(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiirimin bölümler arasında kopukluk olduğu düşüncesine katılmıyorum . Şiir; giriş -gelişme ve sonuç üzerine kurgulanmaz en azından ben öyle kurgulamam bu şiir ve bütün şiirimin kendi içinde matematiği ve ritm vardır. Bu şiirde bundan ari değildir.
Temcit pilavı benzetmeniz benim şiirimin imgeser yapısı için kullanılabilecek en son benzetmedir. Keza benim her şiirimde farklı birbirinin aynı iki aynı imgeyi bulma ihtimaliniz bulunamaz.
Sürekli yeni buluşlar yoluyla şiiri diri tutarım. Temcit aynı şeylerin tekrarını içerir ki, ben hep yenliklerden yanayım. Şiiri aynı zaviyeden okuyup değerlendirmek zorunda değiliz pek tabii...
Bunun içinde dünyayı anlamlandırma ve okumalarımız çok farklılık arz edebilir. Sizin için anlam ifade etmeyen bir imge benim yaşamımda üstü örtülmüş bir anı olarak şiirlerde yeri almıştır. Şairin şiirleri açımlamak gibi bir sorumluluğu bunmadığını düşünenlerdenim.
Bende sloganik göze parmak sözüm ona toplumcu şiirleri çok beğenmem buna rağmen yazıp okuyana da saygı duyarım. İkinci yeni şiirinin birde Edip Cansever’i var ki, “Umutsuzlar parkı” şiirini anlamak için üzerine doktara tezi yapmak lazım.
Kısacası hocam, ben şiiri bir meteorun atmosferi geçip düşmesi gibi yazdım düşüşünü izliyorum düşerken parçalara ayrılacak herkesin tarlasına bir parçası düşecektir. Herkes payına düşene razı olacaktır. Saygılarımla,
Tülay öğretmenim; söylediklerinin tamamına katılıyorum ve fakat,benim genel anlamda söylemek istediğim şey;imge değil,imgenin sürekli temcit pilavı gibi tekrar edilmesi,bu anlam kargaşası yapıyor,şiir bir şey anlatır,şiir başlığının ne anlama geldiğini biliyorum,ben imla yoğunluğu ile pasajlar arası anlatının şiirlerle ilgisini anlamaya çalışıyorum. Yoksa methiye dizmek işin en kolay tarafı,şiir yolundaki emeğinizi kim inkar edebilir. Elli sonrası tüm şairler bir noktada ikinci yeni akıma katılmıştır,bu bir gerçeklik,defaten söylüyorum,ben imge yoğunluğuna dikkat çektim. Edebiyat adına yorum kattığın değer de ayrıca kutlanası.
Künh, bir şeyin özü, aslı, hakikatidir. İnsana dair bir öz, düz bir çizgide aranamaz.
İnsanın özü, tarihin, zamanın, toplumsal sükutun karmaşasında gizlidir.
Dolayısı ile imge şiir içinde olmazsa olmazdır. Benim kalem dünyamda imgesiz bir şiir anlayışım yok.
Son o beğendiğiniz bölümdeki yalınlığın, bir anlam ifade edebilmesi için öncesinde ağır yükü anlatmak gerekir. Kanımca sadece son kısım kalsaydı künh'den ziyade sadece bir kaçış olurdu.
Şiirimde arınma ve yürüme iç içedir. Ama bakın sizde şiirde bir bölümü beğenmişsiniz.
Şiir akımları içerisinde İkinci yeni şiirine yapılan temel eleştirinin kaynağını imgeli şiirin oluşturduğu şiirler üzerinden yapılmıştır. Cemal Süreya ‘’ Sizin hiç babanız öldü mü ? Benim bir kere öldü kör oldum “ dediğinde hiç kimse ne demek istiyor Cemal Süreya , Babası ölen adam niye kör olsun diye düşünmez çünkü şair bir çocukluk anısında babasıyla yaşadığı anı betimlemiştir. Atillâ İlhan ‘Cinayeti kör bir balıkçı gördü “ derken tabiiki, gözleri görmeyen birinin cinayeti görmediği düşünecek şiir poetikasına sahiptir. Bu şairler Türk şiirine damgası vurmuştur. Turgut Uyar’ın Yokuş Yol’a şiir toplumsal kökleri olan sorunu ele aldığı dönemde burun kıvıranlar şimdi okuduklarından şiire hayranlıklarını belirtmeden geçememektir. Cemal hocam, şiir ve düz yazı arasında fark olduğunu şayet derdimin Bir şeyleri anlatmak üzere kursaydım şiirden uzak durur düz yazı üzerinde yoğunlaşırdım.
2009 yılından beri şiir üzerine imgesel şiirler yazdım. Okumalarında, kendini hemen ele veren şiirlerden uzak kaldım. Yine de bu tarz yazan ve okuyan şairlere saygı duydum. Aynı bakış açısının benim şiirlerime de uygulanmasını dilerim.
Şiiri okuyup alımlama her okur için farklılık arz edebilir okurların eğitim,ideolojik duruşu, değerler manzumesi okuduğu şiirleri anlamlandırmasını başat anahtardır. Sizin final bölümde yaşadığını duygunu doğuşu için şiir kaos üzerine kurulup sonrasında bir umud verişle bitmeside şiirin izleğine dahildir. Tema bu kaosun göç sarmalından çıkışını okura müjdeler.
Şiirim imgesel bir söz varlığıyla çok anlamlılığı hedef alıp her okurun ağzında bir parmak bal tadı bırakmayı hedeflemiştir. Sizin için o bal tadı, final kısmında geçerken , bir başka okur için giriş olabilir.
Şiirimin bölümler arasında kopukluk olduğu düşüncesine katılmıyorum . Şiir; giriş -gelişme ve sonuç üzerine kurgulanmaz en azından ben öyle kurgulamam bu şiir ve bütün şiirimin kendi içinde matematiği ve ritm vardır. Bu şiirde bundan ari değildir.
Temcit pilavı benzetmeniz benim şiirimin imgeser yapısı için kullanılabilecek en son benzetmedir. Keza benim her şiirimde farklı birbirinin aynı iki aynı imgeyi bulma ihtimaliniz bulunamaz.
Sürekli yeni buluşlar yoluyla şiiri diri tutarım. Temcit aynı şeylerin tekrarını içerir ki, ben hep yenliklerden yanayım. Şiiri aynı zaviyeden okuyup değerlendirmek zorunda değiliz pek tabii...
Bunun içinde dünyayı anlamlandırma ve okumalarımız çok farklılık arz edebilir. Sizin için anlam ifade etmeyen bir imge benim yaşamımda üstü örtülmüş bir anı olarak şiirlerde yeri almıştır. Şairin şiirleri açımlamak gibi bir sorumluluğu bunmadığını düşünenlerdenim.
Bende sloganik göze parmak sözüm ona toplumcu şiirleri çok beğenmem buna rağmen yazıp okuyana da saygı duyarım. İkinci yeni şiirinin birde Edip Cansever’i var ki, “Umutsuzlar parkı” şiirini anlamak için üzerine doktara tezi yapmak lazım.
Kısacası hocam, ben şiiri bir meteorun atmosferi geçip düşmesi gibi yazdım düşüşünü izliyorum düşerken parçalara ayrılacak herkesin tarlasına bir parçası düşecektir. Herkes payına düşene razı olacaktır. Saygılarımla,
Tülay öğretmenim; söylediklerinin tamamına katılıyorum ve fakat,benim genel anlamda söylemek istediğim şey;imge değil,imgenin sürekli temcit pilavı gibi tekrar edilmesi,bu anlam kargaşası yapıyor,şiir bir şey anlatır,şiir başlığının ne anlama geldiğini biliyorum,ben imla yoğunluğu ile pasajlar arası anlatının şiirlerle ilgisini anlamaya çalışıyorum. Yoksa methiye dizmek işin en kolay tarafı,şiir yolundaki emeğinizi kim inkar edebilir. Elli sonrası tüm şairler bir noktada ikinci yeni akıma katılmıştır,bu bir gerçeklik,defaten söylüyorum,ben imge yoğunluğuna dikkat çektim. Edebiyat adına yorum kattığın değer de ayrıca kutlanası.
Künh, bir şeyin özü, aslı, hakikatidir. İnsana dair bir öz, düz bir çizgide aranamaz.
İnsanın özü, tarihin, zamanın, toplumsal sükutun karmaşasında gizlidir.
Dolayısı ile imge şiir içinde olmazsa olmazdır. Benim kalem dünyamda imgesiz bir şiir anlayışım yok.
Son o beğendiğiniz bölümdeki yalınlığın, bir anlam ifade edebilmesi için öncesinde ağır yükü anlatmak gerekir. Kanımca sadece son kısım kalsaydı künh'den ziyade sadece bir kaçış olurdu.
Şiirimde arınma ve yürüme iç içedir. Ama bakın sizde şiirde bir bölümü beğenmişsiniz.
Şiir akımları içerisinde İkinci yeni şiirine yapılan temel eleştirinin kaynağını imgeli şiirin oluşturduğu şiirler üzerinden yapılmıştır. Cemal Süreya ‘’ Sizin hiç babanız öldü mü ? Benim bir kere öldü kör oldum “ dediğinde hiç kimse ne demek istiyor Cemal Süreya , Babası ölen adam niye kör olsun diye düşünmez çünkü şair bir çocukluk anısında babasıyla yaşadığı anı betimlemiştir. Atillâ İlhan ‘Cinayeti kör bir balıkçı gördü “ derken tabiiki, gözleri görmeyen birinin cinayeti görmediği düşünecek şiir poetikasına sahiptir. Bu şairler Türk şiirine damgası vurmuştur. Turgut Uyar’ın Yokuş Yol’a şiir toplumsal kökleri olan sorunu ele aldığı dönemde burun kıvıranlar şimdi okuduklarından şiire hayranlıklarını belirtmeden geçememektir. Cemal hocam, şiir ve düz yazı arasında fark olduğunu şayet derdimin Bir şeyleri anlatmak üzere kursaydım şiirden uzak durur düz yazı üzerinde yoğunlaşırdım.
2009 yılından beri şiir üzerine imgesel şiirler yazdım. Okumalarında, kendini hemen ele veren şiirlerden uzak kaldım. Yine de bu tarz yazan ve okuyan şairlere saygı duydum. Aynı bakış açısının benim şiirlerime de uygulanmasını dilerim.
Şiiri okuyup alımlama her okur için farklılık arz edebilir okurların eğitim,ideolojik duruşu, değerler manzumesi okuduğu şiirleri anlamlandırmasını başat anahtardır. Sizin final bölümde yaşadığını duygunu doğuşu için şiir kaos üzerine kurulup sonrasında bir umud verişle bitmeside şiirin izleğine dahildir. Tema bu kaosun göç sarmalından çıkışını okura müjdeler.
Şiirim imgesel bir söz varlığıyla çok anlamlılığı hedef alıp her okurun ağzında bir parmak bal tadı bırakmayı hedeflemiştir. Sizin için o bal tadı, final kısmında geçerken , bir başka okur için giriş olabilir.
Tülay öğretmenim ; Temcit pilavı sözüm direkt bu şiir özelinde bir söylem değil,sürekli imge okumak benim kastım,okuyucu şiiri okurken ne anlatıldığını anlamak ister,anlamamış olmayı ifade etmek edebi bir olgu değil mi? Sizin şiir konu biçiminiz kimi ilgilendirir,öz cümle; ben okuyucu olarak : -şair burada şiirde ne anlatmış buna bakıyorum. Şiirin başlığı ile anlatısı arasındaki bağı görmedim.
Bu arada şunu da ifade etmek isterim şiire bakış açım ile; Yaşamın kendisidir şiir,ve oldukça politize bir biçim barındırır, “Karaburunda sevda için,insan için çarpışan Bedrettin yiğitlerinden” bugüne miras kalmıştır bize,süslü başlık bulma veya süslü sanattan da uzaktır Tülay öğretmenim.
Bu arada şunu da ifade etmek isterim şiire bakış açım ile; Yaşamın kendisidir şiir,ve oldukça politize bir biçim barındırır, “Karaburunda sevda için,insan için çarpışan Bedrettin yiğitlerinden” bugüne miras kalmıştır bize,süslü başlık bulma veya süslü sanattan da uzaktır Tülay öğretmenim.
Şiirin başlığı oluş ve yok oluş döngüsü içinde canhıraş bir dövüş atmosferini yansıtıyor izleği veriyor gibi.
Roma arenalarında arslanların önüne atılan kölelerin ölmünü izleyen Kassandra’nın Agemennonun’la birlikte dövüşü izlerken nefes nefese kalışı gibi...
Spartaküs bir köle ve gladyatördür. Kurtuluşu için arenada kralının aç arslanlarını yenip köleliğinden azat olmalıdır. Bunu şair, Kassandra’nın iç sesi gibi şiirde vermiştir. ... Siyah kehribar Çatlağında... Kök salmak körlüğe Ve antik suların gövdesine Çarpıyor yüzümüze rüzgâr. ... Arenada , siyah kehribar geceye ve Spartaküs’i imlerken, antik sular Truva’nın nehirlerini ve donanmasında yelken şişiren kadırgalara ve özgürlüğe kaçışa bu uğurda döğüşürken aldığı yaraları ter tuzunu yaraya dokunduran rüzgara gönderir. ... Yüzleri taşa dönük yığınlar Suskunluk kuşanılmış zırh Soğuk örs Dövüşünde... ... Mazgalların arkasında , ölümünü bekleyenler ‘taşa dönük yığınlar” imgesiyle zırh niyetine suskunluğa bürünerek ölümün soğuk örsünde dövüşe dövüşe , .. Yalın ayak Geleceğin soğuk ışığında Kesik nefeslerle adımlar Avucumda kanayan loş kor. .. Avuçları kan içinde kor gibi kızıl , nefes nefese, yalın ayak, kralın ölüm emrini tıpkı soğuk ışık gibi arenada hisseden kölenin son umudu Kassandıra’nın gözleridir. .. Gidenin bıraktığı boşluk Çoğulluğun yükü değince kemiklerimize Dokunulan sır ürkek bir ten gibi Tutkulu ve çekingen ... Ölüm sırrını da alıp götürecektir. Ve gidenin boşluğu ruh çekilince geriye kemik yığını kalacaktır. Tutku artık çekingen bir Kassandıra gerçeğidir. ... Herkes Uçurumun yamacında Uğuldayan boşluk Kanatların bıraktığı Kuytu ay aydınlığında. Gölgelerde titremesin kalbimiz Kalabalık olmak içimize. ... Gladyatör kıyısına varınca uçurumun, uğuldarken sonsuzluğun sonu gözler son kez Göğe bakarken gögsüne saplı mızrağın kalbe temas etmesi ve arenanın çılgın kalabalığının bağrışlarına karışan ... Genişleyen boşluğun kıvrımında, Gölgesini kendinden gizleyen Yabancı. Pulu dökülen nehre ... Tıpkı hadesin kayıkçısı Kharon gibi, Akıyor gece. ... Yokluğu kuşanmış eşik Ötesi sessizliğe yürürken Körleşiyor tarihin kalbinde sırlar. ... Yok oluşa geçiliyor şairin temasına sızıyor bu imge dünyasıyla.. .... Zirvelere Dumanlı yüksek yalnızlıklara Yaban yamaçlara gidelim.
Yürü...
Ve final Kasandıra’nın iç yalnızlığını yaban coğrafyalara gitme düşüyle bitmiş gibidir.
Tıpkı Truva Filmi gibi. .... Bu şiire çapraz okuma denemesi veren edebiyat defterinin 2009 yılından beri çıtasını yüksek tutan her şiiriyle okurlarını hayran bırakan şairim iyi ki, yazıyor bende 2008 yılında beri üyesi olduğum, şairimi de 2009’dan beri takip ettiğim için çok mutluyum.
Siz hep yazınız ne olur her şiiriniz ödüle layık... Yoksa 1800 üzerindeki şiir nasıl açıklanır ?
Bi’şeyi de anlamış değilim bunu da söylemezsem içim rahat etmeyecek şöyle şiirinize bir gözattım en son 8 ay önce güne getirilmişsiniz sonrasında ise güne gelişiniz tıpkı bıçak kesiği kesilmiş bu anlaşılabilir bi’şey değil gibi duruyor.
Böylesi bir güçlü kalem Defterin dışarıdan takip edilen her şiiri ortalama 500 üzerinde İki günlük süre zarfında bulan kalemin seçki kurulunun gözünden kaçması düşünülemez gibi geliyor zaten.
Benim düşüncem güçlü bi’şair olan Tesbih şairin, şiirinin hakettiği değerin tekrar eskisi gibi verileceği Edebiyat Defterinin böylesi bir şairi kaybetmek istemeyeceği yönündedir.
Bu arada şiirin çözümlemesinin dışına çıkmış gibi gözükebilirim.
Şairin yaşamının şiire dahil olduğuna inanıyorum.
Sevgilerimle🤗📚🖋
Yahya İncik tarafından 11.6.2026 23:08:37 zamanında düzenlenmiştir.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.