12
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
176
Okunma

Uzak bir kentin sönük sokaklarında adımlarken gölgeni,
Sen aklının sığ ve korunaklı limanlarında hesap yapıyordun.
Ben ise ruhumun bütün fırtınalarını sırtlamış,
Çoktan demir almıştım o karanlık sulardan.
Elinde oyuncaklarla avunan saf bir ruh gibi bakardın aşka,
Yüreğimdeki devasa yangınların külüne basmaya korkardın bilmeden.
Sen daha sevda yollarında yürümeyi yeni öğrenirken,
Benim sana doğru koşmaktan dizlerimde derman kalmamıştı.
Anlıyor musun bayım,
Uğruna canımı vereceğim ne kadar vadi varsa, sen kendi ellerinle dikenle örmüşsün;
Neresinden tutmaya çalışsam bu hikayenin, avuçlarım kan içinde kalıyor.
••
Göğüs kafesimde saklasam az gelir diye korkardım varlığından,
Sesini bile yabancı bir rüzgârdan kıskanacak kadar derin bağlanmıştım.
Çünkü çok seven insan sakınır; sevdiğinin kılına bile zarar gelmesine razı olmaz.
Çareler tükendiğinde dize gelmez yürek, ellerini yalnızca göğe açar.
Sen aklınla bir savaşın matematiğini yapıp hep kârlı çıkmayı planlarken,
Ben bu ayrılığın bütün ziyanını tek başıma sırtlandım.
Günün birinde o kibirli uykuların kaçıp yastığın dikeni battığında saçlarına,
Gece yarısı odanı basan o sessiz pişmanlıkla beni hatırla.
Çünkü sen benim bu hayatta en çok üzerine titrediğim masumiyetsin;
Sen gidersen içimde bir parça, bir yanım tamamen ölür.
Anlıyor musun bayım?
••
Aynı masanın başında oturup ayrı dünyaları soluduk,
Sen hep gitmeyi seçtin, ben ise hep kalmaya inandım.
Kılıçlar bu coğrafyada sevda için değil, ayrılıklar için kınından çıkarıldı oysa.
Sen her defasında bir bahane bulup kaçarken uzaklara,
Ben arkandan bıraktığın enkazı toplamakla tükettim ömrümü.
Bilemedin; körkütük bir bağlanıştı benimki, hesapsız ve kitapsız.
Sen mantığın terazisinde tartarken sevgimi,
Ben vicdanımın en derin yarasında sızlattım adını.
Anlıyor musun bayım?
Bu rüzgâr artık bizim için değil, geride kalan soğuk küller için eser.
••
Yalnızlığın o kalın duvarlarını ören sensin kendi ellerinle,
Sonra da çıkıp "neden bu kadar soğuk?" diye sormuşsun.
Ben sana bir ömür sunarken, sen bir anlık heveslere satmışsın bizi.
Şimdi ne o eski heyecan kaldı geriye ne de o yalandan gülüşler.
Aşka sağır olanlar, sessiz vedaların çığlığını asla duyamazlar bilirim.
Sen sağır kaldın, sen kör kaldın kendi masalında.
Hangi taşa vursam başımı, hangi yola çıksam sonu sana çıkıyor gibi görünse de,
Aslında çoktan kaybettin o eski seni de beni de.
Anlıyor musun bayım?
Bu hikâye burada bitti, fazlası sadece utanç verici bir tekrar.
••
Ve şimdi aynaya baktığında gördüğün o yabancı var ya,
İşte o, benden geriye kalan en ağır intikamdır sana.
Gitmek kolaydır, asıl marifet o gidişin altında ezilmemektir.
Sen ezildin, ben ise o enkazın içinden onurla çıktım.
Unutma; kimse kimsenin yarasını saramaz kendi elleri kanıyorsa.
Sen kendi kanında boğulurken,
Ben okyanusları aşıp geldim buraya.
Sessiz vedaların o sağır çığlığı,
Şimdi senin duvarlarında yankılansın.
Anlıyor musun bayım,
Cemre Yaman
5.0
100% (17)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.