İbrahim Çelikli
135 şiiri ve 21 yazısı kayıtlı Takip Et

Döndü ebe



Döndü Ebe

Yolma tarlası

eşekteki heybenin bir gözünde bebek
diğerinde; su testisi, azık, ekmek.
atın terkisinde
diğer küçük çocuğu bindirerek
daha gün doğmadan
yolma tarlasına varmak gerek

kuşluk vakti kaşık sallardık,
er vakitte pişmiş ayranlı bulgur aşına
ya da aşı dıkımlardık
bostan çinterdik ayrana
yeni başak soğanı çaprazına keser
tuza banardık

yardıma gelen biri varsa
sofraya köpük helva koyulurdu
ya kayısı, ya gül reçeli tabakta
ama illa dedi-kodu
birinin başkası hakkında söylediklerinin
biz de başkasına aktarırdık
“-günahı deyenin boynuna” der
güya kendimizi günaha bulaştırmazdık

kuşluk ekmeğinden önce eynel çıkılırdı
eynel çıkmadan, çıkılmazdı eynelden
sadece taşa değen orağın sesi
tarlanın başına varırken

eynel tarlanın öbür başına dönerdi
söykelir kalırdı deste
bizim günboyu yolduğumuzdan fazlası biterdi
dedem-ebem yardıma gelmişse....

"-ülen hepiciğinizin
ağşama ğadar yolduğunu
yattığım yerden yoların evel-Allah"
deyince dedem
"her yağlıklıyı garı,
her sakallıyı hacı mı sanarsın"
dedi ebem
elini ağzına götürdü,
edemezdi öksürmeden.

"-herkeş sakız çıynarımış da
Avşarlı Fatma gibi çatladamazımış"
diye eklerdi
o konuşmaya başlamışsa herkes susar
o etrafına bakar, biraz beklerdi
derin bir soluk alır ve eklerdi

dedem de
“-her yiğidin gönlünde bi aslan yatar
Avşarlı Fatma adında
kimininki yolma yolar
kiminiki selvi boylu, kiminiki gısa
kiminiki alyanaklı,
kiminiki sarı saşlı
kiminin gözleri gara

emme bişiy varısa oda
hepisi dünne ğözeli,
herkeş ona zevdalanır
herkeş türkü yakar ona
hepiciğinin de adı Avşarlı Fatma”

"-Hacalığızı üç baş gişiyne bizi
üç ekme(ği)nen ayırıvidi
az beri gocaycak değilimişiyin emme
durduk yerde mi geldik bu hale,

ağşama ğadar tarlada tırnakladım,
ağşam eve ğelinşe
“-gelin” dedi
“-sizi dama ayırıvıdık”
dam dediysen damı yıkık
bi yanda geçi yatıyo
bi yanda yarım hasır
bi ğat yatak
bi de görümcem varıdı
de ki yatalak

sabaha ğadar, ele ekmeğetdim de
gonu-gonşu yarım ekmek verdi
çoluk-çocuğumun garnını ac gomadım
gursaklarına, haram lokma girmedi,
evel Allah

gocam; “emer galmış”
zati anasından
Hacalığızının öğey evladı
olmadan gedeydi
öğey evladı, -öte sözün beri başı-
evladı değil miydi?
emme öyle değil
dağdakı donuz
ondan gıymatlı
O’nu da yanaşma ğibi,
gapılarında meçcane çoban
bellemişler yılın yılı

bi de görümcem var yanımızda
marazlı mı, marazlı
başında sağ, has-öz bobası varıkana
bobası deği(l) de ağası bakarıdı
dirayeti olmadıkdan sonura
ha sağ, ha ölmüş var mı farkı
ölse belki daha eyi olcağdı
bi dee zengin olunşa garı
Allah kimseyi düşürmesin
onun durumuna

zati bobası ölene bişiy olmaz kı
anasının vardığı olu(r), bobası
emme bi çocuğun anası öldü mü anası
çocuk ortada galı(r)
neyise Allah onnara sorar
onnardan alı cüvabını

ha!
gapılarında olduk
gocam onnarın gapısında gelmiş o yaşa
emme eyi, emme kötü
emme az, emme çook
iki sunum ekmeklerini yedik
çok şükür, bin şükür olduğumuz hala,
benden yana gatın-gatın halal olsun
bize süal olmasında

ona ırgat olduk,
şona amele,
buna ortakçı
da!
ev etdim, Hacalıkızının yıkık ahırı

keçi yatağı değil mi, e(vi)mizde
bit-pire gaynardı
hasırın, çulun, keçenin üstünde
süpürür de atardık dışara
o zamanlar ilacı-garacı bilen mi varıdı

ne zamandan sonura fıskaynan ilaç atdılar
hökümetin adamları DDT dağıtdılar da
bitin-pirenin
hakkından geldik,
illallah etmeden gurtardılar
eh! çok şükür olduğumuz hala
çok şükür olduğunuz hala

yolma tarlasından gelikene yolda
dünyaya getirdim ilk çocuğumu
eve geldim,
ekmeğ ederiken
unuduvumuşuyun doğurduğumu
ertesiğün b elden bi ele
Çataltepeye vardım gün doğumu
adam eynelin götünde
bi yandan başlamış
ötebaşdan beri yolup duru

adam "-neğ o ğız" dedi,
"-yo(k)nusa boşaldın mı"
eyneli çıkdık da öyle
"-o(ğ)lan mı, ğız mı"
"-eli aya(ğı, düz mü"
deyelek sordu
"-eyi bakalaım."
dedi.
eyi bakalım."

eyi bakdık, eyi gördük;
gün geldi,
çoluk-çocu(ğ)ada gavışdık
kedi-köpeğede

gün geldi;
geçimiz de oldu goyunumuz da
südümüz, peynirimiz, yoğurdumuz da
tavığımızda oldu, yumurtamız da

ine(ği)miz, öküzümüz, eşşe(ği)miz
atımız, beygirimiz
çift de sürdük an başından an başına
öküz öldü,
koşuldum boyunduruğun öte yanna

düğenimiz olmadıysa,
tokuçuna döğdük deneyi
el tarlalarını başşakladık,
bir bir başşak topladık da,
öyleynen kaynattık gölleyi

hona bi ısdar dokuyuvudum
ondan galdı iki belik iplik,
bi dutam goyun yunu
eğirdim,
ala-bele golan dokudum
onunan sırtıma ebişdi çocuğum

şona kıl eğirividim,
o verdi iki dutam çöpük
yasdık doldurdum,
kara çul dokudum altımıza yazdım
çuval dokudum
içine zehre gatdım

güpe-ğündüz
elin işine-gaydına seğirtdiysem
zabbaha gadak kendime
böğün çul, yarın çuval
ertesi ğün yatak-yorgan
ellerinkinden âlâ oldu yasdığım,
yorganm, döşşe(ği)m

gız gelin etdim, ağa kızlarından
eğsik değildi çenizleri
ağa kapılarından gelin aldık,
geri galmadık,
urbasından, başlığından
tam çalgı çaldırdık ağalar gibi
bizim de
yaddan yabandan okucumuz geldi

o(ğ)lumun-gızımın herbirinin;
hasırını, çulunu,
yasdığını, yatağını,
namazl(ığ)asını, he(y)besini, sandığını,
kendi ellerimne dokudum,
tırnağımınan gazandım
evlatlarımın heş birini el sırasından
geri go(y)madım
her birinin geçimi eyi osun deye
onnardakı öte-beri ben de yok
evelallah, neye..! he!
el içine garışcaklar
el içine

eller esgerden geldi de !!
ö(y)leyken everemedi evladını
ben onbeşinde everdim bobanızı
’erken galkan yol alırımış
erken evlenen döl alırımış’

bu köyde güçcü(ğü)ken bi bobanız evlendi
bi de Bedel’in Memedali
ağan ya bi çuval çıkaramasın
ya da bi işin hakından gelemesin
"-ben senin yaşındaykan evliydim" derdi

emme bana galırsa siz siz olun
esgerciliğinizi yapmadan
eliniz yarım ekmek dutmadan
götünüzü dövlete dayamadan
evleneyin deme(yi)n
(e)imi ğuzum

eliniz yarım ekmek dutdu mu(y du)
size kim olursa geli
ağada bey de gız mı yok
bobası vermese gaçar geli
ağa da olsa eliynen getiriviri

ağanın gızını istemeye gedersin
veri(r)se alır geli(r)sin
vermezse döner geli(r)sin
yeterki yarımcık da olsa,
eliniz ekmek dutsun
bırağın sizi dilediyse
kendisi ğelsin

bi ğıza gırk gişi talip olmuş isdetmiş de
gız bi gişiye varmış
kulun nasibindeki neyse
gaşşığında o çıkarımış

“mal sa(hi)abı mülk saabı” demiş
“hanı bunun ilk saabı
mal da yalan, mülk de yalan
var birez de sen oyalan” denilmiş

helbet var bi hekmeti
bunu deyen durduk yerde mi dedi
zahar bakdı gördü
ne, benin deyen
ağalar, beyler, göşdü
o da düşündü düşündü,
düğümü bö(y)le çözdü

dünne iki ğapılı bi hanımış
bi ğapıdan giren öteykinden çıkarımış
kimler geşdi ğetdi deği(l) mi
birezde biz oyalanacaz gari, belli
ğünü geldimiydi,
bizde gatar edecez göçü
……… sıra bize ğeldimi
bi de mürüvetinizi gördüm mü
Allah’dan da(h)a ne isdeyen hinci

her şey nasip-gısmet işi
nasibine gayıl olmalı gişi
nasip-gısmet varısa da
birez de galgımacık va(r)

galgıdın gene olmadı
kadere gahretmecen,
“ne senden ürüku ne benden kıyam,
selamın aleykim aleykim selam”
demecen

ağşamda bi gapıyı gapadan Allah
kırk gapı açar ertesi sabah
yeterki do(ğ)ru yoldan ayrılma
tevekkel (et) Ta-al Allaha
do(ğ) rulukdan şaşma,

ben onu bili(r), onu derin
neyye biliyon mu
bi yetimin tüyü bitmedik
sabi sübyanın hakkını ye
valla çoluk cocunda çıkar,

bi t(d)efa ne demişler
bobası eder
olu öder
bu dünya böyledir
ademoğluu,..
çoluk-çocunda çıkar

Canab(ı)ı Allah böle gurmuş düzeni
vardır bi bildiği bizim aklımız ermez
neye dersen
ana-boba olunca görüsün,
çoluk-çocunu ataşa atabiliyon mu
mesele bu,
daha böyük ezap var mı
Alla(hı)m goru

dünyada evladan gıymatlı bişiy yokdur
ki demiş Hak Teala
sizi birez de evlatlarınızdan imt(ih)an etcen
bu olmasa düzen mi oludu len,
din mi galıdı yau”

“-bak eyi dinne, ben deyviren bi,
dova ederkene “-Allahım” de
“-do(ğ) ru bildikleriyin
mutlu gıldıklarıyın yolundan ayırma”

ne isdersen isde,
“-herşeyin hayırlısı” de
neye dersen, neyin hayırlı olup,
neyin olmadığını Allah’dan başka
kimsecikler bilemez ona ğöre

ne demiş “sizin hayır bildiğiniz de şer,
şer bildiğiniz de de bi hayır vardır
onu ben bilirin”
işdee sen de onu dile,
kahretme feleğe,
işler yolunda getmeyince

neye dersen
her şey kendiliğinden getceğse
dünne de sana ne etiyaş var
söz temsili,
su yolunda akar geder emme
su bekçisine de etiyaş var
deği(l)mi

işdee meseleme bu


Beğen

İbrahim Çelikli
Kayıt Tarihi:4 Ocak 2009 Pazar 10:11:22

DÖNDÜ EBE YAZISI'NA YORUM YAP
"Döndü Ebe" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Göktürkmen
31 Ocak 2010 Pazar 16:38:41
İnanılmaz güzel bir çalışma, her şeyi kıvamıda; hüznü, derdi, umudu, mizahı... Emeğinize sağlık değerli Çelikli....

Seçkime ekledim, izniniz olursa bu emeğinizi, sitemizde yayınlamak isteriz...

Saygılar.

Göktürkmen tarafından 2/5/2010 2:32:49 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
YükselAkcum
9 Haziran 2009 Salı 13:22:25
Bir yolculuk başladı Anadolu sedalarından hayat örüntülerimiz sırma ,sırma sırma ama o öpülesi elleri olan ANADOLUNUN has kadınları hep var , var olmayada devam edecek yaşamın kucağında hoş tutacak .harika baştan sona mükemmel bir anlatım teşekkürler.

Cevap Yaz
betül koçum
28 Ocak 2009 Çarşamba 12:35:25
çok güzel okumak zevkti yürekten kutlarım

saygılarımla

Cevap Yaz
aysegül atakli
6 Ocak 2009 Salı 19:54:31
gerçekten o kadar gûzel anlatiyorsunuz ki yazdiginiz her sey gôzlerimin ônûnden film seridi gibi geciyor.kaleminize yureginize saglik.nur içinde yatsin o yûce insan daha ne diyeyimki..kaalemin daim olsun ustat...saygilar sunarim.

Cevap Yaz
sudengi
5 Ocak 2009 Pazartesi 22:51:20
Bir dünya geçer gözlerimden okurken.İşte şurda ben de şunu etdiydim, ebem şunu dediydi...Laf uzar gider vesselam.
Resimdeki başörtüsü..Ne kadar doğal, ne kadar abartıdan, gösterişten uzak.İmanları da öyleydi-elbette Allah bilir iyisini-.
Mekanları cennet olsun elleri dönüp dönüp öpülesi ebelerin.

Ömrüne, kalemine bereket..Hep yaz canım kardeşim, bıkmadan-usanmadan.Tarihe çentiktir her bir harfin.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.