0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
27
Okunma
Dağların ardında kaldı sesin baba,
Bir yel eser şimdi eski harmanlardan.
Kapının önünde duran o kırık iskemle
Hâlâ seni bekler akşam ezanlarından.
Çorak toprağa düşen ilk yağmur gibi
İçime işler yokluğun ağır ağır.
Ben büyüdüm derken eksildim meğer,
Bir oğul en çok babasız kalınca yorulurmuş, anladım yıllar yıllar.
Sen giderken köyün rengi de soldu,
Sanki çeşmeler daha az akıyor artık.
Tandır dumanında yüzün beliriyor bazen,
Bir türkü duyunca içim paramparça, yastığım ıslak.
Hatırlar mısın baba…
Kış gecelerinde sobanın başında
Çatlamış ellerinle portakal soyardın bize.
Dışarıda tipi uğuldarken
Senin sesin güven olurdu evimize.
Şimdi ne soba aynı sıcak yanıyor,
Ne de damdaki kar eski beyazlığında.
Senin “oğlum” deyişin eksik bu dünyada,
Bir insanın ömrü tükenirmiş
Babasının yokluğunda.
Ben hâlâ seni arıyorum baba,
Eski ceketinin kokusunda,
Kurumuş tütün tabakasında,
Bahçedeki ceviz ağacının gölgesinde.
Bir sen kaldın dönmeyen
Bu fani yolculuk içinde.
Anam konuşurken gözlerini kaçırıyor bazen,
Belli ki o da içinden ağlıyor gizlice.
Senin ardından güçlü durmayı öğrendik ama
İnsan alışmıyor baba…
Ne kadar yıl geçse de.
Bayram gelir, içim daralır ansızın,
Mezarlığa giden yollar düşer aklıma.
Bir Fatiha okurken dizlerim çözülür,
Toprak değil sanki
Hasret dolar avuçlarıma.
Derler ya Anadolu’da;
“Baba ölünce evin direği yıkılır.”
Meğer doğruymuş…
Ben hâlâ ayakta görünsem de
İçimde bir yanım enkazdır.
Şimdi geceleri göğe bakınca
En parlak yıldızı sana benzetiyorum.
Belki bir dua olur da ulaşır diye
Adını sessizce fısıldıyorum.
Ey benim alnı nasırlı babam…
Bu dünya senden sonra biraz yetim kaldı.
Ben hangi türküyü dinlesem
Ucunda sen varsın.
Hangi yola çıksam
Bir yanım hep sana dönüyor artık.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.