zyuruk
47 şiiri kayıtlı

--SIR VE MEKAN--

zyuruk
  0,0 / 0 kişi ·0 beğenme · 6 yorum · 1045 okunma

--SIR VE MEKAN--




sırlarla dolu bir şehirdin
benim için,
sanki yürekte yaşanmış
sonra yerinden koparılmış
ve kaybedilmiş
bir hazine gibi
kaybettiğim
yaradılıştan gelen
bir arayışla aradığım
bir şehirdin…

soracak olursan şimdi
hatırlamıyor ve bilmiyorum
bu şehre nasıl geldiğimi
sanki derin bir uykudan uyanmış
ve hafızamı kaybetmişim
hiç bir şey anımsayamıyorum,
dost olan hiçbir yeri,

bu şehre ait mekanlarda
dolaşırken…
denizlerin neden mavi olmadığını
sonra martıların
neden uçmadığını
gökyüzünde,
insanların neden tebessümle
selamlaşmadığını
birbirlerini gördüklerinde…

ve öcü görmüş gibi
hayretle
neden vuruyorlar
yüzüme gözlerini
bilmiyor ve anlamıyorum…

şehir bana,
ben şehre
yabancıydım
beraber yaşamakla cezalandırılmış
birer mahkumduk birbirimize
ve sevememiştik birbirimizi

doğduğunda bir bebek
bir bebek dünyaya
gözlerini açtığında
neden haykırarak ağladığını
anlıyordum şimdi.

bildik ve tanıdık olmayan
sokaklarında
yürümeye başladığımda,
bende ağlıyordum
yalnızlığın vermiş olduğu korku,
yabancılığın üzerimde yarattığı tedirginlikle
hep tanıdık,
yüzüne aşina olduğum
bir mekan
yada dost arıyordum,
koparıldığım memleketimden
ümit ile...

ağladığım sürece,
EMİN olan beldeni
bulamayacağımı kavrıyordum.

dökülecek göz yaşı
kalmayınca gözlerimde,
kaybedilen mekan için
ağlamayı bıraktım.
ağlamayı bırakınca
yabancısı olduğum şehri
tanıdım.
tanıdım tüm sokaklarını,
caddelerini
ve dokunulmaz olan
kutsal mekanlarını,
tanıdım semtlerini pazarlarını,
insanlarını
ve tanıdım adetlerini,
yasalarını
tanıdıkça ben seni,
tanıdıkça sen beni,
alışıp sevmeye başladık
birbirimizi

toprağa atılmış
bir tohumun
yeşermek için
vermiş olduğu çabanın
ardındaki ümidi,
kaynağından
yeni fışkırmış bir suyun,
sevgilisi olan
henüz yüzünü görmediği,
denize kavuşmak için
hiç durmadan
sadece
kavuşacağı anın vermiş olduğu heyecanı,
ve kavuşma anındaki
ilk el ele tutuşlarını
ilk sarılışı
ve ilk mahsum öpücüğün saadetini
yeni yaradılmış olan güneşin
yüreğindeki ateşin
kendisine vermiş olduğu
korkudan sonra,
karanlık olan dünyaya
ışıklarını saçtığı ilk şafakta ,
yüreğinde taşıdığı ateş de olsa
işe yaramışlığın vermiş olduğu
mutluluğu yaşadım ve tanıdım sende,
ey güzel şehrim..
sende tanıdım.

önceleri hep konuşuyorduk,
birbirimize içimizi döküyorduk
sanki bir asırdır konuşmamıştık
ve konuşmak için hep aramıştık
bir sihirle dilimiz bağlanmıştı
ve birbirimize kavuşunca
bozulmuştu sihir
ve dilimiz çözülünce
hasretle beklediğimiz anın
vermiş olduğu mutlulukla
konuşmuştuk, konuşmuştuk
konuştukça tanımıştık birbirimizi
ve tanıdıkça birbirimizi,
sevmiştik,
sevdikçe
tutulmuştuk birbirimize

iki yarımın
bir araya gelerek,
tamı oluşturmasını yaşamıştık
ikimiz
birer yarıydık
ve şimdi tamı oluşturduk.
tamam olduk.
tamam;
yani eksiksiz olan
konuşulma ihtiyacı duyulmayan,
yoruma gerek olmayan
tamam olunca
kıyameti bekleyen evren gibi
susmuştuk
susmuştuk ve sura üfürülmesini
bekliyorduk...
ve sura üfürüldü
koptu kıyamet
nisyan, nisyan;
unutulmuşluk halini yaşamak
ve unutulup ayrılmak
ulaşılıp ele geçen
her değer gibi,
değerini kaybetti
beraberliğimiz
tümüyle anlaşılan
her anlamın ardındaki
anlamsızlığa düştü dostluğumuz
ve anlamsızlaşan ilişkileri bekleyen
ayrılığa attık kendimizi
hayatına son vermek için
yüksekten bir boşluğa
kendini atan biri gibi
ve ayrıldık...

sen başka misafirleri ağırlıyorsun
bugün kutsal mekanlarında
ben ise ağlayarak
başka şehrin sokaklarında
dolaşıyorum
tanıdık ve aşina olduğum
bir yüze rastlamak için
ismini bilmediğim bu şehrin
kutsal mekanlarını
geziyorum
ümitsizce ve mutsuz
karanlık ve soğuk
bir gece yarısı…

zaman geçti
geçti zaman
yaralar tekrar
kabuk bağladı
sabahın ilk demiyle
güneş doğdu
aydınlandı tekrardan
tüm kainat
ve bu gün varlığından çok,
yokluğun anlatıyor seni bana
sen varken
oturuyorken yanımda,
anlatmazdı bedenin
ve yüreğin
sevgi diye
yaşadığımız tutkuyu
ve tutkunun büyüklüğünü bana.
yokluğundur bana anlatan
yaşamımdaki gerçek yerini senin
ve tutkunun
bir esaret
aşkın ise
bir özgürlük
olduğunu anladım
ismini bile bilmediğim
yabancı şehrin
çıkmaz sokaklarında
ve mutluyum yine,
giz dolu
yeni bir dostluğun
tohumunu atarak
ümit ile beklemekteyim,
yeni kavuşmaları
ve ayrılıkları
tutkunun yarattığı ümitsizlikten
ve esaretten uzak
özgürce yaşanacak yere kadar
yaşanacak olan,
dostlukları ve sevdaları...
ümit ile beklemekteyim
yaşanacak mutlulukları
ve tüm kırgınlıkları.
Kırgınlıklar ki
Yelken açtırır
Başka limanlara…
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
--SIR VE MEKAN-- şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

--SIR VE MEKAN-- şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
16 Temmuz 2007 Pazartesi 17:14:42
Gönlünüze sağlık..o yabancılaşmayı ne güzel anlatmışsınız...
Selam ile..AŞK daim olsun...C.G
16 Temmuz 2007 Pazartesi 14:52:19
soracak olursan şimdi
hatırlamıyor ve bilmiyorum
bu şehre nasıl geldiğimi
sanki derin bir uykudan uyanmış
ve hafızamı kaybetmişim
hiç bir şey anımsayamıyorum,
dost olan hiçbir yeri,

güzeldi
..............tebrikler...........
16 Temmuz 2007 Pazartesi 14:03:53
sen başka misafirleri ağırlıyorsun
bugün kutsal mekanlarında
ben ise ağlayarak
başka şehrin sokaklarında
dolaşıyorum
tanıdık ve aşina olduğum
bir yüze rastlamak için
ismini bilmediğim bu şehrin
kutsal mekanlarını
geziyorum
ümitsizce ve mutsuz
karanlık ve soğuk
bir gece yarısı…


kutlarım dostum akıcı anlamlı ve guzel şiirini..sevgilerimle..
16 Temmuz 2007 Pazartesi 12:48:38
şehir bana,
ben şehre
yabancıydım
beraber yaşamakla cezalandırılmış
birer mahkumduk birbirimize
ve sevememiştik birbirimizi...

güzeldi...

uzun yazılmış bir şiir. ama sıkmamış...

tebrikler z.y.

sevgiyle...
16 Temmuz 2007 Pazartesi 12:08:22
dökülecek göz yaşı
kalmayınca gözlerimde,
kaybedilen mekan için
ağlamayı bıraktım.
ağlamayı bırakınca
yabancısı olduğum şehri
tanıdım.
tanıdım tüm sokaklarını,
caddelerini
ve dokunulmaz olan
kutsal mekanlarını,
tanıdım semtlerini pazarlarını,
insanlarını
ve tanıdım adetlerini,
yasalarını
tanıdıkça ben seni,
tanıdıkça sen beni,
alışıp sevmeye başladık
birbirimizi

bir şehre can vermiş adeta şiir...
sanki şehirlerde canlı dost veya düşman bizlere...
güçlü bir kalem duygusal bir şiir...
kutlarım...
yüreğine sağlık...
16 Temmuz 2007 Pazartesi 12:04:59
uzun olmasına karşın çok zevkle okunan bir şiirdi.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.