0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
87
Okunma

16.yuzyilda Hizan da geçen feqi ve sinemin aşk hikayesi..
Kuşların diline doladı dilini,
Zümrüdüanka’yı duydu bir gece.
Uzaktan belirdi parlayan yıldızı,
Gidecekti durmadan peşinden.
"Beyler, haramdır ilimsiz marifet!"
Diyerek yürüdü vakitsiz viraneye.
Umuduna sürülen gerçekti anladığı,
Yürüdü yasının üstüne.
Gençti, toydu, gerçeği aradı yıllarca,
Beyliği itti eliyle görünce gerçeği.
Hizana düştü yolu, ilmin meclisine,
Âlemlerin rahmeti üşüştü üstüne.
Sinem açtı gönül kapısını ansızın,
Görmemişti böyle bir güzeli.
Aşkıyla yandı geceler boyu,
Ateşler yanmadı bu kadar.
Muhammed giydi gönül tacını,
Karşılıklar ulaştı sessizliğe.
Görünmedi sevgisi bu kadar,
İlla bir kötülük ulaşacak hikayeye.
Sinem hasta düştü aşk ateşiyle yatağa,
Babası zorluk getirdi buluşmaya.
Muhammed’i gönderdi fistan bulmaya Mısır’a,
Zor bir sınav konuldu nasibine.
Günlerce yürüdü, ulaştı Mısır’a,
Buldu kayınbabanın istediği fistanı.
Geri döndüğünde yıkılmıştı dünya,
Sinem çoktan düşmüştü toprağa.
Ağladı Sinem’in başucunda yıllarca,
İçine yürüdü gözyaşları toprağıyla.
Çiçekler açtı o yaşlardan mezarda,
"Sinem çiçeği" denildi adına.
Çok sevdalar böyledir;
Biri girer toprağa,
Biri yaşarken ölür,
Yaşamanın anlamını bulamadan...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.