0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
45
Okunma
Edebali,
Bir isim değil yalnızca;
Bir eşiğin nasıl tutulacağını bilen
Sessiz bir bilgeliktir.
Kapıyı açmaz,
Kapıyı öğretir;
İçeri girmek isteyenin önce
Eğilmeyi öğrenmesini ister.
Söz onda yük değildir,
Terazidir;
Her kelimeyi tartar,
Ağırlığı hakikatten hafifse dile getirmez.
Edebali konuşmaz sanılır,
Oysa susuşu bir medresedir;
Giren herkes ilimle çıkmaz belki
Ama haddini öğrenir.
Bir devleti kuracak olanın
Önce içini yıkaması gerektiğini bilir;
Taş üstüne taş koymadan evvel
Nefsi yerinden söker.
O, kılıç bilenmezken vardır,
Zafer hayali kurulmazken;
Çünkü bilir ki
İhtirasla başlayan yol
Adaletle bitmez.
Edebali,
Tahtı değil, yükü gösterir;
Taç giymeden önce
Omuzların ne taşıyacağını fısıldar.
Bir rüyayı yorumlamaz sadece,
Rüya görecek kalbi eğitir;
Herkes görür ama
Herkes taşıyamaz.
Sözü sert değildir,
Ama ağırlığı vardır;
Çünkü doğruluk bağırmaz,
Derinleşir.
Onda nasihat yoktur,
Yön vardır;
Buyruk yoktur,
Sorumluluk vardır.
Edebali,
İktidarı öğretmez,
İktidarın yükünü hatırlatır;
Çünkü bilgelik,
Sahip olmaktan değil
Taşıyabilmekten geçer.
Bir çağın eşiğinde durur,
Ne tamamen geçmiştedir
Ne bugünün gürültüsünde;
Zamanın omurgasına yaslanır.
Edebali olmak,
Söz söylemek değil;
Sözün ne zaman susacağını
Bilmektir.
Ve bugün hâlâ,
Bir yerlerde bir kapı aralanıyorsa
Bir güç diz çökmeyi öğreniyorsa
Bil ki;
Edebali hâlâ oradadır.
HABİB YILDIRIM (BÂİN-İ ADLÎ)
(2 Ağustos 2026)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.