1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
59
Okunma
Yaramı susturdum da,
acımı susturamıyorum.
Üstünü örttüm olanların,
adını anmamayı öğrendim,
içimde kopan ne varsa
kimse duymasın diye
dişlerimin arasına gömdüm.
Yara dediğin uslanıyor zamanla;
kabuk bağlıyor,
dokunmayınca kendini unutturuyor.
Acı öyle mi?
Kendine insanın içinde bir damar buluyor,
sen sustukça oradan konuşuyor.
Ben sustum.
Öyle çok sustum ki
dilim, kalbimin suç ortağı oldu.
Gül dediler, güldüm.
Geçti dediler, başımı salladım.
Kimse anlamadı;
ben iyileşmedim,
yalnızca acımı insan içine çıkarmamayı öğrendim.
Bazı yaralar kanamazmış meğer,
insanın bakışına vururmuş.
Bir türküde ansızın,
bir kokunun ucunda,
tanıdık bir kelimenin tam ortasında
yeniden sızlarmış.
Ne tuhaf…
Seni anlatmıyorum artık,
yine de her cümlem sana çıkıyor.
Adını yazmıyorum,
harfler seni tanıyor.
Unuttum demiyorum,
o kadar büyük bir yalanı
kendime söylemeye utanıyorum.
İnsan bazen yarasını kapatıyor da
içindeki sızının ağzını kapatamıyor.
Ne kadar kaçarsa kaçsın,
acı insanın ayak izini ezberliyor;
dönüp dolaşıp
en savunmasız yerinden buluyor onu.
Şimdi soruyorlar:
“İyi misin?”
İyiyim diyorum.
İşte bütün mesele de burada;
yaramı susturdum da,
acımı susturamıyorum.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.