( İrfan Yılmaz )
76 şiiri kayıtlı

Eylül Güneşi

( İrfan Yılmaz )
  5,0 / 17 kişi ·6 beğenme · 19 yorum · 2112 okunma
Şiir perisi : Aysun ASAR
Eylül Güneşi

Eylül Güneşi



I.
Mevlevi sedasıyla hür dünyaya haykırsa,
Deprem olsa heceler, taş kalplerde fay kırsa!

Semazen döngüsünde Zümrüdüanka tüyü,
Yirmi yıldır beklenen efsunlanmış teleğim,
Bir kez değse elime bozulsa kara büyü;
Yoksa ben seni asla anlatamam meleğim!
Melek: Acılı anne, ülke: Irak, düş: Barış.
Özgürlüğe susamış toprağında her karış!

II.
Dualar zincirinin halkasına eklenen,
Arşa açılan eller ve sabırla beklenen:

Çift kurban adağında Hakk’tan dilenen bebek,
Her biri asır olan yedi yıl sonra doğdu.
Anne pembe bir güldü, oğul beyaz kelebek.
Bebek, anne-babayı büyük sevince boğdu!
İlk gün kurban kesildi, dağıtıldı hediye,
Bahtı da kendi gibi çok güzel olsun diye.

Muskalarla karışık yedi nazar boncuğu,
Kem göz değmesin diye dizildi beşiğine.
Kurşun bile döküldü belki korur çocuğu...
Besmele çekti baba geldikçe eşiğine.
Nur yüzlü dedesinden duaları okundu.
Annenin gül dudağı kelebeğe dokundu.

Kutlu bebek büyüdü, geldi yedi yaşına.
Bir maçta fileleri havalandıran şutu,
Gördüğü günden sonra belâ oldu başına,
Rüyalarına giren: Sihirli camlı kutu!
O fileler aklına öylesine soktu ki...
Çocuk çok istese de, paraları yoktu ki!

Üzgün çocuktu artık isteği yasaklanan.
’Başka çare yok! ’ diyen anne öne atıldı,
Bütün serveti olan, sekiz yıldır saklanan;
Birkaç altını ile, tek kuzusu satıldı!
Çocuğun rüyaları sonunda gerçek oldu:
İki odalı eve renkli bir dünya doldu.

Anne-oğul beraber karşısına kuruldu,
Çocuk haksız değildi, ne büyülü ekrandı!
Anne diziyi sevdi, oğlu maça vuruldu.
Biricik oğlu sanki tahta çıkmış sultandı.
Bir tartışma başladı konu: Yeni nesildi.
Haberler okunurken anne dikkat kesildi:

Birleşmiş Milletler’in, eğitim ve bilime,
Bakan kültür kurumu: ’ İki bin yedi yılı:
Mevlana Yılı! ’ dedi. ’ Demek artık dilime,
Düşen isyanı duydu; senelerce tek kılı,
Kıpırdanmayan dünya harekete geçiyor:
Sevgi, barış, kardeşlik, hoşgörüyü seçiyor! ’

III.
Anne: ’ Koş oğlum! dedi, deden tez gelsin beri;
Kendisi gelip duysun, izlesin bu haberi.’

Dedesine giderken kader ağını ördü,
Çocuk yol kenarından kaldırıma atlarken.
Baba biraz uzaktan kendi gözüyle gördü:
Bomba yüklü araba birden bire patlarken!
Onlarca beden sanki havada birer kuştu,
Toz dumanın içinde dağılarak uçuştu!

Çılgın gibi koşarken baba olay yerine,
Kaç kez ayağa kalktı, kaç kez yere yıkıldı!
Hançer gibi bir acı yüreğinden derine,
İnerken anlamadı kimden kime sıkıldı,
Uçuşan mermiler hep masumlara üşüştü,
Üç kurşunla vurulan baba da yere düştü!

Oğlu geciken anne patlamayı duymuştu,
Dedeye koştu hemen, çocuk yoktu meydanda.
Anne, içinden gelen endişeye uymuştu,
Hastaneye ulaştı en kısa bir zamanda.
Eşiyle karşılaştı, ağır yaralanmıştı,
Sessiz ecel kapısı çoktan aralanmıştı!

Şüphenin kızıl koru yüreğinde erirken,
’ Oğlumuz...’ diyen anne, kalbini yangın alan...
’ Görmedim! ’ dedi beyi son nefesi verirken,
On beş yıllık eşine, ilk kez söylenen yalan!
Anne ummana düştü dünya artık neyine,
Ağıtlar çift yakıldı, bir oğul bir bey’ine!

IV.
Felek bir yazı yazmış, mahşere dek silmiyor,
Mesken tutmuş körduman başından eksilmiyor!

Hüzün saltanat kurdu daha sonraki günler.
Kalbine çift’e hasret yerleşti yavaş yavaş.
Savaşın yasasıydı ölümler ve sürgünler.
Ocakları söndüren yirmi yıl süren savaş,
Elinin tersi ile nimetleri itmişti.
Dedenin asil soyu yeryüzünde bitmişti!

Yaslı gelinden başka kimsesi kalmamıştı.
Nasıl yanmasın dede; oğul tek, torun tekti.
Ecel bir kez sarılmış, bir daha salmamıştı!
Dede ölene değin iki şeyden çok çekti:
Canevinin içinde küllenmez kızıl korun,
Hele hayalden göze perdelendikçe torun!

Izdırabı gözünde sel olup çağlamaktan,
Dedenin gözyaşları ne azaldı ne dindi.
Torun ve oğlu için devamlı ağlamaktan,
Üç ayda gözlerine dumanlı perde indi!
Ömür mevsimi artık bahara dönmez kıştı;
Yer demirdi, gök kurşun arasında sıkıştı!

Elbet her ülke gibi, Irak da bir anneydi,
Melek yüzünü her gün gözyaşıyla yıkadı!
Takvim sayfalarından düşen bu zaman neydi?
Usulsüz mahkemede, ehliyetsiz bir kadı!
’ Adalet! ’ diyen sesin kesilmekti hissesi,
Dedenin ağıdında Irak’ın kendi sesi:

V.
Geçmişim fidye ister gelecek her seneden,
Her yılım öncekinden beter değilse neden?

Islak kirpiklerimin billûrunda saklıdır,
Gözlerimden süzülür Dicle ve deli Fırat.
Mutluluğun perisi ülkemde yasaklıdır!
Köprülerim tutulmuş her biri sanki sırat.
Yıkılan mabetlerde kıblemin yönü harap,
Alev gibi dökülür elime Şattülarap!

Reva görülen zulüm sizce neyin gereği,
Beş bin yıllık tarihin sil kalemden inkârı?
Zulüm olmuş halkına hükümdarın ereği!
Kendi yurdunda esir mazlumlar kimin kârı?
Hışımlı bulut gibi başa gelen şer belâ,
Kerkük semalarında, ağıt yakar Kerbela!

Ayakları zincirli, elleri kelepçede.
Kaç zalimin elinde çaresiz kaldın halkım?
Sarin gazlı bombalar patlarken Halepçe’de!
Panzehir salkımından esirgenen bir talkım.
Nifakın sinsi eli dolaşır usul usul,
’ Sıra bende mi? ’ diye tedirgin kalır Musul.

Kanatlanan her umut vurulur gökyüzünde,
Hardal gazı kokuyor etraf toz-duman, yanık.
Melek düşünde melek boğuluyor hüzünde.
Hem suçludur hem güçlü mağdur rolünde sanık.
Mizan isyanda bugün şer konmuş kefe ağır,
Diller suskun, gözler kör, kulaklar duymaz sağır!
Selahaddin Eyyubi! ... Sen bana O’nu çağır!

VI.
Bin iki yüz yedide Horasan’dan Hayfa’ya,
Bir Güneş doğmuş derler, nur iniyor sayfaya!

Babası Bahâeddin, Ulemanın Sultanı.
Anne: Belh Emiri’nin kızı Mümine Hatun.
Otuz Eylül gününün, bambaşka olur tanı,
Kenarları nur ile sırmalanan bulutun,
Müjdesini dünyanın sisli ufkuna asan,
Hoşgörü Güneşi’nin doğduğu yer: Horasan.

Geçtiği kutlu yerler: İlk durağı Nişabur.
Kutsal topraklar için Bağdat’a yol alırken,
Saygıyla geçit verir Fırat koynunda Habur!
Hacı olur Kâ’be’de nur içinde kalırken,
Mekke’den, Şam’a derken; Erzincan, Konya yolu,
Mevlana’ya açılır, son durak Anadolu!

Ey, ’ Hamdım, piştim, yandım.’ diyen! Kalplerde yerin,
Ne Şems-i Tebrizî’nin simasında gördüğün,
Mutlak kemâlin nuru kaybolur ne eserin.
Şeb-i Arûs bir nevi gelin gecesi, düğün!
Son vedanın hüznünde şeyh Sadreddin Konevî,
Mirasındır Divan-ı Kebir ile Mesnevi...

Mevlana! Hiçbir şeyi inkâr etmeyen biri,
Zulmette kalanlara rehber, rahmani seda!
Sevgiden söz etmeyi öğreten bir aşk piri.
Akıl, ruh ve sevginin üçgenindeki feda.
Hakk’a gönlünü verip benliğini kaldıran,
Gönüllere sevgiyi, hoşgörüyü aldıran!
........
Şair, yeter yanmasın daha fazla şu bağır!
Tomurcuğu açmadan gül solar gülşenimde.
Eylülün son güneşi Mevlana’yı tez çağır!
Yıllar var ki esirim ben kendi bedenimde.
O’nu çağır! Göğsüme övüncün armasını,
Vicdanlara hoşgörü barış haykırmasını,
İpek gönül tülünün ibrişim sırmasını! ...
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Eylül Güneşi şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Eylül Güneşi şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Şükrü Beşiktaş
1 Aralık 2017 Cuma 17:49:40


Merhaba,
Manevi tadı pek yüksek ve doyurucu ! Yüreğine berek !
Kutlarım ,saygılar !
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
23 Ocak 2017 Pazartesi 08:53:17
Akıcı ve anlamlı şiiri beğeniyle okuyarak hazına varılması…
Çok Beğendim.
…………………. Saygı ve Selamlar…
ABDULKERİM KAYA
26 Kasım 2016 Cumartesi 20:51:16
mevlanayı mevlana yapan,malumunuz olduğu üzere Allah,Peygamber kuran ve islam Aşkıdır,Allah hepimize de nasip etsin,Dua ve selamlarımla.
tutkun durukan
14 Mayıs 2015 Perşembe 13:47:53
harika... Gönlünüze sağlık....
umut_adam , 5 puan verdi
13 Kasım 2011 Pazar 20:31:14
Saygı değer Abim;

Anne: ’ Koş oğlum! dedi, deden tez gelsin beri;
Kendisi gelip duysun, izlesin bu haberi.’


Kudretli kaleminizden büyük haz duyarak harika şiirinizi okudum ve kadife sesiyle şiirinize hayat veren Aysun ASAR hanımefendinin sesiyle büyülendim kaleminizin kudreti hiç bitmesin

Bu güzel dizeleri Yazan ve yorumlayan yüreğin Kalemi daim olsun..Mutluluk yüreginizden tebessüm yüzünüzden asla eksik olmasın...
Sezai Binici/umut_adam/Erzurum..
Saygılarımla

canandemirel
10 Kasım 2011 Perşembe 17:28:33
Tarihle harmanlanmış harika dizeler. Sanırım yakında kitabınız çıkar.
Tebrik ve sevgilerimi yolluyorum...
Halit Yıldırım , 5 puan verdi
9 Kasım 2011 Çarşamba 17:48:48
Harika bir şiir. Üstadım saygılar sunuyorum. Siz Türk Edebiyatının yüz akı gerçek bir şairsiniz. Kaleminiz daim olsun...
Mustafa Sade , 5 puan verdi
9 Kasım 2011 Çarşamba 15:38:56
Hocam kelamına, kalemine sağlık
Enfes bir eserdi
Kutlarım;


Selam ve saygıyla...
Bandırmalı , 5 puan verdi
9 Kasım 2011 Çarşamba 14:54:04
Başından sonuna kadar keyif ve haz verdi
güzel eseriniz kaleminize yüreğinize sağlık değerli üstadım
duygulu muhteşem bir enlatımdı canı gönülden tebriklerimle
en içten saygılarımla..
babidim , 5 puan verdi
9 Kasım 2011 Çarşamba 13:33:41
Ayakta alkışlanacak mükemmelliyetteydi şiir..
Çok takdir ve teşekkürlerimi kaleminize ve yüreğinize bırakıyorum...
Geldik, okuduk ve yükümüzü aldık diyorum.. Hep varolunuz!...


babidim tarafından 11/9/2011 1:40:10 PM zamanında düzenlenmiştir.
muhacir bozkurt , 5 puan verdi
9 Kasım 2011 Çarşamba 08:02:57
Bugün bayramın 4.günü. Sabahın ilk ışıkları ile bilikte misafir olduğum evde açtığım bilgisayardan edebiyat defterine ve şiirlere ulaştım. Saygıdeğer hocamın sayfasında manevi duyguları ve tarihi harman edip önümüze ibretlik sahneler koyan muhteşem şiirle gönlüm yıkandı.
Hoşgörü ikliminin hakim olmasını istediğimiz dünyada iktidar ve tahakküm hırsının yarattığı vahşete bir kez daha lânet okudum.
Bir zamanların medeniyet beşiği olan diyarların bugün zulmet altında inliyor olmasının, müslümanlar olarak bizim kitabımızın hükümlerinden uzaklaşmamızın sonucu olduğunu bilmenin verdiği vicdanî huzursuzluğu yaşadım.
Müslümanım diyen bizlerin titreyip kendi inançlarımıza dört elle sarılmamızı ve yaşamamızı ihtar eden, iki günü bir birine eşit olan zarardadır hükmünü bizlere hatırlatan muhterem hocamı tebrik ediyor, hayırlı bayramlar dileğiyle hürmetlerimi iletiyorum.
EYLÜL20 , 5 puan verdi
8 Kasım 2011 Salı 23:12:59
Üstadım manevi dygularla bezenmiş olağanüstü güzellikte mısralar.Altı bölüm ,her bölümde iki dize toplam 24 beşlikten oluşan mukemmel bir şiir.Uzun gözükmesine rağmen akıcı ve edebi bir uslupla yazıldığı için bir çırpıda okudum.Okumakla zevk aldım ,mutlu oldum.Sizin gibi üstadın düşüncelerinden parıldıyan ışığın sıcaklığında heyecan duymamak elde değil.Bilinki müptalanız olmak bize şeref verir.Onurlandırdınız bir gönül kazandınız.Bu gönül sizinle beraber .Allaha emanet olun.Saygılarımla
saniye uzun , 5 puan verdi
8 Kasım 2011 Salı 20:26:14
çok anlamlı beğeni ile okudum finale yakışır güzellikte dizeler yüreğiniz kaleminiz daim olsun saygılar
Seyit Kazım , 5 puan verdi
8 Kasım 2011 Salı 20:06:16
Eylül Güneşi


I.
Mevlevi sedasıyla hür dünyaya haykırsa,
Deprem olsa heceler, taş kalplerde fay kırsa!

Semazen döngüsünde Zümrüdüanka tüyü,
Yirmi yıldır beklenen efsunlanmış teleğim,
Bir kez değse elime bozulsa kara büyü;
Yoksa ben seni asla anlatamam meleğim!
Melek: Acılı anne, ülke: Irak, düş: Barış.
Özgürlüğe susamış toprağında her karış!

<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
selam içi cever dili bal yureği hak
bilge hak postunun kalem şahın ferdi sayın
İRFAN yılmaz ..baba sultan
bu hazineyi sayfandan gürdüğüm için
bizle paylaştığın için yurekten candan hak-hak- ile niyaz ederim
sayın irfan dost
Şerbet balanır sayfandan cana
Gülü severiz ilmin kapısını bakana
Sevgi paklanır özünden insana
derin derya olmuş irfan yılmaz .insana,

HAK İLE PUANIM TAMDIR SAYIN İMANIM
oktayzerrin , 5 puan verdi
8 Kasım 2011 Salı 19:40:46
iki değerli şair buluşunca ortaya mükemmel bir şiir çıkmış ki okumaya doyum olmuyor adeta...teşekkürler, tebrikler...selamlar, saygılar...
mehmet ali unsal , 5 puan verdi
8 Kasım 2011 Salı 18:05:56
Şair, yeter yanmasın daha fazla şu bağır!
Tomurcuğu açmadan gül solar gülşenimde.
Eylülün son güneşi Mevlana’yı tez çağır!
Yıllar var ki esirim ben kendi bedenimde.
O’nu çağır! Göğsüme övüncün armasını,
Vicdanlara hoşgörü barış haykırmasını,
İpek gönül tülünün ibrişim sırmasını! ...

çok emekler sarf edilerek eklenmiş ve hazırlanmış mükemmel tema ve mükemmel şiir...tam not....
güne imzasını atabilecek değerde mükemmel şiir...teşekkürlerr emeği geçenlere yürekten teşekkür ederim..saygılarımla...
Hüdaverdi ER (Hüdai) , 5 puan verdi
8 Kasım 2011 Salı 17:40:19
Destansı şiiriniz ve şirinizin yorumu yıllarca kalpten kalbe, gönülden gönüle akıp gidecektir kıymetli kalem.
İleriki yıllarda bu güzel eseriniz Türk Edebiyatı içerisinde ki hak ettiği yeri alacaktır. Buna emin olabilirsiniz.
Gıpta ile terennüm ettim efendim.
Saygılarımla...
Sedat_ERDOGDU
8 Kasım 2011 Salı 14:52:20
İrfan bey, of dedirtiyorsun yine...off of...sevgiler sonsuz...facebook varsa beni ekle...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.