0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
21
Okunma
Dağların en yücesine gömün beni.
Karın hiç erimediği,
gecenin insanın içine kadar işlediği bir yere…
Öyle bir yer olsun ki
ne şehir yetişebilsin oraya
ne de insanların sahte tesellileri.
Rüzgâr uğrasın sadece mezarıma.
Bir de sessizlik…
Çünkü ben bu dünyada
en çok sessizliğin içinde yoruldum.
İçimde yıllardır taşıdığım şey
bir öfke değildi aslında.
Biriken kırgınlıklardı.
Her “iyiyim” dediğimde biraz daha büyüyen,
her sustuğumda içime çöken şeylerdi.
Dağların en yücesine bırakın beni.
Toprak buz tutsun üstümde.
Cesedim hiç bozulmasın isterim.
Yılan dokunmasın bana,
akrep yaklaşmasın.
Hayat zaten yeterince zehirledi bu kalbi.
Belki bir gün bir yolcu geçer oralardan.
Karın ortasında kalmış bir mezar görür.
Ne ismimi bilir
ne hikâyemi…
Ama yine de hisseder bazı şeyleri.
Çünkü bazı acılar anlatılmaz,
toprağın sessizliğinden bile anlaşılır.
Desin ki kendi kendine:
“Bu mezarın altında
çok sevmiş biri yatıyor.”
Çünkü insanı öldüren kurşun değil bazen,
içine attığı şeyler oluyor.
Ben içime gömdüklerimden yenildim.
Birinin değişmesini beklemekten,
kendimi anlatamamaktan,
geceleri kimse duymadan dağılmaktan yoruldum.
Bir omuz aradım bazen,
başımı yaslayıp susacak kadar huzurlu bir yer…
Ama insan bazı hayatlarda
hep misafir gibi kalıyor.
Ne tam seviliyor
ne tam unutuluyor.
İşte ben de öyle kaldım.
Yarım bir cümlenin içinde,
tamamlanmayan bir hikâyede,
hep eksik bırakılan bir adam gibi…
Şimdi tek isteğim
dağların en yücesinde unutulmak.
Kar örtsün üstümü.
Ayaz nöbet tutsun başımda.
Ve kimse artık
“neden sustu” diye sormasın.
Çünkü bazı insanlar konuşa konuşa değil,
sessizleşe sessizleşe kaybolur.
Gariplere ibret olsun bu hâlim.
Sevenlere bir ders olsun.
İnsan bazen en çok
uğruna öldüğü şey tarafından kırılıyor.
Bir gün adımı duyan olursa da
öyle büyük sözler söylemesin arkamdan.
“Çok yorulmuş” desin sadece…
“Biraz sevgiye, biraz huzura geç kalmış…”
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.