grafspee
0 şiiri ve 62 yazısı kayıtlı Takip Et

Gümnâm 2



Gümnâm 2

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 21.9.2016 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Takırtılarla uykum bölündüğünde saat gece yarısını geçmiş olmalıydı. Fenerin yakıtını kontrol edip yattığımda zaten saat oldukça geç olmuştu. O yüzden uyandığımda tam olarak ayılamadım. Bir müddet boş boş karanlığı izledikten sonra gürültülerin kaldığım yerin mahzeninden geldiğini farkettim. Yaklaşık bir aydır buradaydım ve ilk defa böyle bir gürültü duymuştum. Tabi hemen aklıma bir ay önce Şabla’ya gelirken Halil ağayla yaşadıklarımız geldi. Etkisinden yeni yeni kurtuluyordum.

--O gece o şey ormanda karşımıza çıktığında Halil ağa kaskatı kesilmiş, ardından bayılmıştı. Bense ne yapacağımı şaşırmış bir halde Halil ağayı tutup yerde sürüklüyor, elimden geldiğince kaçmaya çalışıyordum. Karşımdaki şey çok ağır hareket etmesine rağmen çok hızlı yaklaşıyordu. Halil ağayı tek kolundan yakalayıp arkama bakmadan kaçmaya başlamıştım. Ne zaman ki varlığını tam arkamda hissettim, dizlerimin bağı orada çözüldü. "-Seni bekliyordum" dedi, hayatımda duyduğum en tüyler ürpertici sesle. O anı ve o korkunç sesi ömrüm boyunca unutamayacağım sanırım. Kendimi kaybetmek üzereyken uzaktan gelen bir horoz sesiyle karşımdaki varlık çılgına döndü ve ağır gibi görünen hızlı hareketlerle ağaçların ardında gözden kayboldu. Durumdan aldığım cesaretle hemen Halil ağayı atına yükledim ve ben de atıma atlayarak horoz sesinin geldiği yöne hızla ilerledim.

Şabla’da köy halkı bizi perişan halde görünce hep birlikte seferber olup yardım etmeye çalıştılar. Hekime ihtiyacımız olup olmadığını sordular, sofra kurdular. Ama başımıza gelenleri anlattığımda herkes sessizleşti ve yavaşça dağıldılar. Sadece köyde yeni göreve başlayan köy imamı kalmıştı. Şaşkın bakışlarla çevresine bakındı. Çünkü buranın halkının çok canayakın çok misafirperver olduğunu söylüyordu. Olanlara bir anlam verememişti. Halil ağa kafasını sağa sola salladı. "-Garip, çok garip" dedi. "-Bu kadar kızdıracak ne yapmış olabilirim?"--

O günden beri garip bir olay yaşanmamıştı. Fener köyün dışında olduğundan köy halkıyla zaten çok içli dışlı değildim. Fenerin işleyişi hakkında çoğu şeyi de muhtardan öğrenmiştim. Ancak önceki fenercinin neden işi bıraktığını öğrenememiştim. Bahr-i siyah genelde fırtınalı olduğundan, fenerde sesler, gıcırtılar ve takırtılar eksik olmazdı. Ama şimdi beni derin uykumdan uyandıran bu takırtılar her zaman ki seslere benzemiyordu. Daha çok kapı çalınıyor gibiydi. Kalkıp gaz lambamı yaktım ve sesin geldiği mahzen kapağının önüne geldim. "Tak-tak, tak-tak, tak-tak" Evet tam olarak birisi aşağıdan kapağa vuruyordu. Muhtar "mahzen bomboş, kimse kullanmadı bugüne kadar" demişti. Ben de hiç ihtiyaç duymamıştım. Şundan bir kaç ay öncesine kadar hiç tereddüt etmeden kapağı açar, hatta gözümü kırpmadan aşağı bile inerdim. Ama şimdi ellerim titriyordu. Kendi kendime kızdım. "Ahmak!! Bir de asker olacağım diyorsun, şurada bir kapağı kaldırmaktan acizsin!!". Ne kadar kendimi cesaretlendirmeye uğraşsam da kapağı kaldıramıyordum. O esnada kapağa tekrar vurulmaya başlandı. Bir anlık heyecanla kapağı kaldırıverdim. Görünürde bir şey yoktu. Lambayı aşağıya sarkıtarak kafamı uzatıp etrafa bakındım. Dışarıya penceresi olmayan mahzen zifiri karanlıktı. Yoğun rutubet kokusu kafamı uzattığımda öksürmeme neden oldu. Aşağıya inmeyi düşünsem de, bu fikirden hemen vazgeçtim. Rüzgar yapmış olmalıydı gürültüyü. Yine de küçük yağ fıçılarından birini kapağın üzerine çektim.

Merdivenlerden en üst kata çıkıp feneri kontrol ettim. Zaten yakıtını koyalı fazla olmamıştı. Aşağıya inip dışarıya çıktım. Bir müddet kuzeyden gelen serin havayı içime çektim. Ben bu zamana kadar hiç bir şeyden korkmamıştım. Şimdi bu hastalıklı halim hiç hoşuma gitmiyordu. Ayrıca askerde kim bilir ne koşullarda kalacaktık. O yüzden buna bir son vermeliydim. Ne olursa olsun korkularımın üzerine gidecektim. Belki de Halil ağanın bana anlattıkları yüzünden ben de hayal görüyordum. İnsanın aklına vesvese girmeyegörsündü zaten. Ondan sonra delirmek işten bile değildi.

-Ah Halil ağa neydi o analar, atalar, şürele bilmem ne? Doldurdun aklımı benim de böyle. Ama o gece ormanda yaşadığımız neydi? Hayal olamaz mı? Sonuçta belli belirsiz bir şey gördüğü mü sandım. Halil ağanın bayılmasıyla daha çok vesveselendim. Belki de bir şey yoktu. Zaten köy halkı da deli demiştir bizim için. Hadi oğlum geç yat uyu Allah’ını seversen.

İçeri girip kapıyı kapattım. Yatağa yönelmişken tekrar geri dönüp kapıyı sürgüledim. Mahzenin kapağına kaydı gözüm. Fıçı hala yerli yerindeydi. Pencereler rüzgardan tıkırdıyor, dışarıya açılan tahta kapakları gıcırdıyordu. Rüzgarda böyle olurdu zaten. Her yerden ayrı bir ses gelirdi. Korkacak bir şey yoktu. Gaz lambasını başucuma koyup yatağıma uzandım. Lambayı söndürüp gözlerimi kapattım. Artık tıkırtılar, gıcırtılar ninni gibi geliyordu. Bunların beni nasıl korkutabildiğini düşünüp kendi kendime güldüm. Halil ağayla görüştüğüm ilk fırsatta da bunları gülerek anlatacak, onunla alay edecektim. Artık sesli gülmeye başlamıştım ki, birden sustum. Tüylerim diken diken oldu. Sanırım odada biri vardı. Bir süre sessizce kulak kabarttım. Nefes alıp verme sesine benzer bir ses vardı. Kendi sesim mi diye nefesimi tutup bekledim.

Sesin sahibi tam arkamda, yatağımdaydı...

==============================================>>>

Beğen

grafspee
Kayıt Tarihi:20 Eylül 2016 Salı 11:49:01

GÜMNÂM 2 YAZISI'NA YORUM YAP
"Gümnâm 2" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Den(iz)
3 Kasım 2016 Perşembe 17:05:26
Neyse ki öyküyü sonradan gördüm. hemen diğer bölüme geçip merakımı gidereceğim... :))) Çok iyi bir kalemsiniz..

Sevgilerimle..


Cevap Yaz
Kemnur
21 Eylül 2016 Çarşamba 22:57:35
Bu gece 3.bölümü paylaşacaksınızdır inşallah... :) Oldukça heyecanlı ve keyifli bir takip...saygılar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 21 Eylül 2016 Çarşamba 23:53:35
inşallah hocam. beğenmenize sevindim. saygılar, selamlar.
HakkınSesi
21 Eylül 2016 Çarşamba 22:06:51
Alem adamsın. Yalnız şu fener işine farklı gözle bakmışımdır hep. Korkutucu yanına girmiyorum ama metafor olarak aydınlanmayı, yönlendirmeyi gösteriş biçimi olarak diyorum.

Sahilde Ahmet Kaya söylüyor gençlik ser hoş halde. Beni varlığın yeterliliği daha korkutuyor sanırım.

Düşünsene korku romanı yazıp, sonunda ki cümle 'yollarda bulurum seni' tarzı kutsalsuvari oluyormuş :)

neyse komik değildi. Kasvetli havayı sevdim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 21 Eylül 2016 Çarşamba 23:51:48
fenerlerin yanı sıra değirmenlerin de yeri ayrıdır ben de. yalnız dediğin gibi bir son epey kulağımı çınlatır gibime geliyor :)) yollarda bulmak, takvimlerden çalmak, hayal ile dans etmek bence biraz süslendiğinde gayet korkutucu olabilir gibi.
lacivertiğnedenlik
21 Eylül 2016 Çarşamba 13:11:57
Halil ağa oyunları olmasın..belki de korku taşınağı aşılayıp beslediği boğazdan kurtulmak istiyordur..olur mu olur..sonuçta kıtlık donemleri var.. gibi...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 21 Eylül 2016 Çarşamba 13:16:54
:))) çok mantıklı bir bakış açısı. öyküyü game of halil agha diye döndürebilirim.
lacivertiğnedenlik 21 Eylül 2016 Çarşamba 13:22:33
Taşınak ne ya tapınak..neden olmasın ağhanın ilk verdiği yemeğe bakmak lazım..ve ne yediğine..yalnız unutma sıradan bir korkuluk istemiyoruz..kolay gelsin..
Bir tutam hayat
21 Eylül 2016 Çarşamba 11:51:49
Valla gerilim konusunda çok başarılı bir hikaye.
Bakalım mantıklı bir çözüme mi ulaşacak,
yoksa gizem atmosferinin merakımızı kamçıladığı bir belirsiz noktasına mı sürüklenecek olay?

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 21 Eylül 2016 Çarşamba 13:13:28
beğenmenize sevindim hocam. söz konusu doğaüstü meseleler olunca yine aynı doğrultuda ilerleyecek gibi. teşekkürler, selamlar, saygılar.
O qué
21 Eylül 2016 Çarşamba 09:46:42
Ama ama ama
Orda bitmemeliydi:)

Tebrik ediyorum.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 21 Eylül 2016 Çarşamba 10:08:57
en kısa zamanda devamı gelecek inşallah. teşekkür ederim, saygılar, selamlar.
zeynn
21 Eylül 2016 Çarşamba 00:54:55
Çok sürükleyici, korkmadım desem yalan olur.Bunu okuyunca ilkini okuma ihtiyacı hissettim, gerçekten uzun zamandır okuduklarımın en iyisi.
Şimdi sesin sahibi kim iyice merak ettim, devamını sabırsızlıkla bekliyor olacağım.

Şimdi ışığı kapatıp nasıl döneceğim arkamı :))
şaka bir yana çok başarılıydı, tebrikler...


Hayalimde canlandırıyorum ve sanki o yaşlı kambur kadın habire arkasını dönüp ormanda kayboluyor..
Kimdi acaba?
"Fazla merak başa bela." derler..
En iyisi güzel bir besmele çekmeli ve uyumalı.


Takipteyim, dûâ ile...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 21 Eylül 2016 Çarşamba 08:57:01
yakında çıkacak neyin ne olduğu, şimdilik kahramanımız da bilmiyor. biraz rahatlatacaksa bahsi geçen yerler bizim memleketten uzakta.

beğenmenize sevindim. selamlar, saygılar.
Sakıncalı Piyade
20 Eylül 2016 Salı 20:57:25
:) Yemin ederim Supernaturale bağladın onuda izliyorum 12 sezondur:) bunuda okurum korku değil de merak benim ki :)

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 20 Eylül 2016 Salı 23:45:01
mümkün olduğunca bizzat kendim yaşamış gibi aktarmaya uğraşıyorum. umarım daha iyi betimlemeler çıkartabilirim. supernatural'ı 4. sezonda bırakmıştım. ne dersin kalan sezonları izlemelimiyim?
Sakıncalı Piyade 21 Eylül 2016 Çarşamba 09:48:31
çok şaçma bölümler olsade iblis Dean falan var ilerlerde. 5-6-7 yi izlemesende olur bence sonra gene açıyor spolier vermeyeyim :)

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
küsss
20 Eylül 2016 Salı 18:09:42
Uvv.. olmadik yerde bitmis. 2'yi görünce 1'i de okudum, serinin ilkinde biraz Yaşar Kemal tadı vardi sanki. 2. de bu biraz dağılmış, daha cok grafspee vardi. Ve sanki 2'de olaylar biraz daha aksa miydi, cok mu aceleci davraniyoruz?

Sanirim şu sitede en özgün kurgulari okudugumuz sayfa burasi. E bu da okuyucu için beklentiyi yüksek tutuyor..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 20 Eylül 2016 Salı 23:42:52
haklısınız, bir kaç defa daha okuyunca bazı yerlerin çok hızlı geçildiğini farkettim. yani insan okurken daha çok tasvir beklerken hızlı geçilince yavan bir durum oluşuyor böyle durumlarda. yapıcı eleştirinize ve beğenmenize sevindim. teşekkürler.
kibritçikızınkibriti
20 Eylül 2016 Salı 17:50:22
nefesimi tutmuştum

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 20 Eylül 2016 Salı 23:35:29
şimdi suçlu hissettim, keşke biraz daha devam etseydim diye
chaotica
20 Eylül 2016 Salı 14:09:28
Hoppaaaa... Hacı abi eklesene yazının devamını şunun altına.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee 20 Eylül 2016 Salı 14:36:19
ohoo torrent mi abi bu, bütün sezonu indir arka arkaya :))
chaotica 20 Eylül 2016 Salı 18:43:38
Ahanda yorumları görüyorsun :) Az daha ucunu göstereydin iyiydi...
grafspee 20 Eylül 2016 Salı 23:46:39
haklısın bu sefer biraz kısa ve hızlı olmuş. biraz daha özen göstermeli :)
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.