grafspee
0 şiiri ve 62 yazısı kayıtlı Takip Et

Adem



Adem

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 17.1.2018 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Küçük bir sarsıntıyla yerimden fırladım. Deprem mi oldu, yoksa ben mi yattığım yeri salladım diye düşünürken daha önce bir benzerini daha önce duymadığım ve konuşurken yerlerin sarsıldığı, gökyüzünün yankılandığı bir ses duydum:

-Korkma, benim.
-...?
-Benim, Adem...
-Adem?
-En eskisi...
-Yani ilk olan mı?
-Evet tam üstüme bastın.
-Peki seni neden göremiyorum?
-Tam üstüme bastın dedim.

Ayağımın birini kaldırıp yere doğru baktım.

-Aşağıda mısın?
-Aşağıda değilim, aşağıyım.
-Bilmece gibi konuşuyorsun.
-Hayır siz diyorsunuz bana aşağı diye, dünya kelimesinin anlamını bilmiyor gibisin.
-Yani sen...?
-Evet şu an üzerinde yaşadığın gezegenle konuşuyorsun.
-Bu...bu nasıl olabilir? Öncelikle dilimi nasıl konuşabiliyorsun?
-Komik olma! Üzerimde yaşayan, yaşayagelmiş ve yaşayacak olan herşey benim bir parçam. Herşeyinizin kaynağı benim.

Sarsılmıştım. Neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. Biri benimle oyun oynuyor olmalıydı. Ama ses hem her yerden, hem de hiç bir yerden geliyor gibiydi. Sadece böyle olması bile yeterince ürkütücüydü.

-Ama az önce kendine Adem dedin?
-Evet...
-Biz yüzyıllardır senin insan olduğunu öğrendik ve öğrettik.
-Siz kendinizi çok önemsediğiniz için, herşeyi kendi şeklinizde hayal ediyorsunuz. Hatta bazılarınız Tanrı’yı da insan suretinde hayal ediyor. Gerçi bunun için sizi suçlayamam. Sınırlı bir zihin ve algıya sahipsiniz.
-Peki sen tanrı mısın?
-Koskoca evrende soluk mavi renkli bir noktadan ibaretim ve senin bana sorduğun soruya bak.
-Afedersin, şu an hala bulunduğum durumun şokunu yaşıyorum.
-Neden?
-Şu an dünyayla konuşuyorum.
-Gözünün gördüğü veya göremediği herşeyin bir dili vardır. Siz sadece duymak istemiyorsunuz. Az önce dediğim gibi, sınırlı zihinlerinizin ürettiği hücrelere hapsolmuş durumdasınız. O küçücük hücreleri bir de tabular, korkular ve başka şeylerle doldurup, yaşadığınızı sanıyorsunuz.
-Peki ben seninle nasıl konuşuyorum?
-Büyük ihtimalle büyük bir travma yaşadın, yahut tükendin. Maddi manevi sahip olduğun herşeyi yitirdin. Bu seni hapseden unsurların da yokolmasını sağladı. Daha dün bir tanrı var mı yok mu onu sorguluyordun, öyle değil mi?
-Evet, ama...?
-Diyelim ki sen o kullandığınız makinelerde simülasyon bir şehir yarattın. Mükemmel bir şehir. Yapay zekaları harikulade. Ancak senden habersizler. Onlara ne öğretildiyse o şekilde yaşıyorlar. Sonra bir gün içlerinden biri tasarımcısını aramaya başlıyor. Sorguluyor. Kendisinin o dünyada bir kaç satır koddan ibaret olduğunu ve bunun ötesinde bir şeyler olabileceğine kafa yoruyor. Hangisi hoşuna giderdi? Yazılmış kodları tekrar edenler mi, yoksa kodun kaynağı arayışına girenler mi?

Haklıydı. Kafam tam anlamıyla karmakarışıktı. Bir süre sessizce düşündüm. Sonra tekrar lafa girdim:

-Peki ya Havva?
-Ne olmuş Havva’ya?
-Sen Adem’sen, Havva...
-O da biraz üstünde bizi dinliyor.
-Nasıl? Ay’dan mı bahsediyorsun?
-Evet siz öyle diyorsunuz?
-Ama şu kaburga kemiği meselesi?
-Evet, bir zamanlar tam olarak benim parçamdı. Sonra benden ayrılarak ayrı bir şekle büründü. Kendi anlattıklarınızı bir düşün. Adem’in boyu normal insanlardan çok büyüktü. Havva onun bedeninden bir parçaydı. Gözyaşları denizleri oluşturdu. Yeryüzündeki tüm isimlerin kaynağıydı. Yüzyıllardır bizi tarif ediyorsunuz ama göremiyorsunuz.
-Peki cennetten kovulma kısmı?
-Güneşten kopmamızı kastediyorsunuz.
-Tüm bunlar imkansız. İnanamıyorum.
-İnanıp inanmaman umrumda değil. Sadece sorgula...

...

Gözümü açtığımda televizyon karşısındaki tekli koltukta uyuyakaldığımı farkettim. Odanın ışıkları kapalıydı ve yanımdaki sehpanın üzerinde, dünya şeklindeki gece lambası soluk ışığıyla hafifçe sehpayı aydınlatıyordu. Az önce bir rüyadan mı uyandım, yoksa şu an uykuya mı daldım, an itibariyle bundan pek emin değildim. Konuşmalar hala kafamda yankılanıyordu. Şakaklarımı ovuşturup karşımda sesi kısık bir şekilde çalışan televizyonun sesini açtım. Normalde izlemediğim bir kanalda kendisini profesör olarak tanıtan bir adam, Adem’i anlatıyordu:

"-Adem’in boyu bir minare uzunluğundaydı."

.

Beğen

grafspee
Kayıt Tarihi:16 Ocak 2018 Salı 16:23:46

ADEM YAZISI'NA YORUM YAP
"Adem" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Cliff Burton
17 Ocak 2018 Çarşamba 21:43:20
Güzeldi ben çok beğendim kurgunuzu, Çin odası deneyi geldi aklıma okurken, Baudrillard okuyorum bu aralar smülakr,ınız dinlerden daha az zararlı,

en azından din gibi istismarcı değil

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


hotamisli 17 Ocak 2018 Çarşamba 22:05:46
Mister
Din degildir istirmarci olan
Insanlar istirmarcidir
Veya insan kiliginda yer yuzunu kirleten mahluklardir
Maymun mu desem, seytanin piyonlari mi desem...
grafspee 17 Ocak 2018 Çarşamba 23:07:42
teşekkürler, beğenmenize sevindim. yalnız daha az zararlı derken yine de zararlı anlamı çıkıyor sanırım, değil mi?
Cliff Burton 17 Ocak 2018 Çarşamba 23:13:17
evet, çünkü bilimsel felsefeden uzak gibi, ( kurgunuz) yoksa edebi yönünde bir zarar yok çok da beğendim.
olricx
17 Ocak 2018 Çarşamba 15:58:47
tabii ki düşünmek, sorgulamak, ama fanatizmle araya set çekerek.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 17 Ocak 2018 Çarşamba 17:37:42
haklısın her şeyin fanatizmi insanı bağnazlığa götürür.
O qué
17 Ocak 2018 Çarşamba 15:49:03

Hz. Adem'in boyunu öğrenmek bir insanda neyi değiştirir acaba :)

Ben tefadufçü değilim. Ama ezberci de olmamak gayretindeyim.

Düşünen, düşündüklerini okutabilecek bir üslup ile yazılan her şey kıymetlidir, okunmalıdır.

Tebriklerrr.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 17 Ocak 2018 Çarşamba 17:36:26
meraklı olanın merakını gidermekten bile uzak bir konu. kim ölçmüş boyunu? minare var mıymış o zaman? vesaire... teşekkürler yorumunuza, saygılar.
nâ-gehân
17 Ocak 2018 Çarşamba 15:33:16
Yaratılanın başlangıcı, sonu ve sonsuzluğu olduğunu bilerek ve buna iman ederek okuyunca uykudan uyanmışlık mı; uykuya devam mı diye o sorguda buluyor insan kendini.

Bir yerlerden kopuşun bir yerlere kavuşmanın sevinciyle nihayetlenmesine de uyanalım bir gün inşâ’ALLAH.
Dünya, ayaklarımız altında, yaptıklarımıza şahitlik ediyor ve her adımımıza.
ve esas yüzleşme ‘aşağıda’...


Hiçbir şey karşılıksız değil; dünyada olmasa da alınacak illâki karşılığı.

Düşündükleriyle, farklı bir yazıydı. Emeğinize teşekkür ederek, ayrıca tebrik ederim.



Saygılar,

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 17 Ocak 2018 Çarşamba 17:34:08
inşallah... hangisinin uyku olduğunu sanırım ancak uyandığımızda farkedebileceğiz. teşekkür ederim. saygılar.
Gülüm Çamlısoy
17 Ocak 2018 Çarşamba 14:42:11
Yazınızın güne gelmesine çok çok sevindim zira hakkını vermişti edebiyatın.

Kutluyorum tüm yüreğimle.

Saygılar, selamlar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 17 Ocak 2018 Çarşamba 15:08:45
beğenmenize sevindim Gülüm hanım. çok teşekkürler. saygılar.
levent taner
17 Ocak 2018 Çarşamba 12:57:15
"Bu Adem dedikleri, El ayakla baş değil, Adem manaya derler, Surat ile kaş değil." Der Kaygusuz Abdal ya, o geldi aklıma şimdi

Güne gelen yüreği, emeği, kalemi, kelamı kutlarım

Saygı ve selamlarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 17 Ocak 2018 Çarşamba 14:37:10
yazdığınız dörtlüğü ilk kez gördüm hocam, ama 600 yıl önceki hissiyata ucundan yaklaşmışız. teşekkür ederim, selamlar, saygılar.
chaotica
17 Ocak 2018 Çarşamba 10:38:48
Şu yazı halâ neden gelmedi güne. Bekliyorum.

5 cevap yazılmış Cevap Yaz


Aynur Engindeniz 17 Ocak 2018 Çarşamba 11:33:38
gelmiş ya.
chaotica 17 Ocak 2018 Çarşamba 11:44:48
gelmemişti daha :))
Den(iz) 17 Ocak 2018 Çarşamba 13:03:04
Ol dedin oldu küçük tanrı :)))
chaotica 17 Ocak 2018 Çarşamba 13:53:18
Gözüme çarpan başka kayda değer yazı yoktu sadece :)))
grafspee 17 Ocak 2018 Çarşamba 14:34:50
derdimizi anlatabildiğimiz bir kaç kişi okudu mu yetiyor insana chao. sağolasın.
Den(iz)
17 Ocak 2018 Çarşamba 10:35:03
Üçüncü kezdir okuyorum bu yazıyı. Benim kafamı niye karıştırıyorsunuz ki sayın yazar ? ''Acaba mı lannn !!'' dedim okuyunca ...

Ben bu yazıyı hazmedip geleceğim...

Sevgilerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 17 Ocak 2018 Çarşamba 14:22:52
benim ki karıştı. maksat herkesin karışsın.
lacivertiğnedenlik
16 Ocak 2018 Salı 20:09:48
Nuh da cep telefonu ile konuşuyormuş!

Aslına bakarsak adem ve havva kılığına girmiş dünyanın en korkunç cellatlarıyız.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 16 Ocak 2018 Salı 23:27:45
boyumuzdan büyük kötülüğümüz var
chaotica
16 Ocak 2018 Salı 18:06:55
Tanrıyla ilgili duyduğum en çarpıcı tespitlerden biridir "tanrı hakkında ne düşünüyorsan işte o tanrı değildir." sözü. Ayrıca hakikaten gezegenin üstündeki varlığımız yosun tutmuş bir taştan öte değilken insanın ego bıdı bıdısından gına gelmedi mi?

Eyvallah grafspee.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 16 Ocak 2018 Salı 23:29:21
insanın sınırlı zihnine çok güzel bir örnek bu söz. eyvallah chao
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.