grafspee
0 şiiri ve 62 yazısı kayıtlı Takip Et

Uzun gece



Uzun Gece



-Alo?
-(Bir adet sesli mesajınız var. Dinlemek için lütfen kare tuşuna basınız...)
-"Al-alo... Alo... Neden alo diyorum ki, değil mi? Eh heh heh... Bunu silme imkanım yok mu? Neyse, telesekretere konuşamayanlardanım sanırım Teoman gibi... Tamam, evet ne diyecektim? Kafam biraz karışık. Günlerdir konuşmadık biliyorum. İşim yüzünden seni ihmal ettim ve bu yüzden bana ne desen haklısın. Biliyorsun ki uğraştığım proje çok önemliydi ve belki de hayatımın dönüm noktası olacaktı. Bu işi kotarırsam, İstanbul’daki o hep hayalini kurduğum reklam şirketine bir adım daha yaklaşmış olacaktım. Hayat tarzımız değişecekti. Sana da muhteşem bir hayat hazırlayacaktım. Evet, evet biliyorum, maddiyat senin için hiçbir zaman önemli olmadı ama geçim derdinin önceliğimiz olmasını istemedim. Gerçi tüm bunların artık önemi yok. Neden mi? İstifa ettim hayatım, istifa ettim. Ağzımdan tükürükler saçarak, lanet işini ve projesini kıçına sokmasını haykırdığımda patronun yüzündeki o aptal ifadeyi görmeliydin. O an içimden kahkaha atarak gülmek geldi. Tabi ortam pek müsait değildi. Daha karısını aldattığı stajyerden falan da bahsedecektim de, neyse deyip fırladım dışarı.

(derinden gelen hırıltılı solumalar)

Nasıl hafiflediğimi tahmin edemezsin. Bu kadar iyi hissettireceğini bilseydim, bunca zaman katlanmazdım tüm o rezilliklere. İnsan kendi prangalarını kendisi üretiyor bunu farkettim. Sonra da o prangalar için başkalarını suçluyor. Çünkü en kolayı bu. Hep yaptığımız bu değil mi zaten?

(sessizlik)

Ne diyordum. Evet, o öfkeyle çıktım dışarı ama motorumun başına geldiğimde kahkahalara boğuldum. Mutluluktan mı, öfkeden mi şu anda pek emin değilim. Ama yere oturup bir on dakika gözlerimden yaşlar akana dek kahkaha attım. Sonra seni düşündüm. Şu hayatta en çok değer verdiğim insanı, şu boktan iş yüzünden kaybetme aşamasına gelmiştim. Bunu düzeltmeliydim. Hemen, şimdi düzeltmeliydim. Saatime baktığımda 22: 15’ti. İki buçuk, üç saatte yanında olurdum. Kapına dayanırdım. Açmazsan da kapında sabahlardım. Ama açardın değil mi? Benim de seni özlediğim kadar özlemişsindir beni, görür görmez aşağı iner boynuma sarılırdın bundan eminim.

(daha belirgin hırıltılı solumalar)

Ama şimdi bu zifiri karanlığın içinde yatmış meteor yağmurunu izliyorum. Geminid meteor yağmuruymuş ismi. Ofisteki aptal stajyer kız söyledi. Manzara ne kadar güzel olursa olsun, sırf o söylediği için bile izlemezdim. Ama şu an başka alternatifim yok.

Bu gece 21 Aralık. En uzun gece olduğunu biliyorsun değil mi? Eski insanlar bu gecenin kötü zamanların sonu ve iyi şeylerin başlangıcı olduğuna inanırlarmış. Sanırım ben kötü zamanların bitmesine dakikalar kala sıyrılamadım bu uğursuzluktan. Halbuki bir buçuk saat evvel yeniden doğmuş gibiydim. Şimdi ise...

(sessizlik)

Aslında bu buz gibi havada motordan bacaklarıma vuran hararet ve piston ile sübaplardan gelen gürültülere neden aldırmadım bilmiyorum. Heyecan mı, umursamazlık mı? Her ne kadar altımdaki bir Japon olsa da, artık yaşı epeyce vardı ve onun da arada bir dinlenmesi gerekiyordu. Bense bir buçuk saattir gaz kesmeksizin 140 km hızla geliyordum. Aslında neden böyle aptal ayrıntılara girdiğimi bilmiyorum. Sanırım konuşmamın bir monolog olmasından kaynaklı. Normalde hep sen konuşurdun bense kısa cümlelerle seni dinlemenin keyfini çıkarırdım.

(derin solumalar)

İki teker dört tekere benzemiyor, belli bir hızı aştın mı etrafındaki herşey hızlandığında benim için zaman duruyor. İşte bu yüzden piston ve sübapların kilitlenmesi, motorun tüm yağının boşalması ve arka tekerin kayarak, motorun bariyerlere vurması, ardından benim havada süzülüp aşağılarda bir yerlere yuvarlanmam... Bunların hepsi bir kaç saniyede gerçekleşse de, inan benim için çok uzun sürdü. Kaç saat baygın kaldığımı bilmiyorum. Ancak uyandığımda, bacaklarımı ve sol kolumu hissetmediğimi farkettiğimde isterik bir halde debelendim durdum. Ta ki, uzaktan bir yerden telefonumun mesaj sesini duyana kadar. Mesajlaşma gruplarında arkadaşlar yazışıyor olmalıydı. Normalde rahatsız olup en kısık tona aldığım mesaj sesine şimdi ihtiyacım vardı. Neredeyse bir salyangozun hızında sürünerek sanırım bir saate yakın telefonu aradım. Bulduğumdaysa tam anlamıyla tükenmiştim. Kaburgalarım batıyordu ve sanırım iç kanamam vardı. Telefonda yüzlerce mesaj vardı. Hepsine tek tek teşekkür etmek isterdim ama ambulans çağırmam gerekiyordu. 112’yi aradım, fakat yerimi tarif edemedim. Çünkü tam olarak nerede olduğumdan pek emin değildim. Tahmini bir yer söyleyip, telefonu operatör kızın suratına kapattım.

(hırıltılar, sessizlik)

Bu, yılın en uzun gecesi, bir kaç saatlik ömrümün kaldığını söyleseler, sanırım yine aynı şeyi yapar, senin yanında olmak için yola çıkardım. Sesini bir kez daha duymak için şu anda herşeyimi verirdim ama şimdi düşünüyorum da, telefonu açsaydın sen panikten bana yetişmeye çalışırdın ve ben bu konuşmayı yapamazdım değil mi? Bu arada Şeb-i Yeldâ’nın ne kadar uzun olduğunu herkese anlatabilecek durumdayım artık. Ama şimdi sadece şu meteorları izleyip tutabildiğim kadar dilek tutmak istiyorum ve seni her şeyden daha çok sevdiğimi bilmeni..."

...

(hırıltılar)

...

(inlemeler)

...

(sessizlik)

...

(ambulans sirenleri)

.

Beğen

grafspee
Kayıt Tarihi:25 Aralık 2017 Pazartesi 16:26:00

UZUN GECE YAZISI'NA YORUM YAP
"Uzun Gece" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Den(iz)
27 Aralık 2017 Çarşamba 10:18:06
Şu kopuk geçişler de bir eksiklik var gibi. Yani yine güzel ama okuyunca eksik bir metin okumuş gibi hissettim.

Sevgilerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 27 Aralık 2017 Çarşamba 10:59:10
evet eksiklik var dediğiniz gibi, ama şahsın yaşadığı olay göz önünde bulundurularak kasıtlı yapıldı. yine de bulunduğu duruma göre yeterince uzun bile konuştu sanırım. teşekkür ederim, saygılar.
HakkınSesi
26 Aralık 2017 Salı 16:05:47
İtiraf edeyim böyle bir tarz ummuyordum okumadan önce. Ancak sonuçta bittiği zaman neler neler anımsatmadı ki!

Tek eksik(buna eksikten ziyade istek denebilir) benim gözüme çarpan düşüş zamanı sonrası daha uzun olabilirdi. Oradaki yitim, yitiş hissini daha fazla duyumsamak sadistçe de gelebilir tabi.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 26 Aralık 2017 Salı 16:16:13
aslında anlatıcı olsa çok daha detaylandırmak isterdim ama birinci şahıs anlatım olunca zaten son dakikaları olan birine göre yeterince uzun konuştu. özlemin de etkisi olsa gerek. sadistlik olduğunu düşünmüyorum bahsettiğin şeyin. sen de bir motorsiklet kullanıcısı olarak eminim çok şey anımsamışsındır :)

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
olricx
25 Aralık 2017 Pazartesi 22:15:12
kır prangalarını, patronun boynuna dola. ve çak tokatı. suratından alevler çıkana dek... sonra çek kendine, vur kafayı. yere yığılışını seyret. şimdi yak bir sigara. sonuna kadar iç. artık yola çıkabilirsin. patronu motorun arkasına at. bas gaza. sevgilinin kapısına kadar. zile basmak vakit kaybı, tasmasından tuttuğun patronu fırlat kapıya. ve selamla karşındaki şaşkın sevgiliyi, "sevişecek miyiz yoksa sadece sarılıp uyumak mı istersin?" patronu ister kapıda bırak ister yanında götür camdan fırlat. önemi yok. sadece gecenin tadını çıkar. ertesi sabah gün doğarken çık yola, ama sakın düşme.

not: bunları evde denemeyiniz.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 26 Aralık 2017 Salı 00:23:28
that's the spirit..
lacivertiğnedenlik
25 Aralık 2017 Pazartesi 21:01:55
insanın çıldırma noktasında nerelere gidebileceğini görüyoruz. birikimlerin ruh yansıması.
çok güzel.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 26 Aralık 2017 Salı 00:22:06
evet ruha sınır yok da, ölümlü olan beden çiziyor sınırları. beğenmene sevindim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.