadar uzakmıydı
o ğüne ğadar bilmeyodum
galbim küt-küt atıyo
“Özlem bizim evde ha!
vay anasına olcak şey mi len”
doamlarımı bitiremeden
bi solukda varıvıdım eve
bi bakdım hanayda
değişik değişik bis sürü papba
içerden cağıl-coğul sesler gülüşmeler geliyo
duralakdan birinin Özlemin dayısı
olduğunu anladım
“varsın ossun
Özlemi getirmiş ya
varsın ossun”
Allah senden ırazı osun Gara Dayı

o değilden, habarsızımışıyın gibi içeri ğirdim
“-hoş geldiniz amca”
şeytana uydum
ötekinnerinen de yanak-yanağa öpüşeyin deye
Özlemin dayısını da yanakladım
adam ileş gibi cığara kokuyo
tütdürüp duru(r)
bereket e(vi)mizde cığara içen yok
soluğu demişsin daha iğrenç
insanın nevri bulanıyo
emme aldıran kim
tasası bana mı düştü
alcak de(ği)lin….,
satcak de(ği)lin!

zatinden hemen onu geşdim
araya dayısının ğızı girdi
nusibet
yaltak yaltak, dudakları boyalı
bi de gaşlarını filen almış haspam
aklı sıra; sosyete olmuş, inceliyo
“küt” deye belinden gırılacak
seninki göğüslük filen keymiş haralda
bicikleri yokarda, sankine ben burdayın deyo
ya Rebbim ya Resullah bi iş var bunda
bi halt demeğ isteyo aklı sıra emme
dur bakalım
amaaan bana ne
“-nassısınız abi” falan
ulen bi lafazan olmuş
her ilafın işinde, gör bi
bi de gözlerimin işine işine bakıyoru ku
benin deyen adamın içini yakacak zilli
valla vız gelir-tırıs geder
bakarsam iki gözüm öğüme aksın
hemide Özlem var işin işinde
işin can alıcı nokdası o

valla Özleme ne zaman
“-hoş geldiniz” dedim
ne zaman tokalaşdım
elim, eline değdi mi,
değmedi mi
böğün dahi vallahi-billahi bilmeyon
biliyosam namerd olayın
sekiye geşdim bi götlük yer buldum
sığışdım oturdum
ne dayısından,
ne dayısının gızından
o ğüne ğadar o ğadar
nefret ettiğimi bilmeyodum

len bunnar kendilerini ne zannediyollar yahu
ikisi de; her boku biliyollar
her olayın, her ilafın içindeler
her şeylerden habarları var
biz bunnarı hiş farketmemişiyiz

dayısı beni devamlı meşgul ediyo
adama cevap yetirmeden ğızı
bişiyler soruyo
sankı sorgu hakiminin garşısındayın yau

Özleem;
Özlem bambaşka tabi,
o mahsınlık
o ğözellik
inci gibi dişler
ıldır ıldır ıldırdayan ğözler
ğözlerinin ğarası ğara
ağı ak!
bal rengi yanaklar
bal süzülür ğibi saşlar
tel-tel valla,
her şeyi bal gibi
emme kendi baldan datlı

o yüzündeki allık
o gülüş
yau bi insan bu ğadar nasıl ğözel olabili
Cenabı Rabbil Alemin birine daa böyle bi
ğözellik bahşetmiş olabili mi
ben cee ı-ıhm valla olamaz
billa olamaz
ya da bana ööle ğelito

emme ben ne dayısından
ne dayısının ğızından
bi türlü Özlemime bakamayorun ku
tam cuvaplarını vereyin de
Özleme bişiyler sorma mahanasıyınan
bakayın deyon
ne mümkün bilader
gerçi bi de ne sorcaz,
hala aklıma ğelmiş deği(l).”

“-yau acaba saçlarını bi ta ğörebilcen mi
gözlerinin irengi ne
dudakları boyalı mı
anam “şe(hi)rli garının dudak boyasına
dik topu(ğ)una yetemessin” deyo ya
ne yetemecen Alla(hı)n aşgına
istesin canımı vereyin

emme
Özlemin dudakları boyalımı,
hakiki mi,
boyalıysa boyası ne renk
dönüp bakmak mümkün mü
hay senin dayını,
dayının gızını
töbe töbe

bi de düşünüyon
“-ne deyon o(ğ)lum len sen
yarın bu adama “dayı” deycen
“gülü seven dikenine gatlanı”
biz de dayısına da,
dayısının ğızına da gatlancaz gari

emme Allah bili bu adam
bana kendi gızını gasmayı düşünüyo
ğızının hallarına da bakarsan
“yeme de yanında yat,
orasbı! dünden ırazı”
bi de dönüp kendime;

“-len o(ğ)lum
sen kendi-kendine gelin güvey oluyon
gübe girmeden turşu oluyon
daha hol yok-yumurta yok dedikleyin
gapılarını çal bakalım bi ne deycekler
kaş para başlıg isdecekler

garısızlıkdan ölürün,
ona dönüp bakarsam ne olayın,
değil bi üsdüne üsdelik para ha!
“kırtıklı guruş ” vermen valla
bedafa da vercekler
olmaz, üsde para verseler de
on gönlüm olsa
onunu da
Özlemden başgasına ayırman asla

asıl can alıcı noktası
Özlem n’olacak abey
öte tarafdan
Özlemin kötü habarını almak var
ğız ayda yıl da bi köyü zeyarete gelse
bana enişde mi deycek
ya ben enişdeye ne deycen
düşüncesi bile
nutgumu garışdırıyo
alt-üsdediyo valla
len bunnar nerden neşet ediyo ”

bi yandan da bakınca
bu adamın, bu ğüne gadar,
ne halımızı, hatırımızı
sormuşluğu var
ne gapımızı çalmışlığı
daha ötüyon yoldan geçiyokan
anam çağırdıydı da gelmediydi
“-bi hızmat var akraba
sonura işallah”
tabii o zaman gızı şe(hi)rde,
halası gildeydi
yani Özlemlerdeydi”

“-len yoğusa bu .mına .odumun döyüsü
bizim gızı kendi oğluna filen düşünmesin
kelp olayın ırazı gelmen len
keser köpe(ği)n öğüne atarın
genede olmaz” deyon gafamdan
emme bizim gız ne deyo bu hususda
gönlü var mı acaba
her şey ıldırım fızıynan gelip-geçiyo aklımdan
ulen o(ğ)lum dur

emme bu ğarada
bizin gızın da hamaratlığı üstünde
Özleme hoş görünmeğuçu tabi
hemencik zufra hazırlamış
gayıse ireçeli, badılcan turşusu
süt-yoğurt, peynir, zeytin
yağlı dolazda yumurta
afıyon ,
Allah ne verdiyse

“-len yonusa bizim gız da
Özlemin dayısına guyruk sallayo olmasın ha”
gatil olmak işden deği valla-talla
emme Özlem uçu yapmışdır canım,
Özleminen değiş-tokuş edelim derlerse
derler mi derler valla
bobam da akrabası deye
“-ne garışman valla
hakkımı halal etmen,
ben söz verdim onnara
sonura ne derin adamlara
bu iş böyle olacak” derse
der mi, der
goca köyde, gubudukçu,
aferim delisi olduğunu bilmeyen mi var
söz verdiyse kendisi alsın
benim keyfimin –a(y)şa abılası mı-
bana sormadan
gönlüm olup olmadığını bilmeden
taha türkçesi
Özlem durup-durukana
benim başgasının goynuna girmeyceğimi
bilmesi ilazım değil mi?
emme kime deyon boba
dediğim dedik
çaldığım düdük
töbe estağfirullah

bana soramayosa anama
“-yau hanım
Garalar değiş-tokuş edelim” deyollar
bizim oğlanın ağzını ara bakalım bi
ne deyo, ne go(yu)yo(r)
öyle ya
çalıya bi daş at bakalım” demesi
ilazım değil mi
zahır bobası onu öyle taha ondördündeyken
zengin gızı deye anamınan everivimiş ya
o öyle olacak zannediyo
ahhh Özlem ah!
hadi beni geş,
bizim gıza da mı sormaycak bunnar

hinci isder misin sana
ya bizim gızın göynü de onnardaysa!
gövde bulut, sen o yolları unut bakalım
gala gala o cığaracı,
gumarcıya mı galdın a! bacım
gafamda kırk dilki dolaşıyo
kırkının guyruğu birbirine dokanmayo
valla billa
şert ossun

herkeşden sonuraya galdım kı
Özlemin garşısına oturayın
ne mümkün başımı galdırdım mıydı
dayısının ğızı gözümün içine içine bakıp duru
elalem var demeyo
bırak eli,
bobasını file dagmayo
fira beni kesiyo
ele avradını …
valla billa
gözleri; gocası asgerden gelmiş
yeni ğelin gibi
ıldır ıldır,
iki de bi “-abi-mabi” ayaklarıynan
aklı sıra beni cerbediyo
onu geşdim,
bobasının heş “çüüş!” dediği yok
bu nası mezhebi genişlik,
anlayan beri ğelsin
“at sabısına ğöre kişner” yalan deği
depesine indirilecek bişi(y)

emme ğızı,
beni kendine bakmaya mahkım ediyo
olmadı hiş başga yerde yoğumuş gibi
taa benim öğümden ekmek-duzlug alıyo
olmadı veriyo gerisin-geri
“bobam mar”, başgaları var file demeyo
ar damarı çatlamış
fira beni kesiyo
ha-bire dikizleyo
valla göz-ğöze geldikmiydi
ben bozarıyon
onun yüzünde, donuz derisi gerili
uruhu file duymayo

o görcek deye ötekinner görcek deye
ben Özleme
Özlemime bakamayon bi türlü
dinine yandımın
belki Özlemde bana
“yüzüme bakmayo” deye
geçiriyo işinden,
gızgılı ban kimbili(r)
beni hafakan basıyo,

onu deyviriyodum,
bi zamannar senin Gara Hava
evlerinin öğünden geçerken
gözüm perdenin arkasından ona ilişdiydi
işin aslı oda bana gapbeleniyo
kesbetmeye gakıyo
üsdünü değişdiriyo ayaklarında
bana galısa bireş gurampa
Allah biliyo ya bireş de fingirdeg bişiyidi
cilveleşmeğ isdeyo aklı sıra
umrumdaydı sanki

türkü filen söyleyo
“ince geyerin ince
penbe yakışır gence
insan bi hoş oluyo
sevdiğini görünce”
evin içinde gısağollu keyiyo
açık-saçık dolaşıyo
saşlarını darayo

bazı yediğinden bana vermeye gakıyo
bi seftesinde almayı dişlemiş verdi
bi sefer de gocaman bi armıdı
“-sen armıtdan annarsın” dedi
alsam mı, almasam mı
Allah’ın orasbısı
aklı sıra bana “-işaretden anlamaz ayı”
demeğ isdeyo gari
öyle ya

bazı da fesliken koklayo
bana vermeye gakıyo
bi ğün elindeki gülü kokdu
bana uzatdı
“-haralda sizin harımda
gül açmayo
olsa biz de görüdük”
demez mi
gancık
sanki gül olsa
verecek başgası yok öyle ya!

gene böyle bi ğünüdü
göyne(ği)nin işindeki gülü
gözlerime baka baka kokdu
bana verdi
Allahım Ya Rabbim yau
aklı sıra beni yoldan çıkaracak
üsdümde galmaya ğakçak

ondan ötürü ben ne zaman oradan
geçiyo olsam,
gözlerim onnarın pencerelerine dakılıyo
isderine isdemez
bizim gızınan da oldukça sıkı-fıkı
ben ordan geçerkene
mahana filen bulamadı mı
bizim ğıza sözde selem ediyo
abidik-gubidik işde
olmadık muhabbetler guruyo

falancadan örneğ almış bek gözelimiş
“ona da bellede(yi)n”
“-Macar Ebe hasdaymış öyle mi?
len garı ben kendimi bildim bileli küküm hıh
hemi ben nerden bileyin
osdurukdan teyyare
yok işde
“-ine(ği)niz buzalamış öyle mi”
adını ne godunuz
len bunu alt tarafı bücük
sanki çocuk da ezeninen adını mı gocaz
erkekmiy miş, dişi miymiş
yarın o inek olunca sağ(a)cak biri ilazımımış
dam başından saksağan

“-dellal ne deyo”
“-ganal ne zaman akacağımış”
“-i(l)k yoklaman geldi mi”
“-esgere ğetmeden nişanlanısın ğari
esgercilikde nekdipsiz gomaz seni
heş değilise yolunu ğözleyen biri olu
belki de evlenisin de
tosunun bekler yolunu”
ulen bu ne demek
nası bok yemek
iresmen şeytanımın aklını çelcek
“eşşe(ği) başdan çıkarı(r)
sıpanın oynaması hesabı
töbe töbe

biğün gene böyle
ordan geçiyon
içerden türküler filen geliyo
perdenin gıranı gene gıynaşık
senin ki gene üsdünü değişdirme rollerinde
perdeyi birden çağışdadak aşdı
“-ne o Memet aga yonusa beni mi
gözetleyon” deme(z)mi

efe valla gıpkırmızı galdım
“-yok yau, Hava gardaşıma da bak,
heç olur mu öyle şey,
sen benim bacım sayılısın,
ben hiş öyle şey yaparmıyın” dedim
emme….
rengim-solu(ğu)m getdi

“-tabi canım tabi,
bilmez miyin heş” deye
hınzır-hınzır, güldü,
fettan şey
yaşına-başına bakmadan
beninen oynadı
kedinin fareynen oynadığı gibi
“-hadi orasbı senin alaca(ğı)n olsun” dedim
emme bi da da
golay-golay ordan geçemedim

mezbur galıp da geşdiysem de
fızınan, soluk bile almadan,
heç o tarafa bakmadan
bereket versin bi gören, bi duyan
olmadı,
valla köyü terketmem ilzamıdı
işin aslı

işin aslı o’zmanlar bende aklımdan
Haçcayı geçiriyon,
Haçca da nası emme, bi içim su
resmen servi boylu
gaşla ğöz arasında
birden süydü
kimse bunun farkında değiliken
çelimsiz bişiyidi işin aslı
yeşil fistan, al-gırmızı fanilla
akrannarının içinde farklıydı

gür sarı saşlı,
buyday yanaklı
gocaman-gözlerinin ağı ak, ap-apbak
ala-ala pam-parlak gözler
yok denecek gadar gaybolmuş hokka burun
yeni aşmış gül gibi dudaklar
gelincik sapı ğibi, incecik boyun,
emme asıl o yörürkene ki
dik başlılığı,
duruşundahı asalet
taa garşıya bakar
gevşek, gaynaşık, fingirdek bi durumu yok,
kimseye eyvallah etmez
dobura-dop ,
burnundan kıl aldırmaz
emme tam bi şerli
hanımefendi
ya da bana ööle geliyo
orasını bilecen
gönülün dediğine toz gonmazımış
belki de ööle bişii

o(ğ)lak-guzu ğütmeye filen ğetdiğmizde
bobaçca falında filen bakıyoz
akrannarına ya
hep Haçca çıkıyo
taha dorusu ben hep Haçca’yı dutuyon
hani
işde bi yaprak goparıyon Haçça
ötekinde hinci adı ilazım deği
meselaki aşa-imine,
hatma, gülüzar.. neyise
bi da goparıyon işdecik deyelim
elif, nezire ya(h)utda fadime
işde aklın sıra havas olabileceğin
akranın yaştahkı gızların adını
tekrallayıp duruyon
son yaprakta kim çıkarsa
onu alacan deye kura çekiyon
gerçi hiş biri bizi beklemedi
hepisinin bizden önşe
düğünü oldu da
nerdeyse çocukları etişdiydi biz evlenesiya ya
o ayrı bi mezuu
orayı garışdırman garii

Allah var birez de biz mırın-gırın ederkene
armıdın sapı-üzümün çöpü hesabı geş galdık
hanı “akıllı o(ğ)luna gız beğeneyin derkene
deli torununu esgere yollarımış”
aynı mitli o hesap işde

bi de benim gafada iki burgalaç var biliyonuz mu
“-iki garı alacan olum valla” deye
deliganlı abeyler e(ğ)lendileridi
her e(ih)timala ğarşı ben de
Haçça’yı elde bir dutuyon
ikinciyi de bireş güçcüklerden sıralayon
nolur-nolmaz

emme; Allah var bu dayısın gızı olacak şetdeli
bobaçca falı çekerken de,
beliklediğim Haççadan sonurakılar içinde de
hiş aklımın ucundan geşmezdi
emme hinci hu hale bak
na yanna bakarsan bak
biciklerinden önce gözleri
ben buradayın deyo
biciklerini insanın gözüne gözüne
kendini gözlerimin içine içine sokuyo
vay oraspı vay
şaşdım valla billa

de deycem
anam ıramatlık nası fe(h)metdiyse
feyilledi durumu emme
neyeyse verip-alıp inkar ediyon ben de
altdan aldı üsden savırdı,
höyle dedi
böle etdi
ı-ıh, olmadı..
Kel Haçcayı ele vermedim..

nayetinde..
“-ölen aban onun ağası Mamıdınan emişik ” dedi
“-olsuun” dedim
“-ööle deme” dedi
“-neye!” dedim
“-bi zamnnar Suvatda yolmadaydık daa”
“-ee”
“-işdacıık aban da emiyodu daha
benim südüm enmedi de
Hesne ğelin emdirividiydi Aşadudu’yu”

“-emdirmeye gomaya yermeyesiceler
hemi de emişiğiseler n’olcak” dedim
“-emişikler sütgardaş olu
hemi de gardaşdan eleri”
“-o zaman onnar sütgardaş” dedim
“-emişiklerin gardaşları da sütgardaş olu zahır
hemi de has gardaşdan eleri
has-öz gardaşların çocukları birbirine varı da
sütgardaşların torunnarı bile
birbirlerine varamaz
zinhaar sizi nikah dutmaz” dedi

emişikler yedi ğöbek birbirine haramdır”
deyelek aklı sıra gandıracak beni
bakdım, horata eder gibi deği
“-peygamberimiz
“-haram” demiş” dedi
“-Allah Mafaza ”
efe valla!
o takike bizim gızdan ileri
gardaş oluvuduk sanki
süt gardaşım Kel Haççayna

gerçi daha sonra o da dutdurmuş
“-ille şeere varacan,
mamir garısı olacan
gadillağa binecen” falan demeye
sağdan soldan duy(u)yoz gari
o uğurda da harcandı getdi
zavallı, ..sonratdan annadık, meeresem
bizimki süt gardaşlık file değilimiş,
gadillak dediği eşşeğimiş,
gülesime ğetdi valla,
Ah ahh Kel Haçcaa
neyise işdee.. ben bu hengameler arasında
gedip geliyon
Özleme, özlemler içinde
dönüp bi defacık bile bakamadan
sadaca önümden yeyebiliyon
o da guru-deri peyniri
mubarek boğazımı bile garakdırdı
kaş bardak su işdim
bilmeyon..

**
bizim gız da Allah ne verdiyse
tabağı zeytinyağıynan doldurmuş
Allan onarca(ğı) işde
niyeyse
iri-gara bi zeytini gözüme kesdirdim
çatalınınan bir iki uğraşdım
bu sefte tamam deyon
zeytin fırtıyo

tabağın içinde bir-kaş tur attırdıkdan sonura
zeytin pırtdı,
bu sefte de tabakdan ziniye sıçradı
içimden “-hinci çatalı kesin zipledim” deyon
narasın..
gene garavana
bir iki hamle derkene sıkışdırdım bi köşeye
hinci gaşcak yerin galmadı gari
son bi atak daa
ne ğezer,
netçe gene mafiş
ya kayıyo bi yana gediyo
ya da patanaş yapan gamyon tekeri ğibi
olduğu yerde
fırıl fırıl dönüyo
amma.. yağ gaygan
öyle olmasa pelvannar
haşgaş yağı sürer öyle demi
ya da çatalın ucu kütüdü
yalan söylemeyen hinci
valla orasını bilemecen,

zorda galan kedinin
köpeğe hışardığı ğibi
her seftesinde elimizden gaçırdık
bi türlü galebe çalamadık

yalınız benim asabım oldukca bozuk
bırak gülmeyi, nefesini dutdu çoluk-çocuk
soluk almayı bile
aklının ucundan geçirmeyo kimse
emme bütün gözler benim çatalın ucunda
zeytin yakalansa da hu işgence bitse deye
dova ediyollar belli
nayeti gene elden gaçırdık gara zeytini

dayı efendi iki barnağıynan dutdu benim zeytini
önşe bana uzatdı
alayın deye uzadınca elimi
adam yangından mal gaçırıyomuş gibi
çevik bi hamleynen ağzına atdı

gevişini gösdere-gösdere
“-len gara yeğen bırak hu fantaziliği
hunu adam gibi elininen al ye
biz köylüyüz, o(ğ)lum
gorkma kimse seni gınamaz
hemi de ne demişler
alışmadık götde don durmaz”

“-bak zeytin böyle yenir
sen gakmış Fıransız gaşşığıynan
Alaman herzesi yeyon
anan sarımsak-boban soğan
sen daha dünkü bok,
ne oldun da ne oluyon
sen kiiim,
çatalınan zeytin yemek kim
a gapberif”

daha bi sürrü bişiyler dedi
ne dediğini duyduğum mu var
emme bilemeyon irengim
penbe miydi, mor muydu
kül müydü, boz muydu
Özlem ordamıydı,
ve hepsinden can alıcı nokdası
halımı görüyomuydu

öldüm, bittim mahf oldum
terledim, eridim gahroldum
Garanın gaflarından perişan oldum
vel hasıl açcık da
cehaletimin gurbanı oldum

bereket versin Özlem..
Özlem hemen devreye girdi
dayısını azarladı
hem de nassı!
“-dayıcığım zeytinyağının çok olduğundan
herhalde çatalın ucu da kütelmiş
olu böyle şeyler
lütven uzatma” dedi

sonura yerinden gakıp
“-gayfanız varısa ben bi gayfa içebilir miyim
ya da bende nesgayfa var getireyim
beraber içelim” dedi
bizim gızınan getdiler getirmeye
ben ha deyinşe kendime gelemedim

neden sonura bizim sütlü nesgayfalar geldi
fazla sürmedi musafirler de gakdılar
ebem bile onnarı hayada gadar savışdırdı
bizim gızda onnarınan getdi
uğurladı
geldi..

Özlemin hanımefendiliği,
anlayışı, galenderliği
ille de ğözelliği
geyimi-guşamı
gonuşması
kültürü, göreseği

buğarada ben kendimi gapdırmışıyın hâlâ
“Özlemin dudak boyası ne renk” deye düşünüyon
dönüp bi defa bile bakamadım kı anasına sattımın
aklıma geldi sütlü nesgayfa bardağı
elime aldım, cama dooru dutdum
dudaklarının izine bakdım
bek bişiy görünmeyo
“-şükür dedim” boya sürmeyo

gene de şeytan dürtdü
oradakı su lekesine bakdım
olmadı
dilimin ucuynan dokandım
dat-mat yok
höyle her bi tarafını yalayalak dolandım
acı bile canım sıkıldı
bi de içini höyle barnağınan siler gibi yaladım
baya bildiğin bardak
emme.. o acılık hala var
derkene
bizim gız geri döndü
ha bire Özlemden bahsediyo
Özlem hep beni soruyomuş
“-lütven üzülmesin” demiş
dayısına çok gızmış
“kültürsüz” deye
“gaba herif” demiş

“-ne kadar gözel, ne ğadar anlayışlı
nassı bi hanımefendi görüyon mu
nassı ağırbaşlı, ne ğadar olgun deği mi”dedi
“-ne ğadar akıllı-uslu”
beni daha fazla üzgün görmemek uçu
nesgayfa almaya ğetmiş
gedip gelesiye dek dayısına
söylenmiş, gahretmiş
“-dayısına gızgısından,
o ğadak emek verdi de
nesgayfa bile işmedi” dedi
“-ne sen işdin,
ne de bi başgası işdi
dayısı gökgörmedikden başgası da işmedi”
“-neh!” demişiyin kendi-kendime
nassı seğirtdim ordan
tükürüvüdüm, öğüyvüdüm
narasın,

sabınınan sürtü-sürtüvüdüm a(ğ)zımı yüzümü
ovu-ovudum bulaşık deterjannarıynan
bulaşık bezleriynen filen emme
ı-ııh!
öğüre-öğüre bi hal oldum
öğümekden boğazım gurudu
gözlerim gan çanağı
aklıma geldikce
kansırıyon, tükürüyon
emme faydasız,

ne ağzımdan acı,
ne yüzümdeki sıyrıklar eyileşdi
burnumdam koku ğetmedi
bi hafta file hep böyle
ne bişiy yeyebiliyon
ne de içebiliyon
boğazımdan bişiy geşmeyoru ki

“-ülen
bayram önsıra
elde avışda yok derken
bi toklu satdık halletdik
cayır-cayır havas olmağuçu yanıyoduk
Özlem geldi, herkeş Özleme havasıkan
gönlü benden yana

biçcik görebilecen mi derkene
hiç yokdan e(vi)mize ğeldi
da(h)a Allahdan ne isderin” derkene
hu başımıza gelene bak
olcak şey mi yau
“-vay .mını-dinini.......
………………………….....”

bu ğadar herşeyin yolunda getmesinde
zati bi bokluk varıdı
“ne günah işledim bilmen ki
vay .mını-dinini gelmişini-geşmişini ...........”
bi küfürler eder oldum ku sorma
tevatür en az on beş gün sövdüm
dayısından da, dayısının gızından da
ne gadar tiskindiğimi
tasav(v)ır edemezsiniz

o ğün, bu ğün cığara içen,
soluğu kokan insandan nefret ederin ki
o ğadar olu
cığara içen, dişleri temiz olmayan insan bana
Özlemin dayısını hatırladır

gonuşgan, lavlav, müzevir
çok konuşan gız-gısmı da dayısının
hafif, fingirdek, garı-olmaz zilli gızını
yani hayatımı mahveden insanları
ve ben onnardan hala nefret ediyon
onnardan da
cığaradan da
ne ğadar dayı varısa
adı gara...........

kimsenin dudak boyasını marağ etmedim bi da

KELİMELER

seme:alık, ahmak, sersem, saf
efsun: afsun, tılsım, gözbağı, büyü, keramet
hindikten keyri: bundan sonra, şu andan itibaren, bundan böyle
• Yedidağ Çiçekçisi Aşağı Kaşıkara’lı Karadilli (ya da Karaadil’li) Hasan namlı poçucu, (poçu, yazma, eşarp, yağlık ve koku satardı)
kaş atmak: göz kırpmak, cinsel ilgi gösterisi
sefte / siftah : ilk defa demek ise de uzun bir aradan, ya da o gün ilk anlamında kuulanılır
arayer: ortalık, çevre, etraf, köydekiler kastediliyor
gülesine gitmek: komik bulmak
me(h): al, buyur
hiç evlenmemiş, bakire kız
kursak: (özellikle tavuklarda karın-mide) iç anlamında
zabala / sabala : sabah, sabahleyin
dik topuk: yüksek ökçeli ayakkabı
ka’ale (gaileye) almak: aldırmak, aldırış etmek, umursamak, hesaba katmak anlamında
derekap: derhal
kat’a: katiyetle
zıt: ters, uyumsuz
çiğil: kumdan iri, çakıldan küçük taş
dizgirtmek: fışkırtmak, siğmek, işemek
çok az, azıcık
üst ayağa kalkmak: birinin bütün gücüyle karşı koyması, ya da hepsinin birlikte harekete geçmesi, diğer bütün konuların bir tarafa itilerek belli bir konuda yoğun harekete geçilmesi
eğişmek: belli belirsiz hareket etmek, kıvrılmak, bekleyerek hareket etmek, zaman geçirmeye çalışmak,
aşıtlatmak: köşeyi döner dönmez, kuytuya varınca, geçidi geçince
çatışma: köpeklerin çiftleşmesi
kancık: dişi
güdük: kısa, kısa kuyruklu, kuyruksuz, kuyruğu kesik
kirt: inatçı, sırnaşık
ninemek/niynemek/neylemek/ne yapmak: bana ne, beni ilgilendirmez, ne yapabilirim ki
Kuduruk: kudurmuş, kuduz olmuş
sinece: aniden saldırıveren köpek
kanare: sokak köpeği
kuzlatma: kuzulatma, yavrusunu alma
ölşmek: aşağılayarak karşılaştırmak (uğursuzluk getirir diye kabul edilir)
zırtıl: oldukça dolgun, etli-butlu
sıdırmak: sıkarak içindeki sıvıyı çıkarmak
sıtmak: küçük bir delikten akmak
bi daa / bi ta / bi taha : bir daha
nekbet: kötü kaderli, talihsiz, marazlı, güçsüz, hayatdan vazgeçmiş, elinden bir şey gelmez, pasaklı
yazgı: alın yazısı, kader
vebal:günah, vicdani sorumluluk anlamında
önsıra: önü sıra, önünden, yol gösterme, aklına getirme, vesile olma
ileç dutar (ilaç tutar) yeri olmaması: ilaç fayda etmeyecek derecede takatsız, zavallı, güçsüz, perişan anlamında
güce görmek: tecavüz, ırza geçmek
 Gökçeali (komşu köy) bir ova köyü olduğundan, düz arazi ve ekili alanı gören hayalinde Aydın Ovası olduğuna vehmedermiş, o yıllarda Aydın Ovasına çalışmaya gidenler olduğundan bazı cemiyetden uzak yol iz bilmeyen kişiler Gökçeali’ye vardığında kendini Aydın’a geldim zannedermiş. (nitekim böyle bir hikaye var.)
İç kürpüldemesi: heyecanda kalbin duracak kadar yüksek atması
mahana: bahane-sebeb
gelleba (gelinabla): yenge, kocası tarafından yakınlık bulunan kadın
muraz: murat, dilek, istek, emel
nevir: bet-beniz, yüz
nevri bulanmak: tiksinmek, beti-benzi atmak, kusacak gibi olmak
nusibet/musibet: uğursuz, nalet
incelmek: kibarlama, nazikleşme, özentili konuşma anlamında
sütyen
seki: duvar dibinde yüksekçe oturulabilecek yer, teras
fol: yumurtlaması için follukta tavuğun altına konulan yumurta
başlık parası: oğlan tarafınca, kız tarafına verilen bedel
kırtıklı kuruş: değeri en düşük para anlamında,
kırtık / kirtik / kertik : tırtık, girinti, çıkıntı, gedik,
neşet etmek: bir sebepten, bir kaynaktan ortaya çıkmak, var olmak anlamında
öteki gün: geçen gün, bir-kaç gün önce
afyon: haşhaşın ot hali
fira/vira: sürekli, durmadan, biteviye, sürekli devamlı
kesmek: kur yapmak için bakmak
iki de bir, sık sık
cebir: zorlama
hafakan/afakan: bunalma, sıkıntı
gapbelenmek: kahpelenmek, cilve yapmak, kur yapmak
kesbetmeye kalkmak: iç etmeye, kendine mal etmeye çalışmak
kurampa: kurmak, planlı davranmak
fingirdek: oynak, şuh, kahpe, zilli, yosma
umur: aldırış etmek, ka’le almak
üstünde kalmak: bekaretinin bozulması durumunda onunla evlenmeye mecbur kalmak
mahana: bahane, sözde sebep
buzalamak: (süt veren hayvanlar için hamile) gebe kalıp, doğurmak
kıynaşık: yarı aralı gibi, isterek aralanır gibi yapılmış
ela
dobura dop: dobra, falinı esirgemez, kimseye yalakalık yapmaz
burgalaç:döner
burkmak: çevirerek sıkıştırmak, döndürmek, kıvırmak, burmak
feyillenmek: farkına varmak, vehmetmek, pirelenmek, kuşkulanmak
emişik: aynı anadan aynı dönemde süt emen bebekler, süt kardeşlik, ancak emişik kardeşlerin kardeşleride süt kardeştir.
Zinhar: sakın, çok tehlikeli, aman ha, karışmam,
Allah Muhafaza etsiz, Allah saklasın, Allah Korusun
meresem /me(ğ)erisem : meğer, oysa ki
hengame: karışıklık, kargaşa
hışarmak: meydan okuma, kavgaya davet, kavga etmek, kavgaya zorlamak,
herze: b.., pislik, gereksiz söz ya da davranış
kalender: yufka, yufka yürekli, hoşgörülü, nazik, ince
öğümek, öğürmek: şiddetli şekilde kusacak gibi olmak ancak; kusamamak
biçcik: bir kerecik, bir defacık
tiksinmek: nefret


Beğen

İbrahim Çelikli
Kayıt Tarihi:26 Kasım 2008 Çarşamba 13:06:20

İLK AŞK / ÖZLEM YAZISI'NA YORUM YAP
"İlk Aşk / Özlem" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
bozok
11 Mart 2009 Çarşamba 21:53:07
Tam çocukluk aşkı çok güzeldi tebrikler.

Cevap Yaz
İbrahim Çelikli Yazının sahibi
26 Kasım 2008 Çarşamba 13:08:58
AŞK ADINA ANLATILANLARDAN MOZAİK
YAŞANMIŞLIKLAR

bu öykü
"Köyde İlk Aşk Özlem 1-7 olarak bölümler halinde yayınlandı

İbrahim Çelikli tarafından 11/27/2008 9:03:23 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.