1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
30
Okunma

İnsan bazen bir eşyanın içine sığınır. Ben de sana sığındım. Gıcırtına karışan sesinde yılları dinledim. Her ileri gidişinde geleceğe umutlandım, her geri dönüşünde geçmişe çarptım.
Ne tuhaf... Sen hiç yerinden kıpırdamadın ama beni ömrüm boyunca taşıdın.
Bu sandalyede otururken anladım; hayat da senin gibiymiş. Hep hareket ediyor sanıyoruz ama aslında aynı yerde, aynı yaraların etrafında sallanıp duruyoruz. Bir çocukluğa gidiyoruz, bir bugüne dönüyoruz. Bir sevdiğimizin gözlerinde kayboluyoruz, sonra yalnızlığın karanlığına geri çekiliyoruz.
Benim de özlediklerim var sandalye...
Bir daha dönmeyecek insanlar.
Yarım kalmış konuşmalar.
Pencereden içeri dolan eski yaz akşamları.
Ve deniz...
En çok da denizi özlüyorum.
Çünkü denizin bir huyu vardır ...
Kendine benzeyen herkesi çağırır.
Ben kıyısında saatlerce otururdum eskiden.
Dalgalar gelir, ayak izlerini silerdi.
O zaman üzülürdüm.
Şimdi düşünüyorum da, keşke bazı hatıraları da deniz silebilseydi.
Bazı akşamları, ufuk çizgisine bakarken hayatın da orada bittiğini sanırdım.
Meğer hayat bitmiyormuş.
Sadece insanın içindeki bazı limanlar kapanıyormuş.
Çünkü deniz, gitmeyi bilenlerin evidir. Ben ise kalmayı öğrendim. Kalmak bazen cesaret değildir; bazen sadece gidecek gücü bulamamaktır.
Geceleri karanlık çöktüğünde seninle baş başa kalıyoruz. Herkes uyuyor, şehir susuyor. Bir tek sen konuşuyorsun bana. Gıcırtıların, yılların diline dönüşüyor.
Diyorsun ki:
"Geçti."
Ama insan bazı şeylerin geçtiğine inanamıyor.
Bazen kendi yüzüme bakıyorum da.
Yüzümde bana ait olmayan çizgiler görüyorum.
Her biri başka bir yılın emaneti.
Bir kırgınlık alnıma yerleşmiş.
Bir bekleyiş gözlerimin kenarına.
Bir vazgeçiş dudaklarımın kıyısına...
İnsan yaşadıkça değişmiyor aslında.
Sadece içindeki kalabalığı taşımayı öğreniyor.
Ve bir gün geliyor, kendi sesini bile özler hale geliyor.
Bir aşk mesela...
Biter ama gitmez.
Bir insan gider ama sesi duvarlarda kalır.
Bir bakış unutulur sanırsın, yıllar sonra bir sokak lambasının altında yine karşına çıkar.
Ben birini sevdim sandalye.
Öyle çok sevdim ki, onun yokluğunu bile sevmeyi öğrendim.
Şimdi adını anmıyorum.
Çünkü bazı isimler söylenince kanar.
Bazı anılar dokununca dağılır.
O yüzden sessiz kalıyorum.
Sen sallanıyorsun.
Ben susuyorum.
Dışarıda rüzgâr var.
İçimde yıllar.
Ve biliyor musun?
İnsan yaş aldıkça mutlu anılarını değil, eksik kalanlarını sayıyor.
Belki bu yüzden yaşlılar hep pencereye bakar.
Belki bu yüzden deniz kıyıları yalnız insanlarla doludur.
Belki bu yüzden ben hâlâ bu sandalyedeyim.
Çünkü her ileri geri sallanışında, kaybettiklerime biraz daha yaklaşıyorum.
Ve bir gün...
Bu son gıcırtı sustuğunda...
Bu oda karanlığa karıştığında...
Ben de tıpkı senin gibi duracağım.
Ama ardımda küçük bir hareket bırakacağım.
Bir anı.
Bir özlem.
Bir sevdanın gölgesi.
Ve belki birileri, boş kalan bu sallanan sandalyeye bakıp diyecek ki:
"Burada biri yaşamış."
İşte o zaman gerçekten kaybolmuş olmayacağım.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.