0
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
32
Okunma
Aşkın Haritası
Sana yürümek,
bir şehrin sokaklarını değil,
kendimi geçmekti.
Göğsümde eski bir kapı vardı,
pas tutmuş, rüzgâra küsmüş.
Sen gülümseyince
içeriden bir çocuk çıktı,
elinde papatyalarla.
Ben seni
gözlerinin rengi için sevmedim.
Gözlerin,
bir dağın içinden doğan suyun
sessizliğini taşıyordu.
Sen bana dokunmadan da
değebilirdin.
Çünkü bazı temaslar
avuçta başlamaz;
ruhun kıyısına düşen ince bir ışıkta büyür.
Bir gece
ayı ikiye böldü bulutlar.
Sen sustun.
Ben sustum.
Sessizlik,
ikimizin arasında secdeye duran bir güvercin oldu.
Aşk, dedim,
bir gül değil yalnız;
dikeniyle insanı uyandıran
eski bir derviştir.
Sen yürüdün,
ardından bahar yürüdü.
Ben yürüdüm,
içimdeki kış eşyalarını topladı.
Ey gönlümün gizli aynası...
Sen bana dünya olmadın.
Dünya döner.
Sen bana yön oldun.
Yön değişmez.
Bir bakışın,
yıllardır susan sazın teline dokundu.
Türkü olmadım,
ırmak oldum.
Aktım.
Denize değil,
sana.
Ve anladım...
İnsan bazen
bir ömrü anlatamaz da
bir tek "gel" sözüne
bütün kaderini sığdırır.
Ben o sözü
gözlerinde okudum.
Şimdi aşk,
iki bedenin gölgesinden öte,
aynı göğe bakan
iki gönlün,
aynı yıldızı sessizce paylaşmasıdır.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.